GÜL’ÜN VE GÜNÜMÜZ DE ENGELLENME


​Geçmişi suçlayanların yaptıklarıyla, kendilerine yapılanlar arasında bir fark görebiliyor musunuz? MHP'nin yaptıklarıyla devamlı AKP'nin yükselmesine neden olduğunu görmüyorlar mı? İki rakip esnafla, iki rakip partinin arasında bir fark görebiliyor musunuz? MHP'nin yaptıkları asgari bu rakiplerin yaptıkları kadar bile değil. İktidar Suriye'ye savaş için meclisi öneri veriyor. Hemen kabul. Niye kabul ediyorsun. Nedeni olmadığın şeyi niye müdafaa ediyorsun. Bırak kim çıkardıysa o temizlesin. Beceremezse Halk yenisini bulur. Başörtüsü diyor hemen destekliyor. Bırak ondan kim oy kazanacaktır? Düşün. Niye oy getirmeyen şeyleri millet ve din diye destek olma gayreti içindesin. Bütün bu yapılanlara "İktidar, MHP yardım etmeseydi, biz bunları yapamazdık" diyor mu? Zamanı gelince halk kendisine de, dinine de sahip çıkar. Siyasiler bu kutsal değerlerden elini çeksinler. Siyasiler, cemideki, hocaların yerini almasınlar. Konuşmaları dünya ve ülkeyi üzerine konuşmalar yapsınlar. Aldığı dini kültürü siyasette kullanmasınlar.

Bu günkü yaşananlara bakar mısınız? Aynen geçmişteki iktidar sahiplerinin güçlerini, başka bir anlayışa bırakmamak için yaptıkları Anayasa çıkışlar gibidir. Aynı zihniyet, günümüzde halk iktidarı sözleriyle yapıyorlar. Nasıl ki, onu yapan zihniyet yok olduysa, bugünkü üçkâğıtçılık zihniyeti de yok olacaktır. O günküler, Laiklik adına yapılıyordu, günümüzde de Din adına yapılıyor. Acaba Hangi dinde, dinin en büyük Bürokrasi makamının zırhlı makam otoları veriliyor?

 Gazetelerde yazı yazmaya başlayalı 7-8 yıla ulaşmış bulunuyor. Bu zaman zarfında yazdıklarımda siyaset adına hiçbir yazı bulamazsınız. Çünkü yeteri kadar siyasetten ve siyasetçiden anlamam. Bunu demekle memleketi ilgilendiren ve halka tepeden bakanlar konusunda yazmadığım anlamına gelmez. 1974'te diyanette göreve başlamış olup 1979 yılında yüksekokulu bitirdim. Bu kurumda aşağı yukarı 18 yıl görev yapmama karşılık ne haç ne de Ümre'ye gidebildim. Niçin bunları yazıyorum. Çünkü Türkiye'de devlette görev alanların birçoğu siyasetle bir yerlere gelmektedir. Yani çoğunlukla hakkı olanlar ve ayak oyunlarını bilmeyenler bulunduğu yerde, emekli olacağı günü beklemekten başka çıkar bir yolları yoktur. Bu nedenle yazımı okuyanlar siyasi algılamasın. Şimdi size, Ali İmran suresinde bir ayet üzerinde düşünmeye davet ediyorum." Yaptıklarından ötürü sevinen, öbür taraftan yapmadıkları işlerden dolayı da övülmek isteyen kimselerin sakın azaptan yakayı kurtaracaklarını sanma! Çünkü onlara o can yakıcı azap gelecektir, " buyrulur. Şimdi Abdullah Gülü, Cumhurbaşkanı olarak seçilmesinde menfi tavır oynayanlar sevinebilirler. Fakat Gerçekten milletin bilmediği fakat kendilerinin bildiği bir hayır varsa tamam, öbür taraftan millet için hayırlı olmadığı halde bu menfi tutumlarından dolayı yine de kötü niyetlerinden ötürü övülmek isteyecekler de olacaktır. Bunlar "kahhar bet duasını hak edenlerdir. Böylece bazı yerlere mesaj vermek istemiş de olabilirler. Hâlbuki bu milletin evladı olduğunu iddia edenler bu millete hayırda yaptıkları işlerle mesaj vermeleri gerekmez mi? Ayette, her iki halde can yakıcı azap olacağı bildirilmeliktedir.

Cumhurbaşkanı niye acilen bir siyasiyi hükümet kurması için görevlendirmiyor. Bu ülke yarına mı, yoksa AKP'nin menfaatine mi?

Cumhuriyet kurulduğu günden itibaren gerçek anlamda demokratik olarak Cumhurbaşkanlarının seçildiğini kimse söyleyemez. Her zaman bu konuda zorluklar çıkarılmış, millet egemenliğini temsil edenlerin seçtirilmemesi için tehdit yapılmaktan bir an geri durmamayı alışkanlık haline getirmişlerdir. Her zaman Milletin seçtiklerini korkutarak bir adım geri çekilmelerine neden olmuşlardır. Fakat ilk defa Meclise baskı yapılmadan milletin temsilcileri insanlar tarafından seçilmesi gereken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,  bu seferde halkın seçtikleri tarafından seçilmesine engel olunmuştur.

Cumhurbaşkanının seçilmesine engel olan (ANAP VE DP)  partileri bu yaptıklarını halka nasıl anlatacaklardır? Bu parti liderleri menfi karar alacaklarına, onun yerine milletvekillerini vicdanlarıyla baş başa serbest bıraksalardı, belki tarihin önünde ve halkın vicdanında hayırlı tesir bırakabilirlerdi. Bırakmadıklar ortada. Çünkü isim ve namları okunmuyor. Bugün onların "partileri ne durumda bilen var mı? Sözünü ettiğim olumlu durum sergilenseydi,  AKP'ye oy verecek olanların birçoğu bu güzel tutumlarından dolayı yukarıdaki partilerden birine oylarını vereceklerdi.
 

Abdullah Gül için güvenilmez deniyor. Dış işleri bakanlığı, Cumhurbaşkanlığından daha mı az gizli bir görevdir. Cumhurbaşkanlığı sadece içeriye dönük, bürokrasi atamalarda etkili  bir görevdir.

 Günümüze gelindiğinde Askeri ve Eski anlayış Bürokrasi anlayışı etkisini kaybetmiş, onun yerine daha dindar bir anlayışla ortalığa başka bir zihniyete sahip bürokratlar meydana gelmiştir. Su, döküldüğü kabın şeklini aldığı gibi, devlet görevlileri de iktidarın kabına uygun hale dönüşmüştür. Ama bir türlü sadıklar safını oluşturamamışlardır. Bu anlayışa sahip olmayanlar ne kadar birikimli olsalar da, bir yerlere gelebilmek için münafıkça davranmak zorunda kalmışlardır. Önceden ülkeye bir grup yön verirken şimdi Tek kişi yön vermeye başlamış, bu da kişilik sahibi insanların psikolojisini yeterince bozmuştur.

Cemal Çalışkan

 

 
Sende yorum yap, katkıda bulun ve görüşünü paylaş!
  • Blogger Blogger'da Yorumla
  • Facebook Facebook'da Yorumla
  • Disqus Disqus'da Yorumla

Hiç yorum yok :


Son Fotoğraflar

Bozkır Siyaset Haberleri

[Siyaset][bleft]

Bozkır Mahalle Haberleri

[Mahalleler][twocolumns]

Bozkır Eğitim Haberleri

[Eğitim][threecolumns]

Bozkır Dernek ve Vakıf Haberleri

[Dernek ve Vakıflar][twocolumns]

Bozkır Etkinlikleri

[Etkinlikler][grids]

Bozkır Sağlık Haberleri

[Sağlık][list]
.