Recent Comments

MAHZUN KUBBELER KIRGIN MİNARELER


Ali Dutal

         Diyanet İşleri Başkanlığımız Ekim ayının ilk haftasını "Camiler Haftası" olarak ilan etmiştir. Bu hafta yapılan etkinliklerde camilerin toplum hayatındaki yeri, önemi anlatıldı ve hiçbir yararı olmadan yerini başka bir haftaya bıraktı. Camilerimiz her zaman olduğu gibi yine mahzun ve kırgın kalacak!

          Öyle ya camilerde cemaat olmadıktan sonra süslü sözlerin, ihtişamlı mekanların insanlar üzerinde bir etkisi olmaz! İnsanlar üzerinde etkili olan süslü sözler, ihtişamlı binalar değil; emektir, eğitimdir, gözyaşıdır ve en önemlisi maneviyat ehli imamların çoğalmasıdır.

         Yok öyle camilerin girişlerine birkaç süslü söz içeren afişlerin asılmasıyla camilere cemaat gelmez! "Geç Gelme Genç Gel" ne kadar da güzel ve anlamlı bir söz değil mi? Çocuklarımıza dinimizi öğretemiyorsak bu sözlerin bir anlamı olmaz, camilerimizin boş kalması kaçınılmaz olur.

         -İlle de eğitim ille de eğitim; eğitim olmadan camiler doldurulamaz! İlk önce de imamların eğitimi; imamları eğitmeden bu iş olmaz hele hele günümüz imamlarının kahir ekseriyetiyle bu iş hiç olmaz!

         Caminin altında, bahçesinde, yakınında ikamet ettiği ve evinde olduğu halde izinliyim diye camiye cemaate gelmeyen imamlarla bu iş hiç olamaz. Bu İslam'ın ruhuna aykırıdır. Caminin, cemaatinin önemini, camiye gelmemenin mesuliyetini en iyi bilen imamlar bunu yaparsa diğer insanlara ne denilebilir ki?

         -Bilmem ki kime ne diyeyim kime ne söyleyeyim; dert büyük derman uzak!

         Dev apartmanların arasında kalmış minareler ışık yanan pencerelere bakar dururlarda birkaç kişiden başka camiye gelen olmaz! Camiler boş hatta bomboş! Zannetmeyiniz ki Cuma günleri camileri görüp camiler her vakit dolup taşıyor. Cuma günü camiye gelen cemaatin üçte ikisi imam selamı verir vermez hurra kapıya koşuyorlar!

         -İnanın içler acısı! Sanki cami onları sıkıyor; hutbe okunurken bile telefona bakanlar,  oyun oynayanlar hatta film seyredenler!

         -Şaka gibi değil mi? Şaka değil; gerçek hem de acı gerçek!

         -Geldiğimiz bu vahim durumun suçlusu kim?

         Suçlusu sen, ben, o, bu, şu; kısaca hepimiz!

         Çok abartıyorsun, camiler dolu diyebilirsiniz. Sizi çarşı içindeki camiler aldatmasın; mahalle camilerinde cemaat çok az; olanlarda yaşlılar. Riya olmasın namazlarımı özellikle de yatsı ve sabah namazlarımı camide kılmaya gayret ederim; ben yaşlandım hala cemaatin en gençlerindenim. Yani, yani şu; aşağıdan cemaat gelmiyor; gençler gelmiyor!  Geçenlerde bir mahalle camisinde Allah (cc) kabul etsin, yatsı namazını kıldım. İmamın dışında bir cemaat vardı, daha sonra bir çocuk geldi. Namazdan sonra "hocam cemaatiniz bu kadar mı" dedim; hoca, "birkaç kişi daha var", dedi. Oysa ki caminin çevresinde evlerde çoktu.

         Ben onu bunu bilmem hiç iyiye gitmiyor ve üzerimize düşen sorumluluklarımızı da yerine getirmiyoruz. Hakkı hak sahiplerine teslim etmek gerekirse çok güzel, kubbeli, yüksek minareli camiler yapıyoruz. Yanlış anlaşılmasın camii yapılmasın demiyorum; ancak, ileride içine gezi amaçlı insanların geleceği camiler olacaksa yapılan camilerin hiçbir anlamı olmaz. Avrupa'da dev kiliseler sadece gezicilere hizmet vermekte; yani, müze konumundadırlar.

         Olmaz olmaz demeyin; neler oluyor neler; bugün dün olmadan yarını bugün yapalım ve unutmayın huzuru mahşerde hesap çok zor!

         Selam ve saygıyla.

Google News Takip Et
Gelişmelerden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz? ’te Bozkır Haber'e abone olun.
Google News Takip Et
Son dakika gelişmelerden anında haberdar olmak için WhatsApp haber kanalımıza katılın.
Etiketler

Yorum Gönder

0 Yorumlar
* yapılan yorumlar denetlendikten sonra yayınlanmaktadır.