İBNİ TEYMİYE ve SAİDİ NURSİ


​İbni Teymiye görüş ve davranışları yönünden Said'i Nursi'ye benzer yönleri olan bir alimdir. hem âlim hem de Moğollara karşı cephede savaşmış bir kahramandır. Bu yönüyle Ruslara karşı savaşan Said'i Nursi'ye benzemektedir. Ayrıca İbni Teymiye dönümünde bidat ve hurafelere karşı mücadele yapmış, yanlış tarikat inançlarına karşı savaş açmıştır. bu nedenle tasavvuf büyüklerinin düşmanlığını üzerine çekmiştir. Orijinal görüşleri ve selefinin görüşlerini esas aldığından dolayı fitne çıkardığı kaygısıyla yöneticilerin hışmına da uğramış, bu yüzden son nefesini hapishanede vermiştir. Said'i Nursi döneminde imansızlığa karşı ve materyalim karşı İmanın mücadelesi vermişti. Müslümanların maddecilik dolasıyla imanlarını korumaları üzerinde durmuştur. Birisi dinin esası olan İmanı önceliklerken diğeri de dini bozmak isteyenlere karşı Batıl amel isleyenlerle mücadele yapmıştır. İbni Teymiye Mücadeleci ve cihatçı âlimlerin son silsilesidir.

Müslüman olan Moğol kralı Gazanın huzuruna ilim adamlarını temsil çıktığında "Babanız dediniz kâfirdi fakat senin yaptığını yapmadılar" dedi. Sofra kurulunca da sofraya yanaşmadı Nedeni sorulduğunda " Nasıl yerim, siz halkın zorla aldığınız mallardan yaptınız." Gazan bu kadar cesur adam görmedim diyerek Müslüman ve diğer esirleri geri verdi. İbni Teymiye 61 h.  Urfa dolayında doğmuş olup Moğolların işgaliyle Suriye Şama göç etmiş, ilim sahibi bir aileye mensup olup ilk ilmi babasından öğrenmiştir. 21 yaşında babasını kaybetmiştir. Hurafelerle mücadelesi sonucu Mısır hapishaneleriyle genç yaşta tanışmıştır. Mısırda hapishanedeyken annesi üzülmesin diye hapiste olduğunu bildirmemiş sevgi dolu mektuplar yollayarak annesinin gönlünü şen tutmuştur. İbni Teymiye İşlek bir zekâya, güçlü bir hafıza ve bir de analitik mantığa sahipti. Hambeli mezhebi tahsil etmesine karşı, kendisi bir ekol kurmuş, dört mezhepten ayrılan görüşleri vardır. Derslerini seçkinler diğeri de halka dair dersler vermiştir. Derslerinde taklitçilikten uzak ve selefi örnek almıştır. Mısır'da âlimler kendisini suçlayarak muhakeme etmek istemişler, o da kendisini kimin muhakeme edeceğini sorduğunda, aralarında hasımı olan birinin yapacağını söylemişlerdir. İbni Teymiye de "Benim hasmımsın. Nasıl hakkımda hüküm vereceksin" demiştir. Sonunda hapse girmesine hükmedilmiştir. Bir sene sonunda, âlimler haksızlık yaptıklarını anlayarak bir araya gelip hapisten çıkarmışlardır.

Muhiddin'i Arabi, vahdeti vücut felsefesinin öncülüğünü yapıyordu. Birçok müridi de vardı. İbni Teyme ise, bunlara tamamen karşıydı. Bu nedenle mücadeleleri olmuştur. Bu dönemde tasavvufta nefis terbiyesinin doruğuna ulaşanlar, Allah'ın zatıyla birleştiklerini iddia etmişlerdi. Böylece mükellefiyetten kurtuldukları iddia ederek, ibadet yapmıyorlardı.  İbni Teymiye peygamberde olsa, hiçbir kul Allah'a ibadet etmekten muaf olamayacağını söylemiş, İbadet edilecek ve medet umulacak makamın Allah olduğunu söylemiştir. Yapılan şikâyetten dolayı kendisine ya İskenderiye, ya memleketi olan Şama, ya da hapis yatması istemişti. İbni Teymiye hapsi tercih etti. Çünkü gittiği yerlerde fikir beyan etmesi yasaklanıyordu. Oda konuşmayacaksam zindan daha hayırlıdır dedi.

Özgürlük, ülkeler arası gidip gelmek değil, fikir ve vicdan özgürlüğü olduğunu savunmuştur. Bazıları hapis yerine göz hapsini önerdi. Diğerleri devlet ancak hapishane denilen bir yere razı olur "dediler. İbni Teymiye, boşanmaların yemin gibi kullanan insanları görmüştü. Allah'a yemin ettikleri şekliyle çok kimse tarafından kullanılır olmuştu. Yemini yerine getiremeyen kimse, ya köle azat edecek, ya on kişinin karnını doyuracak ya da üç gün oruç tutacaktı. Talakı yemin konusu yapan kimse ise, ailesini boşamaktaydı. Bu durum ibni Teymiyeyi ürkütmüştü. Bunun üzerine kitaptan ve sünnetten bir delil aramaya başladı. Öncekilerde bunu açıklayan bir şey bulamadı. Bu konuda boşanmayı yapan kişinin niyetinde boşama yoktu. Yemin kastı vardı. Talakla yemin edenin karısının boş olamayacağı fetvasını verdi. Nakillerle kendi görüşünü destekledi. Ay halinde eşini boşayan kimseye efendimiz izin vermemişti. Ancak temiz halindeyken boşayabileceğini söylemiştir. Ayetlerden yola çıkarak talakın aynı anda üçünün kullanılmasını doğru bulmadı. Böyle bir durumda ancak bir talak gitmiş olurdu. Talak iki defadır. Üçüncüsünde ya iyilikle tutarsın ya da iyilikle salı verirsin, bilgisi veriliyordu. Yönetim kendisinden dört mezhebin haricinde görüş ileri sürmesini yasaklamıştı. Fakat o her halükarda kendi görüşünü bildirmeye devam etti. Dinin küçülmeyi kabul etmediğini söyleyerek, Hak bildiği yolda yürümeyi sürdüreceğini bildirdi.

İbni Teymiye Salih zatların mezarlarını ziyareti yasaklıyor, hatta efendimizin kabri ravzayı mutahharıyı ziyareti de doğru bulmuyordu. Hz. Hasan dedesini ziyaret eden birisini gördüğünde şu hadisi okumuştu. Benim kabrimi ziyaretgâh edinmeyin. Bana salavat getirmekle yetinin. Ölüm yatağında Ayşe validemize " Allah Yahudi ve Hristiyanlara lanet etsin. Onlar peygamberlerinin kabirlerini mescit haline getirdiler" buyurdu. Bu görüşleri ileri sürerek Salih zatların kabirlerini medet niyetiyle ziyaret etmenin dinen doğru olmadığını savunuyordu.,

Cemal Çalışkan

Yorum yaparak görüşlerini ilet
  • Blogger Blogger sistemiyle yorum yap
  • Facebook Facebook sistemiyle yorum yap
  • Disqus Disqus sistemiyle yorum yap

Hiç yorum yok :


Son Eklenen Fotoğraflar

Tüm Fotoğraflar

Bozkır Siyaset Haberleri

[Siyaset][bleft]

Bozkır Mahalle Haberleri

[Mahalleler][twocolumns]

Bozkır Eğitim Haberleri

[Eğitim][threecolumns]

Bozkır Dernek ve Vakıf Haberleri

[Stklar][twocolumns]

Bozkır Etkinlikleri

[Etkinlikler][grids]

Bozkır Sağlık Haberleri

[Sağlık][list]