​"Yediğimiz kul hakları ve yaptığımız zulümler sevdiklerimize gelerek bizi o ateş yakacaktır."


    Çok az insan yaşadığı günlerde başına gelenlerin hesabını yaparak yaşar. Bu nedenle insanlığını geliştirir, olgunlaşır. Kimisi geminden boşanmış bir aygır gibi azgınlıkla yaşamaya, gülsüzleri ezmeye, insanların hakkını yemeye devam eder. Ta ki bir kazaya kurban gidince farkını varır. Ama onun için her şey bitmiştir. Bunu gören yakınları bile bu olaydan ibret almazlar. Niye bu bela başına geldiğine şaşırıp kalırlar. İnsanların başına gelen kötülükler kendi elleriyle yaptıklarından diyor, Kerim Kitabımız.



    Eceli kaza Sözlükte: Mutlak vakit, belirlenmiş zaman veya muayyen bir müddetin sonu anlamına gelir. Dini literatürde ise, Allah tarafından her canlı için önceden takdir edilen hayat, yaşam süresi ve bu sürenin sonu olan ölüm vakti demektir. Kuran Kerim ayetlerinde "Ecel " çeşitli anlamları kapsar. Kuranda ecel 34 yerde geçer. Ecel sözcüğü, İtikadı Mezhepler arasında ihtilaflıdır. Ecelin uzayıp kısaldığı, uzamadığı konusunda tartışmalar olmuştur. Benim de okuyup öğrendiklerim ve inandığım "eceli kazayla" gelen ölümün uzayacağı veya kısalacağı yönündedir. Eceli müsemmanın ise, uzayamayacağı ve kısalmayacağı yönündeki tezini savunan mezheplerin görüşü yönünde bulunmaktadır. Ecel, hem insan için hem de toplumlar için hem de içinde yaşadığımız evrenimiz için de geçerlidir. Şahit olduğumuz dört mevsimde yaşananlar bunlara örnektir.

     Yaşayanların, doğanların, doğacak olan ve olacaklar hakkında bilgileri olduğu halde, hatta elde edilen maddi ve manevi bilgiler ışığında daha fazlasının bilinmesine karşı, ölümlerin ne zaman ve nerede olacağı konusunda bilgilerimiz yok veya çok azdır. Bu nedenle doğacaklar için hazırlık yapıldığı halde, ölecekler için hazırlık yapılmamakta hatta çok azımız ölçeğimizi aklını getirmektedir. Çünkü doğum peşinle satılan mal gibidir. Ölüm ise veresiye satılan mala benzer. Bu sebeple veresiye satılan mal alanın karakteriyle yakından ilgilidir. Verdiği sözü tutanlar olduğu gibi tutmayanlar da vardır. Allah insanları yaratmadan önce, onların rızkını anne rahminde cenin halinde yaratıyor, kaderini takdir ediyor. Başımıza ne geleceği hepsi Yaratıcı tarafından kaderleri levh-i mahfuzda yazmıştır. En sonunda insan, beden ve ruh mükemmeliyetiyle dünyaya geliyor.

      Ölüm ya eceli kazayla ya da eceli Müsemmayla insanın başına gelir.  Eceli müsemma üzerinde insanın etkisi olmasa da, eceli kazayı uzatmak veya kısaltmak mümkündür.  Kur'an'da" Eceli müsemma için bir saat ne öne alabilirsiniz, ne de bir saniye tehir edebilirsiniz" buyrulmaktadır. Fakat yazımın devamında açıklanacağı gibi insanların yaptıkları Salih ameller, verdikleri sadakalar yaptıkları dualar yerine getirdikleri sıla-i rahimler eceli kaza ile ilgili ömürleri artırabileceği ve azaltabileceği yönünde dini ilimlerde bilgiler vardır. Peygamberimizin döneminde yaşanmıştır. Peygamberimize bir genç gelip "filan kızla kendisini evlendirmesini" ister. Peygamberimiz buna onay vermez. Gencin ömrünün az kaldığı kendisine ilhamla bildirilir. Gencin ısrarı sonucu istediği kızla efendimiz evlendirir.

       Peygamberimiz, gerdek gecesi sabahı evlilerden kendisine haber getirilmesi için bir haberciyi gönderir. Gelen haberde, damat ve gelinin hayatta olduğu bildirilir. Hemen Peygamberimiz damat ve gelinin bulunduğu eve gider. Yattıkları yatağı kaldırır. Bir yılanın yatağın altında uyuduğunu görür. Bu yılan tarafından gencin zehirleneceği bilgisi kendisine verilmişti. Gerdekten önce ne yaptıklarını sordu.  Kendilerine verilen yiyeceği kapıya gelen bir fakire verdiklerini söylediler. Peygamberimiz "işte sizin ömrünüzü bu verdiğiniz sadaka uzatmıştır" dedi. Verilen sadaka, yapılan Salih ameller kişinin ömrünü uzattığını, yapılan dualarla kazalara engel olduğu açıklandı.  Bu nedenle ağzını hayırla aç ki, başına hayır gelsin demiş atalarımız.  Kuranda bu konuda kıssalar anlatılır. Yıkılan devlet ve toplumların nedenleri anlatılır. Yapılan azgınlıkların yapanların başına geleceği uyarısı yapılır. En ibretli hikâyeler geçmişte yaşananalardır. Tarihte bunca yaşanmış hikâyeler vardır. Allah kendisine karşı günahların cezasını ahirete bırakacağını " anne-babaya ve yenilen kul haklarının cezasını dünyada vereceğini bildirmektedir. İnsanlardan aldığımız hayır dualar, verilen sadakalar biz nerede olursak olalım karşımıza çıkmakta kazalara engel olmaktadır. Dualar bize ruhsal yönden de güç vermektedir.

 Hiçbir şey dünyada kaybolmaz. Yeri ve zamanı gelince başımıza gelir.



          Allah durağan bir varlık değildir. Rahman süresinde 29 "Göklerde ve yerde bulunan herkes Ondan ister. O, her an yaratma halindedir" buyurur. Böylece İnsanlar iyilik dilemeli ki, Allah onların başına "hayır" yaratsın. Azgınlar kendilerini güçlü gördükleri anda düşüşe geçerler. Güç, zulüm yapma aracı olarak kullanılmamalıdır. İnsanlardan aldıkları beddua onları yakacaktır.  Hadiste" Ey âdemoğlu! Sana yetecek kadar mala sahip olduğun halde sen, yine azdıracak şeyler peşinde koşuyorsun. Ey âdemoğlu! Ne aza kanaat ediyor, ne de çokla doyuyorsun. "buyrulur.  Dine inandıkları halde, dine uygun bir hayatı yaşamadığımız belli olmuyor mu? Yediğimiz kul hakları ve yaptığımız zulümler sevdiklerimize gelerek bizi o ateş yakacaktır.

Haberi Yorumlayın:

0 yorum yapıldı.