SİYASİ TIRPAN DUR DEMEK GEREK…


Bu ülkenin kaderi kaos ortamlarından beslenen bir siyaset olmamalı diyoruz ama maalesef hepte öyle oluyor.
Özellikle Recep Tayyip Erdoğan'lı siyaset hep mağduriyet ve kaos ortamlarından beslenerek geldi. Bu gün  ülke gene böyle bir kaos ortamıyla karşı karşıya.
Partinin kurucu başkanı olmuş olmasına rağmen, Cumhurbaşkanı olan bir kişinin, delege oylarıyla genel başkan, %50 oyla başbakan olan bir kişiyi baskıyla görevi bırakmaya zorlaması ne siyasete ne demokrasiye uymayan bir hal şeklidir.
Bu gün itibariyle adı, planı programı şekli belli olmayan bir başkanlık, parantez içinde bir dikta rejime yol aldığımızın resmi açıkça ortaya çıkmıştır.
Parti delegelerinin ve halkın iradesi hiçe sayılmıştır, "Kimin oy verdiği, kimin seçtiği önemli değil ben ne dersem o olacak" denilmiştir.
Bu görüntü de ülkede kaos ortamı ve mağduriyet siyaseti getirecektir. Önümüzdeki günlerde bu dönemdeki yapılan olumlu işlere ses çıkarılmayacak ama olumsuz ne varsa Ahmet Davutoğlu'na mal edilip "Bizi dinlemedi" denilecektir. Hatta günümüzün modası "Paraleciydi" denilecektir.
Ahmet Davutoğlu ilk genel başkan aday olduğu zaman ki köşemde "Ahmet Davutoğlu kendi iradesiyle aday olmadı, atama aday oldu" diyerek bu işin gidemeyeceğini ifade etmiştim. Öylede oldu.
DAVUTOĞLU CEPHESİNDEN BAKINCA….
Ahmet Davutoğlu bilgi birikim değeri çok yüksek kıymetli eller ve kaliteli bir ocakta yetişmiş bir kişiliktir.  Kalitesi hiçbir zaman tartışılmaz. Fakat sebebini bizim bilemediğimiz bir şekilde genel başkanlık ve başbakanlık makamında kendi iradesini ortaya koymada çekimser kaldı.
İlk genel başkanı adayı olduğu zaman başbakan olacağı da belliydi kaleme aldığım 22 Ağustos 2014 tarihinde www.mchaberajansi.com haber portalında 11 soruluk köşe yazımın sonunda; "Kamuoyunun düşündüğü gibi uydu emireri bir başbakan değil iradesiyle hareket edip gerginlikleri ortadan kaldıran uzlaşmacı ve toplumsal, adaletin tecelli ettiği bir başbakanlık istiyoruz Ahmet Davutoğlu'ndan."  Diye yazmıştım.
Maalesef Ahmet Davutoğlu istediğimiz bu iradeyi ortaya koymada çekimser kaldı, Parti delegelerinin seçtiği genel başkanlığı, %50 iradeyle gelen başbakanlığın verdiği gücü kullanamadı.
Başbakanlığı döneminde yapılan onca hukuksuzluklar karşısında, zulüm operasyonları karşısında vicdanen rahatsız olduğu inancındayım. 17-25 Aralıkta ortaya çıkan pislikler sonrası dünyevi tamahlarını siyasi malzeme yapılmasına da gönlü hiç razı olmadı. Konuşmalarında ki çıkışları ve bazen de konuşurken yüz mimikleri bunu hep gösterdi. Aynı teşkilatta yetişmiş biri olmam, Konya'lı bir hemşerisi olmam bunu açıkça hissettiriyordu.
Dost sohbetlerinde siyasi istişarelerimizde bunu hem dile getirmişimdir. "Artık kendi iradesine dönmesi masaya yumruğu vurması gerekir" demişimdir.  Ama olmadı…
Ben inanıyorum ki, Ahmet Davutoğlu yapılan hukuksuzluklar, baskılar, zulümler karşısında yüksek iradesine başvursaydı, "Ben parti delegelerinin iradesiyle genel başkan, halkın iradesiyle başbakan oldum. Ülkenin %50 oyu ile iktidar oldum. Saygım hürmetim büyüktür ama görev benimdir, başbakan benim, genel başkan benim" diyebilseydi ülke bambaşka olurdu. Baskıcı unsurların da önünü keserdi. Büyük bir kitlede bunu bekliyordu. Ama olmadı…
Fakat genede geç değil. Siyasette saatler bile uzun bir süre. Hazmedemeyenlere inat millet iradesi aslında Başbakan Davutoğlu'nun arkasında. Millet iradesi sessiz tuttuğu çığlığında "Silkelen, kendine gel Başbakan Ahmet Davutoğlu biz seninleyiz. Hak bizimle" diyor.
Belkide olur…
KONYA'LILARA DA SÖZÜMÜZ VAR!...
Konya büyük bir değerinin tırpanlanmasına seyirci kalacak mı?
Görünen köy kılavuz istemez. Aslında şu ana kadar görünen duruş Ahmet Davutoğlu'nun yanında olmadı. Konya'lı, Genel Başkan ve Başbakan Davutoğlu olmasına rağmen hala Erdoğan'ın yanında oldu. Konya, Davutoğlu başbakan olduğu gün genel merkez önü dolması gerektiğini ifade ettiğimizde ne gerek var denildi. Şuanda da Konya'lıların sesi çıkmadığı görülüyor. Önümüzdeki zaman ne gösterecek bilmem ama yapılması gerek Davutoğlu'nun yanında olup yüksek tepki göstermek olmalı.
Konya, Karaman milletvekilleri, il ve ilçe yönetimleri, Konya, Karaman kökenli, hatta İçanadolu kökenli milletvekilleri, il ilçe yönetimleri ve partili, partisiz seçmenler en üst derecede tepki vermeli, siyasi tırpana, bu haksızlığa, hukuksuzluğa dur demeli.
Biz değerlerimize sahip çıkmazsak kimse sahip çıkmaz.  
Sende yorum yap, katkıda bulun ve görüşünü paylaş!
  • Blogger Blogger'da Yorumla
  • Facebook Facebook'da Yorumla
  • Disqus Disqus'da Yorumla

Hiç yorum yok :


Son Eklenen Fotoğraflar

Tüm Fotoğraflar

Bozkır Siyaset Haberleri

[Siyaset][bleft]

Bozkır Mahalle Haberleri

[Mahalleler][twocolumns]

Bozkır Eğitim Haberleri

[Eğitim][threecolumns]

Bozkır Dernek ve Vakıf Haberleri

[Dernek ve Vakıflar][twocolumns]

Bozkır Etkinlikleri

[Etkinlikler][grids]

Bozkır Sağlık Haberleri

[Sağlık][list]