UÇURUMUN GIYISINDAN UMUDA DÖNÜŞ


Ali Dutal
         Son bir buçuk yıldır paylaştığım yazılarımda ülkemizin hiç olmadığı kadar emperyalist kuşatma altında olduğunu; kendimizi nasıl tanımlarsak tanımlayalım, emperyalistlere ve yerli işbirlikçilerine karşı birlikte omuz omuza mücadele edilmesinin gerekliliği üzerinde durdum. Ülkemiz insanının içinde yaşadığı milli ve manevi durumu dile getirmek maksadıyla 2014 yılında "Felaketin Eşiğinde Umudu Düşledim"  adıyla bir kitabımda karınca kararınca gelinen duruma ilişkin kaygılarımı, çözüm önerilerini sade bir dille açıklamaya çalıştım.
         15 Temmuz 2016 gecesi ülkemiz büyük bir felaketin eşiğinden Hz. Allah'ın yardımı, halkımızın büyük direnişi, emniyet güçlerimizin mücadelesi, siyasilerin, sivil toplum örgütlerinin dik duruşu sayesinde döndük. Hz. Allah'a ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu öyle sıradan üç beş tane hayalperest subayın darbe girişimi değildir. Yukarıda ifade ettiğim gibi büyük bir emperyalist kuşatmanın tezahürüdür.
         Bu kalkışmasının amacının ülkeyi yönetmek için değil; ülkemizi yönetilemez hale getirmek ve ülkemizi iç savaş ortamına çekmek için olduğunu; bugün itibariyle başaramasalar da bunu gerçekleştirmek için çeşitli yolları da deneyeceklerini düşünüyorum. Hz. Allah'ın izniyle, milletimiz bu birlik beraberliği gösterdiği sürece başaramayacaklardır.
         Şehit olan tüm kardeşlerimize Yüce Rabb'imden rahmet, yakınlarına, tüm milletimize baş sağlığı diliyorum.
         İnsanını tarayarak, bomba atarak hunharca katleden bu canilere; bunların arakasındaki kişi ve güçlere, her ne şekilde olursa olsun bu ihanete sebep olanlara lanet etmeyeceğim; çünkü, içinde bulundukları lanet durum kendilerine yeterde artar. Yüzlerce ocağa ateş düşüren vicdansız, alçaklar…
         -Bu kin niye bu düşmanlık kime?
                İnanın düşünüyorum, taşınıyorum bir türlü cevabını bulamıyorum. Yüce Rabb'im ülkemizi ve insanımızı bunların şerlerinden korusun. Bu ne gözü dönmüşlük, bu ne cinnet hali, akıl alır gibi değil!
         -Ya Allah aşkına, şu üç günlük dünya için değer mi?
         -Kimseye acımıyorsunuz anladık da; kendi karınıza, çocuğunuza, ananıza, babanıza da mı acımıyorsunuz?
         Yazıklar olsun!
         Yazımı okuyan dostlarımdan tek istirhamım bunları asla ve asla dini bir cemaat olarak nitelendirmeyiniz ve dinimizle ilişkilendirmeyiniz. Bunların yaptıklarının İslam'la hiç alakası olmadığı gibi insanlıkla da alakası yoktur.
         Bu olay karşısında halkımızın, özellikle Ankara ve İstanbul'da yaşayan vatandaşlarımızın silahların, bombaların altında canı pahasına gösterdiği destansı takdire şayan direnç, milli duruş bende umutların yeşermesine neden olmuştur. Felaketin eşiğinde düşlediğim umudumun gerçeğe dönüştüğünü hissediyorum.    "Dün dündür bugün bugündür" demesem de; dün acısıyla unutulmamak, ders çıkarmak ve her türlü tedbir alınmak üzere geçmiştir. Dün geçmiş olsa da iç ve dış düşmanların düşmanlıkları geçmeyecek, azgınlıkları daha fazla artacaktır. Hak ile batılın savaşı kıyamete kadar devam edecektir.
         Bugüne gelince; bugün yarınlarımızın huzuru, barış içinde geçmesi için çok önemlidir. En önemlisi milli ruhun, milli birlik beraberliğin tavan yaptığı bu günlerin yarına, yarınlara taşınmasıdır. İnanın bu birlik beraberlik ancak savaş dönemlerinde olur. Milletimizin, Güneydoğu illerinde yaşayan vatandaşlarımızda dahil olmak üzere bu kadar bütüncül hareket ettiğini görmedim. Bu çok çok önemli bir olay; ihanet ne kadar üzücüyse bu durum da ondan daha fazla sevindiricidir. Bu birlik beraberliğin terör örgütleriyle olan mücadelede de çok etkili olacağını düşünüyorum. Birlik beraberliğimizin dumura uğramaması için başta devleti yönetenler olmak üzere herkes sorumluluğu nispetinde üzerine düşeni yapmak zorundadır.
         Sağlanan bu toplumsal barışın devamı için en büyük sorumluluk başta cumhurbaşkanımız, başbakanımız olmak üzere siyasi iktidara düşmektedir. Yaşanan bu zor günlerde cumhurbaşkanımız, hükümetimiz en önemlisi devletimizin yanında yer alan vatandaşımız her türlü ayrımcılığa maruz bırakılmamalıdır. Sosyal barışın, huzurun teminatı olan adaletin tesis edilmesine azami derecede titizlik gösterilmelidir.
         Milli birlik beraberliğe tarihimizde hiç olmadığı kadar ihtiyacımız olduğu şu günlerde devlet gücünü elinde bulunduran siyasi irade; tutum ve davranışlarında sosyal barışın tesisi için gayret etmesi gerektiği gibi bazı emir ve talimatlarında amir konumunda bulunan kişilerin sosyal barışı özellikle de kurumsal barışı bozmasına sebebiyet vermemelidir.
    Yaptığımız tüm işleri, Hz. Allah'a hesap verebilirlik ölçüsü içerisinde yapmanın gayreti içerisinde olmalıyız. Hiçbir şey baki değil; er ya da geç hesap günü gelir, çatar; herkes huzuru mahşerde Yüce Allah'a yaptığı her işin hesabını verecektir. Hesaba çekilmeden kendimizi hesaba çekelim.
    Elbette ki bu ihanetin, alçaklığın bedelini ihanet sahipleri ödemelidirler. Ancak, kuruların arasında yaşların yanmaması için azami titizlik gösterilmelidir. Bu adaletin gereği olup yanarsa yansın demek adaletin ruhuna sığmaz.  Ülkemiz insanının huzur içerisinde yaşaması için en temel olgu adalettir. Adalet duygusunu toplumun tüm bireylerinde etkin kılmalıyız.
    Bir devletin geleceği için en büyük tehlikelerden birisi; toplumu oluşturan bireylerde "adalet duygusunun" ortadan kalkmasıdır.
    İnsanlar, menfaatine uygun gelen her türlü haksızlığa, haklılık gerekçesi buluyor; devleti yönetenler de yapılan haksızlığı engellemiyorsa o toplumda, toplumsal barıştan söz edilemez.
    Hakka, hukuka uygun olmayan uygulamalar; toplumda mutsuz, umutsuz ve huzursuz bireylerin çoğalmasına yol açabilir. Huzursuz toplumun yansımaları en çok devleti yönetenleri ve dolayısıyla devletin geleceğini olumsuz etkileyebilir. İnsanların devletine olan güvenine de büyük zarar verebilir.
    Hele hele adalet duygusu; kendini Müslüman, hatta dindar olarak tanımlayan insanlarda ortadan kalkarsa, bu çok daha büyük felaket olur. Çünkü, adalet duygusunun yok olması "Allah Şuuru"nun ortadan kalkmasının sonucunu doğurur. Yüce Allah (cc) Maide Suresinde "Bir topluma olan kininiz, sakın ha adaletsizliğe itmesin. Adil olun…" buyurmaktadır.
         Yarınlarımızın daha huzurlu olması temennisiyle selam ve saygılar.

Yorum yaparak görüşlerini ilet
  • Blogger Blogger sistemiyle yorum yap
  • Facebook Facebook sistemiyle yorum yap
  • Disqus Disqus sistemiyle yorum yap

Hiç yorum yok :


Son Eklenen Fotoğraflar

Tüm Fotoğraflar

Bozkır Siyaset Haberleri

[Siyaset][bleft]

Bozkır Mahalle Haberleri

[Mahalleler][twocolumns]

Bozkır Eğitim Haberleri

[Eğitim][threecolumns]

Bozkır Dernek ve Vakıf Haberleri

[Stklar][twocolumns]

Bozkır Etkinlikleri

[Etkinlikler][grids]

Bozkır Sağlık Haberleri

[Sağlık][list]