Recent Comments

BASIN SEKTÖRÜYLE NASIL TANIŞTIM


Yaklaşık olarak 10 yıla yakın bir süre görev yaptığım basın sektöründe acısıyla, tatlısıyla birçok olaya şahit oldum. Birlikte görev yaptığım basın mensubu arkadaşlarımla yaşadığım anıları hiçbir zaman unutmadım. Basın sektörüyle haşır neşir olduğum yıllarda sayısını bilmediğim yüzlerce haberin ya görüntüsünü çektim, ya da haberini yazdım. Benimkisi küçüklükten gelen büyük bir hevesti. Daha ilkokul yıllarında defterlerimizi ve kitaplarımızı koymak için kullandığımız klasörleri bilmeyeniniz yoktur. İşte o klasörle okulda yaptığımız piyes sahnelerinde kameraman olurdum hep ben. Çok başarılı bir öğrenci olduğum söylenemese de, edebiyat dersinde yazdığım kompozisyon yazılarında son derece başarılıydım ve ayrıca çok iyi de şiir okurdum. İşte böyle başladı benim basın sektörüne ilk adım atışım. 1995 yılında Seydişehir'de yayın hayatını sürdüren Kanal 2000 TV'de yayınlanan canlı yayınlara telefonla bağlanır yazdığım şiirleri okurdum. Bir gün bana televizyonunun sahibi olan Ömer Yaylalı abim dedi ki; ''seni canlı yayına çıkarayım şiirlerini de getir okursun'' dedi. İlk başlarda Ömer abi her halde her hafta canlı yayına bağlanıp şiir okumamdan bıkmış olacak ki beni canlı yayına çıkartıp şiirlerimi top yekûn okutup benden kurtulmak mı istiyor diye düşünsem de, diğer taraftan da canlı yayına çıkacağım için dünyalar benim olmuştu

Okulda ki öğretmenlerime, arkadaşlarıma ve tanıdığım herkese akşam canlı yayına çıkacağımın reklamını bile çoktan yapmıştım. Hocamız ders anlatırken benim kafa, katılacağım canlı yayındaydı. Nasıl konuşsam, ne desem diye düşünüyordum. Vücudumun her tarafını ayrı bir heyecan kaplamıştı. Sanki zaman durmuş saat hiç ilerlemiyordu. Nihayet akşam olmuş canlı yayına saatler kala hummalı bir hazırlığın içinde bulmuştum kendimi. Takım elbisemi giymiş, kravatımı takmış, taradığım saçlarımı bozulmasın diye büyük bir uğraşla limonlamıştım. O zamanlar limon gençler arasında saçları sertleştirmek için kullanılan en önemli materyallerden bir tanesiydi. Ve nihayet canlı yayın vakti gelip çatmıştı. Kumanda masasında yayını yönetmek üzere bekleyen Ömer abinin canlı yayın için son iki dakika sözüyle birlikte ellerim ve ayaklarım adeta tir tir titriyor, kalbim ise ramazan davulu gibi güm güm atıyordu. Reklamlardan sonra artık canlı yayındaydık. O zaman ki program sunucusu canlı yayının açılış konuşmasını yaptıktan sonra bu akşam yayınımız da bir konuğumuz var. Canlı yayın konuğumuz yazdığı şiirlerle her hafta bizleri yalnız bırakmayan Kenan Akbaş, bu akşam Kanal 2000 TV ekranlarında bizlerle birlikte dediği anda diğer kameranın açısında bulunan görüntümü bir anda karşımda duran televizyonunun içinde buldum.

İşte o güne kadar başkalarını izlediğim o küçük kutunun içine bende girmiştim artık. Sunucu arkadaşımın kendinizi biraz tanıtır mısınız sorusundan sonra heyecanlı ve titrek bir ses tonuyla yarım yamalakta olsa kendimi tanıttım, ekran başında bizleri izleyen izleyicilere. Vücudumun her tarafından ter adeta oluk oluk akıyordu. Bir taraftan yazdığım şiirleri okuyor, diğer bir taraftan da müzik eğlence programına telefonla canlı olarak bağlananların şahsıma sorduğu sorulara cevap vermenin mücadelesini veriyordum. Nihayet canlı yayın bitmiş, benim üzerimden de büyük bir yük kalkmıştı. İşte o çıktığım ilk canlı yayından sonra uzun yıllar görev yapacağım yeni bir sektöründe içinde bulmuştum kendimi. Konuk olarak katıldığım canlı yayından bir müddet sonra ev sahipliğini yaptığım birçok canlı yayınla izleyicilerimin karşısına çıktım. Artık küçük bir şehir olan Seydişehir'de tanınan bir kişiydim. Gittiğim yerlerde bulunan insanların kendi aralarında kısık sesle bak şu çocuk Kanal 2000 TV'de canlı yayın sunan Kenan Akbaş değil mi demeleri ne yalan söyleyeyim ayrı bir hoşuma gidiyordu. Kimilerinin de bu ekranda daha büyük gösteriyor, ama daha çocukmuş demelerine de çoğu kez şahit oldum.

İlk canlı yayına çıktığımda daha 14 yaşındaydım. Ondan sonra basın sektöründe 24 yaşıma kadar da gerek kamera arkasında gerekse kamera önünde yer aldım. Zor meslektir bu basın sektörü. Öyle televizyonun karşısına geçip kumandayla kanal kanal gezip ayak ayaküstüne atmakla bitmiyor her şey. İzlenilen görüntüleri hazırlamak için kaç insan büyük bir mücadele veriyor biliyor musunuz? Onun için basın sektörünün içerisinde gece gündüz demeden büyük bir gayret sarf eden kardeşlerimin kıymetini ne olur çok iyi bilin. Onların birçok insan gibi sosyal yaşantı denen şeyden haberleri yoktur. Yeri gelir haber peşinde koşarken günlerce ailelerinden uzak kalırlar. Çocuklarını çoğu zaman uyudukları yataklarında öpüp koklarlar. Onun için basın mensuplarımıza büyük değer verelim. Yaptıkları işi küçümsemek yerine onlara yardımcı olalım. İnanın çok güzel bir mesleği layıkıyla icra etmenin mücadelesini veriyorlar. İnsanların dünya da olup biten olaylar hakkında haberdar olması için mücadele eden tüm basın mensubu arkadaşlarımın 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Onları bir gün değil her gün hatırlayalım. Yaptıkları mesleğe her zaman saygı duyalım. Unutmayalım basın sektörünün temsilcileri haber alma özgürlüğümüzün yegâne temsilcileridir. Saygılarımla…!

   
Kenan AKBAŞ / 24.07.2017  
Google News Takip Et
Gelişmelerden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz? ’te Bozkır Haber'e abone olun.
Google News Takip Et
Son dakika gelişmelerden anında haberdar olmak için WhatsApp haber kanalımıza katılın.

Yorum Gönder

0 Yorumlar
* yapılan yorumlar denetlendikten sonra yayınlanmaktadır.