Kış geldi Bozkır kendi haline kaldı. Eski Bozkır'ı bilenler bu hali görüp üzülse de elden bir şey gelmiyor. Gittikçe eriyen nüfusumuz karşısında kimsenin kılı kıpırdamıyor. Geçtiğimiz yıl nüfus sayımı sonuçlarını gördüğümüzde nasıl şaşırmadıysak, bu yıl da şaşırmayacağız ama bu kadar hızlı bir düşüş ve umutsuzluk moralleri daha da bozuyor. Çarşıda esnafı çekip alsanız kimse kalmaz- ki esnafın halini soran da yok zaten… Herkes kendi derdine düşmüş durumda… Eğitim, sağlık gibi konularda işin tuzu biberi, nereye dokunsanız bin ah işitiyorsunuz…

Bozkır'da her kesimden sorun fışkırıyor ama kimse sesini çıkartmıyor. Benim işim görülsün de gerisi bana ne mantığıyla gemisini yürüten kaptan herkes… Ama ne zaman eli ateşe değiyor ya da başkalarının yaşadığı sıkıntıyı kendisi yaşamaya başlıyor işte o zaman akıllara basın geliyor. "Bunu niye yazmıyorsunuz" diye başlıyorlar lafa, ilk bizi suçluyorlar, neyse ki elimizde arşivlerimiz var ve cevabımızı görünce sus pus oluyorlar. "Bak biz bunu kaç zaman önce yazmışız, siz o zaman niye bize destek olmadınız " dediğimizde "görmedim" deyip çıkıyor işin içinden… "Gel bu yaşadıklarını bir daha yazalım, resmini de çekip koyalım, vatandaş dertli diye de başlık atalım" dediğimizde, beni karıştırmayın deyip anında yok oluyorlar… Sık sık yaşadığımız sıradan olaylar artık bunlar…. İşin özü kimse elini ateşe sokmak, taşın altına koymak istemiyor. Bu maalesef bizim en büyük gerçeğimiz oldu, herkes karnından konuşup tenhada atıp tutuyor, birisi çıkıp doğruyu gösterince ya da söyleyince de yine aynı kişiler tarafından neredeyse linç ediliyorlar. O yüzden "alemin akıllısı sen misin karışma" diye sevenlerin tarafından tembihleniyorsun. Kim bir şey yapmak istese, öne çıkacak olsa ayağından tutulup aşağıya çekiliyor. "Karışma, yapma, dur, denendi olmadı bırak" sesleri yükseliyor…

Bir deney halimizi en kısa şekilde açıklıyor aslında.  Bir alana üç tane aç maymun koyuyorlar, ortaya bir direk, direğin ucuna da muz bağlıyorlar. Muzu gören maymunlar direğe tırmanmaya çalışırken üzerlerine su sıkıyorlar ve maymunların muza erişmesi engelleniyor. Bu iş defalarca tekrarlanıyor ve artık maymunlar her direğe tırmanacaklarında üzerlerine su sıkılacağını öğreniyorlar. Bir süre sonra maymunlardan biri dışarı alınıp yerine yeni bir maymun koyuyorlar. Yeni maymun sudan haberi olmadığı için hemen direğe tırmanmak istiyor ama diğer maymunlar tarafından engelleniyor. Sonra ikinci maymunda alınıyor dışarıya ve yerine başka maymun koyuyorlar, o da ilk muzu görüyor ve direğe tırmanmak istiyor ama ilk karşı çıkan, sonradan gelen maymun oluyor. Nedenini bilmese de yediği dayağın etkisiyle mani oluyor. Ve nihayet üçüncü maymunu da alıp yerine başka maymun koyuyorlar ki o da hemen direğe tırmanmak istiyor ve sonradan içeriye alınmış ama üzerine hiç su sıkılmamış iki maymunun engeline takılıyor. Artık su sıkılmamasına rağmen içeriye alınan her maymun önceki maymunun dayağını yiyip direğe çıkması engelleniyor. Böylece muz direkte çürürken, maymunlar sebebini bilmeseler de direğe çıkmaya çalışana engel oluyorlar. Bizimle ne alakası var derseniz, yok, öyle aklıma geldi anlatayım dedim…

Filiz KILINÇEL

Haberi Yorumlayın:

0 yorum yapıldı.