Rahmet ayı olan Mübarek Ramazan Ayı'na girmiş bulunmaktayız. Ramazan Ayı'nda yapılan hayır ve hasenata kat kat sevap verildiği için Müslümanlar zekat ve sadakalarını haklı olarak bu ayda vermenin gayreti içine girmektedirler.

Elbette ki, yılın her gününde zekat ve sadaka verilebilir, verilmelidir de. Çünkü, insanların her zaman ihtiyacı olup ihtiyacı olanlara yardımlarda bulunmak da büyük sevaptır.

            Dinimiz İslam'da Zekat kesin emirle farz olup şartlarını taşıyan her Müslüman belirlenen miktarda zekatını vermek zorundadır. Zekat ve sadakanın faziletini bildiğimiz için üzerinde fazla durmadan kime, neden, nasıl yardım yapılması üzerinde duracağım.

            Üniversitede okurken bir gazetede okumuştum. Erzurum'da bir üniversite öğrencisi harçlığının bir kısmını sadaka olarak bir dilenciye verir. Genç öğrenci dilencinin yanından ayrılmadan dilenci cebinden bir marlboro sigarası çıkarıp yakar. Bu duruma sinirlenen genç  "ben harçlığımdan para veriyorum sen marlboro içiyorsun" der, verdiği parayı dilenciden zorla geri alır.

            "Ben veririm, kim ne yaparsa yapsın" diyemeyiz. Allah(cc) rızası için verilen bir paranın Allah(cc)'ın haram kıldığı işlerde kullanılması bize yarar yerine zarar da verebilir.

            Öyleyse biz; ister zekat ister sadaka ve isterse başka bir ad altında yapacağımız yardımların nereye, kime verildiğine dikkat etmemiz zorunluluk arz etmektedir.

            Allahü Teâlâ, "Ey iman edenler! Eğer siz Allah'ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve (Allah yolunda) ayaklarınızı sabit kılar, kaydırmaz." (Muhammed Sûresi,7) buyurmaktadır.

            İçinde bulunduğum ilmi seviye Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflere mana verecek yetkinlikte olmadığı için tefsirlere ve mesajlarına bakarım.

            En çok okuduğumuz İhlas Suresi'nin ikinci ayeti  "Allâhüssamed" yani, "Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir" buyruğunda olduğu gibi Yüce Allah(cc)'ın hiç kimsenin yardımına ihtiyacı yoktur ve O ne dilerse "ol" dediğinde o olur.

            Müfessirler "Allah'a yardım" ifadesinin Alllah(cc)'ın emrini yerine getirmek dinine ve Resulü(sav)ne yardım etmek manasında mecazı olarak açıklama getirmişlerdir.

Yani, imandan sonra siz, Allah'ın emirlerini yerine getirmek suretiyle dinine hizmet edersiniz Allah(cc)'ta size yardım eder, sizi düşmanlarınıza muzaffer kılar ve savaş alanlarında, cihad mevkilerinde ayaklarınızı kaydırmaz sizi üstün kılar, açıklamasına yer vermişlerdir.

Allah(cc)'ın dinine yardım etmek cihattır. Her Müslüman Allah(cc)'ın dinine ilmiyle, malıyla, canıyla yardım ederek Allah(cc)'ın yardımına mazhar olur.

Yukarıdaki açıklamalarda cihat ile ilgili iki husus dikkat çekmektedir. Bunlar;

1-Allah((cc) emirlerini yerine getirmek,

2-İslam düşmanlarıyla savaşmak,

Peygamber Efendimiz(sav) Tebük seferinden dönüşte ashabına; " Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz." buyurunca Eshab-ı Kiram Efendilerimiz büyük cihadın ne olduğunu soruyorlar. Efendimiz(sav); nefse karşı verilecek mücadeleyi "büyük cihad" olarak buyurmuşlardır.

Yine başka bir Hadis-i Şerifte Efendimiz(sav), "Hakiki mücahit nefsine karşı cihad açan kimsedir" buyurmaktadır.

            Bir Müslümanın büyük cihadı yerine getirebilmesi için "İlim öğrenmeli", "İlmiyle amel etmeli" ve "amellerini ihlas" ile yapması gerekmektedir. İlim, amel, ihlas olmadan hamasetle cihad olmaz!

            Bir Müslümanın dinini yaşayabilecek kadar ilim öğrenmesi farzdır. Alimler buna "ilmihal" diyorlar. Ondan sonra öğrendiği ilmin gereklerini yerine getirerek amel etmeli ve bu amelleri ihlasla yani sadece ve sadece Allah(cc)'nın rızası için riyadan uzak yerine getirmelidir.

            Günümüzün en büyük cihadı, Allah(cc)'ın dinin öğrenilmesi, öğretilmesi, yaşanılması ve yaşatılmasıdır. Vereceğimiz zekat, sadaka ve diğer yardımları yaparken Allah)cc)'ın dinini öğreten kişi ve kurumlar olmasına azami derecede hassasiyet gösterilmelidir. Bunun dışındaki hiçbir etken bizi etkilememelidir.

            Yok efendim "bizim partiye oy vermediniz, bizim takımı tutmuyorsunuz, bizim mahalleden değilsiniz" gibi yaklaşımların hiçbir haklı tarafı olmayıp ölçümüz Allah(cc)'ın dininin öğretilmesi ve yaşatılması olmalıdır.

            Yukarıda da açıklamaya çalıştığımız gibi herkes bulunduğu konum ve gücü nispetinde Allah(cc)'ın dinini öğretmeye çalışanlara yardım ederek kendisine yardım ettiğinin şuuruyla hareket etmelidir.

            Son günlerin güncel konusu olduğu için örnek veriyorum. Fenerbahçe Kulübüne "Fener Ol" yardım kampanyası kapsamında yapılacak 100 Milyon TL'nin kişiye dini açıdan hiçbir faydası olmadığı gibi zararı da vardır. Oysa ki,  Allah(cc)'ın dininin öğretilmesine yapılacak 100 TL'nin kişiye yapacağı fayda 100 Milyon TL'den Allah(cc) katında kat kat daha fazladır.

            Sonuç olarak; kime, neden, nasıl yardım yapılmasının bilinciyle hareket etmeliyiz.

            Ali Dutal 

Haberi Yorumlayın:

0 yorum yapıldı.