(Yabancı Dil Öğretimi)

Yabancı dil öğretimi önemli olmasına önemli de biz öğretimini öneminden çok daha fazla abartıyoruz. Bu abartma fayda yerine zarar vermekte ve ülkemizde yabancı dil öğretimi ben bildim bileli sorun olarak gündemimizi meşgul etmeye devam etmektedir.

Yapılan değişikler de sonuç vermiyor ve başarısızlık devam ediyor. Eskiden yabancı dil öğretimine ortaokulda başlanırken daha sonra ilkokul 4. sınıfa yetmedi 2.sınıfa kadar düşürdük. Bu şu demek; 12 yıl zorunlu eğitimin 11 yılında haftalık ders saati de az olmamak kaydıyla yabancı dil ağırlıklı İngilizce öğretmeye çalışıyoruz.

Bu kadar verilen emeğe rağmen liseyi hatta üniversiteyi bitiren gençlerimizin büyük çoğunluğunun temel ihtiyaçlarını giderecek kadar İngilizce konuşamadıklarını küçük bir testle görmek mümkün.  
Bu önemli soruna ilişkin getirilen çözüm önerileri çözüm olamamış ki yeni eğitim modelinde de bu konu alt başlık altında yer verilmiştir. Çözemiyorsak eğitim sistemimizden yabancı dil öğretimini çıkaralım gitsin, sorunu kökten çözmüş oluruz. Yazık değil mi verilen bu kadar emeğe ve paraya!   

-Durun durun hemen kızmayın, çözümü var hem de çok kolay! 

Kolay öğretme teknik ve metoduna geçmeden önce İngilizce öğretimi  fazla ders saati ve  yoğun program engelinden  kurtarılmalıdır. Yapılması gereken;
1-Haftalık ders saati 1 saate indirilmeli,

2-İngilizce Dersi programı sade ve pratiği güçlü olmalıdır.

Çok ders saati ve yoğun program birbirini tetikleyerek sorunu çıkılmaz hale getirmektedir. Öğretmenlerimiz programın yetiştirilememesinden muzdaripler. 8. sınıfa gelmiş çocuklarımızın seviyesi 5. sınıf bile değil; bu durumda bırak programı yetiştirmeyi normal dersi bile işleyemezsin.  

Haftalık 1 ders saati çok düşük görülebilir. Esas olan ders saatinin çokluğu değil, verimliliktir. Kaldı ki hafta da 1 ders saati az gibi görünse de toplamda azımsanmayacak bir rakam ortaya çıkıyor. Yılda 180 işgünü 36 hafta ediyor. 11x36=396 saat eder. Bir de bunun ders öncesi çalışmaları var. Yani sorun zaman da değil; öğretme teknik ve metodundadır.

Gelelim en kolay yabancı dil öğretme tekniğine. Bu bilinmeyen bir şey değil; teknik turizmin yoğun olduğu bölgelerde uygulanıyor ve tam başarı sağlanıyor. Bu bölgelerimizde su satıcısından tezgahtarına kadar herkes bir hatta birkaç yabancı dili rahat konuşuyor. Bu insanlar yabancı dili hangi metotla öğrendilerse okullarımızda da o metodu uygulamalıyız. 

Genelde yabancı dil öğretiminde uygulanan metot budur. Konuşmayı öğrenen yazmayı daha çabuk öğrenir. Dil öğretiminde sürekli tekrar çok etkilidir. Ayrıca, dil öğretimi eğlendirici olmalıdır. İnsan öğrendikçe ve konuştukça zevk alır; zevk alan kişinin öğrenme isteği artar. Zaman içerisinde konuşma ve yazım kuralları daha çabuk öğretilebilir. 

İleriki yaşlarda kişi yabancı dilden faydalanma durumuna göre dilini geliştirebilir. Şunu da ifade edeyim geçmişe göre yabancı dil öğrenme algımız olumlu yönde değişmeye başladı. Bir yerde dünya küçüldü; gelip gitmeler, ticaret arttı. Biz artık çocuklarımıza sadece İngilizce değil; aynı metotla Arapça da öğretmeliyiz. Şunu da ifade etmeliyim yabancı dil derslerinde sınav kaldırılmalı; sınavın kaldırılmasının öğrenmeye daha olumlu etki edeceğini düşünüyorum.  

Dil öğretiminde yukarıda ifade ettiğim metodu uygulayabilmek için gerçek yaşam alanlarının olması gerektiği düşünülebilir. Tüm öğrencileri turizm merkezlerine taşıyamayacağımıza göre okullarımızda hatta sınıflarımızda temsili yaşam alanları oluşturmalıyız. Dil laboratuvarlarına hiç gerek yok. Ancak, okulun tüm bölümleri belli bir planlamayla dil öğretiminde kullanılabilir. Mesela; spor, konferans salonları, bahçe, kütüphaneler hatta kantin vs.

Şunu da ifade etmeden geçmeyeceğim. İster dini ister ticari nereden bakarsanız bakınız çocuklarımıza Arapçayı öğretmeliyiz. Arapçayı öğretmek için çok daha kolay ve uygun öğrenme ortamlarına sahibiz. Bir İmam Hatip Ortaokulu müdürümüz okulunda bulunan Suriyeli öğrencilerden rahatsızlığını dile getirdi. Bende Arapça derslerinde Suriyeli öğrencilerden faydalanıp faydalanmadığını sordum. Faydalanmadığı gibi böyle bir şeyi düşünmediğini söyledi.

Başarılı bir yöneticinin en önemli özelliklerinden birisi dezavantajlı durumları avantaja dönüştürebilmesidir. Suriyelilere mülteci mantığı ile bakıp "ülkemizden defolup gitsinler" yaklaşımı doğru bir yaklaşım olmadığı gibi Ortadoğu ile ilgili gelecek planlamalarına da zarar verebilir. Ortadoğu'ya Fransız kalamayız. Bugün Ortadoğu'da yaşananlardan büyük zararlar görmemizde bu yanlış bakış açısının çok önemli etkisi vardır.
Kısaca haftada bir saati İngilizce bir saati Arapça olmak üzere 2 ders saati ile çok rahat konuşma düzeyinde yabancı dil öğretimini gerçekleştirebiliriz.

Önümüzdeki yazımda yeni eğitim modeli ile ilgili değerlendirmelerime devam edeceğim.        

         

Haberi Yorumlayın:

0 yorum yapıldı.