Yeni öğretim modeli çok kapsamlı değişiklikleri içermektedir. Çok fazla değişikliğin olması yeni modele ilişkin uygulamada bir takım sorunlara yol açacağı mutlaka düşünülmelidir.  Çünkü, değişime uyum kolay olmuyor. Aslında kapsamlı bir değişiklikten çok kısmi değişikliklere gidilmesinin daha uygulanabilir olduğunu düşünüyorum.

Kamuoyuna açıklanan yeni eğitim modelinde; okullarda Tasarım-Beceri Atölyelerinin kurulması, müfredatın çocukların ilgi ve yeteneklerine göre düzenlenmesi, zorunlu ders saat ve çeşitlerinin azaltılması gibi çok önemli değişiklikler yer almaktadır.

Ölçme değerlendirme ile ilgi yapılması planlanan değişiklikler bana biraz uygulanabilir olmaktan uzak gelmiştir. Uygulanmadan bir karar vermek doğru olmayabilir; ancak, planlanan haliyle bana biraz öyle geldi.

Başka bir başlıkta "Öğrenme Analitiği Araçlarıyla Veriye Dayalı Yönetim" açıklamalarına yer verilmiş. Burada amaçlanan; veriye dayalı yönetimle bürokratik iş yükünün azaltılması; eğitimin yönetiminde kullanılan veri tabanları bütünleştirilerek sadeleştirilmesi; çocukların öğrenmelerinin takibi ve desteklenmesi için öğrenme analitiği platformu kurulması.

Çok önemli başlıklardan birisi de "İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi Ve Yönetimi"

Önemli dedim; çünkü, "Öğretmenlik Meslek Kanunu'nun" çıkacağı yer alıyor. Öğretmenlik mesleği açısından çok önemli ve sürekli gündemde olmasına rağmen bir türlü kanun hayata geçirilememiştir. Bu kanunun çıkarılması bile başlı başına reformdur. Çıkarsa önemli bir iş başarılmış olacaktır.

Bu kanunla öğretmenlerin özlük haklarında değişiklik olacağı; yüksek lisans yapma, yurt dışına çıkma gibi bir takım avantajlar sağlanacağı; bunun yanında okul yöneticiliğinde de liyakat temelli değişiklikler yapılacağı öngörülmektedir.

Öğretmen ve okul yöneticileri ile ilgili birçok ideale yakın yenilikleri görebilmekteyiz. Tabii ki hayata geçirilebilirse. Aslında öğretmen ve okul yöneticileri çok şey istemiyorlar. İstedikleri öğretmenlik mesleğinin saygınlığı kadar saygı; öğretmenlik mesleğinin hak ettiği kadar özlük hakkı. En önemlisi kendilerine değer verilmesini, adalet istiyorlar. Yirmi dört yıllık müfettişlik hayatımdaki gözlemlerim bana bunu öğretmiştir.

Şunu da eğmeden bükmeden ifade edeyim, son yıllarda öğretmenler öğrencinin, velinin ve amirlerinin şamar oğlanına dönmüş ve bu durum öğretmenin öğrenci üzerindeki etkisini zayıflatmıştır. Bunun en somut göstergesi eften pühten sebeplerle öğretmenlerin şikayet edilmesi. Bu durum öğretmenlerin moral ve motivasyonunu olumsuz etkilemektedir.

Elbette ki, öğretmenlerin hiç suçu günahı yok,  sütten çıkmış ak kaşık değiller; ancak, öğretmenlik mesleğine zarar verici söylem ve eylemlere karşı da dikkatli olmak durumundayız.

Yeni eğitim modelinde okul yöneticiliği ile ilgili bir çok olumlu değişikliği görebilmekteyiz. Bugünkü haliyle sistemin en önemli sorunlarında birisi okul yöneticilerinin atanma kriterleridir. Okul yönetimi diğer kurumların yönetimine benzemez. Çünkü, okul yönetiminin ana ekseninde insanın yetiştirilmesi var. Yapılacak her türlü hata ve ihmal bireyin geleceğini olumsuz etkilediği gibi toplumun geleceğini de etkilemektedir.

Okul yöneticiliği ideale yakın bir sistemle seçilirken maalesef, gerekçesi ne olursa olsun sistemin kaldırılması okul yöneticilerinde bir güvensizliğe neden olmuştur. Yeni yönetici atama sistemini kısmen olumlu bulmakla birlikte mülakatın olmasını olumlu bulmuyorum. Mülakatın olduğu yerde mutlaka dış etkenlerin etkisi olur ve bu etki liyakat ve adaletin tecellisine engel olabilir. Esas olan ölçüye uymaktır.

Ölçüyü Yüce Rabb'imiz "Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir" buyurarak veriyor.

Ölçü liyakat ve adalet! Elbette ki, liyakat sahibi insanı seçmek zor, hele hele günümüzde çok daha fazla zor! Yapılacak tek şey dışarıdan müdahalelere kapalı bir sistemi uygulamaya koymalıyız. Bunun içinde okul yöneticiliği seçiminde kriterleri net ortaya koymalı objektif bir seçim yapmalıyız. Kısaca torpili ortadan kaldırmalıyız. Torpil bir topluma vurulabilecek en büyük darbedir. Torpil yoksa objektif seçim olur. Önceki sistemin zayıf yönleri olsa da güçlü yönleri daha fazlaydı en önemlisi torpile yer yoktu. Temennimiz yeni eğitim reformuyla bu torpil illetinin önüne geçilir.

Yeni öğretim modeli bir çok konuyu içermekte olup çok fazla ayrıntıya girmeyeceğim; ancak, yeni eğitim modeli içerisinde yer alan şahsımı da yakından ilgilendiren TEFTİŞ SİSTEMİ üzerinde özellikle gelecek yazımda duracağım.    

Haberi Yorumlayın:

0 yorum yapıldı.