Gezi yazılarımızın ilkinde Beyşehir'i ele almış ve ikincisinde Bozkırı anlatacağımızı söylemiştik. Üçüncü yazımız Ermenek, dördüncüsü ise İbradı ve Akseki üzerine olacak inşallah. Bozkır bu arada açık konuşalım benim memleketim olur. Serüstad, Siristat adı ile de anılır. Ancak bu adlandırma ilçe merkezi için geçerlidir. Bozkır adı ise bitki örtüsü olarak kullanılanın zıttına yeşillik bir coğrafya olup bugünkü Bozkır ve köyleri dahil olmakla beraber güneyde Bolat ve Dedemliye,  Kuzeydoğuda Avdan, Dutlu ve Dinek'e, Güneysınır istikametinde Kayaağzı köyüne , Seydişehir tarafında Karaviran'a kadar olan geniş bir coğrafyanın adıdır. Bu geniş coğrafyanın toplanma alanı bir şekilde Siristat adıyla da anılan ilçe merkezidir. Bir de halk arasında "Suyu Sert İnsanı Mert" diyar adlandırması vardır.

Bozkıra kara yolu haricinde ulaşım bulunmamaktadır. İl merkezine 120 kmdir. Çumra güzergâhından gidecek olursanız vaktiniz de varsa insanlığın ilk yerleşim yerlerinden biri olan Çatalhöyük'e uğrayabilirsiniz. Bu höyük Çumra Bozkır yoluna aşağı yukarı 20-25 dk civarında sürmektedir. Çumra Karaman yolu üzerinde Karaman istikametine giderken içeri Çumra yönüne saptığınız zaman Çumra Bozkır yoluna dönmüş olursunuz. Yol üzerinde pek çok köy ve kasaba karşılayacak sizleri. Bozkır sınırı ise Kocaş köyünden başlar. 5 Km sonra ise küçük bir şehir hüviyetinde olan Sarıoğlan karşılayacaktır sizleri. Burada dinlenmek için uygun mekânlar bulabilirsiniz. Bu noktadan sonra 35 km sonra bozkırda olursunuz. Bir defasında yol üzerinde hayvanlarını güden Kınık mahallesinden bir öğrenci velimizin yanında kara çaydanlıkta çay içme imkânımız olmuştu. Yolun yarısında sol tarafta Hacılar sapağının yanında kırmızı levha ile Zengibar Kalesi yazar. Şimdi direksiyonumuzu sola kırıp Zengibar'a gidelim.  Önce hacılara sonrada 10 dk'lık toprak yol sonrası Zengibar kalesi eteklerine ulaşıyoruz. Bu Noktadan sonra bizleri yarım saatlik bir tırmanış bekliyor. Dağın tepesinde Roma dönemi öncesin Tarihlendirilen Isarua yani Zengibar kalesi bekliyor bizleri. Kale hâkim bir tepe üzerine kurulmuş. Bir eski çağ şehri. Şehrin özelliği tarihin dokunun fazla bozulmamasıdır. Şehrin kapısı önünde bol bol fotoğraf çektirirseniz iyi olur. Bir de unutmadan aslında bu kale güzel bir araştırma ile ve alt yapı hizmetiyle bölgeyi şenlendirebilecek potansiyelde.

Zengibar'dan iniyor ve yeniden Bozkır yoluna dönüyoruz. İleride iki önemli tarihi nokta var. Birincisi yola 5 km olan Hisarlık tarihi camisidir. Selçukludan kalma olan bu cami ibadete kapalıdır. Sadece özel izinle açılmaktadır. Dış ve içindeki süslemeler hayranlık uyandırmaktadır. İlçede bulunan mimari restorasyon bölümü öğrencileri burada inceleme yapabilmektedirler. Yine Hisarlık kasabasına 10 dk olan Küçük Hisarlık mahallemizde bulunan Erenler dağında da pek çok tarihi kalıntı bulunmaktadır. Her yıl ağustos ayında kurbanlar kesilip şenlikler yapılmaktadır. Bu uygulamanın eski çağdan beri devam eden bir anlayış olduğu düşünülmektedir. Buradaki seyahatler bittikten sonra ilçe merkezine 10 km'lik bir yolumuz kalmıştır. İniş aşağı devam eden yolun sonunda iki dağ arasında Siristat yani Bozkır ilçe merkezi bizleri karşılamaktadır. İlçemizin ortasında Çarşamba çayı akmaktadır. Selçuklulardan kalma tarihi köprünün karşısında tarihi Büyük Camii yer almaktadır. Bu camii Bozkır'ın en eski camisi olup Selçuklu döneminden kalmaktadır. Bozkıra özellikle Cuma günü yani pazarın kurulduğu gün gitmenizi tavsiye ederim. Eskiler hem pazar hem ibadet yapar köylerde Cuma namazlarını kılmak yerine ilçedeki bu camide namaz kılarmışlar. Cuma günü gürleyen ezan sesine Bozkır halkının camiye yetişme telaşı karışır ki görülmeye değer bir manzaradır. Bozkır Konya'da kaliteli etli ekmek yiyebileceğiniz yerlerden birisidir. İlçede bulunan herhangi bir lokantada yemeğinizi yiyebilirsiniz. Bozkırda kahve kültüründen ziyade çay boyunda çay içme Kültürü vardır. Bana kalırsa çay boyunda çay için mümkünse tüm çay ocaklarında çay için. Çay için ve içmeye devam edin.

Yolun sonu yazı bitti diyenler için daha tatlı yiyecektik diyeceğiz. Bu arada unutmadan eğer yazın geldiyseniz Karayahyalı abilerimizden meşhur karpuzları almadan geçmeyin derim. Gelelim tatlıya Bozkırda köprüyü geçtikten sonra yolun götürdüğü yerin sonunda sağa dönmeyip karşıya yani suyun geldiği tarafa giderseniz Çat/Dere/Sorkun/ Aygır dibi levhasını takip edin. Çat Türkiye ve dünya çapında bir köy hatta bir başkentin küçük hali… Hikâyenin devamını Çat'ta gelip dinlemeniz ve bulursanız bir Çat bıçağı almanız tavsiye olunur. Yol devam ediyor. Önce bizleri Dere kasabası karşılıyor. Buraya Önecek diyorlar bu kelimenin anlamını öğrenmek için orada kahvede mola verip çay içmenizi tavsiye ederim. Bozkırda kahve kültürünü yaşayan yerlerden birisi de bu kasabadır. Meydandan sola döndüğümüzde önce deredeki tahin değirmenlerine uğrayıp çay kenarında tahin ve köpük helva yiyin. Burada adet üzerine ikramlardan para alınmaz. Tabi giderken kilolarca tahini almak isteyeceksiniz. Dereye 4 km mesafede Sorkun kasabasında da tahin değirmenleri var. Burada da tahin yemeniz mümkün. Hangi köyden alacağınız sizin tercihiniz. Yolun sonu Torosların eteğindeki muhteşem bir şelale olan Aygıra çıkar. Aygır anlatılmaz yaşanabilecek bir yer. Doğa ve kamp tutkunlarının bir an evvel aygır yani yöresel ifade ile Han Muarını görmelerini tavsiye ederim. Bu şelalenin üstünde toprak yolla ulaşılabilecek olan pek çok yayla var. Dikiltaş, Sarıot, Çat, Akçapınar, Sorkun, Heseli Yaylaları Bozkır halkının yaşadığı yaylalar. Ayrıca yöre halkının yörük yaylaları dediği Manavgatlı vatandaşlarımızın yaşadığı yaylalar var. Yol üzerinde dipsiz gölü ve Sarıot gölünü görmenizi tavsiye ederim. Ayrıca çat barajı ve Akçapınar yaylasındaki saat kulesi de önemli. Dönüş yolunda Sorkun üzerinden Akseki tabelasını takip ederseniz yol sizi Bartlı yaylasına götürecektir. Acizane Çiğdemli Yayla olarak isimlendirdiğim bu yaylayı baharın girişiyle görmenizi tavsiye ederim. Bartlıdan sonra Karakışla yaylası yönüne giderseniz önce sol tarafta Kuruçay yaylasını, Yalıhüyük ilçemize bağlı Gölcük yaylasını, ardından Meşhur ağaç tepesini, sonra ise Manavgat taş kesiği köyünün yaylasını görme imkânına sahip olursunuz. Bu yol sizi Türkiye'nin en büyük karstik mağaralardan biri olan Tınaztepe mağaralarına götürecektir. Bu noktadan sonra dönüşe geçtiğimizde bizleri Çam ormanları ve Suğla gölü manzarası karşılayacaktır. Yol üzerinde dönüşte sol tarafta Ahırlı yönüne dönülürse Ahırlı köpük helvasını tatma imkânı bulabilirsiniz. Ahırlıdan sonra Yalıhüyük  ilçemiz gelecek olup her iki ilçede daha önce Bozkıra bağlıydılar. Her iki ilçenin ortak yönleri Türkiye'nin en küçük ilçeleri arasında yer alıp merkezleri de birbirlerine yürüme mesafesindedir. Yalıhüyük'te suğla gölünü gördükten sonra meşhur Akkise kasabası üzerinden Bozkıra dönüyoruz. Bozkırdan sonra Üçpınar mahallesi istikametine doğru sağa dönersek 10 km sonra tarihi Üçpınar Kurşunlu camisini görme fırsatınız olur. Bu camii görüntü bakımından Osmanlı camilerini andırsa da bir Selçuklu eseridir. Daha sonra kahveye oturup bu kasaba halkının ticarete olan yatkınlığı ile ilgili pek çok hikâye dinleyebilirsiniz. Hepsi bu kadar mı elbette ki hayır. Ama satırlarımıza sığanı bu kadar tüm bu saydıklarımızı Ve diğer pek çok güzelliği buraya gelip yerinde görmenizi tavsiye ederim. Bu seyahatlerde sizlere Bozkır Aşığı olarak nitelendirebileceğimiz Siristat. Com editörü Yakup Çetin ağabeyim, ayrıca ilçemiz kültürünü kaliteli bir mizah çerçevesinde ortaya koyan Bozkır Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Ali Erkan hocamız, İlçe Milli eğitim Müdürümüz Ramazan Özgür Tunç, Bozkır Meslek yüksek okulu hocalarından Hasan Tutumlu- özellikle son iki hocamız balıkçılık konusunda da uzmandırlar- adını yer kifayetsizliği nedeniyle yazamadığım pek çok dostumuz yardımcı olabilirler. Unutma gelip görmediğin yer senin değildir. Rehberlik konusunda 1,5 etliekmek, ayran ve çay üçlüsüne anlaşırız. Seyahat et sıhhat bul demişler. Rabbim yol açıklığı versin. Selam ve dua ile

Mustafa AK

Haberi Yorumlayın:

0 yorum yapıldı.