Bozkır'da Ev sahibi omak istermisiniz!

Son bir ayda ülke ve toplum olarak dövizin beklenmedik şekilde yükselmesi, aniden düşmesi, hayat pahalılığı gibi krizli günler yaşadık, kısmi rahatlama olsa da yaşıyoruz.

Her kişi ve toplum hayatında bir takım sıkıntıların olması kaçınılmaz olup yaşanan sıkıntıların en az zararla atlatılması için herkes üzerine düşeni yapmanın sorumluluğu içerisinde olmalıdır.

Toplumumuz 1980 öncesi ideolojik, 1980 sonrası etnik temelli teröre on binlerce insanını kurban verdi, çok acılar yaşadı, yaşıyor da!

Ekonomi, terör, hayat pahalılığı, işsizlik vs. bunların hepsi insanımızı etkiliyor özellikle de cebine dokunuldu mu etkilemenin ötesinde feryat ediyor!

Etmesin demiyorum, etmeli de; ancak, sadece cebine dokununca değil, mukaddesatına dokununca da feryat etmelidir!

Terör örgütlerine kurban verilen insanlarımızın yakınlarının acısını ayrı tutuyorum; çünkü, ateş düştüğü yeri yakar; ancak, diğer sıkıntılar gelip geçiyor ve zamanla unutuluyor.

Gelen fakat kolay kolay geçmeyen öyle büyük bir kriz içindeyiz ki, krizin büyüklüğüne göre toplumun büyük ekseriyeti bırakınız tepki göstermeyi derin bir vurdumduymazlık içinde!

Tepkisiz kaldığımız bu kriz manevi en önemlisi de İMAN krizidir!

Toplum olarak telafisi çok zor olan büyük bir bunalımı yaşamamıza rağmen bu durumu dert etmediğimiz gibi umurumuzda da değil!    

-Yaşadığımız ekonomik krize gösterdiğimiz tepkinin yüzde birini manevi krize gösteriyor muyuz?

Varsa yoksa dünya!

-Elbette ki dünyamızda mamur olsun; ancak, dünyamızı mamur edeceğiz diye niye ahiretimizi hesaba katmıyor heba ediyoruz?

Oysa ki, dünya geçici ahiret ebedi!

-Geçici olan iyi kötü geçerde geçici olmayanı nasıl geçireceğiz?  

Öyle bir Müslümanlık türedi ki, akıl alır gibi değil!

            Hiçbir sorumluluk almayan hiçbir İslami mücadelenin içinde bulunmayan hatta kıyısından bile geçmediği gibi geçenleri çeşitli ithamlarla suçlayan!

            -Hey aslanım hey!

            Sadece Müslümanım diyerek kurtuluşa ereceğimizi zannediyorsak sadece kendimizi kandırırız o kadar!

            Müslüman sorumsuz olmaz hele hele vurdumduymaz hiç olmaz!

            Müslüman çocukları sel gibi cehenneme akıyor, UMURUMUZDA değil!

            Zina almış başını gidiyor, UMURUMUZDA değil!

            Alkol sıradanlaşmış UMURUMUZDA değil!

            Deizm, Ateizm her türlü dinsizlik tehlikeli hale gelmiş UMURUMUZDA değil!

            Tesettür hiç olmadığı kadar yozlaştırılmış, UMURUMUZDA değil!

            Kadın erkek ilişkileri çığırından çıkmış, UMURUMUZDA değil!

            Adaletsizlik birilerine hak gibi sunulurken UMURUMUZDA değil!

            Müslümanın diyenlerin yaptığı hırsızlığa, yolsuzluğa karşı çıkacağımız yerde tam tersi herkes yapıyor diye savunuyoruz UMURUMUZDA değil!

            Düğünler Müslüman düğünü olmaktan çıkmış, UMURUMUZDA değil!

            Çocuklarımızın namaz kılıp kılmaması UMURUMUZDA değil!

Müslümanlar çocukları imansızlık tuzağına düşürülür, UMURUMUZDA değil!

İnsanımızın imansızlığa düşmemesi için sorumluluğumuzu yerine getirmediğimiz gibi UMURUMUZDA da değil!

     Müslüman Müslüman tren kaçıyor!

Tren kaçarsa arkasından ağlamanın, sızlamanın faydasının olamayacağı bir dönemi yaşıyoruz.

Evet, nesil elden gidiyor, hem de göz göre göre ama hiçbirimizin UMURUNDA değil!

İnsanımız, özellikle de gençliğimiz her geçen gün İslami değerlerden uzaklaşıyor ve bugünden tedbirler alınmaz yapılması gerekenler bir an evvel yapılmazsa birkaç nesil sonra namaz kılan, oruç tutan, örtünen insan sayısını mumla arayacağız, bir kenara yazınız!

Bugün bile sorulduğu zaman Müslüman'ım diyen, İslam'ın emir ve yasaklarına uymayan bir topluluk ağırlıkla toplumu sarmış durumdadır!

Bu çıplak gerçeği hepimiz görmeliyiz, görmek zorundayız!

Müslümanların büyük çoğunluğu gerçekleri görememekte veya görmek istememekte olup vurdumduymazlık içinde rahatlarının bozulmasını istemiyorlar!

Tam bir "Vurdumduymazlık Sendromu" halini yaşamaktayız!

Elbette ki, ülkemizde duyarlı, çocuklarımızın İslam üzere yetişmesi için gayret eden insanlarımız geçmişte olduğu gibi yine var ve bunların her şey umurunda.

İşte bunları tebrik ediyorum!

Bu günler iyi günlerimiz, dediğinizi duyar gibiyim amma Alla(c.c.) çok büyüktür ve asla ümit kesilmez, onu da biliyorum.

 

Haberi Yorumlayın:

1 Yorum, Sizde yorum ekleyin!

  1. Cok dikat cekici bir ifade "Öyle bir Müslümanlık türedi ki, akıl alır gibi değil!"
    tesekkürler Ali bey!
    Daha önce baska bir yazida aynen su ifadeler vardi;"Her yerdeyiz lakin biz eski biz degiliz.
    Müdür, Genel MÜdür, Bakan Basbakan ama mucadele ruhu yok, arastirma ve yenilenme, kendini ve toplumu bir adim ileriye götürebilecek meziyetlerini kabettik demeyi cok isterdim lakin meselenin asli kaybetmek degil! DEGISMEK!!! (Tercih etmek)
    Bediüzzamanin dedigi gibi;
    Üçüncü yüzü insanın hevesâtına bakan ve gaflet perdesi olan ve ehl-i dünyanın mel'abe-i hevesâtı olan yüzdür. Şu yüz çirkindir. Çünkü fânidir, zâildir, elemlidir, aldatır. İşte, hadiste varid olan tahkir ve ehl-i hakikatin ettiği nefret, bu yüzdedir."(1)

    Allah’ı ve ahireti unutturan, ehl-i dünyanın mel’abegâh, yani oyun ve eğlence yeri olan, onları günah bataklığına sürükleyen dünyanın bu yüzü, çirkindir, zararlıdır, tehlikelidir, sevilmeye değil tahkire lâyıktır.

    “Dünya hayatı, eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız?” (En’am Suresi, 6/32)
    Aklimizi kullaniriz lakin ne icin?
    Rahatli k,konfor, makamlar icin...
    uzulerek ifade etmek isterim ki Diyanet isleri baskanligi deizm rakamlarinin gercegi yansitzmadigini soyluyor.
    ya hu hic akletmez misiniz?
    Cogunlugu musluman olan bir ulkede nasil olur da boyle birsey neset eder...
    Bu insanlarini bu kiyilara surukleyen nedir
    Inandigimiz gibi dosdogru olamamamiz bir sebep midir?




    YanıtlaSil