Bozkır'da Ev sahibi omak istermisiniz!

Çocukların büyüme aşamasındaki eğitimleri de kelebeklerin kozadan çıkış aşamasına benzemektedir. Bizler çocuklara ne kadar müdahale edersek çocukların kişisel gelişimlerine o kadar bir set koymuş oluruz. Bizler anne baba olara kelebeğe yardım eden bu çocuk gibi iyilik olsun diye çocuklarımıza, bu gibi davranışları hayatımızda sıkça yaptığımızın belki farkında bile değiliz.

Bu buna benzer konularda olmadık yer ve zamanlarda çocuklara o kadar müdahale ederiz ki bu işten ne biz nede çocuk hoşnut kalır. Bizim hayatımız çocuğa müdahale temekle ve çocuğun peşinden koşmakla geçerken çocuğun hayatı da ister isteme bizimkinde farklı geçmez.

Almanya'da yapılan bir araştırmada 2 yaşlarındaki çocuklarını parkta oynatan Türk ve Alman aileler yaklaşık bir saat boyunca gözlemlenir. Bir saatin sonunda Türk ailesi parkta oynayan çocuğuna 14 defa müdahale ederken Alman ailesi 4 defa müdahale etmiştir.

Çocuklarımızı eğitirken ve yetiştirirken o kadar müdahale ediyoruz ki çocuklarımız büyüdükleri zaman kendi ayakları üzerinde duramayan bir kişi haline gelmektedir. Kendisine güvenemeyen, kararlarını veremeyen bu çocuklar hayatlarını bağımlı bir kişi olarak sürdüreceklerdir. Bunun sonucunda da çocuklarımızı kişilik olarak bağımlı yâda başka bir ifadeyle kişilik olarak sakat yâda kişilik özürlüsü olarak yaşamalarını sağlıyoruz.

Bu çocuklar büyüyüp okula başladıkları zaman ders çalışmayan ve sorumluluk almaktan korkan, kendine güvensiz, pasif bir öğrenci olarak karşımıza çıkacaktır. Bu durumu gören aile hocam; bu çocuğun her şeyi tam olduğu halde neden ders çalışmıyor diye hayıflanmaya başlayacaktır.

Her şeyine koşturulan çocuklar, leb leb demeden leblebisi alınan, her şeyi dört dörtlük yapılan kendimize bağımlı olarak yetiştirdiğimiz bu çocuklar, ders çalışmayacaktırlar. Hatta imkânı olsa okula da gitmeyerek okula da anne babalarını gönderecektirler. Gerçi imkânı olsa çocuğunun adına okula gidip onun yerine sınava girecek anne babada çok.

Yemeyip yedirdiğimiz, giymeyip giydirdiğimiz bu çocuklar bırakın ders çalışmayı; biraz daha büyüyünce sorumsuz ve üzerine fazla da gidilince de asi bir çocuk olarak karşımıza çıkacaktır. Çünkü küçük yaşlarda arkası toplanan çocuklar büyüdükleri zaman da arkalarını toplayacak birilerini arayacaktırlar. Buda çocukla toplum arasında çatışmaya sebep olacaktır. Bunun yanında kendi görevini de yapamayacak kadar da aciz biri olacaktır.

Bunun yanında her şeyi anne babası tarafından yapılan bu çocuklar kendilerine güvensizliklerinden dolayı sorumluluk almayacaktır. Hayatta hep birilerini gölgesinde yaşamaya çalışan yönetmekten çok yönetilmeye müsait bir kişi olacaktır.

Peki, bu çocuklar için neler yapmalı?

Çocuklar adına çocukların yapacakları düşünülmemeli. Çocuklar adına çocukların yapacakları yapılmamalı. Çocukların yaş ve seviyelerine uygun görev ve sorumluluklar verilmeli. Çocukların hata yapabileceklerini ve hata yapmalarına imkân verilmeli. Çocukların yaşlarına uygun yapacakları konusunda onlara rehberlik yapılmalı.

Atalarımızın "çocuklar düşe düşe büyür" atasözünü akıldan çıkarmamanız dileğiyle… Selam ve dua ile…

Haberi Yorumlayın:

0 yorum yapıldı.