Articles by "Bozder"
Bozder etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konya'nın Bozkır ilçesine bağlı Dereköy mahallesinde ki tarihini Yukarı Kemer Köprüsü restore edilmeye başlandı.


Karayolları 3.Bölge Müdürlüğüne bağlı olarak yürütülen yenileme çalışmaları yüklenici firma tarafından başlatıldı. Restorasyon çalışmalarının 3 aya kadar tamamlanması planlanıyor.
Dereköy mahalesinde gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulunan Dereköy Muhtarı Ramazan Deniz "Mahallemize bağlı Dereköy Sorkun güzergahında daha öncelerden ulaşım köprüsü olarak kullanılan ancak ağır tonajlı araçlarının tahribatı sonrası yıkılma tehlikesine karşı yanına yeni köprünün yapıldığı tarihi köprümüz uzun yıllardır atıl durumdaydı.

Köyümüzde atıl olarak duran bu köprümüzün bakım ve onarımı için Bozkır Tarih Ve Tabiatı Araştırma, Koruma, Yaşatma, Eğitim ve Kültür Derneği olarak yapmış olduğumuz başvurularımız muhtarlığımız dönemimizde hayata geçti.

Yüklenici firmamız tarafından yenile çalışmalarının hızlı bir şekilde yapıldığını görüyoruz. Tarihi köprümüzün tekrardan insanlarımızın kullanımına geçeceğinden dolayı çok memnunuz" dedi.
Türkiye genelinde Faaliyet gösteren BUMAD – Boğaziçi Uluslararası Mağara Araştırma Derneği ilçemize bağlı Dereköy ve Dereiçi mahallelerinde yer alan mağaralarda 2011 yılında incelemelerde bulunmuştu. Söz konusu Dernek üyesi araştırmacı ve macaracı ekibin o gün itibariyle Bozkır Dereköy Mahallesi Akmuar mevkide yer alan mahalle adıyla düdende yaptığı mağara inişini ve Bozkır'da gerçekleştirdikleri gezileri geçmişi hatırlamak adına sizlerle paylaşıyoruz. 

Bozkır Gezisi 19-22 Mayıs 2011

19 Mayıs tatilini fırsat bilip uzak diyarlardan gelen ihbarları değerlendirmek üzere Manisa, Konya vb. şehirlere telefon açmaya başladık. Bozkır'dan Hüseyin Bey ile görüşüp detayları mail list'e aktardım. Hüseyin Bey ihbarda bulunduğu mağaraya taş atıp kaç saniyede yere konduğunu saymış ve bunu youtube'a yükleyip bana linkini atmıştı. Mail list'te anında bir efsaneye dönüşen bu ihbara gitmemek olmazdı, soluğu Bozkır'da aldık Senc, Çuka, Gülfer, Mehmet ve ben.

Dereköy Kasabası'nda Hüseyin ve Yakup Beyler ile buluştuk. İkisi de doğayı seven, boş zamanlarında dağ tepe dolaşıp fotoğraf çeken iki güzel insandı. Önce Dere ile Sorkun arasında bulunan Akmuar Mevkii'ne gittik. Sencer Akmuar Düdeni'nin ilk inişinden sarkıp devam edip etmediğine baktı, mağara devam ediyordu. Çadırlarımızı kurup güzel bir uyku çekmeye karar verdik o gün için.

Akmuar Düdeni giriş ağzı (aşağıdan)

Güzel bir kahvaltı edip 20 Mayıs sabahı yaklaşık 15 dakika yürüme mesafesinde bulunan Akmuar Düdeni'ne gittik. Bu gezi döşeme bilgilerinin geliştirilmesi açısından çok verimli geçti. Sencer gözümüzün yaşına hiç bakmadı, el boltlarını azimle çaktık da çaktık.
Semavere dikkat lütfen!!!

Senc, the acımasız eğitmen

El boltunu çakarken

Çaktım, gidiyorum, her şey yolunda gibi.

Sencer'le yaklaşık 50 metre civarında olan mağarada aşağıya süzülüp dibe ulaştık. Bizden sonra Çuka, Gülfer ve Mehmet mağaraya girip ölçüm alıp toplayıp çıkacaktı.

Gülfer ipte, Mehmet mağaranın dibini görmüş poz vermekte.

Mağaranın dibine atılan topu çıkardık, bi güzel oynadık.

Mağaradan çıktıktan sonra kamp yerimize gelip akşam yemeği hazırlıklarına koyulduk. Kilo alıp şehre dönmeli gezilerin hastasıyım.

Akşam menüsü

21 Mayıs sabahı su çıkışına bakmak için Aygır Gediği'nin yolunu tuttuk. Suyun çıktığı yer bir hayli ilginçti. Ormanın ortasında kayaların dibinden fışkırıveriyordu su.

Aygır Gediği su çıkışı

Kendimize 'Anadolu'nun Sesi Ekibi' adını verdim kendi kendime. Hatta 'Köyünüzde mağara mı var? Arayın gelelim!'

Anadolu'nun Sesi ve içimizdeki kıronun dışa yansıması

Aygır Gediği'nden sonra Hüseyin ve Yakup Beyler ile tekrar görüşüp Üçpınar Jandarma Komutanlığı'nın yolunu tuttuk. Jandarma Komutanı Şentürk Bey sağolsun bizlere çok yardımcı oldu. Birlikte Dereiçiköy'ün (Gederet) yolunu tuttuk. Sit alanında bir mağara biliyorlardı.

Jandarma köpekleri Lisa ve Jango da bize eşlik etti.


Dereiçiköy Mağarası, aşağıdan mağara ağzı

Söz konusu mağara 35 m civarında sonlandı. Çuka ile ölçüm alıp döşemeyi topladık, çıktık.

Keyifli bir geziyi arkamızda bırakıp mutlu mesut evlerimize döndük.

Fotoğraflar: Havva Yıldırım Çoltu, Sencer Çoltu, Oğuz Karaçuka http://magaraciyiz.biz

Bozkır Dereköy Mağara inceleme Videosu  : https://www.youtube.com/watch?v=ozIOV7XGEjM

Bozkır Dereiçi Mağara incelemesi Videosu : https://www.youtube.com/watch?v=kaL8lwjIrwQ



Sayın Kaymakamımız Mustafa DEMİR.
Yazımın ilk bölümünde size hitap ediyorum çünkü benim için Bozkırda devlet sizsiniz. Derdimizi dökecek devlet  babasınız.
            29 Temmuz günü Bozkır Belediyesi yeni düğün salonu binasında  “ Hanmuarının grup suyuna dahil edilmesi” ne ilişkin bilgilendirme toplantısında Bozkırın su sorunu canına tak etmiş bir kaymakamı gördüm. Bu istek ve şevki umarım kaybetmezsinz. Lakin sayın kaymakamım; KOSKİ ve Büyükşehir yetkililerinin halka sormadan halkın görüşünü almadan giriştiği bu çalışmayı şahsım olarak doğal dengenin bozulacağı endişesi ile onaylamıyorum. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” buyuran Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)nın ümmeti olarak, susuz köylerimizi suya kavuşturmaya kesinlikle; ne ben ne Dereliler nede Bozkırlılar karşı değildir.  Endişemiz bir yeri yaparken bir yerin bozulmasıdır. Hanmuarının suyu diğer kaynak suları ile kıyaslanamayacak derecede önemlidir Bozkır için. Bunu elbette ki en iyi bizler yani boğaz köylüleri bilir. Biz bu suyu yeri geldi içtik yeri geldi bahçe suladık.  Eğer ki başka bir kaynak imkânı olmasa kesinlikle hiçbir şekilde itiraz edilmez, sizlerle canla başla birlikte çalışırdık. Fakat toplantıda hemşehrilerimizin bahsettiği çeşitli kaynaklar var iken bu suyun borulara girmesi doğal dengeyi bozacaktır. Bu korku şahsi menfaatten çok ötedir, eğitimli bir insan olarak bunu sizin anlamanızı umut ediyorum. Bu endişenin yalnız benim endişem değil toplantıya katılanların endişesi olduğunu da gördünüz. Bu endişenin giderilmesi adına bir ay önce Sarıot Gölünde yapılan bilimsel boya deneyinin Hanmuarı içinde yapılması ve hangi kaynakları ne ölçüde beslediğinin tespiti hem endişelerin giderilmesi adına hem de geri dönüşü yapım maliyetinin kat ve kat üzerinde olan bu projenin hem ekonomi hem de doğal denge açısından daha verimli olmasını sağlayacaktır. Bu talebimizin  devletimizi temsil eden  size iletmek istiyorum.


               Değerli Belediye Başkanımız Sayın İbrahim GÜN. Sizin kaygınız da elbette ki üstlendiğiniz vazifenin gereği olarak halkın su sorununu çözmektir. Bu anlamda ki samimiyetinizi toplantıda ki hal ve hareketlerinizde, söylemlerinizde gördük. Bu duyarlılığınız ve eleştiriye açık şahsiyetiniz için teşekkür ederim. Daha öncede bahsedildiği gibi eğer başka kaynak imkânı olmasa idi bu toplantıda hiç kimse aksi fikir beyan etmezdi. Siz bu kaynağın tercih nedeni olarak sorunun ivedililikle çözümü ve ekonomik uygunluğunu öne çıkardınız. Fakat inanın bu kaynağın alınması Karacahisar, Sorkun, Dere, Çağlayan ve Bozkır yerleşim alanlarını ekonomik açıdan çok daha olumsuz etkileyecektir. Sizin de bahsettiğiniz üzere Aygırdan Çıkan su şu an sadece elektrik santrali kanalını ancak dolduruyor. Eğer Hanmuarından su alınırsa içme suyunu Aygırdan temin eden Sorkun Köyünün içme suyu tehlikeye girecektir. Yetkililer dediler ki dakikada 175 litre ( ölçümün son yılların en fazla yağış alan yılı olan 2015 yılı mayıs haziran ayında yapıldığını söyledi yetkili kişi) akmaktadır ve biz bunun sadece ihtiyaç olanı en fazla 40 litresini alacağız. Ben 4 mevsim o dağlarda gezen birisi olarak şunu söyleyebilirim ki eylül ayında o su dakikada en fazla 60 litre akar oda yağışlar iyi olduğu zaman. Bu 60 litre su masa başında kağıtta yazılı rakamın okunması değildir. Doğal denge için Boğazın şah damarında ki kan miktarıdır.

Değerli KOSKİ ve Büyükşehir Yetkilileri. Öncelikle nezaket gösterip halkımıza suyu neden ve nasıl alacacağınız konusunda bilgi verme amaçlı gelmiş olduğunuz toplantıda vatandaşlarımızın hararetli konuşmalarına göstermiş olduğunuz sukunetiniz ve alternatif kaynaklara olan yaklaşımınızdan dolayı sizleri tebrik ederim. Bir dağda kaç çeşme var onu en iyi bilen elbette ki o dağın çobanıdır. Çünkü o çeşmelere en çok ihtiyacı olan kişidir çoban. Bende az buçuk bu dağların çobanı sayılırım. Hanmuarı suyu yüzeye çıktığı andan itibaren bölgenin can vermeye başlar. Kıvrım kıvrım akarken sizin ifadenizle “kaybolmaya” başlar. Kaybolmak yok olmak değildir. Kaybolmak yerinin belirsizleşmesi demektir. Çıplak gözle ve masa başında baktığınız zaman su elbette kaybolur. Ama ben inanıyorum ki o kaybolan su birçok kaynağı beslemekte. Ve hatta Aygır Gediğinde büyük su gözü bulandığı an dahi temiz akan bir göz vardır ki ben o suyun Hanmuarından beslendiğini düşünüyorum.  KOSKİ nin devasa bir bütçesi olduğunu söylüyorsunuz. Bu bütçeyi doğal dengeyi bozmadan korumayı teklif ediyorum size. Hâlihazırda 5000 litrelik depo çalışmanız var. Bir 5000 litrelik depo da ana hattın ikiye bölündüğü noktaya yapılırsa Hanmuarına gerek kalmadan bu sorun çözülür. Sizler diyorsunuz ki Hanmuarını belki hiç kullanmayacağız. Bende sizlerden şunu istiyorum ki “belki hiç kullanmayacağınız” bu güzelim kaynak bırakın doğduğu gibi aksın. Bırakın 650 metre aşağısında ki yutaktan bir kısmı batarak hangi kaynağı beslemeye devam ediyorsa beslesin. 2050 li yılların su savaşlarının olacağı öngörülüyor. Yeryüzüne düşen su miktarı her yıl aynı iken neden susuzluk yaşama riski ortaya çıkıyor bir düşünün. Bütün bulduğumuz suları borulara aktarıyor suyu hunharca kullanıyoruz. Gördünüz belediye bahçesini içme suyu ile suluyor diğer resmi kurumlarda öyle. Vatandaş deseniz birçok köyde tamamen içme suyu ile bahçe sulanıyor. Sadece bu bahçe sulamaya dakikada 40 litre ve üzeri su gittiğini idea ediyorum. Öncelikle kaynağın verimli kullanılması ilkesini hayata geçirelim. Su konusunda, su israfı konusunda halkı bilinçlendirelim. Seminerler verelim, okullarda camilerde toplumun olduğu her yerde suyun önemi ve verimli kullanımı hakkında çalışmalar yapalım. Damlama sulamanın kaynak kullanımı ve ürün maliyeti ve verimi hakkında halkımızı daha da bilinçlendirip su tüketimini en az seviyeye çekelim.

Değerli hemşehrilerim.
Benim ne bir yerde 5 metre toprağım var nede 5 tane davarım.Şu hayatta üç beş dikili ağacımız var ve inanın onlarda hep kamu arazisinde. Benim tek isteğim şu Bozkırda tutunmak. Atamın topraklarında yaşamak. Bu güzel coğrafyayı gelecek nesillere aldığımız gibi ve mümkünse daha güzel bırakmak. Geçmiş yıllarda Pınarcık köyünde içmek için bir bardak su bulamamıştım. Evlerde su yok, tek su kaynağı ki serçe parmak kadar akıyor onda da otuz kişi sırada. Bozkırın su sorununu görmezden gelmek asla mümkün değildir.  Benim atalarım kıtlık gören insanlar yahut onların yetiştirdiği insanlar. Bu sebepten bir pantalona yama yapıp giymeden atmayız biz. En son verimden düşene kadar sürekli tamir eder en sonunda ise minder dikip içine basar ama yine çöpe atmayız. Ülkemizin içinde bulunduğu durumun gereği bizim ne bir kuruş para boşa götürme lüksümüz var nede bir yudum suyu heba etme lüksümüz.
Maalesef ki su tüketimi konusunda yeterli duyarlılığı gösteremiyoruz.  Lütfen, sularımız boşa akmasın. Lütfen içme suyu ile bahçe yapılmasın. Lütfen sularımız temiz aksın.  Camiide abdest alırken suyu boşa götürmeyelim. Lavaboda elimizi, mutfakta bulaşığımızı yıkarken susuz köylerimizde ki insanları düşünelim.  İsraf haramdır. Efendimiz.  “yiyiniz, içiniz ama israf etmeyiniz” buyurmuştur.






Sürç-i lisan eylediysek af ola. Allah’ın selamı ve bereketi üzerinize olsun.
Hüseyin DUMRU.



Sizleri içinde bulunduğumuz coğrafyayı iklimine göre keşfetmeye davet ediyorum.

Bozkırlı olmayıp  ilçemizde görev yapan değerli  misafirlerimiz  ve Bozkırlı  olup da bu güzel mekanları ziyaret etmeyen değerli hemşehrilerim ,bu yazımı lütfen sonuna kadar okuyunuz.

Geçtiğimiz haftalarda yıllardır yaşamadığımız gibi soğuk kış günlerini yaşadık.  Soğuk geçen günlerin ardından hava biraz ısınınca ailecek Bozkırda gezilecek yerlerin başında gelen   Harmanpınarlıların  Gül Yaylası benim bildiğim ismi ile Kel Yayla. Burası yine Harman pınara ait olan Cingen Çayırı mesireliğini geçer geçmez hemen ileride terk edilmiş bir yayladır. Yaylaya bu mevsimde güzellik katan ise yaylanın hemen eteğinde Bozkırın en yüksek zirvesine sahip Hacıomar dağının dibindeki su birikintisidir. (Geçtiğimiz seçimlerde ilçemizin Belediye Başkanlığına aday adaylığını açıklayan Nuri  YÜCEER ‘in burayla ilgili çok hoş bir projesi vardı. Bunu da belki yetkililer ilgilenir diye sizlere sunuyorum yeri gelmişken.  Malum Antalya yol güzergahında olan bu gölcükün dört mevsim su tutması halinde doğala uygun bir çevre düzenlemesi yapılarak birkaç ördek salınırsa bu gölcüğe ayrı bir cazibe kazandırılmış olur.  )


 bu gölcük kış aylarında tamamen buz tutar alın size buz pisti.. Biz küçükken taa Dere köyünden yürüyerek bu pistte kaymaya gelirdik, gönlümüzce eğlenir geri dönerdik. İstedim ki oğlumla geçmişi yad edeyim, öylede oldu. Doyasıya eğlendik.Oğlan bir hafta sayıkladı durdu baba çok güzeldi diye…







Yola devam ediyoruz. 3-5 km sonra Yol güzergâhında bulunan mescidin oradan içeri doğru girerseniz 2 km ileride Ahırlı Bartlı yaylasını görürsünüz. Yaz ayları için çok güzel şeyler söyleyemesem de öncelikle bahar aylarında yaylanın merkezinde bulunan merada buram buram tüten çiğdemler sizleri bekler. Bartlı yaylası yaz kış insanların yaşadığı çok güzel bir yer. Evler bir birine nispet yaparcasına doğaya çakılmış bir mıh gibi değil de adeta şirinlerde ki şirin evleri gibi dizelenmiş.





Kaynak:http://www.ahirli.gov.tr/default_B0.aspx?content=98


 Dağın yamacına bezenmiş evlerin penceresi bahar aylarında çiğdemden bir halıya açılır. Evlerin arasında kardelenler, sarıçiğdemlerin arasında mor çiğdemler, papatyalar gizlidir.  Sonbaharda ayrı bir renk cümbüşüdür evlerin sırtını yasladığı yamalar. Şimşir, meşe, ladin ağaçlarında yeşil kırmızı ve sarının tüm tonlarını aynı anda görebilirsiniz. Kış aylarında ise sükuneti görürsünüz, sessizliği ve pencerelerinden dışarıyı izleyen yorgun yürekli köylüleri n sıcacık bakışlarını görürsünüz.Ben ne zaman gitsem bu yaylaya yayla ahalisi olanca konukseverliği ile karşılıyor tanıdık tanımadık her konuğunu. Bu yıl yaylanın en uygun yerine hoş bir tahta köşk yapmışlar. 
Gelen giden otursun diye köşke iki tanede minder atmışlar. Yapanlara buradan teşekkür ederim.










 Yol boyunca ilerlemeye devam ediyoruz.4 km kadar ileride Kuruçay Köyünün hemen üzerinde Güngörmez Şelalesi dediğimiz su kaynağını gözlemliyorum. Henüz tam anlamıyla su çıkmıyor. Burasını bahar aylarında özellikle nisan Mayıs aylarında ziyaret etmenizi kesinlikle öneririm. 


Yukarı yaylaların karları eridikçe dağın böğründen fışkırırcasına akan pamuk gibi beyaz köpük köpük suyun altında o ferahlığı hissetmeden gitmeyin Bozkırdan, inanın çok şey kaybetmiş olursunuz.   Şelale genelde yaz aylarında kurumaya döndüğü için gündönümü olan 21 Haziranı görmeden kurumaya başladığı için GÜN GÖRMEZ demiş olsalar gerek.


Kaynak: http://www.tripmondo.com/turkey/konya/kurucay/picture-gallery-of-kurucay/





Durmak yok yola devam. Son durak Ağaç Tepesi, Yalıhüyük Gölcük yaylasına gidip oğlumla kartopu oynadık. Bozkırda kurumuş tozlar havada uçuşur iken çok değil 25 km ileride Bozkırın Uludağı diyebileceğimiz bir mekân.  Esen rüzgârla tılsımlı bir orkestra gibi çam ağaçları insanın ruhuna üfürüyor huzuru.  Ulu çam ağaçlarının arasında kalan meranın üzerini örten karda isteyen leğeni kapıp karda kaymanın tadını çıkarırken isteyen çocuğu ile çocuklaşıp, içinde susturduğu çocuğun ağzını çözüp kartopu oynuyor



Taaa Antalyadan insanların geldiğini gördüm.   Ağaç tepesi dört mevsim güzel bir doğa harikası. Tepeye vardık yerden sola dönerseniz Kuruçay ve karacakuyu yaylasına oradan daha ileri giderseniz Sülek ve diğer yaylalara gidersiniz. Lakin orman yolu olduğu için aracınızın altının yüksek olması gerekir. Karacakuyu yaylası ayrı apayrı saklı bir cennettir. İlkbaharda yol boyu rengârenk çiçekler ve eşsiz bir manzara bekler sizi.






Kaynak .http://www.panoramio.com/photo/24457150








İnsan çevresine keşfetmek için bakınca güzel bir şeyler aramak için bakınca aradığını muhakkak buluyor. Yalnız bunun için bazen ilk hareketi vermek gerekir. Bu ilk hareketi yerel yönetimler vermesi gerekirken maalesef bu konuda yerel yönetimin umursamaz olduğunu görüyoruz. Bu ilk hareketi verebilmek, insanlarımıza doğamızın farkında olmalarını sağlamak amacının da içinde bulunduğu bir dernek kurmuştuk 2010 yılında.  Derneğimiz Bozder  olarak 2011 yılında fotoğraf sanatçıları ile bir gezi düzenlemiş ve bu geziden yüksek verim almıştık.   Derneğimizin maddi desteği olmadığı için ikincisini bir türlü düzenleyememiştik. İnşallah 2015 yılında başta genç misafirlerimiz; üniversite öğrencilerimiz olmak üzere ilçemize gelen konuklarımıza yaylalarımızı doğal güzelliklerimizi tanıtmaya çalışacağız. Bunun duyurusunu da bu vesile ile yapmış olalım.

Bence bu hafta çıkın Kel Yaylayı, Bartlı Yaylasını bir keşfedin. Daha önce neden gelmedik diye düşüneceğinizden eminim.

Sevgi ile kalın. Hüseyin DUMRU.
07-02-2015














              Zengibar Kalesi, tarihi M.Ö 2000 lere dayanan ,Bizans döneminin bölgemizde kalan ayakta kalan son antik yerleşkesi. Bugün bir harabe, ören yeri görünümünde olsa da  elbet bir gün ayağa kaldırılacak ve insanlığın ortak mirası olacak. Umutlarımız ve gayretlerimiz bu yönde. Geçmiş dönemde cahilce ve bilinçsizce yapılan tahribatlar nedeni ile oldukça hasar gören bu antik alanı  onarma ve  yeniden ayağa kaldırma yükünü heyecanla omuzlayan değerli hocamız Yrd.Doç.Dr.  Osman DOĞANAY omuzlamıştır.





          Son yıllarda gerekli yasal izinlerin müsaade ettiği çalışma alanında yetkisi dahilinde yüzey temizliği ve araştırma işlemini tamamlamış ve kazı için gereken  koşulların oluşmasını beklemektedir. Ekibinin çalışmasını iki yıldır konuk olarak gözlemlemekteyim. Tarihi dokuya zarar vermemek için   toz zerrelerini  adeta   üfleyerek çalışan öğrencilerin hassasiyeti, onların tarihe ve yaptıkları işe olan saygılarını görmek için yeterlidir diye düşünüyorum. Bu hassasiyeti gördükçe eğitimin ve bilinçlenmenin değeri ve toplumumuzda ki eksikliği bir kez daha gün ışığına çıkıyor.
   Dün akşam saatlerinde Osman hocamız bana ulaşarak internette yayınlanan video ve fotoğraflardan bahsedip rahatsızlığını dile getirdi. bahsettiği görüntüleri izleyince  hocamın ses tonunda ki kızgınlığı ve öfkeyi anlayabiliyordum. Konya Dağcılık İzcilik Doğa Sporları Kulübü (KONDAK) adı altına toplanan sözüm ona eğitimli ve doğa severlerce,  hiçbir  arkeolojik kazı bilgi ve deneyimi olmayan kişilerce arkeolojik alanda gönüllerince, ellerinde ki küçük kazma ve malalarla kazı yapıp, bu çalışmalarında  kaydettikleri görüntüleri internette yayınlamaktalar. Ve bu işi  2012 yılında da yaptıkları facebookta ki adreslerinde görünmektedir.
Bu ne saygısızlık bu ne cehalet bu ne cesaret.Bir yanda  arkeoloji üzerine eğitim gördükleri halde toprağı üfleyen öğrenciler, diğer yanda hiçbir eğitimini almadıkları bir alanda vur patlasın çal oynasın  kafalarına göre kazı yapan insanlar…

Bu gösteriyor ki bölgenin emniyeti yok.Defalarca bölgenin korunması gerektiği, bekçi görevlendirilmesi gerektiği ve toplumun daha da bilinçlendirilmesi gerektiğini dile  getirmemize rağmen  bir tedbir alınmaması  geçen zamanda tahrip edilen ve hatta yok edilen arkeolojik değerler demektir.15-20 kişilik bir gurup Zengibar Kalesinde 1 gece kalabiliyorsa define avcıları cirit oynuyor demektir.

Osman hocamız “Dağcıların ve izcilerin arkeolojik sahada kaçak kazı yapmış olması ve bunu sosyal medyada yayımlamaları büyük küstahlık. 2863 sayılı kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununa göre suç” diyor.  Bizde sitemiz aracılığı ile söz konusu organizasyonu yapan  Arif SOLMAZ ve ekibi hakkında yasaların emrettiği yaptırımların  uygulanması için buradan yetkililere sesleniyoruz.

Bu yazımı okuyan yetki ve sorumluluk sahibi tüm devlet görevlilerinin gereğini yapacağından şüphem yok. Aynı zamanda halkımızın da bu konuya duyarlı olup konunun takipçisi olacağına inanıyorum.
Hüseyin DUMRU.

Bozkır Tarih Ve Tabiatı Araştırma Koruma Yaşatma Kültür Ve Eğitim Derneği. Bşk Yrd.


Bozkır'ın Sivil Toplum Kuruluşları Bozkır'ın Zorunlu Hizmet kapsamına alınması için çalışmaya başladılar.

Bozkır Esnaf Odası, Bozkır Ziraat Odası, Bozkır İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Gönüllüleri Derneği ve Bozkır Tarih ve Tabiatı Araştırma Koruma Yaşatma Kültür ve Eğitim Derneğinden oluşan heyet Bozkır Milli Eğitim Müdürü Ali Doğan makamında ziyaret edildi.

Bozkır'ın Sivil Toplum Kuruluşlarını temsilen konuşan Bozkır İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Gönüllüleri Derneği (BİMDER) Başkanı Mehmet Görür şuan ön fikir alımı olduğu için dört adet Sivil Toplum Kuruluşu ile geldiklerini ancak ileri ki günlerde Bozkır'ın tüm Sivil Toplum Kuruluşları ile birlikte Bozkır'ın "Zorunlu Hizmet Kapsamına" alınması için gerekirse Konya'dan Başlayarak Ankara'ya kadar ziyaretlerde bulunacaklarını belirterek.

Bozkırda Eğitim kalitesinin artması ve Bozkır'a atanan öğretmenlerin ilçede daha fazla kalabilmesi için Bozkır'ın Zorunlu hizmet kapsamına alınması gerektiğini hepimiz bilmekteyiz. İlçemiz Zorunlu Hizmet Bölgesinden çıkarıldı ancak bakıyoruz ki bizim nüfusumuzu ona katlar Bazı illerin ilçeleri zorunlu hizmet kapsamında ve eğitim öğretim için öğretmenler Zorunlu hizmet yeri olarak buraları tercih etmektedir. Bizlerde bu gerekçelerle ileri ki günlerde gerekli mercilere başvurarak yeni atama dönemi öncesi Zorunlu hizmet Kapsamına girmek istiyoruz diye sözlerini tamamladı.

Milli Eğitim Müdürü Ali Doğan'dan Bozkır'daki Eğitim Öğretim bilgilerini alan heyet daha sonra yapması gerekenler üzerinden fikir sahibi olduktan sonra Bozkır Milli Eğitim Müdürlüğünden ayrıldı.

Sırıstat Haber Merkezi: Yakup Çetin








 


Her hafta Kontv de yayınlanmakta olan İhsan Genc'in sunduğu Gezen Bilir programı bu hafta Bozkır'ı konu alıyor.










 Bozkır Tahini ve Çat bıçağının işlendiği bu bölüm 07-09-2012 Cuma Akşamı saat 23:00 de yayınlanacaktır





Sene 2032. Oğlum 20 yaşında ve bana hesap soruyor.


Baba, fotoğraflarına bakıyorum da sen benim yaşlarımda iken adı Bozkır ama rengi gökkuşağı bir ilçede yaşıyormuşsun. … Fotoğraflarının altına AYGIR GEDİĞİ diye yazdığın bir yer var. Şu an öyle bir yer göremiyorum. Ama duyduğuma göre şu an HES olarak kullanılan suyun çıktığı bir yermiş. Ne kadar da güzelmiş. Bir yanı meşe ağaçları ile diğer yanı ladin ağaçları ile süslüymüş. Yeşil örtü bürünmüş toprağın bağrından çıkan su gürül gürül akıyor. Ben küçükken beni de getirmişsin buraya, benimde fotoğrafım var. Suyun gözünden su içmişim. Oyun oynamış eğlenmişim. Su coşmuş ben neşe bulmuşum. Bu güzellikleri yaşamak için ben çok mu geç doğmuşum baba?



Bakıyorum fotoğraflarına dere kenarında gürleyerek akan suların yanında piknik yapmışsın. Ne kadar şanslıymışsın, SULAR BORULAŞMADAN YAŞAMIŞSIN…Su çağladığı her yere yaşam vermiş.  Kuşlar varmış bu dereden beslenen.. Bir zamanlar balıkta varmış bu derelerde.. Hani benim balıklarım nerede baba?

Sonra,  senin bahçelerin varmış o sudan can bulan, hayat bulan. Domatesleri hatırlar gibiyim… Kokusu halen burnumda şalga domatesleri.. Pembe pembe olurdu,  el değdiği zaman kokusu taaa uzaklardan duyulurdu. Tertemiz suyla sulanmış bahçelerinden yediğin salatalıkların, fasulyen, mısırın. Sobanın üzerinde pişirdiğin patateslerde bu bahçelerindi eminim. O yemyeşil bahçelerim nerede baba?



Bu hesabı kim verebilir.. Kim nasıl anlatacak evlatlarına bütün bu güzelliklerin bir bir yok oluşunu.. Bu yok oluşa sessiz kalışını..
Hani o hep gururla bahsettiğimi z atalarımız var ya.. Biz atalarımızla hep gurur duyarız ya… Sizce bizim neslimiz bizimle gurur duyar mı?
Suya hükmetmeyi değil sudan can bulmayı tercih eden atalarımız.. Akan suya saygı duyan atalarımız… Allah’ın verdiği yağışa rahmet deyip, rahmete çöp atmayı edepsizlik bilen atalarımız..Suyun üzerine köprüden başka hiçbir imar yapmayan atalarımız..         
Sonra biz… Akan her suya elektrik gözüyle bakan.. Her suyun önünü kesen, suya her türlü pisliği atan, suları borulara sokan, bütün bunlar olup biterken alkışlarla bakan bizler... Sizler  “ biz” ile gurur duyar mısınız? Dere yatağına bina yaparak dağdan gelip bağdakini kovan…Sonrada dere yatağında akmaya başlayınca  ağlayan..
Evlatlarınızla böyle bir hesaplaşmaya girmek istemiyorsanız. ÇARŞAMBA ÇAYI ISLAH PROJESİ adı altında yapılan doğaya müdahaleye sessiz kalmayın.
Çarşambadan sadece insanların pisliklerini çıkarsanız.. Ellerinizle kapattığınız köprü kemerlerini açsanız.. Daralttığınız dere yatağındaki eserlerinizi kaldırsanız. Kısaca doğaya saygı duysanız doğada size hiddetini değil sevgisini gösterecektir.
Belki bu yazımdan ötürü beni   “hizmete balta vurmak”la suçlayacaklar.. Belki sular yükseldiği zaman hesabı bana soracaklar..  Kimse umursamayacak bu yazımı beklide. Ama benim oğluma verebilecek bir cevabım var. “ ben çabaladım” Ya sizin?

Bozkır Tarih Ve Tabiatı Araştırma Koruma Yaşatma Kültür Ve Eğitim Derneği Bşk YRD.  Hüseyin DUMRU