Articles by "Mağazin"
Mağazin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Konyaspor'un 100. Yıl Etkinlikleri dolayısıyla Konya'ya gelen Konyalı yorumcu, besteci, udi ve oyuncu Sami Çelik, gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Rasim Atalay'ı ziyaret etti.

Konyaspor'un 100. Yıl Etkinlikleri dolayısıyla Konya'ya gelen Konyalı yorumcu, besteci, udi ve oyuncu Sami Çelik, gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Rasim Atalay'ı ziyaret etti. Sami Çelik ziyarette Konya'nın geleneklerini ve kültürünü tanıtmak amacıyla gerçekleştirdiği çalışmaları ve projeleri anlattı.

Konya ve Bozkır Türk Halk Müziği Sanatçısı ve aynı zamanda TRT 1'de yayınlanan Seksenler dizisinin Konyalı Yorgancı'sı, Konyaspor için yaptığı Konyaspor Marşı ile de taraftarın gönlünde yer edinen Sami Çelik, Pusula Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rasim Atalay'ı ziyaret ederek çalışmaları ve projeleri hakkında bilgi verdi.

Bir Konya aşığı olarak Seksenler dizisinde Konya kültürüne, geleneklerine ve gastronomisine ait değerleri tanıtmak amacıyla birçok çalışmaya imza attığını ifade eden Çelik, "Devletin kanalı olan TRT 1'de Seksenler dizisinde Konyalı Yorgancı'yı yazdırmak, Konyalı vasfıyla Konyaspor forması giymek ve atkısını takmak çok önemli. Bize, Konya'ya ait ne değer varsa gün yüzüne çıkarmak, daha çok tanıtmak için yer aldığımız bütün platformlarda emek veriyoruz. Seksenler dizisinde Konya çetneviri yaptık. Etliekmek, arabaşı çorbası yaptık. Sille'yi elimizden geldiğince anlattık. Ben Bozkır, Konya ve Konyaspor sevdalısıyım. Seksenler dizisinde kamera, dükkana girdiğinde karşıda Konyaspor forması asılı. Boynumda üç, dört yerde Konyaspor atkısı. Seksenler Dizisi Senaristi ve Yönetmeni Birol Güven en son bana, 'Samicim diziyi Konyalı dizisi yaptık' dedi. Elimden geldiğince Konya vurgusunu hep ön plana çıkarmaya çalıştım. Buradan Konya Büyükşehir Belediyesi'ne de teşekkür etmek istiyorum. Biz arabaşı programı yapmak istedik. Sağ olsunlar hemen 500 kişilik arabaşı hazırlamak istediler. Her türlü, her konuda destek çıkmak için girişimde bulundular. Bir şehrin 2 kültür elçisi vardır. Biri sanat diğeri de futboldur. Bugün Konya'da 5 dönem önceki siyasetçi hatırlanmaz ama bir Kör Ahmet 100 yıl yaşar. 200 yıl sonra Kör Ahmet derler. Sami Çelik, Konyalı Mustafa Kazanova derler" dedi.

YORGANCILIKLA MÜZİK BİR ARADA

Müzik ile ilk tanışmasını anlatan Çelik, "Memleketim, Bozkır ilçesi Çat Köyü'nde Zabıta Mehmet Karakoyun vardı. Komşumuzdu. O bağlama çalardı. Bana da o kadar güzel geliyordu ki bende her fırsatta yanına gider dinler, müsait zamanlarda da bağlama çalmaya çalışırdım. Sağ olsun bana öğretti. Bizim aileyi bırak sülalede müzik ile ilgilenen yoktu. Daha sonrasında ilkokul öğretmenimin Abdullah Özcan'ın müziğe yönelmem de çok payı var. Bana ne olmak istiyorsun diye sorduğunda 'imam' olmak istediğimi söylemiştim. Çünkü babam, abim imamdı. Bana baktı baktı, sen sanatçı olacaksın dedi. Daha sonra yorgancılık yaptım. Yorgancılık yaparken de müziğe devam ettim. Benim 40 yıl önce Konya Bozkır'da Yorgancı Hasan diye bir ustam vardı. Bana 40 sene önce, 'Evladım bu iş sana zamanı geldiğinde lazım olacak. Bu altın bilezik. Unutma yorgancılığı' demişti Ben o zamanlar anlamamıştım. 40 yıl sonra yorgancılık mesleği benim Seksenler dizisinde işime yaradı" diye konuştu.

'SANATÇILARIMIZIN KIYMETİNİ BİLMELİYİZ'

Ud enstrümanı ile arasındaki bağdan da bahseden Çelik, "Ud, gençlerin ve türkülerden, Türk Halk Müziği'nden uzaklaşmış insanların dikkatini çok çeken bir enstrüman. Bağlama ile çıktığın zaman âşık zannediyorlar. Ud çok başka, çok kibar bir enstrüman. Udu ben türküleri insanlarımıza sevdirmek için kullanıyorum. 'Sami Çelik kimi dinler' sorusuna cevap verecek olursam da, Konyalı Mustafa Kazanova'yı, rahmetli Ahmet Özdemir'i, Kazancı Bedih'i, Neşet Ertaş'ı, Muhammet Ertaş'ı, Çekiç Ali'yi, Kibariye'yi, rahmetli Müslüm Gürses'i, yeter ki yüreğe dokunsun her eseri dinlerim. Yeni jenerasyondan ise Fettah Can'ı, Ersay Üner'i dinlerim ve eserlerini beğenirim. Her devrin herkes tarafından kabul görmüş beğenilenleri, sevenleri vardır. Önemli olan öldükten sonra değil, yaşarken değerlerini bilmek. Rahmetli Mustafa Konyalı Konya'nın en kıymetli sanatçılarındandı. Aşık Salihi'nin şarkılarını şuan Türkiye'de okumayan sanatçı neredeyse yok. Konyalılar olarak sanatçılarımızın kıymetini bilmeliyiz" şeklinde konuştu.

DİZİ VE SİNEMA PROJELERİ YOLDA

Yeni projelerinden de bahseden Çelik, "Yine bir dizi projemiz var. TRT 1'de 'Muhteşem Eşleşme' dizisinde inşallah yer alacağım. Almanya'ya ilk giden Türkleri anlatan uzun soluklu bir dizi olacak. Afrikalı Ali ile oynadığımız Hurdacının Kızı sinema filmimiz var. Ağır dram filmi. İnşallah yakında vizyona girecek. İnşallah önümüzdeki dönemde Bozkır'da bir sinema filmi çekeceğim. Ben çok sonradan tiyatro ve sinemaya girdim ama uzun yıllardır sahnedeyim. Sahnede olmanın verdiği tecrübeyi Seksenler'de kullandım. Rasim Öztekin gibi büyük bir usta ile aynı sahneyi paylaştım. Bu benim için çok büyük bir gururdur. Unutulmaz bir anıdır" ifadelerini kullandı. 

Pusula - Mehmet Günnar

Antalya'da otomotiv sektörünün genç patronu Mehmet Akış ile Ebrar Ünal'ın düğünü dikkat çekti.  


Antalya'nın Aksu ilçesinde otomotiv sektörünün genç patronu Bozkırlı Erol Akış'ın oğlu Mehmet Akış ile Beyşehirli iş adamı Osman Ünal'ın kızı Ebrar Ünal'ın düğünlerinde renkli anlar yaşandı.

Düğün öncesi ve düğün sırasında 22 davulcunun eşlik ettiği düğünde, gelin ve damat para ağacına döndü.  

Denizim Park Sosyal tesislerinde düzenlenen kır düğününe davetlilerin ilgisi büyük oldu. Düğüne katılan davetliler, takı törenine geçildiğinde gelin ve damada para ve takı takmak için adeta birbirleri ile yarıştı. Türk Lirası ve Yabancı para cinsinden para ruloları izleyenlerin dikkatini çekti.  

Takı töreni öncesinde davullar ve müzisyenler eşliğinde doyasıya eğlenen genç çiftler takı merasimi sonrasında hareket edemez hale geldi. Takı töreni sonrası gelin ve damattın eğlenenlere eşlik edebilmesi için takılar ve paralar bir valize konuldu.  
Sırıstat Haber Merkezi ailesi olarak Akış ve Ünal ailesinin evlatlarına bir ömür mutluluklar dileriz.

Bozkır Çağlayan mahallesinden  Müzik sanatçısı,Toprağımız Sami Çelik seksenler dizisinin oyuncu kadrosuna katıldı. 

Seksenler dizisine yerelden Ulusal'a Sanatçımızın da katılması Diziyi izleyen Bozkırlıları sevindirdi. 

Sırıstat Haber Merkezi ailesi olarak sanatçımızı tebrik ederiz ve başarılarının devamını dileriz.

Sami Çelik kimdir?

1967 doğumlu sanatçı Sami Çelik 4 çocuklu ailenin en küçük ferdi olarak Konya Bozkır Çağlayan Kasabası'nda dünyaya gelmiştir.

Memleketi'nde senelerce yorgan ustası olarak iş hayatını sürdürmüş aynı zamanda folklor ekiplerinde bağlama ve keman çalarak sanatını icra etmiştir. Ardından Seydişehir'de Grup Set Orkestrası'nda şarkı söylemeye başlamıştır. Bu dönemde Seydişehir Musiki Cemiyeti'nde Nazariyat dersleri almıştır.

1992 yılında ise İstanbul'a giderek profesyonel müzik hayatına adım atmıştır. İstanbul'da çalgı aletleri ve şan eğitimi almıştır. İlk albümünü 2002 yılında Yalan ismi ile müzik piyasasına sürmüştür. Albümdeki 10 şarkının sekiz tanesi kendisine aittir. 2006 senesinde ise Unuttum Seni albümü'nde tüm eserler kendisine aittir. Son albümü ise Samimi Türküler'dir.

Mavikaradeniz TV, Flash TV ve Medya TV'de Samimice adlı müzik-eğlence programlarını hazırlamış ve sunmuştur.

2018 yılında vizyona giren Parayı Bulduk isimli sinema filminde rol almıştır.

Sami Çelik evlidir ve bir evladı vardır.
Dün mahallemizi ziyaret eden Tuba Özay ve Annesi sosyal medyada Annesinin çeyiz sandığıyla Fotoğraf paylaştı. 

Sandığı görünce duygulandığını belirten Özay'ın paylaşımı şu şekilde "Bu fotoğrafta müthiş bir anlam var .. 
Öyle duygu yüklü bir kare ki ... 
Bu ne biliyor musunuz canlarım ..? 
Üzerinde oturduğumuz bu sandık anneannemin çeyiz sandığıymış ... 

Bugün annemin çocukluğunun geçtiği evini ziyaret ettik .. 

Evin her köşesi öyle güzel öyle duygu yüklü ki ... 

düşünsenize yanınızda anneniz var ve annenizin annesinin genç kızlığında çeyiz sandığı olarak bu şirin eve getirdiği sandığın üzerinde oturuyorsunuz .. 

Sandık öyle şahane ki .. yaklaşık 100 yıllık ... 

Rengarenk .. üzerinde çiçekler ve kuş resimleri var .. kaç nesil var aslında bu karede .. ne güzel gelenekler var bu karede .. ne tatlı anılar .. ne hayaller .. ne mutluluklar ... ne heyecanlar ... öyle böyle değil yani bu fotoğraf.. çok şeyi anlatıyor ..  Anneannemiz nur içinde yatsın .. Geride kalanlara sağlık dilerim 🙏💕🧿 #tuğbaözay #duyguözay #bozkır #köyevi #çeyizsandığı #gelenek #örf #adet #türkgeleneği #çeyiz #tarih #nostalji #özaylar 💫" paylaştı. 
Ülke genelinde tanınmış ünlülerden Tuba Özay Bozkır Dereköy'de akraba ziyaretine geldi.

Ünlü sanatçı Tuba Özay annesinin köyü Dereköy'ü ziyaret ederek burada akrabalarını ziyaret etti. 

Dereköy'e Tuba Özay'ın geldiğini öğrenen sevenleri de hatıra fotoğrafı çektirdi. 
Galatasaray'lı Oyuncu Emre Akbaba Bozkır'da sevenleri ile buluştu.

Galatasaray'lı Oyuncu Emre Akbaba ailesiyle birlikte ilçemiz işletmelerinden Kafe Müptelada ailesi ile vakit geçirirken hayranları tarafından hatıra fotoğrafı çektirildi. 
Galatasaray'ın başarılı oyuncularından Emre Akbaba'nın eşinin Bozkır Hisarlıklı olduğunu ve Bayram öncesi ziyaret için ilçemizde olduğunu öğrendik. 

Galatasaray'lı Oyuncu Emre Akbaba'ya ve ailesine ilçemize hoşgeldiniz diyoruz. 
Konya Bozkırlı olduğunu söyleyen adamın kahkahaya boğan sohbeti sosyal medyada paylaşım rekorları kırıyor.

Sosyal medyada paylaşım rekorları kıran videoda siyahi bir vatandaş, "Konya Bozkır Akkiseliyiz. Gıda pazarlamacıyım. Biz buranın yerlisiyiz. Konya on numara beş yıldız bir şehir. Bizim tarlamız, bağımız, arsamız var. Harman zamanı beni tarlada unutmuşlar ondan güneşte kararmışım. Türkiye'de her yeri dolaştım. Bodrum, Fethiye, Marmaris, Didim her yeri dolaştım." dedi.




Aydınlar Ocağı'nda 'Konya Türkü Kültürü'nü anlatan şair-yazar Tahir Sakman, "Köklerin Orta Asya'ya dayanan ve Selçuklular'a kadar uzanan Konya türkülerine kendimiz sahip çıkmalıyız" dedi
Aydınlar Ocağı'nın bu haftaki Selçuklu Salı Sohbetleri'nde "Konya Türkü Kültürü" dile geldi.

Sohbetine başlamadan önce "Türkülerim" başlıklı şiirini okuyan Şair-Yazar Tahir Sakman, müziğin evrensel bir ses olduğunu belirterek "Anadolu'da türkü yakmak yeni bir beste değildir. Var olan ezgiye yeniden söz döşemektir. Bunu âşıklar da bilir ve yaparlar. Müzik evrensel bir sestir. Sözlerini anlayamazsınız belki ama o müziğin nağmeleri sizi alıp başka iklime götürebilir" dedi. İl Halk Kütüphanesi'nde gerçekleştirilen programda, müziksiz bir hayatı düşünmenin bile mümkün olmayacağını ve doğanın kendisinde var olduğunu ifade eden Tahir Sakman, müziğin olmaması halinde insan yaşantısının ruhsuz ve monoton olacağını belirterek "Yaşamak istiyorsanız müzik dinlemelisiniz" diye konuştu.

Mehter Takımını Selçuklular Kurdu
Konya türkülerinin Türk Halk Müziği içerisinde ayrı bir yeri olduğunu, yöre ve bölgelere göre değişik ritmik yapıları bulunduğuna işaret eden Sakman, yöreden yöreye değişen ağız ve tavır türkülerimizin karakteristik özelliklerinden olduğunu söyledi. Konya türkülerinin köklerinin Orta Asya'ya dayandığını ve Anadolu'da hüküm süren Selçuklular'a kadar uzandığını kaydeden Sakman, Mevlevî müziğinin Konya türkülerini de etkilediğini ve askerî bandonun (mehter takımı) Selçuklular Konya'sında kurulduğunu da söyledi.

Müzisyen Mazhar Sakman'dan da bahsederek Konya oturaklarının kökeninin âşık atışmalarına dayandığını kaydeden Sakman, eskiden divan ve koşmalar ile Konya bozlağının okunduğunu, günümüzde bazı Konya türkülerinin okunmadığı ve bu geleneğin yaşatılmadığını belirterek şunları dile getirdi: "Meram'a ait olan Kesik çayır türküsü bugün "Ankara'nın tren yolu" diye okunuyor. Emmiler, emmiler Türkmen emmiler türküsü de artık okunmuyor. Konya türkülerinin bir tavrı vardır. Türkülerimiz hızlı çalınarak katlediliyor. Konya türkülerine kendimiz sahip çıkmalıyız. Sille türküleri ile Bozkır havaları da Konya türkülerinden ayrılır. Sille türküleri Konya türkülerinden daha hızlı icra edilir. Bozkır türkülerinde kaşık vardır. Konya türkülerinde kaşık yoktur. Eskiden Konya türküleri divan sazı ve curalarla söylenirdi. Sonra enstrümanlar çeşitlendi."

Konya Türkülerinde Özdemir Ekolü Oluştu
Müzisyen sanatçılarımızdan Ahmet Özdemir ile Mazhar Sakman'ın vefat yıldönümleri münasebetiyle onların repertuarlarından sazları ve sözleriyle birlikte Konya Türkülerinden birer demet sunan Sakman, TRT tarafından evlerinde çekilen ve Yıldız Ayhan'ın okuduğu "Fırın üstünde fırın" türküsünü de dinlettirerek Ahmet Özdemir'in, taklit yapma özelliğinden ve Konya türkülerinden seçme görüntülerle birlikte dinleyiciler, "kedilerin düğünü", "kız alma" taklitleriyle neşelendiler. Sakman, Ahmet Özdemir'in repartuarında 5 bine yakın türkü ulunduğunu ve pek çok türküsünün TRT sanatçıları tarafından çalınıp okunduğunu da belirterek "Konya türkülerinde dördüncü ekol olarak Ahmet Özdemir ekolünün kaydedilmesi gerekiyor" dedi.

Memleket
 
Bozkır'ın tanınmış iki ailesi Uyar ve Göktepe aileleri, dünür oldular. Çok sayıda davetlinin katıldığı düğün töreninde deyim yerindeyse Bozkır kaşık ekibi davetlileri coşturdu.

Bozkır'ın işadamlarından Göktepe Tahinlerinin sahibi Mehmet Ali Göktepe amcamızın oğlu Ercan Göktepe'nin oğlu Ramazan Göktepe, hayatını Uyar ailesinden Sorkunlu Mustafa Uyar'ın kızı Büşra Uyar ile birleştirerek dünya evine girdi.

Bozkır-Selçuklu Kapalı Pazar Alanında muhteşem bir düğün töreniyle hayatlarını birleştiren Ramazan ve Büşra çiftinin düğün törenine katılım oldukça yoğun oldu. Uyar ve Göktepe ailelerinin bu mutlu gününde yalnız bırakmak istemeyen davetliler, Bozkır Kapalı Pazar Alanını doldururlarken, Mustafa Yaylalı'nın kaşık ekibinin ise davetlileri coşturdukları görüldü. Düğün törenine katılan misafirleri, her iki ailede yakından ilgilendi.
Misafirlerine tek tek teşekkür eden Uyar ve Göktepe ailelerinin heyecanı ve mutluluğu dikkatlerden kaçmadı. Aynı şekilde Büşra ve Ramazan çiftinin heyecanı ve mutluluğu da gözlerinde okunuyordu.

Bozkır Postası Gazetesi olarak tüm düğünlerde çiftlere dilediğimiz mutluluğu aynı şekilde Büşra ve Ramazan çiftine de dilerken, yüce rabbimizden bir ömür boyu mutluluklar dileriz.

İnternetten tanıştığı kız arkadaşına söz veren 24 yaşındaki Bozkır'a bağlı Akçapınar'lı Ali Baş, 4 ay boyunca her gün spor ve diyet yapıp 150 kilodan 80 kiloya düştü. 150 kilodan 80 kiloya düşen Ali Baş, Akçapınar'lı Aşçı Davut Baş'ın oğlu olduğunu öğrendik. Oğlunun 150 kilodan 80 kiloya düştüğünü öğrenen Babası Davut Baş, "oğlum Ali'yi sevdiği kıza olan aşkı eritti. Ulusal medyadan bu haberleri duyunca bende çok mutlu oldum ve oğlumu gerçekten bende tanıyamadım" dedi.
İlçemize bağlı Akçapınar Mahallesinden olan Aşçı Davut Baş'ın oğlu Ali Baş, İstanbul'da sağlık memuru olarak çalıştığını babasından öğrendik. Ulusal gazetelerde ve kanallarda haberlerini duyan Babası Davut Baş ise oğlunun 4 ayda 150 kilodan 80 kiloya düştüğüne inanamadı. Babası Davut Baş, "Ben oğlum Ali'yi kilolarından dolayı Konya'ya kaç defa Doktora götürmüştüm. Ama hiçbir faydası olmamıştı. Ama oğlum Ali'yi sevdiği kıza olan aşkı eritti. Bu haberleri duyunca bende çok mutlu oldum ve oğlumu gerçekten bende tanıyamadım" dedi.

Bozkırlı Ali Baş, internetten tanıştığı kız arkadaşı Semiha'ya olan sözünü tutmak için 4 ay boyunca her gün spor ve diyet yaparak tam 70 kilo verdi. 150 kilodan 80 kiloya düşen Baş, "4 ay boyunca görüşmedik. Beni görünce tanıyamadı. Çok mutluyuz. Bayram sonrası nişanımız var. Dünya güzeli, hayatımı değiştirdi" dedi. İstanbul'da özel bir hastanede sağlık memuru olarak çalışan 24 yaşındaki Ali Baş, internette tanıştığı kız arkadaşı Semiha'yı daha mutlu edebilmek için 4 ay boyunca her gün spor ve diyet yaptı. Kız arkadaşıyla tanıştığında 150 kilo olduğunu ifade eden Baş, "Kız arkadaşımla internette tanışmıştık. Beni kilolu halimle de beğeniyordu ama ben çok aşırı kiloluydum. Onu mutlu etmek için ne yapabilirim diye düşünüyordum. Gezip dolaşan çiftleri görünce içimiz gidiyordu ve kilo verme kararı aldım" dedi.



'GÖRÜNCE TANIYAMADI'
Diyet yaptığı süre boyunca hiç görüşmediklerini belirten Baş, "Kilo verme sürecimde yani 4 ay boyunca Semiha ile birbirimizi görmedik. Ona sürpriz yapmak istedim. Ben kilo verinceye kadar o İstanbul'da, ben Konya'da yaşıyordum. 4 ay sonra Semiha'nın karşısına çıktığımda beni tanıyamadı ve kendimi zorla tanıttım. Beni gördüğünde şoke oldu. Bana herkes 'Sen kilo veremezsin' deyip dalga geçiyordu. Son halimi görenler çok şaşırıyor" diye konuştu. Kilo vermeye çalıştığı süre içinde her ay sağlık kontrolünü yaptırdığını söyleyen Baş, "Diyetisyene gitmedim ve herhangi bir zayıflama ilacı kullanmadım. Bu şekilde kilo vermek normalde sağlıksız ve doğru değil. Benim bir sağlık sıkıntım olmadı. Her ay düzenli olarak doktora kontrole gittim. Her gün 1 saat spor yaptım ve 70 kilo verdim" dedi.

Diyet yaptığı 4 ay boyunca hiç görüşmediklerini söyleyen Ali Baş, "Semiha hayatımı değiştirdi" dedi. 120 günde 70 kilo verip tığ gibi delikanlı oldu.


'DALGA GEÇİYORLARDI'
 Çocukluğundan beri kendisiyle kiloları yüzünden dalga geçildiğini vurgulayan Baş, şunları söyledi: "Çocukluğumdan beri kilolarım benim için problem oldu. Herkes dalga geçiyordu. Hatta sırf bu yüzden toplum içine çıkmaya bile çekiniyordum ve bu nedenle artık çok bunalmıştım. Karşıma dünyanın en güzel kızı çıktı, Semiha hayatımı değiştirdi. Kilo vermek için bir amacım oldu. Semiha'nın aşkı bana güç verdi. Onun için 4 ayda 70 kilo verdim. Şu anda her şey çok güzel gidiyor. Ramazan Bayramı'nın ardından nişanımız var."

​Sudanlı İbrahim'in şaşırtan Türkiye sevdası. İbrahim, Demokrasi nöbetlerinde de en önde yer aldı.


Sudan vatandaşı İbrahim, 2002 yılında geldiği Türkiye'de işini kurduktan sonra Türkiye'ye yerleşti. Vatan sevgisi ve milliyetçiliği ile görenleri şaşırtan İbrahim, "Türk bayrağı bütün Müslümanların bayrağıdır. Ben bu bayrak altında yaşamaktan çok mutluyum" dedi. İbrahim, Demokrasi nöbetlerinde de en önde yer aldı.

Konya'nın tanınan simalarından 42 yaşındaki Sudan vatandaşı İbrahim Ömer, 2002 yılında Türkiye'ye ailesiyle birlikte gelerek yaşamaya başladı. Konya'ya yerleşen Sudanlı İbrahim, Konya'yı çok sevdiğini ve kendisini Konyalı olarak gördüğünü dile getirdi. Evli ve iki çocuk babası olan İbrahim, anne ve babasını da Türkiye'ye getirmeyi düşündüğünü söyledi.  İlk olarak Aykent Ayakkabı sanayisinde ayakkabıcılık yaparak geçimini sağladığını anlatan İbrahim, "O zamanlar buraları tanımadığım ve dil bilmediğim için bazı problemlerle karşılaştım. Daha sonra zamanla alışmaya ve Konya'da arkadaşlarım olmaya başladı. İş arkadaşlarım bana dil öğreterek Konya'ya çabuk alışmamı sağladılar. Daha sonra arkadaşlarım bana dış ticaret yapabileceğim konusunda fikirler verdiler. Zamanla Konya'ya alıştıktan sonra Şekerleme imalatı yapan bir fabrikayla anlaştım. Fabrikada, pazarlama bölümünde çalışmaya başladıktan sonra pazarlama bölümünde dış ticaret yapmayı öğrendim. Buradan ayrıldıktan sonra, bazı Türk arkadaşlarımla şekerleme ve çikolata ihracatına başladım. Şu anda Türkçe İngilizce ve Arapça bildiğim için bazı Arap ülkelerine ve Sudan'a şekerleme ticareti yapıyorum" dedi.

"AKKİSELİ OLDUM!"
Aslen sudanlıyım, fakat bundan sonra Konya - Bozkır Akkiseliyim" diyerek, Akkiselileri öven İbrahim Ömer, sıcak tavırları, insanlıkları ve babacan olmalarından kendisini Akkiseli gibi hissettiğini söyledi. İbrahim, "Akkiselilerin dik duruşları ve insanlıkları benim hoşuma gitti ve Türkiye'de yaşadığım için memleketimi Akkiseli olarak belirledim. Akkiseliler sağlam adam ve bende bundan sonra Akkiseliyim" dedi. Akkiselileri kardeşi gibi gören İbrahim, Tüm Akkiseliler ve Türk vatandaşlarına sevgi mesajları gönderdi.


"15 TEMMUZ'DA BAYRAĞI KAPTIM, MEYDANLARA İNDİM"
Türkiye'nin Müslümanlara sahip çıktığını ifade eden İbrahim, "Türkiye Müslümanlar için çok önemli bir ülke" dedi. 15 Temmuz gecesini anlatan Ömer, "Bir arkadaşım Ürdün'den geldi ve ben onu havaalanından aldım ve bir otele yerleştirdim. O esnada bana Türkiye'de olan biteni anlatan bir mesaj geldi. Ben arkadaşımı otelde bıraktım ve dışarı çıktım. Daha sonra ailemin yanına gittim. Televizyonda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın sokağa çıkın çağrısını izledim. O anda bir Türk bayrağı aldım ve bu memleket bizim dedim, meydana koştum. Evden çıkarken çocuklarım 'Baba neler oluyor!' dedi. Bende çocuklarıma inşallah bir şey olmaz, Allah Türkiye'yi korur diyerek çocuklarıma teselli verdim. Meydana giderken ülkemiz kötü duruma düşmez ve inşallah Suriye gibi olmayız diye dua ettim.  Meydanlarda sabaha kadar bekledikten sonra Kapı Camiinde Sabah namazı kıldım ve eve gittim. Daha sonra televizyonu açtım, Allaha şükür, Allah bize yardım etti. Dünyada da gördüm ki diğer Müslümanlar bizlere dua etmiş. Allah kötü düşünenlerin gözlerini kapattı ve bizlerin gözlerini açtı. Bu günleri geri gördüğüm için çok mutluyum" şeklinde Türkiye sevgisini anlattı.

"TÜRK BAYRAĞI MÜSLÜMANLARIN KILICIDIR"
Türk bayrağı benim için Müslümanların kılıcı gibi görüyorum" diyen Ömer, "Türk milleti Müslümanların kılıcı gibi. Bu bayrak dünya Müslümanları için çok önemli. Bu dünyada tüm Müslümanların gözü bu bayrak üzerinde. Başka yerden Müslümanların bir şey beklediği yok. bu bayrak ne olursa olsun dik dursun, bizler ne olursa olsun Türk bayrağı için çalışacağız" ifadelerin kullandı.

"ERDOĞAN TÜM MÜSLÜMANLARIN LİDERİ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı çok sevdiğini aktaran Ömer, "Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın Allah yardımcısı olsun" diyerek dua etti. Ömer, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a uzun ömürler dileyerek, "Erdoğan, Tüm dünyada tek liderdir" dedi. Sudanlı İbrahim, "Cumhurbaşkanımız ne olursa olsun Müslümanların ve Türklerin başında olması gerekiyor. Bizler için Recep Tayyip Erdoğan'dan başka lider yok. Biz Erdoğan'ı tüm Müslümanların lideri olarak görüyoruz. Allah kötüleri bizlerden ve Cumhurbaşkanımızdan uzaklaştırsın. Allah bize her tarafta yardımcı olsun" şeklinde konuştu.

"MAÇTAN ÖNCE YEMEK YİYEMİYORUM"
Sempatik tavırları ve Konya Spor sevgisiyle, vatandaşların gönlünde taht kuran İbrahim Ömer, fanatik Konya Spor taraftarı olduğunu söyledi. Konya spor taraftarı olan İbrahim Ömer, "Konya Sporu Konyalı olduğum için en az Konyalılar kadar seviyorum. Konyalı olmak çok ayrı bir duygu. Konya Spor maçlarına gidiyorum ve desteğimi sonuna kadar sürdürüyorum. Konya Spor'un maçı olduğu gün yemek yemediğini anlatan Ömer, "Maç günleri, maçtan önce yediğim yemeklerden tat almıyorum. Maç bitecek ve ondan sonra yemek yiyeceğim. Maç başlamadan heyecandan yemeklerin tadını asla alamıyorum" dedi.

 Sami Gediz – Memleket

​Akyıldız ve Akyol ailelerinin mutlu gününde genç çiftin nikahını Belediye Başkanı Hasan Koçer kıydı. Yalıhüyük MHP İlçe Başkanı Hasan Akyıldız'ın kızı İsmihan Akyıldız ile Seydişehir'de esnaflık yapan Şevki Akyol'un oğlu Mehmet Akyıldız Seydişehir Tektaş Düğün salonunda düzenlenen düğün merasimi ile dünya evine girdi. Akyıldız ve Akyol ailelerinin bu mutlu gününde Belediye Başkanı Hasan Koçer İsmihan

Akyıldız ve Akyol ailelerinin mutlu gününde genç çiftin nikahını Belediye Başkanı Hasan Koçer kıydı.

Yalıhüyük MHP İlçe Başkanı Hasan Akyıldız'ın kızı İsmihan Akyıldız ile Seydişehir'de esnaflık yapan Şevki Akyol'un oğlu Mehmet Akyıldız Seydişehir Tektaş Düğün salonunda düzenlenen düğün merasimi ile dünya evine girdi.

Akyıldız ve Akyol ailelerinin bu mutlu gününde Belediye Başkanı Hasan Koçer İsmihan ve Mehmet Çiftinin nikahını kıydı.Ömür boyu mutluluklar diledi.
Düğüne çok sayıda davetli katılırken Semazen gösterileri büyük ilgi gördü.

Yalıhüyük Haber - Fatih Altay

​Şehrimizi ülkemizde ve dünyada başarıyla temsil eden,  "Samimi Türküler" albümü ile iyi bir çıkış yakalayan ulusal sanatçımız Sami Çelik 4. klibi Neşet Ertaş türküsü Kurusa Fidanına isimli parçanın da klibini çekti.

Albümündeki tüm eserlere klip çekeceğini belirten Sami Çelik çok yakında  Konya Bozkır Beyşehir ve Seydişehir'de bir klip çekeceğini söyledi ve Konya'yı ve Konya'lıları, Konyaspor'u çok sevdiğini, başarılarıyla gurur duyduğunu belirtti.

 

​Fox Tv ekranlarında yeni bir dizi başladı. Başrollerini Fikret Kuşkan, Şebnem Bozoklu ve Dolunay Soysert'in paylaştığı dizinin adı "Çifte Saadet". 6 Şubat Cumartesi günü ekrana giren dizinin konusu ilçemiz Bozkır'dan İstanbul'a göç etmiş bir ailenin ilgin ve komik hayat hikayesini konu ediniyor.

Dizinin sonraki bölümlerinde Bozkır'dan kesitlerinde yer alacağını öğrenmiş bulunduğumuz dizi ilginç ve komik hikayesi ile şimdiden Televizyon izleyicisinin ilgisini cezbetmiş durumda.

Haberimizde Bozkırlıları oynayan dizinin karakterlerini sizlerle paylaşıyoruz;

Çifte Saadet hikayesi
Hikayesinin başlangıcı 2003 yılına uzanan Çifte Saadet, Konyalı mutlu bir çiftin hayatını ve büyük değişimlerini ele alıyor. Metin (Fikret Kuşkan) ve Perihan (Şebnem Bozoklu) genç yaştan beri arkadaş olan ve sonunda evlenip iki çocuk sahibi olan, iş bulma arzusu ile İstanbul'a gelerek küçük bir bakkal açıp kendilerine yeni bir hayat kuran bir çifttir. Hikaye Perihan'ın bir gün Bursa'ya gitmesiyle değişir. Otobüste geçirdiği bir kaza sonrası Perihan'ı kimse bulamaz, bu korkunç kazadan kurtulan da yoktur. Bu haberle sarsılan aile yıllar geçtikçe Perihan'ın yokluğuna alışır ve hayata devam etmeye çalışır. Bu korkunç olayın ardından 13 sene geçer, Metin tekrar evlenmiş ve çocuklar büyümüştür, üstelik Metin'in yeni eşi Hülya'dan (Dolunay Soysert) bir çocuğu daha olmuştur. 13 senedir geçmişe dair hiç bir bilgisi olmayan ve bir rehabilitasyon merkezinde yaşayan Perihan kim olduğunu hatırlar ve evine geri döner.

Her iki kadının aynı evde yaşamaya başlamasıyla birlikte birbirlerini evden kaçırmak için savaşmalarından ve Metin'in iki kadın arasındaki ızdırabından doğacak kimi zamankomik, kimi zaman hüzünlü hikayelerle sürüp gidecek olan "Çifte Saadet" çok yakında FOX ekranlarında!

ÇİFTE SAADET OYUNCULARI



Fikret Kuşkan (Metin Saadet): Aslen 'Konya Bozkır' doğumludur. İyi huylu, Sakin, anlayışlı, hoşgörülü, nazik ve babacan biridir. Tipik bir aile babası olmakla birlikte, son sözün sahibi olmayı isteyen fakat sevdiklerini kırmaktan ve üzmekten sakındığı için bunu pek beceremez. Genellikle aile içi meselelere uzak duran bir tavrı vardır, olayın kendi seyrinde çözülmesini bekler ama sorun uzarsa noktayı kendisi koysun ister. Herkese saygılı, herkesin de saydığı bir adamdır. Üniversite okumamıştır ama hayat mektebinde çok iyi eğitim almıştır. Futbolu severdir. Zaman zaman oğlu Mert'i alıp maça gider. İyi tavla oynar. Muhabbeti de iyidir. Her ne kadar Hülya'nın etkisi ile modern bir adam ve şehirli bir erkek haline gelmişse de özünden kopmamış ve bir ayağı Anadolu erkekliğinde kalmıştır. Hem eşleri hem de yaşam biçimi ile iki arada bir derededir. Perihan tekrar çıkıp gelince Metin tam bir çıkmaza düşer. Eski hayatı ile yeni hayatı arasında kalır. Bir yanda çocukluk aşkı ve üç çocuğunun annesi Perihan, diğer yanda ona yeniden şarkılar söyleten kadın ve bir çocuğunun annesi Hülya... İki kadından birini tercih etmelidir fakat bunu bir türlü yapamaz. Ve bu durum yüzünden sürekli karar vermekten kaçan bir adam haline dönüşür. Metin artık iki karısı olan bekar bir adam haline gelmiştir. Özetle; "ne yardan geçer, ne de serden"…
Şebnem Bozoklu (Perihan Saadet): Aslen Konya Bozkır doğumlu. Çalışkan, anaç, hamarat, tutumlu, kararlı, inatçı ve inançlı biridir. Evine ve ailesine bağlı tam bir Anadolu kadınıdır. Taşralı yaşam tarzını İstanbul'da da devam ettirmektedir. Müthiş yemekler yapar. Ev işlerinde son derece marifetlidir. Çocuklarına çok bağlıdır. Metin'e de bağlıdır ama kendisinin yokluğunda yeniden evlendiği için ona öfke doludur. Başına gelen talihsizlik onu yıldıramamıştır. Azimli bir kadındır. Metin'in ikinci karısı Hülya'dan nefret eder ve bu hayattaki tek amacı; onu evden göndermek ve yeniden evin tek patronu olmaktır. Bunun için her çareye başvurur. Evde sorunlar çıkarır, hacı hocaya büyüler ilaçlar yaptırır. Bunun gibi bir sürü faaliyette bulunur ama her seferinde yüzüne gözüne bulaştırırır, emeline bir türlü ulaşamaz.
Dolunay Soysert (Hülya Saadet): Aslen Antalya doğumludur. İleri görüşlü, modern, bilinçli, dünyaya açık bir kadın olmakla birlikte Anaç, fedakar, cefakar, çalışkan ve hamarat biridir. Özgüveni yüksek, hayatla barışık bir kadındır. Modern bir kadın olmak için çabalamakta ve modayı da yakından takip etmektedir. Sabahları jogging yapmakta, her zaman garip dietler bulmaktadır. Spritüel olaylara ve karmaya inanmaktadır. Enerji ve sinerjiye önem verir. Burçlara da takıntılır. Fakat ailesi ve huzuru üzerine bir tehdit hissettiği zaman kendi tarzında bir savaşçıya dönüşür. Hülya doğru bildiği şeyi yapmaktan geri kalmayan biridir. Fakat nazik ve zarif mizacı sebebiyle duygularını tam olarak ifade etmekte zaman, zaman zorlanmaktadır. Aslen Antalya doğumludur. İleri görüşlü, modern, bilinçli, dünyaya açık bir kadın olmakla birlikte Anaç, fedakar, cefakar, çalışkan ve hamarat biridir. Özgüveni yüksek, hayatla barışık bir kadındır. Modern bir kadın olmak için çabalamakta ve modayı da yakından takip etmektedir. Sabahları jogging yapmakta, her zaman garip dietler bulmaktadır. Spritüel olaylara ve karmaya inanmaktadır. Enerji ve sinerjiye önem verir. Burçlara da takıntılır. Fakat ailesi ve huzuru üzerine bir tehdit hissettiği zaman kendi tarzında bir savaşçıya dönüşür. Hülya doğru bildiği şeyi yapmaktan geri kalmayan biridir. Fakat nazik ve zarif mizacı sebebiyle duygularını tam olarak ifade etmekte zaman, zaman zorlanmaktadır.
Dila Danışman (Gülsen Saadet): Perihan ve Metin'in en büyük çocuğudur. Annesinin yokluğunda kardeşleriyle o ilgilenmiştir. Tarık'la nişanlıdır. Perihan'ın doğal müttefikidir. Hülya'yı bir türlü sevememiş ve babasının onunla evlenmesine en başta karşı çıkmıştır. Tarık'la evlenip, "Nasılsa ev hanımı olacağım" diyerek liseden sonra okumamıştır. Zaten üniversiteyi kazanacağına da pek inancı yoktur. Perihan çıkıp gelince hayatı değişir. Perihan'ın Tarık evliliğine karşı çıkması onu iki arada bir derede bırakır. Annesinin "oku kızım" ısrarları üzerine, üniversiteye sınavına neredeyse hiç hazırlanmadan girer ve bir sürpriz yaparak üniversiteyi kazanır.
Bedia Ener (Hüsniye Almaz): Perihan'ın Annesi. İşine geleni duyan, işine gelmeyeni duymayan biri. Yaşlılığından dolayı biraz bencil ve kendi menfaatlerini düşünmek zorunda kalıyor. En büyük korkusu evsiz kalmak. Huzurevi fobisi var. Bir zaman sonra, kendini garantiye almak için, yeniden evlenme planları yapmaya başlıyor.
Bora Akkaş (Tarık Çatık): Gülsen'in Nişanlısı. Şapşal bir yakışıklı, aptal bir Romeo. Gülsen'e deli gibi aşık. Onunla evlenmek istiyor fakat kaynanası Perihan buna karşı şiddetle karşı çıkıyor. Zira, Tarık çocukken Perihan'ın en sevdiği kedisinin ölümüne sebep olmuştur. Bu yüzden Perihan ondan hem nefret etmekte, hem de bir can emanet edilecek kadar güvenmemektedir. Tarık'ın tüm mesaisi, Perihan'ı ikna etmek ve ona kendini sevdirmek üzerinedir. Kendisi aynı zamanda yeni işe başlamış bir nikah memurudur. Fakat henüz çömez olduğu için en angarya nikahlara bunu göndermektedirler. Su altında nikah, paraşütle atlarken nikah vb bir sürü çift evlendirmekte fakat kendi mürvetine bir türlü erişememektedir.
Divarcı ve Taşan ailelerinin mutlu günü.

​Bozkır Merkez sakinlerinden Mekki/ Birgül Divarcı Çiftinin oğlu Ali ve Yaşar/ Saliha Taşan çiftinin Kızları Elif ile Hayatını birleştirdi.

Bozkır Doruk Aile Çay bahçesinde düzenlenen Grup İnce'nin yapmış olduğu düğün merasimi coşkuyla gerçekleştirildi.

Düğün Merasimine Divarcı ve Taşan ailelerinin yakınları, sevenleri ve gençlerin dostları ve Bozkır Kaymakamı Mustafa Demir katıldı.

Sırıstat Haber Merkezi olarak Divarcı ve Taşan ailelerine hayırlı olsun derken, genç çiftlere bir ömür boyu mutluklular dileriz.

Sırıstat Haber Merkezi: Yakup Çetin


Yaşar ailesi ve sevenleri sünnet şöleninde doyasıya eğlendi.

Bozkır ilçemizde Sigortacılık faaliyeti yürüten Süleyman Yaşar ve eşi Zeynep Yaşar çiftinin oğulları Abdullah'ın sünnet şöleni Bozkır Doruk Aile çay bahçesinde gerçekleştirildi.

Yaşar ailesi ve sevenlerinin yoğun katılımı ile gerceklestirilen sünnet şöleninde  misafirler doyasıya eğlendi.

Siristat Haber Merkezi ailesi olarak yigenimizin ve ailesinin mutluluklarinin bir ömür boyu bu günleri gibi olması dileklerimiz ile.

Siristat Haber Merkezi :Yakup Çetin



Konya Bozkırlılar Federasyonu,Burhan Yılmaz ve ekibi himayelerinde yayın hayatına devam eden " YEŞİL BOZKIR " dergisi 10 .cu sayısı ile okuyucularıyla buluştu.İsteğim üzerine bana da ulaştırdılar,teşekkür ediyorum.Şimdiye kadar çıkan 9 sayısı kitaplığımda mevcut,yalnızca 1,ci sayısı mevcut değil.

Yeşil Bozkır sadece bir dergi değil,Bozkır kültürüne ışık tutan bir kitaplar demeti.Eğer şimdiye kadar tanışmamışsanız Bozkırlılar ferderasyonu ile irtibata geçip temim edebilirsiniz.

Bozkır kültürüne hizmet yolunda Federasyon ve yetkililerine başarılar dilerim.İyi ki varsınız ve de Bozkır'lısınız...

Ali Rıza ÖZASLAN / Siristat ve Meyre com haber / 5 Haziran 2015 Cuma

İlçemiz Bozkır'ın şairlerinden Durmuş Karakuş abimiz şiir severler için ikinci kitabını çıkardı.

Durmuş Karakuş bir birinden güzel şiirleri ile şiir sever hemşerilerimizin beğenisine yeni kitabını sundu. Şairimiz Durmuş Karakuş abimizin "Bir Kalemden, Her Gönüle" isimli yeni kitabının hayırlı olmasını dileriz.

Yeni kitabının tanıtımı için Sırıstat Haber Merkezimizi ziyaret eden, Karakuş abimizin kitabı hakkında bilgiler ve şiirlerinden kısa bir şiiri dinlemek için haberin videosunu izlemenizi tavsiye ederiz.

Sırıstat Haber Merkezi: Yakup Çetin


Haberin Videosu;



Haberin Fotoğrafları;

Sert mizacıyla 'Saddam' lakabını alan 60 yaşındaki Hasan Demirel'i çocuklar 'Saddam Dede' olarak tanıyor.

Bozkır'a bağlı Kayapınar Köyü eski Muhtarı Hasan Demirel, sert mizacının etkisiyle Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin’e benzetilmiş. Öyle ki ailedeki küçük çocuklar ve torunları dahi kendisine “Saddam dede” diye hitap ediyor.

SERT MİZACIN VERDİĞİ ŞÖHRET

Babasıyla ilgili sorularımızı Yenigün’e değerlendiren İbrahim Demirel, babasının herkes tarafından çok sevildiğini belirtiyor ve ekliyor: “Babam dediğim dedik ve otoriter bir insan. 10 sene boyunca da köyümüzde muhtarlık görevini yürüttü. Bu görev süresince yapmış olduğu hizmetlerle köy halkının sevgisini kazandı. Dediğim gibi köyde çok sevilen bir insan olsa da sert mizacının verdiği şöhretle kendisine ‘Saddam’ demişler”…

ÇOCUKLARIN SADDAM DEDESİ

Kayapınar Köylüsü, 10 yıl boyunca muhtarlık görevini yürüten 60 yaşındaki Hasan Demirel’i öylesine özdeşleştirmiş ki bu isimle; gençler ‘Saddam Amca’ çocuklar ise ‘Saddam Dede’ diye hitap eder olmuş. Saddam amcanın oğlu İbrahim Demirel, “Biz 4 kardeşiz. Şu an bizim çocuklarımız dedelerinin asıl ismini öğrenmeden, takma ismini öğrenmiş durumdalar. Bütün torunları babama ‘Saddam dede’ diye seslenir” diyor.

KAYAPINAR’A SADDAM ELİ

Babasının muhtarlık görevi süresince, köye birçok hizmeti dokunduğunu ifade eden İbrahim Demirel, “Babam dürüstlüğe ve doğru söze çok önem verir. Muhtarlık görevini de bu şekilde yürüttü. Köyümüzün su sorununu çözdü. Yolların düzenlenmesini sağladı. Köyün içine döşettiği parke taşlarla çamur sıkıntısını ortadan kaldırdı” dedi ve sert mizaçlı babasının tüm köylüler tarafından sevilip sayıldığını sözlerine ekledi.

Kaynak: konyayenigun.com Seyfullah Polat