Articles by "Magazin"
Magazin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konya'nın Bozkır ilçesine bağlı Sorkun mahallesinde mahalle içerisinde tellere takılmış Doğan mahalle sakinlerinden Ali Coşkun tarafından kurtarıldı.

Turizm sektöründe yaz aylarında çalışıp kışın Sorkun mahallesinde ikamet eden Çoşkun, akşam saatlerinde evine giderken tellere takılarak yaralanmış Doğan'ı gördü ve tellerden kurtardı. Uçabilen kuşu tekrar doğasına bıraktı.

Yaralı kuşla ilgili açıklama yapan Coşkun; "Akşam saatlerinde evime giderken oğlum Enesle tellerden gelen sesin olduğu yere bakınca tellere takılmış Doğan'ı gördük.

Olduğu yerden kendisine zarar vermeden kurtardık. Uçabilmesinde sorun olmayınca ve herhangi açık yara olmamasından dolayı veteriner götürmeye gerek görmedik ve doğasına bıraktık.

Eğer fark etmemiş olsaydık büyük ihtimal bu soğuk günlerde donabilirdi" dedi.
Bozkırın sevilen simalarından Metin Erdem hocamız kendinin besteleyip kendinin söylediği Bozkır Şakısı'nı sosyal medya hesabından yayınladı. 

Sırıstat Haber Merkezi ailesi olarak Metin Erdem hocamızı kutluyoruz. Bozkır'a dair böylesi güzel bir eseri kazandırdığı için. 

Bozkır Şarkısının hocamızın kendi sesinden buradan dinleyebilirsiniz. 

Bozkırlı Bal üreticisi Mahmut Baş'ın üretmiş olduğu Kalp şeklindeki Bal Petekleri sosyal medya üzerinde büyük beğeni aldı.

Bozkır'da üreticilerin 2019 sezonu ürünleri özellikle sosyal medya üzerinden görücüye çıkıyor. 

Bozkır Bölgesi özellikle Arı kolonisi ve endemik bitkiler dolayısıyla arıcılık anlamında ciddi potansiyele sahip bir bölge. Üreticilerimizinde bu şekilde ekstra dikkat çekici ürünler üretmesi tüketicin  beğenisi kazandıracaktır. 

Arıcıların taleplerinin karşılanması ve daha kaliteli ve denetimli bir mekanizma olmasıyla Bozkır Balı ciddi bir pazarlama gücüne sahip hale gelebilir. 

Sırıstat Haber Merkezi ailesi olarak Bal üreticisi çiftçilerimizin güzel bir sezon geçirmiş olması dileklerimizle. 
Mehmet Tanrıseven, 'Hür Köle' ve Bozkır' adlı iki filmiyle Hindistan'da kazandığı 12 ödülün heykelciğini eksik belge nedeniyle gümrükten alamıyor

Mehmet Tanrıseven, yönettiği 'Hür Köle' ile 'Bozkır' adlı filmlerle Hindistan Calcuta Uluslararası Film Festivali'nden kazandığı ödüllere kavuşamadı.
 
Yeni filmin çekimleri nedeniyle festivale katılamayan Tanrıseven'e ödülleri kargoyla gönderildi. Ne var ki festival komitesinin eksik kargoyu eksik belgelerle göndermesinden dolayı Mehmet Tanrıseven, kazandığı 12 ödülün heykelciğini gümrükten alamadı. Festival komitesiyle Tanrıseven arasındaki yazışmalar sürerken 12 ödülün heykelciği, eksik belge nedeniyle 15 gündür gümrükte bekliyor.
Yapımcılığını ve yönetmenliğini Mehmet Tanrısever'in üstlendiği yerli dram filmi Hür Köle'nin izleyicileriyle buluşma tarihi belli oldu. Oyuncu kadrosunda Soydan Soydaş, Seçil Buket Akıncı, Tarık Tanrısever gibi isimlerin yer aldığı Hür Köle filmi Eylül ayı içerisinde sinemalarda gösterime sunulacak. Uluslararası Film Festivalleri arenasında da iddialı olan ve şimdiye kadar gezdiği festivallerden 50 ödül toplayan film, 20 Eylül'de sinemalarda yer alacak.

Dram türündeki Hür Köle filminin konusu ise şöyle: Evli ve bir çocuk babası olan Mehmet, imam olarak çalışmaktadır. Farklı idealleri olan genç adam, bunları gerçekleştirmek için mesleğini bırakarak yönetmenlik yapmaya başlar. Mehmet yeni bir film çekmek istese de, yaşadığı maddi sıkıntılar buna izin vermez. Bu süreçte eşinden ayrılan ve kızı Ayşe'ye bakacak durumu olmadığı için, onu yuvaya bırakmak zorunda kalan Mehmet, büyük bir buhranın içine düşer. Hayata karşı umudunu kaybetmeye başlayan adam, annesinin kaybı ile iyice dibe vurur. Yaşadığı sorunlarla artık baş edemeyince intihar etmeyi düşünen Mehmet, kendisine yaşam hakkında öğütler veren Derviş'in sayesinde, yeniden mücadele etmeye karar verir. Bir yandan sağlık sorunlarıyla ilgilenen, bir yandan da iş arayan Mehmet'in hayatı, yürüme engelli bir kız olan Esma ile tanışmasıyla bambaşka bir hal alır. İkisi arasında başlayan arkadaşlık, hem Mehmet hem de Esma'ya iyi gelir. Varlıklı bir ailenin kızı olan Esma, Mehmet ile zaman geçirdikçe, sağlığında düzelmeler olmaya başlar. Kızındaki bu gelişmeyi gören Hulusi, Mehmet'e can alıcı bir teklifte bulunur. Ancak Mehmet, bu teklif karşısında büyük bir ikilemde kalır. Ya hayatına hür bir şekilde devam edecek ya da bundan sonra bir köle olarak yaşayacaktır.
Hür Köle filminin yönetmen ve senaristliğini Sürgün, Hür Adam (Bediüzzaman Said Nursi) Minyeli Abdullah ve 6 Eylül'de vizyona girecek olan Bozkır Kuşlara Bak Kuşlara filminin yönetmen koltuğunda bulunan ve yapımcı kimliği ile de tanınan Mehmet Tanrısever üstleniyor. Filmin oyuncu kadrosunda ise son zamanlarda Kayıp Gerdanlık filmi ile göze çarpan Soydan Soydaş, Mazlum Kuzey'den tanıdığımız Seçil Buket Akıncı, Hür Adam'da rol alan ve Bozkır Kuşlara Bak Kuşlara'da da göreceğimiz Tarık Tanrısever, Türk sinemasının en bilindik isimlerinden Yaşar Alptekin, Engin Yüksel, Halil İbrahim Kalaycıoğlu gibi isimler yer alıyor.

Hür Köle filmi, izleyicileriyle 20 Eylül tarihinde sinemalarda buluşacak.

Kaynak:Beyaz Perde
Aslında Bozkırlıyım gardaşım, Harman Zamanı Beni Tarlada Unutmuşlar!


Konya Bozkırlı olduğunu söyleyen adamın kahkahaya boğan sohbeti sosyal medyada paylaşım rekorları kırdıktan sonra siyahi vatandaş Bozkır'a geldi. 

Sosyal medyada paylaşım rekorları kıran videoda siyahi bir vatandaş, "Konya Bozkır Akkiseliyiz. Gıda pazarlamacıyım. Biz buranın yerlisiyiz. Konya on numara beş yıldız bir şehir. Bizim tarlamız, bağımız, arsamız var. Harman zamanı beni tarlada unutmuşlar ondan güneşte kararmışım. Türkiye'de her yeri dolaştım. Bodrum, Fethiye, Marmaris, Didim her yeri dolaştım." dedi.

Sosyal medyada paylaşım rekorları kıran paylaşımdan sonra Bozkır'ı görmek ve Tanımak için geldi. Siyahi vatandaş Bozkır ziyaretinde "Memlekete geldim bura  bizim Memleket kardeşim, Suyu set insanı mert kardeşim" dedi. 

​Acar ve Akpınar ailelerinin mutlu günü

​Bozkır Dereköy sakinlerinden Abdullah/ Ayşe Acar Çiftinin oğlu Yusuf, Aslen Akçapınar sakinlerinden Bozkır Esnafı olan Mekki/ Aygül Akpınar çiftinin Kızları Hatice ile Hayatını birleştirdi. Bozkır Belediyesi  Nikah ve Düğün Salonun da gerçekleşen nikah merasiminde Nikahları kıyılan gençler mutluluğa evet dediler.

Nikah ve Düğün Merasimine Acar ve Akpınar ailelerinin yakınları, sevenleri ve gençlerin dostları ve Bozkır Kaymakamı Mustafa Demir katıldı. Davetlilere Bozkır Pilavı ikram edildi ve  ilahi dinletisiyle Nikah  ve Düğün merasimi son buldu. 

Sırıstat Haber Merkezi olarak Acar ve Akpınar ailelerine hayırlı olsun derken, genç çiftlere bir ömür boyu mutluklular dileriz.

​Bozkırımızın güzide topraklarında yetişmiş, eğitimini ve yaşamının büyük bölümünü Bozkırda yaşamış aslen Akçapınar köyü doğumlu Tekçi Veli'nin oğlu Salih Özdemir albüm çalışmalarına başladı.

Yapımı Mega Müzik tarafından üslenen albümün son anlarına geldiği ve albümüne destek isteyen Salih Özdemir. Ben Bozkırın çocuğuyum dedi.

Bozkırlı hemşerilerime ve Bozkıra özlemimden bu albümü yapıyorum, bundan sonraki çalışmalarımda da yöresel müziklerimize yer vereceğimi kültürümüzü yaşatacağıma inanıyorum dedi.

Sırıstat Haber Merkezi Olarak hemşerilerimize başarılar diler ve merakla Albüm çalışmalarını bekliyoruz.

Sırıstat Haber Merkezi: Yakup Çetin

​Hemşerimiz Sami Çelik Zeytinburnu'nda Konser Veriyor.

Bozkırlı Hemşerimiz Sami Çelik Zeytinburnu Belediyesinin düzenlemiş olduğu halk konseri veriyor. 

17 Mart Salı günü 19:00-22:00 arasında düzenlenecek olan konsere tüm Bozkırlı hemşerilerimizde özellikle davetlidir. 

Sırıstat Haber Merkezi: Yakup Çetin



​Türkiye' de ve bölgemizde belli bir yere gelen sanatçıların hepsinin bir hikayesi vardır. Her biri çok büyük zorlukları geçerek bu seviyelere gelmiştir.
Bu sanatçıların içinde benimde çok yakından tanıdığım biri var ki gerçekten yokluklar içinde yaşadığı hayatta kendi tırnakları ile çok büyük bir başarı elde etmiştir.

SAMİ ÇELİK

Sami Çelik 1967 yılında Konya ili Bozkır ilçesi Çağlayan kasabasında doğdu. 4 çocuklu bir ailenin en küçüğüdür.
Müzikle 6-7 yaşlarında ilgilenmeye başladı.  İlk okul yıllarında öğretmeni Abdullah Özcan' ın ısrarıyla bağlama çalmaya baslar.  İlk okuldan sonra  Bozkır da yorgancı çırağı olarak meslek hayatına başlayan sanatçı aynı zamanda müzikle de iç içe olmayı sürdürür.

Yorgancılık mesleğinde 4 yıl çıraklık döneminden sonra Seydişehir' e gelerek  yorgancı kalfalığı yapmaya baslar.
Seydişehir'deki ilk yıllarında han boğazında Ali Çatal' ın  hanında kalmış ve yıllarca yoksulluk içinde yasamış, kış aylarında sobasız evlerde kalmıştır.
Bu sırada Seydişehir' deki iyi müzisyenlerle tanışıp çalışma imkanı bulur. İlk önceleri bölgedeki folklor ekiplerinde bağlama, keman çalar aynı zamanda  solist olarak düğünlerde kendini gösterir.  Solist olarak ilk gittiği düğün Bostandere' dir.

Kısa zamanda Seydişehir' de sevilen bir ses olarak kendini ispatlar. Taşağıllı Muzaffer ve arkadaşlarıyla solistliğe devam eder.
Solistlik ile birlikte han boğazında yorgancı Mevlüt' un dükkanında kalfalık yapan sanatçı bir gün Seydişehir Set Orkestrasının şefi Faik Aslan' ın önünü keser.
 "Abi beni orkestraya solist olarak alırmısın?"  der.  Faik Aslan genç ve yetenekli çocuğa bir gel bakalım der.

Sanatçı ayni zamanda Seydişehir musiki cemiyetinde nazariyat, usul ve nota dersleri alır. Bu esnada, Set orkestrasında malzemeci olarak çalışmaya başlar, düğün salonlarında bir iki şarkı okuyarak halka kendini sevdirmeyi başarır.

Aynı zamanda keman üstadı Mustafa Aslan,  bağlama üstatları Ahmet Kabakçı Hasan Koçakoğlu gibi ustalardan ders alır ve kendini geliştirir.
1984 yılında Fuar gazinosunda sahne alır. 1987 yılında askerlik görevini yapmak için Manisa ya giden sanatçı hemen Orduevine alınır. 18 ayın sonunda Seydişehir'e gelen sanatçı mesleğini icra etmek için bir yorgancı dükkanı açar.  Ama müzik daha ağır basar, yorgancılık başarısızlıkla sonuçlanır. Bu sırada Kuyumcu Yunus Akgün' ün kızı Dilek ile evlenir.
1992 yılında Grup Set Orkestrasında sahne ve solistlik sınavını başarıyla tamamlayan Çelik kabına sığmaz. Faik Aslan bir gün "Sami kardeşim sen artik buraları aştın, sesini Ülkemize duyurma zamanın geldi"  çağrısını dikkate alır İstanbul' a taşınır.

İstanbul' da sadece müzik yapmaya başlar. Kısa zamanda müzik dünyasında kendini  kabul ettirir. 1997 yılında çoğu kendi şarkıları olan "YALAN" albümünü piyasaya çıkarır.  Albüm 150 bin satar. Bu başarı sanatçıyı yeni albümler yapmaya teşvik eder.  Daha sonraki yıllarda yine çoğu kendi şarkılarından oluşan "UNUTTUM SENİ SAMİMİCE" adlı albümünü piyasaya çıkarır.
Üç  klip çeken sanatçı bu arada ulusal anlamda sesini ve şarkılarını tüm Türkiye'ye ve yurt dışına duyurur. Birçok TV de kendi müzik programlarını yapmaya başlar. Programlarında Konya, Seydişehir ve Bozkır ilçelerinden övgü ve iftiharla bahseder.

Son çıkardığı "SAMİMİ TÜRKÜLER"  albümü ile İç Anadolu ege ve orta Anadolu' nun ölümsüz türkülerini başarıyla seslendirir.
Cengiz Kurtoğlu,  Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Latif Doğan,  Vahdet Vural,  İbrahim Erkal,  Ümit Besen,  Bedia Akartürk  gibi ünlü sanatçılar ile yakın dostluklar kurar.
Kendisini çok yakından tanıdığım Sami Çelik müzik dünyasında sağlam adımlarla çalışmalarına devam ediyor.  Sami Çelik Tuğçe adında bir kız babasıdır.
Kısaca yorgancılıktan kendi tırnakları ile sanatçılığa yükselen Konya, Seydişehir ve Bozkır' ı tüm dünyada başarı ile temsil eden Sami Çelik' e teşekkür ediyorum.
Elde ettiği büyük başarılarından dolay da tebrik ediyorum.
Yolun açık olsun değerli kardeşim.

Abdullah LEBLEBİCİ
Abdullah LEBLEBİCİ

Bozkır Konya yolu üzerindeki bölünmüş yolun orta refüjüne bir vatandaşımız evini satmak için ilginç ve dikkat çekici satılık ev levhası diktiği görüldü. Dikilen levhada “Yarı açık cezaevi gibi bu ev satılıktır” diye yazıyor.

Geçtiğimiz hafta içerisinde gazetemiz muhabiri akşam saatlerinde bir haber peşindeyken, haber olacak başka bir haberi yakaladı. Muhabirimiz Bozkır-Konya yolu üzerinde dikkat çeken ve gazetecinin kaçırmayacağı bir görüntüyle karşılaştı. Bozkır-Konya yolu üzerindeki orta refüje “Yarı açık cezaevi gibi bu ev satılık” levhası muhabirimizin gözünden kaçmadı.

Çift taraflı yazılı olarak asılan levha ise yoldan gelen geçen tüm vatandaşlarımızın da dikkatlerini çekerken, araçlarıyla yavaşlayarak levhadaki yazıyı okudukları görülüyordu. Gazetemiz muhabirinin de dikkatini çeken “yarı açık cezaevi gibi bu ev satılık” levhasının altındaki ok işareti ise ilçemizin eski esnaflarından marangoz Abidin Oğuz olarak tanınan vatandaşımızın evini gösteriyordu. Bu satılık levhasını asan vatandaşımızın ise birilerine karşı sitem olarak asmış olabileceği tahmin ediliyor.

Konya’nın Bozkır ilçesinde, bir süre önce tanışarak birbirlerine âşık olan işitme engelli 24 yaşındaki İsparta Sütçüler’li Osman Yel ile 23 yaşındaki Konya Hamzalar’lı Hacer Er, Bozkır Belediyesi Evlendirme dairesinde yapılan nikâh töreni ile dünya evine girdi.


Evlendirme memuru Osman Boşnak tarafından kıyılan nikâh töreninde işitme engelli çiftlerin aileleri ve şahitleri hazır bulundu.

Nikâh töreninde mutlulukları yüzlerinden okunan çift evlendirme memuru ile hatıra fotoğrafı çektirdiler.

Sırıstat Haber Merkezi:Yakup Çetin
Bozkır Doruk Kafe işletmesi Bu Cumartesi Müzik Şöleni Düzenliyor.

Her hafta canlı müzik etkinlikleri ile gençlerin yoğun ilgisine mazhar olan Bozkır Doruk Kafe bu hafta sonu daha güçlü bir ekiple canlı müzik ziyafeti verecek.

Cumartesi gerçekleştirilen programda Elektro Gitar'da Sırrı Turgut, Bateri'de  Bayram Bölek ve Bas Gitar'da Celalettin Gelmez olacak.

Müzik ziyafetini kaçırmamak için tüm müziksever Bozkırlıları Cumartesi Akşam 19.00'da Bozkır Doruk Kafe'ye bekliyoruz.

Sırıstat Haber Merkezi: Yakup Çetin


Bozkırlı hemşerimiz Fatma SUNEL'in kişisel resim tezhip ve minyatür sergisi göz doldurdu.

Bugün Hamam önün sokak köprü Sanat evinde açılışı gerçekleştirilen sergiye yoğun ilgi vardı. 

Sergi açılışına Ankara Konyalılar Dernek Başkanı Mehmet Erkoç ve Dernek yönetimi, Ankara Sincan Etimesgut Konyalılar Dernek Başkanı Mehmet Sorkun, Ankara Bozkırlılar Dernek Başkanı Hasan Basri Yalçınkaya ve Yönetimi, Ankara Keçiören Belediye Baaşkanlığı Özel Kalem müdürü Ömer Ünal Güçlü, Konya Meram Belediye Başkan Aday Adayı Oktay Mermer ve halkında yoğun katılımı sergi tamamlandı. 

Bir birinden güzel eserler büyük beğeni ve hayranlık uyandırdı, Sırıstat Haber Merkezi ailesi olarak sanatçı hemşerimiz Fatma Sunel'i tebrik ediyoruz ve başarılarının devamını diliyoruz. 

Sırıstat Haber Merkezi : Yakup Çetin






Geçtiğimiz yıllarda Bozkır`da evlilik işlemleri için verilmesii gereken evraklar verilmeyince Bozkır`da işler yapılamamaktaydı.

Geçtiğimiz yıllarda Bozkır'da evlilik işlemleri için verilmesi gereken evraklar verilmeyince Bozkır'da evlilik işleri için gereken evraklar yapılamamaktaydı.

Geçtiğimiz haftalarda burada verilemeyen evrakların verilmesi sağlanarak, artık yeni evli çiftlerimizin Bozkır dışında bu evrakların teminine gerek kalmadı. Artık tüm işlemler Bozkır'da tamamlanıyor.

Yeni evlenecek çiftlerimizin işlemleri için takip edecekleri yol şu şekildedir; Bozkır Devlet Hastanesinde Hastane Baş Hekimimiz Özkan Yavuz'dan Akciğer Film sonucunu alacak ve Bozkır Sağlık Gurup Başkanlığından Kan Uyuşmazlığı raporunu alacaklar. Sonrasında resmi olarak evlilik işlemlerine başvurup sonuçlandırabiliyorlar.

Sırıstat Haber Merkezi olarak bu sıkıntının aşılmasına vesile olan Başhekimimiz Özkan Yavuz'a ve Sağlık Gurup başkanlığına teşekkürü borç biliriz.

Sırıstat Haber Merkezi: Yakup Çetin
Biz onu Prof. Dr. Mehmet Öz`ün babası olarak tanıdık. Elbette Prof. Dr. Mustafa Öz bundan çok fazlası. Hayata Konya Bozkır`da başlayan, ABD`nin bilinen doktorlarından biri olan Mustafa Öz hayatını Pazar SABAH`a anlattı.

Bir yılanı, toprak zemini, yağmurda su geçiren bir damı vardı Bozkır'daki kerpiç evin. Mehmet Ağa ile yoksul kızı Fatma'nın 11 evladı bu evde dünyaya geldi, yedisi hayatını kaybetti. Mehmet Ağa ve Fatma Ana çok önce göçmüş gitmiş. İçinde yaşayan onca çocuğun varlığına rağmen, oyuncağın hayal bile edilemediği bu evden üç profesör, bir de doçent çıkmış. Yıllar önce tek kelime İngilizce bilmeden Amerika'ya gidip, fırsatlar ülkesini fetheden 1925 doğumlu Prof. Dr. Mustafa Öz bu evden çıkanlardan biri. 

MEHMET ÖZ'ÜN BABASI 
Prof. Dr. Mehmet Öz'ü hepimiz tanıyoruz, renkli bir kişilik. Ayrıca sadece biz değil, neredeyse tüm dünya tanıyor onu, Amerikalılar tapıyor ona, ABD'ye başkan olabileceği konuşuluyor, neredeyse bir pop yıldızı kadar popüler. Baba Prof. Dr. Mustafa Öz de ABD'de çok tanınan, bilinen, başarılı bir doktor. Türkiye'de durum biraz değişik, o Mehmet Öz'ün babası ama elbette bundan çok fazlası baba Öz. SABAH gazetesi sağlık editörü Esra Tüzün'ün Öz adlı kitabını (Turkuvaz Kitap) okursanız siz de fark edeceksiniz masal kıvamında bir hayat hikayesiyle karşı karşıya olduğunuzu. 

KONYA BOZKIR'DAN AMERİKA'YA 
Mustafa Öz bugün 89 yaşında, çok enerjik, hâlâ çalışıyor. Belli ki çalışmak, üretmek onun yaşam biçimi. Merakla soruyoruz; amaç, bu akıl almaz başarının kodlarını çözmek: "Tek kelime İngilizce bilmeden doktor olarak çalışmak için ABD'ye gitmişsiniz, nasıl cesaret ettiniz?" diye sorunca yanıtı şu oldu: "Başka çıkar yolum yoktu. Kimsem yoktu. Her yere asistanlık için müracaat ettim. Hiçbirinden pozitif bir cevap gelmedi. Köylü Mehmet Ağa'nın oğlu Mustafa ihtisas yapacak yer bulamadı." 

İNÖNÜ'DEN STETOSKOP
Çok zor koşullarda okumuş Mustafa Öz. Bazen komşunun oğlunun eski ceketini giymiş, bazen de yardımla gelen paltolardan battaniye yapmış, ortaokul çağlarından itibaren çalışmış, para kazanmış. Hiç şikayet etmemiş, belli ki hayat üzerine geldikçe o tırnaklarını geçirmiş, çaresiz kaldığı da olmuş elbette: "İkinci sınıfın başındayım, kitap alamıyorum, derslerde not tutuyorum. Ama anatomi dersinde bu söz konusu olmuyordu. Anatomi atlasına ihtiyacım vardı o dersten geçebilmek için. İsmet İnönü'ye bir mektup yazdım, durumu anlattım. Bir süre sonra Dolmabahçe'den gelip beni buldular. Bir yetkiliyle Saray Kitapevi'ne gittik bana atlas ve stetoskop alındı, hâlâ odamda duruyorlar." 

PRATİSYEN OLARAK KALIRDIM 
Prof. Dr. Mustafa Öz, tam 54 yıl ABD'de kaldı ve oranın en aranan doktorlarından biri oldu. Peki ABD'ye gitmeseydi, Türkiye'de kalsaydı nasıl bir hayatı olurdu? Bu sorumuzu da hiç sektirmeden, net bir şekilde yanıtlıyor: "Ancak pratisyen hekim olurdum, iğneci doktor yani." ABD sadece mesleki anlamda değil, sosyal çevre açısından da çok farklı bir dünyayı Öz'ün önüne sermiş. Üst düzey askerler, bürokratlar, politikacılar, işadamları hem hastası olmuş hem de arkadaşı. Turgut Özal'dan Ayhan Şahenk'e, Adnan Kahveci'den Üzeyir Garih'e kadar pek çok isimle dostluk kurulmuş. 

DÜRÜSTLER DE KÖTÜ ŞEY YAŞAR 
Yılanla başladık, yılanla bitirelim yazıyı. Mustafa Öz "Yılanlar hiç peşimi bırakmadı. Hatta bir keresinde yattığım odanın çatlak duvarından bir yılan içeriye girmeye çalışıyordu. Korktum, kuyruğundan çektim, sıkıştı, ikimiz yan yana uyuduk. Yılandan korkarım ama en çok yılanlık yapan insanlardan korkarım" diyor ve bir tavsiye ile bitiriyor konuşmasını: "Ben başardıysam herkes başarır. Çalışkan insan mutlaka sonuç alır. Çalışkan, dürüst insanların da başına kötü şeyler gelebilir. Ama sebat eden günün birinde mutlaka kazanır." 

SUNA'NIN AİLESİ YARDIM ETMEDİ
"Eşim Suna zengin bir ailenin kızı. Babası fabrikatördü. Atabay ilaç Suna'nın ailesinin. Ben Suna'yı görünce beğendim, kolej mezunuydu, İngilizce biliyordu, o da bana güzel geldi. Bir de babası zengindi, bu da bana iyi geldi. Bütün bunları hesaba kattım evlenirken. Fakat bize hiç yardım etmediler, çocuklara yaparlar dedim, o da olmadı. Bir baba öldüğü zaman, bir anne öldüğü zaman kalan bir şeyler varsa kardeşler arasında anlaşılır. Ben böyle bir adam olmayabilirdim, hangi doktorun İstanbul'da iki yalısı var benim gibi. Benim paramı harcayacak vaktim yok şimdi. Ama doğruları da söylemek lazım." 

HİÇ OY KULLANMADIM
"ABD'de de oy kullanmadım, Türkiye'de de. ABD'deki seçimlerde evet oradaydım, ama oy kullanmadım. Çünkü 50 seneye yakın orada kalmama rağmen kendimi hiçbir zaman ABD'li hissetmedim. Ben Bozkırlı'yım. Ben, geçmişimi hiç unutmadım ki... Özlediğim için kalktım geldim. ABD'de yılda 1.5-2 milyon yapıyordum. Burada ayda 2 bin lira kazanıyorum." 

ASLA GEÇ KALMAM
"Üstlendiğim hiçbir işe geç gitmem. Erken giderim, geç gitmem. Ameliyathaneme 5 dakika geç gelen talebeleri almazdım içeri. Bir defasında bir baş asistanın beş senesini yakacak kadar da ileri gittim." 

Ablam bana çok kızdı
"Kitap çıkınca ablama uğradım, kitabı verdim. Birkaç sayfa okumuş, hemen telefon etti: 'Kitabın yanlışlarla dolu' dedi. Ablamdan müthiş fırça yedim. Söylemiyorlar ama Türkiye'de kadınlar daima kendilerini varlıklı gösteriyorlar ki kendilerini alan bulunsun. 'Ne yaptım?' diye sordum. Dedi ki 'Yaşımı yanlış yazmışsın, 94 değil, 92 yaşımdayım!' 'Allah Allah' dedim. 'Bu laf konuşulur mu Ayşe? 94 olsan ne olacak, 92 olsan ne olacak?' (Gülüyor). Haftada iki kez pazartesi ve cuma günleri ablamla görüşürüz. Ben telefon ederim hürmetimi bildirmek için. Pazartesi günü ben aramadım, o aramış, ben de cevap vermedim. Bugün de aradı, yine cevap vermedim. Bakalım ne olacak?" Başka yanlışlar da bulmuş Ayşe Abla kitapta; Öz devam ediyor anlatmaya: 'Ben kitapta bir atımız vardı demişim, halbuki bizim daha çok atımız varmış. Sordum ablama 'Kaç tane vardı?' diye '18-19' diyor. Valla ben görmedim! O kadar yoksulluk çekmedik abartmışsın' diyor. 

Üzeyir çok yakın arkadaşımdı
Üzeyir Garih ile çok yakın arkadaşmışsınızGarih'in ortağı İshak Alaton sizce Üzeyir Bey'in neden öldürüldüğünü biliyor mu?- Ne ben sordum, ne o söyledi. Hatta bir kere Şükrü Elekdağ'ın evindeydik, bu suali Şükrü Elekdağ sordu ona. Elekdağ benim Amerika'dan arkadaşım. O gün beni yemeğe çağırdı ben de İshak Alaton'u aldım gittim. Orada Tufan Türenç ve Ufuk Güldemir vardı. Şükrü tez canlı kerata hemen sordu: 'Neden öldü?' dedi İshak'a. İshak da 'Bunu konuşmamayı rica etmiştim, doktor da bunun garantisini vermişti bana. Daha fazla sorarsanız kalkar giderim buradan' dedi. Üzeyir'in öldüğü gün hep onlarla beraberdim. Ve ben hâlâ bir şey bilmiyorum o konuda. 
- İshak Bey'in bu söyledikleri, benim aklıma 'Bir şey biliyor ama konuşmuyor' diye getiriyor - Herkesin aklına geliyor. Çünkü ortada bir mezarlıkta boğazı bıçakla kesilmiş bir adam var. Kesen adam 20 yaşında bir delikanlı, askerden kaçmış duyduğumuz kadarıyla. Öte yandan Üzeyir Garih meşhur, tanınmış, belki de zengin bir adam aynı zamanda. Dolayısıyla ne gibi doğru işlere, ne gibi yanlış işlere girişti, kimse bilmiyor. Yanlış işlere girdiğini, MOSSAD'la alakası olduğunu söyleyenler var. 'Rus mafyası öldürdü' diyenler var. Çünkü o tarafta da çok iş yapıyordu... Ben bilmiyorum vallahi ne oldu... Ve İshak benim çok iyi arkadaşım, bir kerecik olsun ona bu suali sormadım. Çünkü alacağım cevabı biliyorum. 

 SÜNNETİM ZORDU
"Mehmet'in doğumunu yapan profesör arkadaşımdı. Mehmet gece 01.30'da doğdu. New York'taydım, koşa koşa geldim. Ayağından tutup salladıklarında gördüm ve 'Erkek olmuş' dedim. 'Yakaladık erkeği!' Doktor arkadaşım 'Mustafa, sen gitmeden sünnetini yapalım' dedi. Çünkü ben oradan çıkıp Atlanta'ya gidecektim hemen. Hanımı hastanede bırakıp göreve döndüm, o arada sünneti de yaptım. O zamanlar sünnet daha güçtü, şimdi aleti var. Hele benim zamanımda sünnet zordu. İlkokuldaydım, abdallar geldi, sünnetçi onlar. Beni tuvalet yaptırır gibi tuttu, ağaçtan bir maşa taktı, sündürdü deriyi, usturayla ki böyle kazır gibi kesti, arka tarafı kesmesin diye. Verilmiş sadakamız varmış! Galiba babamdan 5 kuruş para aldım, büyük paraydı." 

Selahattin Duman başarısını bana borçlu
- Gazeteci Selahattin Duman'ın ağzına tükürmüşsünüz... - Nerede o kayboldu ortalıktan? Selahattin Duman'ın babası Abdullah Ağabey dünyanın en iyi insanlarından birisidir, benim kendi ağabeyim gibi. Belki bazı noktalarda ağabeyimden de iyi. Abdullah, Cihanbeyli'de doğmuş büyümüş Kürt asıllı birisi. Abdullah Ağabey ile biz o kadar iyi dosttuk ki, ben hükümet tabibiydim, o da sıtma savaş tabibiydi. Ve kazalarda hükümet tabibi azıcık daha sıtma savaş tabibinden üsttedir. Fakat o kadar iyi bir insandı ki... Kazalarda iki doktor olduğunda birbirlerini çekemezler. Çünkü hasta benden çıkar ona gider, gammazlar, ondan çıkan bana gelir. Biz böyle şeylere hiç kıymet vermedik. O bana iltifat gösterdi, ben ona hürmet gösterdim. Abdullah Ağabey dedi ki: 'Bizde adettir, çocuk doğduğu zaman etrafta akıl, fikirli kim varsa çocuğun ağzına tükürür. Sen de şunun ağzına tükürsene' Çocuk da benim kucağımdaydı, ben de tükürdüm. Böylece Selahattin Duman'ın aklı başına geldi. Başarısını bana borçlu. Benim tükürüğüm dualıdır, faydalıdır. 
- Başkalarına tükürdünüz mü? - Çok. Mehmet'in de ağzına tükürdüm. 

Erbakan kahvaltıda sekiz yumurta yerdi
- Necmettin Erbakan politikaya girerken çok yardım etmişsiniz... - Ağabeyimin öğrencisiydi teknik üniversitede. Öğrenciliğimden beri tanırdım Necmettin'i. Politikaya gireceği zaman ağabeyim ve ben onu Konya'ya götürdük.
- Kahvaltısı meşhurmuş Erbakan'ın. - Kahvaltı da sekiz yumurta yerdi. O kiloyla fazla gidemezdi. Vücuduna iyi bakacaksın, bu bir vazifedir Allah'a karşı... 

Mehmet istese vali olur
- Mehmet Bey dünyaca ünlü biri... - Öyle diyorlar.
- TV programı yapıyor, şov dünyasında olmasını onaylıyor musunuz?- Mehmet'in yaptıklarının hiçbirisinde yanlışlık veya eksiklik görmüyorum. Çünkü Mehmet'in bu işlerle uğraştığı yere gittim gördüm. Binada iki katı var Mehmet'in. Bir katında belki 125 kişi çalışıyor. Ben o katta Suna'yı kaybettim, o kadar büyük bir yer. Dolayısıyla Mehmet konuşacağı mevzuyu sadece ABD'de değil, dünyada en iyi kim biliyorsa onunla konuşuyor. Obama'nın karısı üç, kendisi de iki kez Mehmet'in şovuna çıktı. 
- Tavsiyeniz oldu mu oğlunuza? 
- 'Oğlum sakın, şahsına ait kâr maksadıyla propaganda yapma. İyi şeyi kötü, kötü şeyi iyi diye söyleme sakın. Bunun sakıncaları var. Bir kere sana yakışmaz, sen bütün dünyaya mal olmuş bir adamsın. Hatta öldürülebilirsin' dedim. 'Çünkü bir şirket senin bir sözünle yerin dibine girer bir sözünle başka bir şey olur. Mafya dolu ortalık, öldürürler. O yüzden kendine de kıyma, işini doğru dürüst yap' dedim.
- Siz önemli bir doktorsunuz, Mehmet Bey de öyle.- Ama benim elime su dökemez! Mehmet'in telefon edip, baba şu ameliyatı nasıl yapacağım tarif et dediği de var. 
- Siz mi daha zenginsiniz Mehmet Bey mi? - Parayla dinin imanın kimde olduğu belli olmaz. Ama şimdilik ben Mehmet'ten zenginim.
- Ama onun uçağı var. - Uçak! 15 bin dolarlık bir şey, bugün alırım ben istesem, bugün. Ama Mehmet benden çok daha zengin olacak, şayet sebatlı olup, Allah göstermesin başına bir şey gelmezse. Gerek hastalık gerek mafya bakımından... Benim tahminime göre Mehmet iyi para kazanıyor. Ama benim 54 yıldır kazandığımı daha kazanmış değil. 
- Hep mafyadan bahsediyorsunuz, öyle bir risk mi var? - Bugün memleketin zengin adamlarına sorun, onların da koruması var. Oprah'nın (Winfrey) yok mu koruması? Mehmet hâlâ diyor ki 'Ben halk adamıyım, kimsenin tavuğuna kışt demedim ki, neden beni öldürsünler?' Ama bence bu yanlış. Herkesin gözü, yanlış yapmasa bile yanlış yapmayan zenginlerdedir. Mehmet bugün zenginlerin içinde. Dünyada deli mi eksik? 
- Mehmet Bey'le ilgili ABD başkanı olacak gibi şeyler konuşuldu... - Mehmet isterse her şey olur. Ama bu konuda ne benimle konuştu ne de ben tavsiye ederim. Çünkü politikanın başında esen rüzgarları görüyorum. Politika kolay bir meslek değil. Evlilik gibi o da zor tarafları da, iyi tarafları da var. Ben tavsiye etmem. İstese bugün senatör, vali olur. ABD'de başkan olursan tarihe geçersin ama bilmiyorum rahat edebilir misin?
- Müslüman bir başkan nasıl olur? - Valla bilmiyorum ki Mehmet'in Müslümanlığı devam ediyor mu? Yoksa çocuklarıyla kiliseye gidiyor mu? Ben bilmiyorum. Ama nüfus kağıdında Müslüman yazıyor elbette. 

Hoca için çok fedakarlık yaptım
Suna Öz: "Ben her zaman hocaya destek verdim, çünkü yaptığı şeylere çok inanıyordum. Geç saatlere kadar çalışıyordu ama ben biliyordum ki, o birini iyileştirmek için uğraşıyor. O anda o hastanın iyileşmesi için benim de fedakarlık yapmam gerekiyordu. Ayrıca hayatım çok meşguldü, üç çocuk yetiştirdim ve Amerika'da yalnızdım. Yemek, ütü, bayağı bir işim olurdu. Sıkılmazdım, bu benim işim derdim. Benim için de renkli bir hayattı, çok seyahat ettik. 'Yokluk çektik' diyor Mustafa ama inanın ben hiç hissetmedim, hiç anlamadım yokluğu. İlk günden ben Mustafa'nın çok başarılı olacağını biliyordum, gözlerinde bir ışık vardı. Mustafa 'biz âşık olmadık' diyor ama bence abartıyor. Âşık olmasam neden çocuk yapayım?"  
Bozkır, Çağlayan ve Dere arası hızır servisi Tabbılı abimiz 2013-2014 Eğitim Öğretim yılına hızlı girdi. Daha önce hiç öğrenci servisliği yapmayan Mehmet Gün abimiz bu sene Dere-Çağlayan arasında öğrenci taşımaya başladı.

En son arabasını değiştireli den beri uzun zaman geçen Mehmet Gün abimiz yeni sezona arabasını dahada modernize ederek girdi.

Tabbılı abimizi bilmeyenler için anlatalım, Tabbılı abimiz sabahtan başlayarak gece 23.00 kadar Bozkır-Çağlayan ve Dere yolcularına hizmet vermektedir. Bayram seyran hiç bir şey fark etmeden 7/24 hizmetini aksatmadan herkesin ihtiyacını görür.

Yeni hizmet aracı Meşhur Tabbılıya yani Mehmet Gün abimize ve Bozkır-Çağlayan- Dere yolcularına hayırlı uğurlu olsun. Allah'ım kaza bela göstermesin.

Yakup Çetin 05.10.2013

Fotoğraflar Ramazan Ev arkadaşımıza aittir.