Bozkır Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğüne bağlı ekipler Kurban Bayramı sonrası çöp konteynerlerinde meydana gelecek kötü koku ve insan sağlığını tehdit edebilecek bakterileri önlemek için ilçe genelinde çöp konteynerlerini dezenfekte çalışmalarını sürdürüyor.

İnsan sağlığının önemine vurgu yapan Belediye Başkanı Sadettin Saygı "Kurban Bayramı dolayısıyla çöp konteynerlerine atılan sakatatların kötü koku ve insan sağlığına zarar verecek bakterilerin ürememesi için bayram günlerinde ekiplerimiz yoğun bir tempo ile çalışarak çöp konteynerlerini boşaltım yaptılar.Bayram sonrası oluşacak bütün olumsuzları gidermek için ekiplerimiz dezenfekte ve ilaçlama çalışmalarına tüm hızıyla devam edecektir."dedi.

Ak Parti Bozkır İlce Teşkilatı 74.Danışma Meclisi Toplantısı gerçekleştirildi. 



Bozkır Belediyesi Düğün salonunda gerçekleştirilen etkinliğe Ak Parti Konya Millet Vekili Ziya Altunyaldız, Ak Parti İl Başkan Yardımcısı, İl yönetim Kurulu Üyeleri, Ak Parti İlçe Yönetimi ve mahalle temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. 

Ak Parti Bozkır ilçe Başkanı Kadir Güven yaptığı konuşmada "Saygıdeğer millet vekilim çok değerli il Başkan yardımcılarım.. Bozkır, Ahırlı ve Yalıhüyük belediye başkanlarım, değerli ilçe başkanlarım kadın ve gençlik kollarımızın değerli başkanları ,teşkilatımızın birbirinden değerli mensupları, mahalle başkanlarım, değerli muhtarlarım, bayram dolayısı ile ilçemize gelerek sıla i rahim yapan çok değerli STK başkanlarım ,iş adamlarımız. kıymetli basın.. hanımefendiler, beyefendiler, değerli genç kardeşlerim,, sizleri en kalbi duygularımla, saygıyla, sevgiyle muhabbetle selamlıyor,74. Ilçe
danışma meclisi toplantısına hoş geldiniz sefalar getirdiniz diyorum..
Oncelikle tüm islam aleminin ve siz kıymetli konukların geçmiş kurban bayramini bir kez daha kutluyor, daha nice bayramlara ,sağlık ve sıhhat içerisinde ulaşmayı Cenab-1 Allah'tan niyaz ediyorum..
Değerli konuklar uzun zamandır böyle bir arada toplanıp bir araya gelemiyorduk. Çünkü son 1.5 yıldır tüm dünyayı pençesine alan bir salgınla ediyoruz. Bu süreç öyle bir süreçti ki,hala geçmedi.genci yaşlısı, zengini fakiri herşeyin başı sağlık diyerek evlere kapandık..Adeta dünya ile bağlatımız kesildi.Çoğumuz işine gidemedi,iş yerini açamadı.eşi dostu akrabayı unuttuk.bayramlarımız eskisi gibi el öpüp sarılarak geçmedi.çocuklarımız okullarına gidemediler.camilerimize ,Cuma namazı dahil hiç bir namaza belli bir süre gidemedik ve daha burada sayamadığım bir çok nimetten mahrum kaldık kıymetini anladık ve ölümcül bir virüsle mücadele Elbette tüm dünyada olduğu gibi,bu durum,vücut sağlığı kadar,psikolojik ,sosyolojik ve özellikle de ekonomik sıkıntıları beraberinde getirdi.. Ancak bugüne kadar olduğu gibi, bu sıkıntılı günlerde de devletimiz her zaman halkının ve esnafının yanında oldu.

Cumhurbaşkanımız üzere, kabinemiz, milletvekillerimiz ve belediye başkanlarımız, bu konuda her ne yapılması gerekiyorsa yaparak corona belasını oldular kendilerine buradan, başta sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere sonsuz teşekkür ediyor şükranlarımızı sunuyoruz.

Tabi hükümetimiz bir taraftan corona ile mücadele ederken, bir taraftan da 2023 hedefleri için Cumhurbaşkanımız önderliğinde yılmadan ve durmadan bu milletin ve bu devletin gücü ve ferahı için var gücüyle mücadelesine devam etti. Basta, sağlıktan ekonemiye,sanayiden dış politikaya ,savunma sanayiden teknolojik atılımlara kadar bir çok alanda müthiş atılımlar yaptı.

Açıkladıkları ekonomik ve destek paketleriyle esnafımıza ve sanayicimize biraz olsun nefes aldırıldı.Kısaca ifade etmek gerekirse, devletimizbu süreçte şu ana kadar, devlet olmanın görev ve sorumluluklarını,sadece kendi halkına değil, ihtiyaç sahibi tüm devletlere karşı yerine getirdi.

Bundan son derece gurur ve mutluluk duyduk.

Rabbim Devletimizden RAZI OLSUN. ONU YÖNETENLERE GÜÇ KUVVET VE SABIR VERSİN İNŞALLAH DİYOR. BİR KEZ DAHA BU ŞÜREÇ ADINA BAŞTA CUMHURBAŞKANIMIZA SAĞLIK BAKANMIZA ,MİLLETVEKILLERIMIZE VE BELEDİYE BAŞKNLARIMIZA TEŞEKKÜR EDİYORUZ. 

KIYMETLİ HAZİRUN,göreve geldiğimiz günden bugüne kadar, bizlerde , Ak parti Bozkır ilçe teşkilatı olarak,minnet ve hizmet borcumuz olan bu topraklara ve insanımıza en değerli ve yerinde hizmetleri sunmaya çaba ve gayret gösterdik..Bununla ilgili ilk olarak, Önce tespitte bulunduk..daha sonra projenin ilçe halkı adına duyulacak ihtiyacına bakarak şuan karşımda duran çok değerli milletvekilim, değerli başkanıma durumu arz etmek suretiyle
yola koyulduk.

1-DOĞALGAZ, (HAYALDE ANCAK ÇOK ŞÜKÜR Ki GERÇEK OLDU.)

2-REHABLİTASYON MERKEZİ

100 Hasta kapasiteli yaklaşık 60 kişi istihtam sağladı.

3-ÖĞRETMEN EVİ
Bir buçuk milyonluk bütçe sağlanarak şuanki mevcut durumuna getirilmiş. Önümüzdeki ay içerisinde peyzaj ve tefrişatı tamamlanacaktır.

4-PROJE OKULU
a- Bozkır Anadolu lisesi 2020 yılı için konya il sınırları içerisindeki proje okul ünvanını alan10 anadolu lisemizden birisi olmuştur. 2020-2021 egitime başlamıştır.
b- 2020 Yaz döneminde yaklaşık 15 okulumuza beşyüzbin liralık peyzaj çalışması yapılmıştır.
c- İlçemize 2022 ocak ayında hizmete geçmesi planlanan E-sınav merkezi kurulacak.
Ehliyet,kalfalık,çıraklık ve ileri Dönemde AÇIK ÖGRETİM sınavları 25 bilgisayarla
oluşturulan ek sınav salonunda hizmet verilecektir.Hadim taşkent Ahırlı Yalıhüyük
ilçelerimizdeki vatandaşlarımızda bu hizmetten yararlanacaklardır. E-sınav projesi altmışbin tl yerel imkanlar sekizyüzbin tl bakanlık bütçesiyle gerçekleşecektir.
d- Bozkır Anadolu lisesi a—, Bozkır Lokman hekim anadolu Lisesi Bozkır Atatürk orta okulu
— Remzi Demir Anaokulu, Sarıoglan Zeki Gülistan Bütüner Anadolu İmamhatip Lisesi
imamhatip ortaokulu bahçelerinin asvalt çalışmaları tamamlandı.
e- Merkez deki okullamımızdan dört okul ve ilçe MEM hizmet binası 2020 dogalgaz
hizmetini almaya başlamış. Merkez okullarımızdan geriye kalan altı okulumuzun doğalgaz ihalesi başlatılmış olup eylül ayı itibariyle hizmete alınacaktır.

5-SELÇUK ÜNİVERSİTESİ BOZKIR MYO MUZ'A ARTI 3 BÖLÜM, AYRICA 4 YILLIK
ODYOLOJİ VE ACİL YARDIM VE AFET BÖLÜMÜ

6-ETÜT MERKEZİ (ORTAOKUL VE LİSE SINAVLARI içiN DERSHANE) REMZİ DEMİRCİ ANAOKULU
(5'/ 2019 Eylül aymda başlandı. 2020 mart ayında tam olarak bitirilerek hizmete açıldı.

8-HAYIRSEVER AV. MEHMET GÜN TARAFINDAN YAPILACAK BİLİM VE
ROBOTİK KODLAMA MERKEZİ (PROTOKOL AŞAMASINDA)

9- HAYIRSEVER OSMAN YAREN VE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYEMİZİN
KATKILARIYLA OKUL YAPIMI TAMAMLANDI.

10-BOZKIR İLÇE KÜTÜPHANEMİZİN MODERNİZASYONU İKİYÜZELLİBİNTL İLE
YAPILDI.

11-BOZKIR STADYUMUNUN YENİLENMESİ YAPILDI.

12-BOZKIR DEVLET HASTANESİ'NE YAPILAN HİZMETLER;
İŞİTME MERKEZİ HASTANEMİZ BÜNYESİNE KURULMUŞ OLUP , İL SAĞLIK
MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN ATANAN ODYOLOG İLE TEMMUZ AYI İÇERÍSİNDE
HİZMETE AÇILMIŞTIR.
Hastanemizde Hizmet Veren Birimler:
Kurumumuzda I. Seviye Acil Servis Hizmetleri, Diş Tedavi Hizmetleri, Poliklinik
Hizmetleri (İç Hastalıkları, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Cildiye, Ortopedi ve Travmatoloji, Genel Cerrahi, Anestezi ve
Reanimasyon, Nöroloji, KBB), yataklı servisler, 7+1 cihaz kapasitesi ile Diyaliz Ünitesi, 6 yataklı Palyatif Bakım Merkezi, Fizik Tedavi Ünitesi, Radyoloji, Laboratuar, Kan Transfüzyon Merkezi,
Ameliyathane, Doğumhane, Endoskopi, EMG, Ultrason, SFT, Odyometri (İşitme Tarama) Ünitesi, GETAT ünitesi bulunmaktadır.
Mevcut bölümlere ek olarak yakın zamanda KBB, Nöroloji, Ortopedi ve Travmatoloji, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Cildiye uzmanlarımızın hastanemize atamaları yapılarak halkımıza hizmet vermeye başlanılmıştır.

Hizmete açılan, yeni hizmet vermeye başlayan birim ve servisler:
1. Palyatif Bakım Ünitemizin 6 yataklı olarak izinleri alınmış ve tescili yapılmıştır.
2. Diyaliz Ünitemizin Kapasitesi 7+1°e Çıkartılmıştır:
3. GETAT Uygulama Merkezimizi (Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp) Hizmete Açtık :
4. Ameliyathanemizi Aktif Hale Getirdik:
5. Hastanemize yeni atanan uzman hekimlerimizin kullanması amacı ile hasta muayenesi için gerekli olan iki adet poliklinik alanının inşaatını hayırseverlerimizin desteği ile bitirdik.
6. Odyometri Ünitemizi Açtık
7. U Kollu Röntgen Cihazı temin edilerek hastalarımız kullanımına sunduk. ge
8. Sağlık Bakanlığı'mızca Hastanemize Tomoğrafi cihazı alınmış olup, yakın zamanda hastanemize kurulumunun yapılmasını beklemekteyiz.
9. Diş tedavi hizmetlerinde kullanılmak üzere Panoramik Röntgen Cihazı Kurulumu
hayırseverimizin desteği ile yapıldı. Röntgen odası tadilatı ve lisanslama işlemleri sonrasında hizmet vermeye Başlanmıştır.
Verilmesi Planlanan Hizmetler:
Ünitesi: Yoğurt bakm únitemiz 4 yataklı olarak planlanmış ve tıbbi cihaz ve diğer demirbaş ihtiyaçları hayirseverimizce karşılanmıştır.
Birimimizin Hemşire ihtiyacı vardır. 5 Adet Hemşire atanması durumunda açmayı
planlamaktayız.

14-BAL DOLUM VE FONDAN ŞEKER ÜRETİM TESİSİ.

15-DEREİÇİ GÜNEŞ ENERJİLİ SULAMA PROJESİ..

16-BAĞCILIK PROJESİ.

17-20 TANE MANTAR ÜRETİM TESİSİ.

18-20 TANE SEBZE ÜRETİM SERASI.

19-KÜÇÜKBAŞ HAYVAN VE ÇOBAN ÇADIRLARI PROJESİ.

20-MAKİNA EKİPMAN DESTEĞİ.

Tüm bunları hep birlikte,belediye başkanımız ve meclis üyelerimizle,ana kademeden ,kadın ve gençlik kolları başkan ve yönetici kardeşlerimizle,değerli başkanım syn Ziya Altunyaldız
önderliğinde yaptık ve başardık çok şükür.EN büyük güç ve desteği deher zaman siz değerli halkımızdan ve teşkilatımızdan aldık.ALLAH birlik ve beraberliğimizi bozmasın inşallah.
Tabi bozkırımızın hala icraata geçmeyi bekleyen birbirinden değerli projeleri vardır.bunların halkımız nezdinde dile getirilen en önemli iki tanesini huzurunuzda dile getirmek istiyorum ki vekilim de durumu zaten çok iyi biliyor, 1.si herşeyi hazırda bulunan sağlık bilimleri
fakülte binası. 2.si ise Sarioğlan bozkır arası duble yol çalışmasının biran evvel başlayıp bitmesi.

Tabi bir de son aylarda ülke genelinde ve Konya'mızda açığa çıkan su sorunumuz var ki ,O da çok önem arz ediyor.

Değerli arkadaşlar.,ben şuna inanıyorum..bir kişinin ,bir ailenin,bir kurum yada şirketin..yada bir ülkenin..her zaman işlerinin yolunda gitmesi beklenemez zaman zaman inişler ve çıkışlar olması muhtemeldir ve son 1.5 yıldır olduğu gibi,sıkıntılı gün ve aylarda,süreci en hızlı ve
kayıpsız atlatabilmenin yolu ,bir suçlu aramak değildir zaman aklı selim davranma,sabretme ve kenetlenme zamanıdır.eğer bir hedef veya amacınız varsa oraya odaklanmalı ve gereken
adımları sabırla birlikte atmalıyız.ülkemizin bekası,gelecek yarınları için ve devletimize,bayrağımıza taşıyan, sahiplenen, son 20 yılda gösterdiği üstün ve titiz çalışmalarla ülkemize sayısız eser ve itibar kazandıran Recep Tayyip Erdoğan'a sahip çıkmalıyız

Bu duygu ve düşüncelerle ,toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Katılımlarından dolayı başta kıymetli başkanım Ziya Altunyaldız'a ve şahsında tüm konuklara ayrı ayrı teşekkür ediyor şükranlarımı sunuyorum. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin İNŞALLAH,
Allah a emanet olun" dedi. 
Bozkır Belediye Başkanı Sadettin Saygı yaptığı konuşmasında "Sayın Milletvekilim,il Başkan Yardımcım,İlçe Başkanım,Kadın Kolları ve Gençlik Kolları Başkanım,ilçe yönetim kurulu üyelerim,
Meclis üyelerim, Muhtarlarım, Mahalle Başkanlarım kıymetli misafirler ;sizleri saygı ile selamlıyorum.

74.Danışma Meclisi toplantımıza hoş geldiniz.

Sayın milletvekilim, değerli misafirlerimiz, Sizleri bugün burada ağırlamaktan mutluluk duyuyorum.

Göreve geldiğimizden bu yana aşk ile teşkilatımızla, meclis üyelerimizle ve tüm ekibimizle gece gündüz Bozkırımız için
çalışıyoruz.

Her daim halkımızla el ele gönül gönüle olmaya özen gösteriyoruz.

Sayın Vekilim izninizle son yaptığımız ve devam eden projelerimizden kısaca biraz bahsetmek istiyorum.

l- Bildiğiniz gibi Bozkır tahinimizin coğrafi tescilini alarak Bozkırımızla özdeşleştirdik.
2- Bozkırımıza 2 adet park kazandırdık
3- Üçpınar-Hadim kavşağımıza şehrimize yakışır park ve dinlenme alanı kazandırdık.
4- Hastane yolu üzerindeki aydınlatma direklerini modernleştirerek peyzaj ve kaldırım çalışması ile modern bir görünüm kazandırdık.
5- Orta mahallemizde ihtiyaç olan modern kilitli taş döşemesini tamamlamak üzereyiz. Aşağı mahallemizin bazı sokaklarında da doğalgaz çalışmasının ardından kilitli taş döşeme işini gerçekleştireceğiz.
6- Mezar mahallemiz ve aşağı mahallemizin büyük bir kısmını
yaklaşık 10 Km sıcak asfalt ile buluşturduk.
7- Geçen yıl mahallelerimizde 62 bin metrekare kilitli taş döşemesi yaparken bu yılda 80 bin metrekare kilitli taş döşemesi yapıyoruz.
8- Sosyal Proje olarak (Hoş geldin Küçük Melek) projemizi hayata geçirdik. Eşim ve Kadın meclis üyelerimiz Bozkırımızda doğan her çocuk için bir fidan dikimi
gerçekleştirerek, miniklerimizi ziyaret ettiler.
9- Bozkır otogar ve itfaiye inşaatımız hızla devam ediyor. İnşaallah birkaç ay içcrisindc tamamlamış olacağız.
10- Bir şehrin en gözde yeri Anıt alanıdır. Bozkırımıza yakışır bir anıt meydanı çalışmamız devam ediyor en geç I aya kadar tamamlanıış olacağız.
3. Etap TOKİ için belirlenen arsamızın kurum görüşleri gelmeye başladı. Kurum görüşleri tamamlanınca TOKİ'ye
başvurumuzu yapacağız.
12- Göksu Taşeli havzası projesi kapsamında Büyükşehir belediyemiz ile ilçemizde önemli bir eksiklik olan bal dolum tesisimiz ve Dereiçi Güneş enerjili sulama projemiz bu ay sonunda tamamlanmış olacaktır.
13- Yine Göksu taşeli havzası projesi kapsamında üreticilerimize 16 mantar serası,28 sebze serası, 6 güneş enerjili sulama sistemi, 10 küçükbaş çadır ağılı kazandırdık.
Bu projelerin hazırlanmasında emeği geçen İlçe Tarım Müdürüm Halil DURMUŞ 'a çok teşekkür ederim.
14- Bozkırımızda istihdam çalışmalarına önem veriyoruz. Bu kapsamda 1 yıla yakın titizlikle yürüttüğümüz çalışmalar
neticesinde Akgün Tekstil sahipleri ile görüşmelerimiz sonucunda inşallah tekstil Atölyemizi en kısa zamanda hayata geçireceğiz ve bunun arkasının geleceğine de inanıyoruz.
15- Mevkaya başvurusunu yaptığımız Deri işletmeciliği projemizin fizibilite çalışmaları devam ediyor. Bu konuda geçen ay içerisinde İstanbul da ki iş adamlarımız ve Mevka yetkilileri ile toplantı gerçekleştirdik.
16- Küçük sanayi sitesi için 17 bin metrekarelik arsamızın imar çalışması Büyükşehir belediyemiz tarafından yapılıyor.
Burada da sona yaklaşıyoruz. Bu arsa üzerinde değişik metrekarelerde istihdam amaçlı kullanılacak dükkânlara sahip olacağız. Murat KURUM Bakanımıza teşekkür ederiz.
Sayın Milletvekilim bu hizmetlerimizi yaparken sizinle istişare ederek ve sizlerin destekleri ile gerçekleştirdik. Sağ
olun Var olun. Ayrıca desteklerini her zaman hissettiğimiz; Sayın Çevre ve
Şehircilik Bakanınıız Murat KURUM 'a
Hizıııetleriıııizde büyük katkısı olan Büyükşehir belediye Başkanı Uğur İbrahim ALTAY 'a, İl Başkanımız Hasan ANGI'ya, İlçe Başkanıma ve Meclis üyelerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Toplantımızın hayırlı olmasını temenni eder saygılarımı sunarım" dedi. 

Türkiye'yi ekrana kilitleyen MasterChef elemerinde bir isim şefleri mest etmeyi başardı. Konya'nın sıkça mutfakta kullandığı bir ürünle elemeye katılan Konya Bozkır Sarıoğlanlı Emre Büber, yaptığı yemekle kendine hayran bıraktı.

Aslen Konya Bozkırlı olan ve Türkiye'de de çalışan ayrıca Avusturya'da yaşayan Emre Büber, katıldığı MasterChef 2021 elemelerinde yaptığı bıldırcın yemeğiyle şefler Mehmet Yalçınkaya, Somer Sivrioğlu ve Danilo Zanna'yı mest etti.


Dünyaca ünlü şef Jamie Oliver'la çalıştığını anlatan Emre Büber, kendi mutfağında kullandığı ürünleri kendi yetiştirdiğini anlattı. Büber'in Instagram hesabında bu sözünün de bir kanıtı ortaya çıktı.

Şef Mehmet Yalçınkaya tadım esnasında Emre Büber'in alnından akan teri görünce hayranlığı bir kat daha arttı.

Somer Sivrioğlu ise Jamie Oliver'la çalışan birinin bu yarışmadan elenmesinin zor olduğunu söyledi.

Şefimizin babası Demirci Karani Büber "oğlum Emre Büber maestır şef programında bu akşam üçlü düollada yarışacak.

Hemşerimize başarılar dilerim ve tüm dostlarımı izlemeye davet ediyorum" dedi. 

Kendimizi izleyelim kendimizden habersiz en doğal ortamında.  
Neyi eleştiriyoruz ve neyi yapmıyoruz onlara bakalım. Mesela en çok nerede çelişiyoruz. 
Elimizden geleni ardımıza koyduğumuz günlere bakalım.  
Taş üstüne taş koymayıp komşunun duvarı yamuk olmuş diye kahkaha attığımız güne, zengin çocuğunu sevdiğimiz ardından bir yetimin önünden sessizce geçtiğimiz güne, kalabalıkta kuru ekmeği alnımıza koyduğumuz ardından umumi tuvalette suyu açık bıraktığımız güne kısacası bize bakalım. Kalabalık ile tenha ne kadar değiştiriyorsa yaşantımızı ona bakalım.

Hep yanlışlara bakmak olmaz. Biraz da güzel işlerimize bakalım. 
Varsa eleştirmeden takdir ettiğimiz güne, yeni araba almışa bunu alacağına şunu alırdın demeden hayırlı olsun dediğimiz güne, iş fikri olan arkadaşa o işin nasıl tutmayacağını değil de nasıl tutacağını konuştuğumuz güne, enstrüman çalmaya yeni başlamış arkadaşla dalga geçmediğimiz güne bakalım. 

Eğer ki varsa böyle bir gün. 

Umarım vardır ya da olmalı ya da inşallah

İlçemiz Bozkır'da kurulan Bozkır Tekstil Fabrikasında çalıştırılmak üzere vasıflı ve vasifiz işçi aranıyor. 

 Bozkır Tekstil fabrikasında çalıştırılacak işçiler Bay ve Bayan olarak istihdam edilecektir.

İşçi ise alımı ve müracaat için;
Mehmet ÖCAL 05395238925
Hasan ÖZCAN 05363370339

Göksu Taşeli Havzası Kalkınma Projesi 2021 Yılı 2. Hibe Çağrısı Kapsamında %70 veya %80 hibeli
👉🏻Sebze Serası
👉🏻Mantar Serası ve
👉🏻Damla Sulama Sistemi Kurulumu Hibe başvuruları başlamıştır.

Başvurular 12 Temmuz - 12 Ağustos tarihleri arasında İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğümüze şahsen yapılacaktır.

Detaylı bilgi ve Başvuru Bozkır İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğümüze müracaat etmeniz önemle rica olunur.

15 Temmuz'un 5'inci yılında 251 yazar, gazeteci, edebiyatçı ve şehit yakınları tarafından 251 şehidimize mektup yazıldı.  Mektuplar daha sonra Okur Kitap tarafından "251 Mektup" ismiyle kitaplaştırıldı. Koordinesini 15 Temmuz Derneği'nin, editörlüğünü Gazeteci Yazar Gülcan Tezcan'ın  yaptığı bu anlamlı kitapta, benim de şehit Fevzi Başaran'a ithaf ettiğim bir mektubum var. Bana bu imkânı tanıyan sevgili Gülcan Tezcan'a çok teşekkür ediyorum.

Gözyaşı eşliğinde yazdığım mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ahmet Dur

O gün Sakarya sizdiniz

Şehitlerin arkadaşından şehitlere mektup…

Bir şehide mektup yazma fikri bile vücudumun her hücresini titretmeye yetiyor. Yaşananlar adeta bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Kirpiklerime süzülen yaşlarla ve boğazımdaki düğümle başlıyorum yazmaya.

Şehitlere borçluyduk ve onlara duygularımı anlatan bir mektup yazmayı çok arzulasam da bu benim için pek kolay değildi. Bu vatan uğruna şehit olanlarla birlikte büyümüştüm, gezmiştim, kol kola çalışmıştım, ekmeği paylaşmıştım, dostluk kurmuştum, dertleşmiştim…

İlkokuldan sıra arkadaşım Ali, lise arkadaşım Recai, aynı gazetede birlikte çalıştığımız Cevdet, omuz omuza fotoğraf çektiğimiz meslektaşım Mustafa Cambaz, uzak diyarlara birlikte yol aldığımız Faruk abi, değerli büyüğüm Erol Olçok ve sevgili oğlu Abdullah Tayyip…

Artık her biriniz şehitlik mertebesindesiniz ve bizlere bu cennet vatanı hediye ettiniz. Sizlere ne kadar teşekkür etsem azdır.

Sizlerin Ankara Gölbaşı'nda, İstanbul Boğaz Köprüsü'nde, Vatan Caddesi'nde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde, Çengelköy'de, Kısıklı'da ecdadımızın Çanakkale'de gösterdiği kahramanlığın aynısını göstermenizi gözümüz yaşlı ve gıptayla izledik. Her biriniz Hz. Hamza, Hz. Sümeyye'ydi, Çanakkale'den düşmanı kovan Seyit Onbaşı'ydı.

Ey aziz şehidim!

15 Temmuz 2016, bu topraklarda sadece bir tarih değil, tarihin tekrar tekerrür ettiği bir yerdir. Milletin devletine sahip çıktığı tarihtir. Destanlaştığı, kahramanlaştığı, okyanus olup coştuğu, tufan olup estiği, miğfer-kale olup geçit vermediği tarihtir. Yeni bir Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı kazandığı tarihtir. Şanlı tarihini bir kez daha yazdığı gündür. Yüce milletin; Selçuklu ve Osmanlı ruhunun hâlâ kalplerde, yüreklerde capcanlı durduğunu bütün dünyaya haykırdığı gündür. Ve yine Nene Hatun, Kara Fatma, Gördesli Makbule, Halime Hatun, Nezahat Onbaşını aratmayacak kahramanlıktaki kadınlarımızın ortaya çıktığı tarihtir.

Mete Han, Kılıç Arslan, Battalgazi, Şahin Bey, Ulubatlı Hasan, Seyit Onbaşı gibi binlerce kahramanın yeniden vücut bulduğu tarihtir.

Ve Türk Milleti  23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim'de olduğu gibi 15 Temmuz'u da şanlı tarihine kanıyla kazımıştır.

Ey aziz şehidim değerli kahramanım;

Şehit olmak için şehitçe yaşamak gerekir. Sizler şehitçe yaşadınız ve öyle de hayata gözlerinizi yumdunuz. Çünkü imanınız sağlamdı, korkusuzdunuz.  Başkaları için ölümü göze alan, insanlığın derdiyle dertlenen, candan önce canan demeyi bilenlerdendiniz. Dini vatandan, vatanı imandan ayırmadınız. Bizlere bir insanın yüreğini ortaya koyduğu davası uğruna nasıl can verileceğini öğrettiniz. Sizlere ne kadar teşekkür etsem azdır.

Ah aziz şehidim;

Bizleri kahreden, darbe kalkışmasının tarihte eşi benzeri görülmemiş bir ihanet olmasıydı; gerçek bir düşmanla değil riyakârlıkla sızdığı ordumuzla savaşmak zorunda kalınmasıydı; anlı şanlı ordumuzun, canımız Mehmetçiğimizin, Peygamber ocağımızın ihanet şebekelerince kullanılmasıydı; binlerce insanın kendi ordusuna karşı meydanlarda nöbet tutmasıydı ve en önemlisi kurtuluş savaşında yedi düvelin bile el uzatamadığı yüce meclisimizin bombalanmasıydı. Bu durum karşısında kimin yüreği daralmaz, kimin kalbi acımaz?

Sizler meydanlarda kahramanca mücadele ederken, hainler üzerinize kurşun sıkarken, sizlerin yaşadığı o anlara şahit olmak çok acıydı. Oysaki siz tam o anın içinde yaşıyordunuz, bir bir şahadet şerbeti içiyordunuz. Telefonlarınız acı acı çalıyordu, hiç biriniz bakamadı. Başkaları açtı telefonlarınızı ve sevdiklerinize şehit haberinizi verdi. Peş peşe "Vatan sağ olsun" nidaları yükseldi semaya.  Bazılarınız ise canlı yayında şehit oldunuz. O anlar hiç unutulmuyor, hafızalarımızdan çıkmıyor. Sonra ülkemizin her köşesinden sâlâlar yükseldi göğe. Sâlâlarla birlikte 241 Cennet Kuşu yükseldi gökyüzüne. Şehidim, şehidem hakkınızı helâl edin. Size ne kadar teşekkür etsek azdır.

Ey aziz şehidim;

Sanki gecenin en karanlık anından fecire geçtik. Çocuklar genç oldu, gençler olgunlaştı, olgunlar bilgeleşti. O günden sonra meydanlarda günlerce nöbetler başladı. O nöbetlerde, 7 den 77'ye herkes ve her kesimden insan sizin emanetinizi korumak için ordaydı. Dedeler, nineler, çocuklar, ellerinde bayrak günlerce meydanlarda sabahladılar. Bu sefer vatanımızı vermeyeceğiz diye haykırdılar. Bu haykırış, Çanakkale ruhunun, Kurtuluş Savaşı'nın haykırışıydı.

Sizin de çok iyi bildiğiniz ve her fırsatta söylediğimiz meşhur bir sözümüz vardı: "Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır." Bazıları bu sözün öylesine söylendiğini düşünüyorlardı. Oysaki sizler tankların önüne yatığınızda, canınızı feda ettiğinizde hiç de öyle olmadığını anladılar. Sizler ve aziz millet; vatanın taşına toprağına, tankın paletine, tüfeğin namlusuna, uçağın kanadına ve bu toplumun hafızasına "söz konusu vatansa, gerisi teferruat" yazdınız. Sizlere ne kadar teşekkür etsek azdır.

Ey aziz şehidim;

Bu millet sizi hiç unutmadı ve unutmayacak. Caddelere, sokaklara, duraklara, parklara, salonlara isminizi verdi. Parklarda, duraklarda, sokak ve cadde levhalarında, kütüphanelerde, okullarda…Sizinle ne kadar gurur duysak azdır.  Ardınızdan şiirler yazıldı, besteler yapıldı, türküler yakıldı.

Ey aziz şehidim!

Size kırmızı beyaz okyanusu anlatayım müsaadenizle…

O geceden sonra millet iki aya yakın meydanlarda sabahladı. Sonunda ise büyük bir mitingle taçlandırdı. Ağustos "Demokrasi ve Şehitler Mitingi" gelmiş geçmiş en kalabalık miting olarak tarihe geçti. O ana şahitlik eden milyonlar arasında olan, KKTC Başbakanı Hüseyin Özgürgün'ün hiç unutulmayacak olan şu cümlesi her şeyi anlatmaya yetiyor:

"Ben o gün kırmızı beyaz bir okyanus gördüm."

Gerçekten öyleydi. Ben de o okyanusa katılmak için akan onlarca coşkun nehre, denize şahitlik ettim. Sokaklarda, caddelerde akan nehirlerin kare kare fotoğraflarını çektim.

Birçok kez "Aman Allah'ım!" dedim. İnsanlardaki duygu, ruh, coşku tarifsizdi. Yaşlısı, genci, çocuğu, bebeği, solcusu, sağcısı, hastası, engellisi, hepsi ellerinde bayrak yollardaydı.

Aksaray; Muratpaşa Camii'nden, Beyazıt; üniversiteden itibaren, Zeytinburnu; Kazlıçeşme'den itibaren doluydu. Yenikapı açıklarında gemiler, tekneler insan doluydu. Hatta Iraklısı, Afrikalısı, Azerisi, Kırgızı, Türkmeni ve daha nice ülkeden insanlar oradaydı.

Sadece İstanbul değil, ülkemizin tüm meydanları miting alanıydı. Onlar Konya'da, Yozgat'ta, Diyarbakır'da, Edirne'de, Bingöl'de değil sanki Yenikapıda'ydılar.

Şu ana kadar böyle bir coşku ve insan görmedik, işitmedik. Ancak şairlerimiz yıllar öncesinden görmüşler ve hissiyatlarını, duygularını ne güzel dile getirmişler.

Ey aziz şehidim!

Sakarya'nın ayağa kalktığını gördük o gün.

Faruk Nafiz Çamlıbel 'Bayrak Altında' şiiri sanki o günü ve yaşananları anlatıyor:

"Bu gün genç, ihtiyar, kadın, kız, kızan,

Uzanıp yatsak da çardak altında,

Boruyu çalınca yarın borazan,

Hemen toplanırız bayrak altında."

Necip Fazıl Kısakürek 'Sakarya' şiirinin bir mısrasında ne diyordu:

"Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;

Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya!"

O gün Sakarya sizdiniz. Yüzlerce gazimizdi. Sokaklara dökülen bu aziz milletti.

Bu mukaddes vatan için  canını veren ey  aziz şühedam!

Ruhunuz şad olsun. Mekânınız cennet olsun. Bu millet sizi asla unutmayacaktır.

 

Bayramlar her bakımdan geri dönüş miti de içerirler. Birkaç gündür çocukluğumun geçtiği yerdeyim ve mekanın hafızasıyla sürekli yüzleşiyorum. Yaşantı ile örülmüş mitleri yokluyorum. Daha yazı yazmaya başlamadan duygularımla kavradığım pek çok yaşantı-mekan bugün yazı sayesinde adeta poetik birer petek. Bazı gözenekler boş bazıları alabildiğine dolu. Ve bu durum beni çağrışımlar eşliğinde oradan oraya sürüklüyor. Bir yanda çelişkiler, ikilemler alıp başını gidiyorlar. Doğduğum kasabanın belki de Roma döneminden beri ( aslan heykellerinin üstüne binerdik, Hitit kabartmalarına dokunurduk) kullanılan ismi Meyre olmaktan çıkarıldı Harmanpınar yapıldı. Ayrıntılı antik Anadolu haritalarında ve bazı Avrupa yerleşkelerinde Meyre ismine rastladım sonradan. Muhtemelen bu değişim sık sık kurulup yıkılan milliyetçi cephe hükümetlerinin işiydi. Bu yolla, 1071'den beri bir türlü Türk/İslam yapılamayan yerler yeniden fethediliyordu. Peki ya çocuk ne yapacaktı?


Başka bir köye gittiğimizde mesela, nereli olduğumuz soruluyor biz de her seferinde Harmanpınar, eski ismi Meyre diyorduk. Ha, diyorlardı tamam. Şu, Meyre'densiniz. Turşucusunuz yani. Nasıl bir psikoloji oluşturulmuşsa, Harmanpınar yeniyi, belediyeyi, modernliği, Meyre ise eskiyi, köyü, çiftçiyi, muhtarlığı, kağnıyı çağrıştırıyor bir boş ve anlamsız ikilem hayatı örüp duruyordu.Şimdi, 2021 Temmuzunda, boynu kırılmış arpalar, hasatı yapılmış kiraz bahçelerinden geçiyor ve upuzun bir zamansızlıkta salınıyorum.

İnsan için olduğu gibi mekan için de isim herşeydir ve isimle kurulur kimlik ve kişilik. Bugün elimde olsa Meyre ismini geri alırım. Ama ferdin duygusunun devlet ve güç karşısında hükmü ne olabilir ki? Cemal Kafadar'ı okumamış, Kendine Ait Bir Roma veya Kim Varmış Biz Burada Yoğ İken'den habersizlere ne denilebilir ki.

Diğer bir ikilem bunun kadar olmasa bile bir eskilik- yenilik karşıtlığı olarak arada dönüp durdu. Meyre'nin idari olarak bağlı olduğu ilçe Bozkır'dı. Torosların beslediği Çarşamba Çayı'nın iki yakasına yerleşmiş minik bir ilçeydi Bozkır. Kurtuluş Savaşı sırasında ilk Anadolu isyanlarından birisi burada patlak vermişti. Sanki bile isteye olanlar biraz abartılmıştı. Bizde devlet geleneğidir işine geldiği gibi abartma. Çocukluğumda nüfusu 5.000'i zor bulan türküdeki 'büyük kasaba' nın sosyal ve iktisadi halini bildiğimden hep yan imayla baktım abartmalara. Cuma günleri çevre köy ve kasabaların büyük pazarı burada kurulduğu için çocukken Bozkır'ın dolaylı ismi 'Cuma' idi. Cuma'ya gitmek Bozkır'a inmekti. Biraz yaşlılar ise Sırıstad ismini tercih ederlerdi. Halk katında Bozkır, Sırıstad idi. Bozkır anlam olarak uzakta değildi. Sırıstad arkaik ve gizemliydi. Ama bu çocuğun zihnindeki çelişkiyi gidermiyordu. Bozkır, Sırıstad, Cuma. Geçmişle şimdi arasında bir çatlak, gerilim olarak hep yaşadı. Bu bir zenginlik mi yoksa süreksizlik miydi? 2021'de hala upuzun bir ıssızlık benim için bu isimler.

Ailelere yaşatılan başka bir çelişki sebebi daha vardı. Kerameti kendisinden menkul nüfus memurları her aileye bir soyadı uygun bulmuşlardı. Bizim payımıza düşen tam bir anlamsızlık kabusuydu. İlkokula başladığımda her öğrencinin bir soyisim sahibi olduğunu yazarak da öğrenmiştim. Ö,r, d,e,m harfleri bana doğru karafatma gibi ilerlerdi. Birleştirdiğim zaman 'Ördem' oluyordu. Yavuz, Duran, Uysal, Güngör, Güney, Şen, Bilge. Bunlar sınıf arkadaşlarımdan bazılarına aittiler ve bir anlam içeriyorlardı. Başka şehirlerden gelen öğretmenlerim de şaşkınlık ve merakla soruyorlardı, Ördem ne demek? Bunu bilen yoktu. Ben anlamsız bir varlık gibi arada kalıyordum. Bugüne kadar hiç bir lügatte, etimoloji ve tarama sözlüğünde de karşılaşmadım ne anlama geldiğine. Dilbilimci dostlarım da Türkçe'nin bu kayıp kelimesine bir açıklama getiremediler. Ancak üniversite yıllarıma dek bu çelişkiyi, kabusu yaşadım. Özdem, özden, ördek, örnek, erdem olarak yapılan yazım yanlışlarını düzeltmekle geçti zamanım. Gönül düşürdüğüm kızlar soyadımı soracaklar diye ödüm kopuyordu. Nihayet değişiklik talebiyle babamı mahkemeye verdim. Hakim hemen ikna oldu. Soyismim bir başka sesli harfle başladı böylece. Bana bu çelişkiyi yaşatanları da hangi kelime ile anacağıma da karar veremedim. Ancak şimdiki aklım olsa bu değişikliği yaptırtmazdım.

Bir gelenekçi toplum olduğumuzu hep iddia ederiz ama bu akıldan yoksun gelenekçilik sadece bir psikoloji patlamasıdır. Bir insan gibi bir millet de süreklilik bilinci ile ayakta kalır. Silerek. Yıkarak değil. Türkiye'nin her yerinde benzer isim hikayelerinin çokça bulunması zihniyet dünyamızın süreci ve karakteri ile ilgilidir. Ve böyle düşünmemin başka bir sebebi var. Kitaplarımdaki kısa biyografime hep şevkle 'Bozkır Lisesi'ni bitirdi.' diye yazdım. Çünkü lise hayatımızın eşik kurumudur. Oradan hayata dağılırız. Bazı okurlar, buradaki 'bozkır'ı metafor olarak algılamışlar. Metaforik göndermeler olduğunu düşünmüşler. Oysa değil. Bozkır Lisesi benim kendimi keşf ve idrak ettiğim yerdi. Bunda değerli hocalarımın ve her biri birbirinden değerli arkadaşlarımın payı oldu. Aşk, şiir, düşünce merakı ilk kez burada mayalandı bende.

Şimdi öğrendim ki güzelim Bozkır Lisesi artık yok. Çocukluğumdan beri çelişki, ikilem sarmalı devam ediyor. Bir on yıl önce, Milli Eğitim, okul yapısı değişimi gerekçesi ile binlerce öğrencinin mezun olduğu ve hayat hikayesinin karakteristik bir parçası olan ismi yerinden vandalca söküp almışlar. Zengibar …..falanca lisesi yapıvermişler. Boşlukta, karanlık, geçmişsiz ve çağrışımsız bir isimlendirme.

Bayram vesilesiyle geldiğim/ döndüğüm yerde doyulmaz vişneler, sesi büyülü sabah kuşları ve bir karınca yuvası benzeri kaynağan bellleğimle sabah yürüyüşündeyim. Çocukken yüzlerce kez geçtiğim bir yolun kenarında atılmış bir Kovid maskesi görüyorum. Ölü, büyük fakat saçma bir boşluk açılıyor zihnimde. Sanki her şey bu maske için mi yaşanmıştı? Bozkır, Sırıstad, Meyre, Ördem etrafında cereyan eden bir döngüde, bir geri dönüş miti mi yoksa ebedi ayrılış duygusu içinde miyim karar veremiyorum.

( Herkesin bayramını gönülden kutlar sevgi ve saygılarımı sunarım.)

Ömer Erdem / Karar

Bu yazımız tarihçi Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu'nun bu ismi taşıyan eserinin tanıtımıyla ilgili olacaktır. Tarihçiliğimizde kültür tarihine ağırlık verelim cümleleri sıklıkla duyulsa da her daim ağırlık siyasi tarihte olmuştur. Siyasi tarihteki genel kural ya olaylar tarihçinin bulunduğu devletin gözüyle anlatılır. Ya da galiplerin gözüyle anlatılır. Kimse mağlupların düşüncelerini sormaz. Çünkü sonuç bellidir.

İşte bahsedeceğim çalışma fethedilenlerin gözüyle Anadolu'nun fethini anlatıyor. Kime göre biz neyiz sorusunun cevabına kapı aralıyor. Anadolu'nun fethi ile ilgili Ermeni, Gürcü, Rum ve Süryani kaynakları mevcuttur. Her millet dünya tarihini etkileyecek bu olayı kendi cephesinden anlatmıştır. Mesela bizim kaynaklarda tek satırla geçiştirilen bir olay bu kaynaklarda detaylı biçimde anlatılabilir. Tam tersi durumlarda söz konusu olabilir. Olayın olduğu coğrafya da kaynaklar için önemlidir. Mesela Bizanslı bir tarihçi için Doğu'daki Türk fetihleri alakasız bir olayken Ermeni bir tarihçi Miryokefalon savaşı ile ilgilenmeyebilir.

Kaynakların tarafsızlığı siyasi duruma göre değişir. Ermeni tarihçiler din adamı kökenli olduğu için Hristiyanlık bilinci daha yüksektir. Bu durum Rum, Gürcü ve Süryani sıralamasıyla değişir. Ermeni tarihçiler ilk fetihleri kıyamet ile ilişkilendirirken Melikşah için adil veya fatih unvanları verebilirler. Çünkü Selçuklular düzeni sağlayınca Ermenilere adaletle muamele etmişlerdir. Aynı dönemin Bizanslı tarihçileri kısmen daha objektif bakabilirler. Ayrıca kaynakların birinin hanedan üyesi tarafından yazılmış olması bilgilerin detayını artırır.

Son olarak Ermeni tarihçiler Haçlı seferlerini ilk başlarda sevinçle karşılamışlardır.  Bu durum adaletle muamele görseler bile Hristiyanlık bilincinin tarih yazımını etkilediğini göstermektedir. Sonraki süreçte Haçlıların kötü tavırları Ermenilerin bu düşüncelerini etkilemiştir.

Özetle tarihçilik, hiçbir zaman objektif olamaz ve olmayacaktır. Din, dil, mezhep ve siyasi görüşler tarihçiliği etkilemektedir. Bize düşen ise mevcut kaynakları kullanırken tarihçiyi ve yaşadığı ortamı iyi okuyup değerlendirme yapmaktır.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, basında sansürün kaldırılışının 113. yılında medya mensuplarının 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramını kutladı.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Başkan Altay'ın mesajı şöyle:

"Basında sansürün kaldırılışı ile ülkemizde 113 yıl önce haber alma özgürlüğü anlamında önemli bir adım atılmıştır.

Toplumumuzun değerlerini ön planda tutan, devletimizin ve milletimizin yanında olan basınımız, demokrasinin ayrılmaz unsurlarından biri olmuştur.

Özellikle teknolojik imkanların geliştiği, dijital mecraların hayatımızın her alanına etki ettiği bu dönemde doğru ve objektif haberlere ulaşmak son derece önem kazanmıştır.

Doğru kaynaklar ve doğru habercilik anlayışı ile kamuoyu oluşturmak gibi önemli ve değerli bir görev üstlenen medya mensuplarımız, üzerlerindeki bu sorumluluğun farkında olarak hem şehrimize hem de ülkemize katkıda bulunmaktadır.

Basın ve yayın kuruluşlarımız, 15 Temmuz darbe girişiminde olduğu gibi; milletimizin bağımsızlığına, vatanımızın bölünmez bütünlüğüne karşı da her zaman tek ses olmuştur.

Gerek Konya'mızda gerekse ülkemizde büyük özveri ve fedakârlık isteyen bu görevi üstlenen, gece gündüz gözetmeksizin çalışan tüm medya çalışanlarımızın 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı'nı kutluyorum."



Konya'nın Bozkır ilçesinde kontrolden çıkan kamyonetin takla atması sonucu meydana gelen trafik kazasında 1 kişi hayatını kaybetti.

Bozkırda Kontrolden Çıkan Kamyonet Takla Attı 1 Kişi Hayatını Kaybetti

Kaza, Bozkır ilçesine bağlı Sarıoğlan Mahallesi yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Mehmet Ali Karazor idaresindeki 42 BVC 97 plakalı Ssang Yong marka çift kabinli kamyonet, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıktı.


Yoldan çıkan kamyonet şarampole düşerek takla attı. Kaza sonrası kamyonetin kabini parçalandı. Kazada araç sürücü Mehmet Ali Bağçı hayatını kaybetti. Olay yerinde yapılan incelemenin ardından araç bulunduğu yerden kaldırılarak oto parka çekildi. Hayatını kaybeden Mehmet Ali Bağcı'nın cenazesinin ikindi namazını müteakip Sarıoğlan Mezarlığında defnedileceği öğrenildi.

Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Seydişehirhaber

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, anız yakmanın yanlış bir uygulama olduğunu belirterek, "Anızın yakılması esnasında toprakta sadece hasat sonrası kalan kökler yakılmıyor. Toprağın önemli biyolojik, fiziksel ve kimyasal özellikleri de zarar görüyor." ifadelerini kullandı.Bayraktar, yazılı açıklamasında, anız yakmanın ülkede 1993 yılından beri yasak olduğunu hatırlattı.

Anız yakmanın toprağın verimlilik unsurlarına uzun vadede ciddi zarar verdiğine dikkati çeken Bayraktar, "Anız toprağın geleceği, toprak ise bizim geleceğimizdir. Anız yakmak geleceğimizi, bize emanet edilen en değerli varlığımızı yakmaktır. Bu gerçek asla unutulmamalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Bayraktar, hasat sonrası tarlada kalan bitki saplarının sürülerek temizlenmesinin masraflı olduğunu düşünen bazı üreticilerin bu artıkları yakmayı tercih ettiğini belirterek, "Anızın yakılması esnasında toprakta sadece hasat sonrası kalan kökler yakılmıyor. Toprağın önemli biyolojik, fiziksel ve kimyasal özellikleri de zarar görüyor." ifadesini kullandı.

- "Anız yakarak orman yangını riski artırılmamalıdır"

Anız yakıldığında topraktaki mikro organizmaların yüzde 70'inin zarar gördüğünü bildiren Bayraktar, verimliliği düşen topraktan daha iyi ürün almak isteyen üreticilerin, daha fazla toprak işleyerek ve kimyasal kullanarak masrafının arttığını ve bunun da çevreyle ilgili sorunlar ortaya çıkardığını ifade etti.

Bu yılın oldukça kurak geçtiğine dikkati çeken Bayraktar, "Bu durum aynı zamanda orman yangınları açısından da risk oluşturdu. Anız yakarak bu risk artırılmamalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Bayraktar, Tarım ve Orman ile Çevre ve Şehircilik bakanlıklarının uyguladığı cezaların yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kamu kurumlarının da anız yakmanın bir çeşit "doğa katliamı" olduğunu kamuoyuna, özellikle çocuklara öğretmesi gerektiğini kaydetti.
Bozkır Ömer Halis Demir yürüyüş yolunda  bir çocuğun koluna demir korkuluk saplandı.

Bozkır’da bir çocuğun koluna, üzerinden atlamak istediği demir korkuluk saplandı. Korkuluk itfaiye ekiplerince kesildi, çocuk o halde hastaneye götürüldü.

Bozkır’da bir çocuğun koluna demir korkuluk saplandı.

Konya Haber Dairesi muhabirinin aldığı bilgiye göre, Bozkır İlçesi Yukarı Mahallede yaşanan olayda, ismi açıklamayan bir çocuk, demir korkulukların üzerinden atlamak istedi.

Bu sırada korkuluk demiri, çocuğun koluna sağlandı. Çığlıkları duyanlar hemen yardıma koştu, ancak çocuğu kurtaramayınca itfaiye ekiplerinden yardım istendi.

İhbarla gelen itfaiye ekipleri korkuluğun bir bölümünü kesip çocuğu hastaneye gönderdi.

Burada yapılan müdahale ile doktor kontrolünde demir çocuğun kolundan çıkartıldı.

Haber Dairesi

Halk arasında çalma hastalığı olarak bilinen kleptomani; hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı halde kişinin bir şeyler çalmasıdır. Kişi, çalma dürtüsüne karşı koyamamakta ve gittiği yerlerden bir şeyler aşırmaktadır.

Kleptomani zengin hastalığı olarak da bilinir. Hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı halde gittiği yerlerden bir şeyler çalan insanlara tanık olmuşuzdur. Çalınan şeyler maddi değeri olmayan küçük şeylerdir. Kişi, satın alacak kadar parası olduğu halde sırf çalma dürtüsünü tatmin etmek için çalar. Kişi bunu çalmak zorundadır; çünkü çalmadığı zaman kendisinde rahatsızlık hisseder.

Kişi, önceden çalmak için bir plan yapmaz ve çalma davranışı daha çok alışverişte anlık olur. Kişi hastalığının farkındadır; fakat karşı konulamaz bir dürtünün esiri olmuştur. Çalma öncesi gerginlik yaşasa da çalma eylemi kişinin sıkıntısını giderir ve doyum sağlar.

Kişi, çalma hastalığının farkında olduğu için çaldığı şeyi daha sonra ya geri getirir ya da parasını öder. Getiremeyenler de mahcubiyetlerinden getiremezler. Hatta market çalışanlarına durumu anlatıp daha sonra parasını ödeyenler de vardır.

İstanbul'da büyük bir markette çalışırken müşterimiz olan bir amca vardı. Her gün bir şeyler geri getirirdi. Getirdikleri daha çok tırnak makası, bulaşık süngeri, çatal, kaşık gibi türlerdendi. Bu amca, marketteki her alışverişte bir şeyler çalar evine gittikten sonra da aldıklarını tekrar markete getirirmiş. Market sahibi ve çalışanları amcanın durumunu bildikleri için onu anlayışla karşılarlardı.

Bu hastalığın psikodinamiğinde stres, sıkıntılı ortam, aile içi huzursuzluk ve en önemlisi de sevgiden mahrum kalmak yatmaktadır. Bilinçdışı olmakla beraber, bu tür davranışa teşebbüs edenler, ailesini insanlar arasında küçük düşürerek intikam almaya çalışırlar. Yeteri kadar kendisiyle ilgilenilmeyen ve sevilmeyen çocuk, misafirlikte diğer çocukların oyuncaklarını, okulda hiç ihtiyacı olmadığı halde arkadaşının kalemini, silgisini çalarak kendince intikam alma çabası içine girer.

Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir.

Çocuk çalma eylemini anne babasından intikam almak için yaptığını söylüyor ve şöyle devam ediyor:

"Hocam, okuldan eve gittiğim zaman annemi evde bulamıyorum. Annemi okul dönüşü komşuların evinde kapı kapı dolaşarak aramaktayım. Annemi bulduğum zaman sevincini yaşamak bir yana arkadaşlarının içinde bakışlarıyla beni suçlamaktadır. Evde benimle fazla ilgilenmediği gibi acıktığımı söylediğim zaman bana ya öğün saatini beklememi söyler ya da buzdolabını gösterir.

 Babamı zaten hiç sormayın varlığıyla yokluğu belli değil. Evde olduğu zaman sanki ben yokmuşum gibi davranır. Varsa yoksa onun için iş, güç. Tabi bana da her zaman sorar, paraya ihtiyacın var mı diye? Oysa benim paraya değil, benim için çok değerli olan; fakat anne babam için fazla önemli olmayan ilgi ve sevgiye ihtiyacım var.

 Ben de anne babamdan bana göstermedikleri ilgi ve sevginin intikamını; ancak falanın çocuğu okulda hırsızlık yapmış dedirterek alabilmekteyim. Aslında yaptığım hareket hiç doğru değil; fakat kendimi bunu yapmak zorunda hissediyorum. Burada en çok üzüldüğüm şey de arkadaşlarımın kalemlerini ve silgilerini aradıkları zaman bulamamaları."

Peki, ilk hırsızlığını nerde ne nasıl yaptın diye sorduğumda; Kleptomaninin psikodinamiğine uygun çok güzel cevap verdi:

"Mutfağımızdan tatlı çalarak…"

Hans Zulliger: "Tatlı sevginin yetersizliği olursa çocuk da kimse görmeden yiyecek atıştırtma, çalma, yalan söyleme ve tatlı yiyeceklere yönelmektedir." der.

Bu Çocuklar için Neler Yapılmalı?

Bu çocuklar için neler yapılması gerektiğini ve çocukların neler istediklerini yukarıda anlattığım olaydaki çocuk, çok güzel anlatmaktadır. Ben burada temele inilerek bu konuya ayetler ve hadisler ışığında bakılmasını istiyorum.

Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak: "Kendinizi ve aile efradınızı Cehennem ateşinden koruyun!" (Tahrim, 66/6)

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) de:"Çok Müslüman evladı, babaları yüzünden Veyl ismindeki Cehenneme gidecektir. Çünkü bunların babaları, yalnız para kazanmak ve keyf sürmek hırsına düşüp ve yalnız dünya işleri arkasında koşup, evlatlarına Müslümanlığı ve Kur'an-ı kerimi öğretmediler. Ben böyle babalardan uzağım. Onlar da benden uzaktır. Çocuklarına dinlerini öğretmeyenler Cehenneme gidecektir." (S.Ebediyye)

"Çocuklarınıza ikram edin ve onları güzelce terbiye edin." (İbn Mâce, Edeb, 3)

 "Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çobanın sürüsünü koruduğu gibi siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! …" (Müslim)

 

Konya'nın Bozkır ilçesinde kontrolden çıkan kamyonetin takla atması sonucu meydana gelen trafik kazasında 1 kişi hayatını kaybetti.

Bozkırda Kontrolden Çıkan Kamyonet Takla Attı 1 Kişi Hayatını Kaybetti

Kaza, Bozkır ilçesine bağlı Sarıoğlan Mahallesi yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Mehmet Ali Karazor idaresindeki 42 BVC 97 plakalı Ssang Yong marka çift kabinli kamyonet, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıktı.

Yoldan çıkan kamyonet şarampole düşerek takla attı. Kaza sonrası kamyonetin kabini parçalandı. Kazada araç sürücü Mehmet Ali Bağçı hayatını kaybetti. Olay yerinde yapılan incelemenin ardından araç bulunduğu yerden kaldırılarak oto parka çekildi. Hayatını kaybeden Mehmet Ali Bağcı'nın cenazesinin ikindi namazını müteakip Sarıoğlan Mezarlığında defnedileceği öğrenildi.

Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Seydişehirhaber

Konya'da kurban keserken yaralanan kişinin durumu ağır! Hava ambulansıyla hastaneye sevk edildi.

Konya'nın Ahırlı ilçesinde kurban kestiği sırada sol kolundaki atar damarı kesilen kişi, hava ambulansıyla Konya'ya sevk edildi.

Konya'da kurban keserken yaralanan kişinin durumu ağır! Hava ambulansıyla hastaneye sevk edildi.

İlçeye bağlı Akkise Mahallesi'nde yaşayan Muammer Sarıtaş (55), sabah saatlerinde kurban keserken, ayağı sıkı bağlanmayan hayvanın hareket etmesi sonucu sol kolundan bıçakla yaralandı.

İhbar üzerine olay yerine gelen 112 Acil Servis ekiplerince Seydişehir Devlet Hastanesi'ne götürülen Sarıtaş'ın kolundaki atar damarın kesildiği ve durumunun ağır olduğu belirlendi.

Sarıtaş için vakit kaybedilmeden hava ambulansı talep edildi.

Hava ambulansıyla Seydişehir'den alınan Sarıtaş, Konya Şehir Hastanesi'ne getirilerek tedavisine başlandı.

Konya // AA
İlçemiz Bozkır'a bağlı Hamzalar Mahallesi'nde küçük çaplı yangın çıktı. 

Çıkan yangın mahalle sakinleri tarafından Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından mahalleye hibe edilen itfaiye tankeriyle büyümeden söndürüldü. 
Yangın dolayısıyla açıklamalarda bulunan Mahalle Muhtarı Mustafa Er "Mahlemizde ufak yangın çıkmıştır. 

Başta Büyükşehir belediyesi  tankeri vermis olup bizlerin hizmetine sunduğu icin teşekkür ederim ayrıca mahallem sakinlerine teşekkür ederim allah razı olsun birlik beraberlik icinde yangın söndürüldü emeği geçen herkese teşekkür edererim" dedi. 

Siristat Haber Merkezî ailesi olarak Mahallemize geçmiş olsun dileklerimizle.