Gastro Türk 2022 ödiüllerinde Konya ili adına Yılın şefi olarak Bozkır Çağlayanlı Ulaş Tekerkaya aday gösterildi.


Hemşehrilerimize Desteklerinizi bekliyoruz değerli Bozkırlılar.


Oy verebilirsiniz... Linkten 


Kadının el, yüz ve ayağının dışında bütün vücudunun örtülmesi tesettür olarak açıklanmaktadır.

Genel kural bu olmakla birlikte giyilen elbisenin en temel özelliğinin vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde bol olmasıdır.

Kadının vücut hatlarını belli edecek dar, şeffaf ve dışarıdan insanların ilgisini çekebilecek cafcaflı elbise giyilmesi de tesettüre uygun değildir.

 Tesettür, Müslüman kadın için o kadar önemli ki, vücudunun örtülmesinden daha fazla mana ifade eder.

 Tesettür bir kimlik, gösterge, duruş bir nevi üniformadır.

En önemlisi de sahibini takvaya götüren bir araçtır.

Ayrıca, ezan gibi beynelmilel olup dünyanın neresinde olursanız olunuz tesettürlü bir kadını gördüğünüz zaman genel olarak bu Müslüman'dır, yargısına varabilirsiniz.

 Tesettürün durumu; bir ülkedeki dindarlığın en önemli göstergelerinden biri hatta en önemlisidir.

 -Bugün ülkemizde yaşayan erkek veya kadın dindarlığının durumu nedir?

 Bu sorunun cevabı içinizi acıtmıyorsa cevap verebilirsiniz.

 Yıllar önce yazılarımda 'ülkemiz kadın ve kızlarının en önemli sorunun İslam'ın uygun gördüğü şekilde tesettüre riayet edememelerini" dile getirmiş örtünün yozlaştırılmasına vurgu yapmıştım.

 Öyle bir sürecin içine girdik ki, insanımız hızlı bir biçimde İslam'dan uzaklaşmaktadır.

 İster kabul edin isterseniz etmeyin tesettür de dahil olmak üzere iman ve itikatta çocuklarımıza sahip çıkamıyor, hatta gücümüzde yetmiyor!

 Tesettürlü anaların kızları açılıp saçıldığı gibi dindar babaların oğlanları da abuk subuk dar tayt türü pantolonlar giymekteler!

 -Yalan mı söylüyor yoksa abartıyor muyum?

 Ne yalan söylüyor ne de abartıyorum; yaşanan olumsuzluklar o kadar çok ki, hangi birini sayayım, düşündükçe içim sızlıyor!

 Ülkemizdeki İslami Cemaatlerde dahil tüm Müslümanlar vazifelerini yerine getirmede çok yetersiz kalmakta ve gereğince çaba göstermemektedirler!

 Kıyametin dışında adını koyamadığım bir felakete doğru hızla sürüklenmekteyiz!

 Yarım asrın farkında olan biri olarak Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerin bu kadar sorgulandığı hem de güya din adamları tarafından sorgulandığı bir dönemi hatırlamıyorum!

 Burada birilerini suçlamak yerine özellikle kendini dindar tanımlayan herkes kendisini sorgulamalı bu duruma nasıl gelindiğinin muhasebesini iyi yapmalıdır.  

    Kimse kendini kandırmasın ve kimsede gelinen bu vahim duruma bana ne demesin!

Bu sorun, tüm Müslümanların sorunu olup bütün sorumluluk sahipleri özellikle de din adamları üzerine düşenin azamisini yerine getirmek zorundadırlar.

Örtünün yozlaştırıldığı, örtüsüzlüğün yaygınlaştığı Müslüman bir ülkede hiçbir kimse kafasını kuma gömüp gerçekleri görmemezlikten gelemez!

Esas konumuz olan tesettür taviz götürmez konusuna gelelim.

Sadece tesettür değil, İslam'ın hiçbir hükmü taviz götürmez ve hiçbir şekilde gel gide müsaade etmez.

Hem medya hem de hayatın içerisinde bir takım kişiler özellikle genç kızlarımızın örtünmeleri ile ilgili "bunlar daha genç daha sonra tam tesettüre girerler, bugün için başlarını örtmeleri yeterli" gibi tavizkar söylemler içine girmektedirler.

Kesinlikle yanlış ve bu tür sözler İslam'a uygun değildir.

Gözlemlerimiz tam tersi tesettüre riayet etmedikleri gibi yaşları ileri olanlar hatta neneler bile yozlaştırılmış giyim tarzları içine girmektedirler.

Erkek veya kadın herkes ölçüye uymak zorundadır. Ölçünün alt sınırı kadınlar için topuklardır.

 Topukların biraz üzerinde ister 5 isterse 10 cm olsun çorapla bile olsa genel örtünün örtmediği örtünme uygun olmayıp vebali büyüktür.

 Hele hele bu tür giyinen hanım kardeşlerimiz İslami bir cemaate mensuplarsa vebali çok daha büyük olup azami titizlik göstermek zorundadırlar.

Çünkü, kendileri üzerinden mensubu oldukları cemaatin suçlanmasına sebep olabilir ki, ayrıca bunun da büyük vebali olur.  

 Hiçbir kimse tam tesettüre riayet etmeden örtündüğünü sanmasın hele hele bu durumu normal karşılamasın bu durum imanımıza zarar verebilir,  Allah(c.c.) korusun!

 Bu gerçeği tüm çıplaklığı ile dile getirdiğim için bana kızıyor olabilirsiniz.

Benim derdim kimseyi üzmek, kırmak asla değil; bir Müslüman olarak ikaz etme vazifemi yerine getirmektir. Bu ikazı Allah (cc) rızası için yapıyorum.

Ayrıca, üzerimize düşeni yapmadığımız zaman Allah'a (cc) karşı sorumluyuz.

 

 

 

Bozkır Karacahisar Mahallesinde bulunan doğa harikası Aygır Şelalesi yaz ayında Türkiye'nin dört bir yanından gelen doğa ve kamp severlerin uğrak noktası oldu.

Geçtiğimiz günlerde Aygır 'da Görmeyenleri Koruma Derneği ve Murat124 sevenler kulübü üyeleri Aygır'ı ziyaret etti. Görmeyenleri Koruma Derneği heyetiyle bir araya gelen Bozkır Belediye Başkanımız Sadettin Saygı "Belediye olarak bizler Aygır Şelalesi'ne gelen misafirlerin doğa ile iç içe rahat bir gün geçirmeleri giderken neşeli ayrılmalarını sağlamak adına günlük alanda bulunan piknik alanlarının, mescit ve tuvaletlerin temizliğini titizlikle sürdürüyoruz. 

Aygır Şelalesi'ni tüm Türkiye'ye tanıtımı için büyük gayret ediyoruz. Aygır Şelalesine gelmeden önce belediyemize ait bir alana lavanta ekimi de gerçekleştirdik. Bakımlarını titizlikle yapıyoruz. 

Lavantalarımız büyüdükçe gelen misafirlerimize güzel fotoğraflar çekeceği bir alan oluşturacak, hem de hasat ettikten sonra ilçe ekonomimize katkı sağlayacaktır" dedi.

Konya’nın Bozkır ilçesinin çeşitli rakımlarında arıcılıkla uğraşan Balcı İbrahim Tontul Doğal Bal üretme tutkusunun artık yöredeki çoğu bal üreticisi tarafından artan şeker maliyetleri dolayısıyla zorunluluk olarak göründüğünü belirtti.
Okul eğitimi sonrasında ailesinin yönlendirmesi ile arıcılığa başladığını belirten Tontul “Bu mesleği severek tüm aile bireylerimle beraber 18 yıldır yapıyorum” dedi.


Tontul’un Sırıstat Haber Muhabirine Yakup Çetin'e yaptığı açıklamada “Arı benim yaşam kaynağım. Çok sevdiğim ve çok keyf aldığım bir iş.


Şu an arılığımın bulunduğu bölge ismini saklı cennet olarak koyduğum ve normal araçlarla çıkılamayan bozuk bir yoldan ulaşımı olan bir bölge. Arılığımı koymak için genellikle böyle yerleri tercih ediyorum. Arı ne kadar ulaşılamayan bir yerde ise o kadar özgür çalışıyor.

Arılığımda şu an 300-350 civarı kovanım var. Bunları Kara Kovan haline getirip artık yüksek rakımlı Toros dağlarının zirvelerine çıkacağım.


Arılığımda yıllardır şekersiz bal üretmeye çalışıyorum. 30 Yıldır arıcılık yapıyorum. 42 yaşındayım ve tam 12 yaşımda başladım bu işe. Okuldan çıkar çıkmaz attılar bizi arının yanına o süreçten beri dağlarda arının yanından indiğimiz yok.

Kara kovan sahiplendirme sistemimizde geçen yıl çok güzel bir sezon geçirdik ve şekersiz doğal ballarımızdan müşterilerimizde memnun kaldı. Bu sene artan bir ilgiyle yine müşterilerimiz kovanlarımızı sahiplenerek sahiplendikleri kara kovanlardaki balları satın alacaklar.

Arıcılık serüvenimizde sağ olsun eşimde benle birlikte, işimize yardımcı. 18 yıllık bir evliliğim var ve 18 yıldır da eşimde arıcılık faaliyetlerinde bana yardımcı. İki tane kızım var onlarda arının evdeki işlerini yapıyorlar sağ olsunlar. Yani bizde ailecek arıcılık faaliyetinden geri duran yok. İki yaşında küçük bir oğlum var sadece o başlamadı çok küçük olduğu için ama arıya gidelim mi dediğimde gidelim diyerek kafa sallıyor. Büyüyünce onu da arıcı yapacağım.

Şu an ki arılığımın olduğu bölge 1300 rakımda buradan Fenni Kovanlardan arılarımızı Kara Kovanlara aktarmayı tamamlayıp 2100-2500 rakımlı iki yüksek rakımlı yolu olmayan arılığa bu karakoyanları bırakacağım. Özellikle 2500 rakımlı bölgede şu an bile kar var o kadar yüksek bir bölge. Burayı tercih etme sebebim endemik bitkilerin çok olmasından dolayı dağdan gelen nektar akışı çok güzel oluyor.

Son günlerdeki şeker artışları arıcı olarak bana yaradı. Bizim bu kadar arıya şeker verecek gücümüzde yok zaten hem de şeker maliyeti katlanmışken müşterilerimize yansıması da çok olur. Biz yıllardır şekersiz yapıyoruz iyiki de bu şekilde yapmışız. Şeker artışlarının bize olumsuz yansıması olmadı. Çok sayıda arı üreticisi de şeker takviyesiz doğal şekersiz bal üretimine geçti.

Doğal Şekersiz bal üretimi daha kolay, bakımı da çok kolay. Çünkü arıyı bugün olduğu gibi kara kovana koyuyoruz çıtasına kendisi peteğini örüyor, kendisi her şeyi hazırlıyor. Arada kovanlarımızın dışsal etkilerden zarar görmesine karşı kontrollerimizi yapıyoruz onun harici hasat zamanı Eylül gibi Kara kovanlarımızı açıp hasatımızı yapıyoruz” dedi.

Arıcılığın kendilerinde bir aile işi olduğunu belirten Tontul ailesinin Kadın Arıcısı Naciye Tontul yaptığı açıklamada “18 senelik evliyim ve 18 yıldır eşimle beraber dayanışma içerisinde arıcılık yapıyorum.

Evlenmeden öncelerde Balı sevsem de Arıdan çok korkardım ama evlenince arıcılık ekmeğimiz ve yaşam tarzımız oldu.

Tüm Fotoğraflar; 

İki kızım ve bir oğlum var üçü de bal ve polen hastası. Arıcılık güzel seviyoruz biz arıcılığı çocuklarımızla geziyoruz ve pikniğimizi yaparak arılımızda arılarımızla ilgileniyoruz” dedi.


İlçemiz Bozkır'da vakaleten ilçe Kaymakamlığı yapan aslen Gümüşhane Şiran Kaymakamı Fatmagül Dalmış'ın tayini son  Mülki İdare Amirleri Atama Kararnamesi ile değişti. 

İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, 2022 yılı Mülki İdare Amirleri Atama Kararnamesi ile bulundukları yerlerde görev sürelerini tamamlayan, hizmet veya mazeretleri gereğince kararname kapsamına alınan 422 Mülki İdare Hizmetleri sınıfında görev yapan vali yardımcısı, kaymakam, bakanlık merkez teşkilatında görevli olanlar ile hukuk müşavirlerinin yeni görev yerleri liyakat ve kıdemleri esas alınarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayı ile atandı.

İlçemiz Bozkır'da görev yapan ve asli görev yeri olarak Şiran Kaymakamı olarak görünen Fatmagül Dalmış'ın tayini Çankırı - Bayramören Kaymakamı olarak değişti. 

Bozkır Basını olarak, Bozkır Kaymakamımız Fatmagül Dalmış'a ilçemize yapmış olduğu hizmetlerden dolayı teşekkür eder ve yeni görev yerinde başarılar dileriz. 

Kaymakamımızın yeni görev yeri hakkında kısa bilgileri; 

Bayramören, Çankırı'nın bir ilçesidir. Bayramören, Kurşunlu ilçesine bağlı bucak iken; 1972 yılında Belediye,[3] 1991 yılında ise Kurşunlu ilçesinden ayrılarak; ilçe statüsü kazanmıştır. İlçeye bağlı 27 köy, merkezde ise 3 mahalle mevcuttur. 2021 ADNKS verilerine göre ilçe merkezi, 476 nüfusuyla Türkiye'nin en az nüfusa sahip ilçe merkezidir. Toplam nüfusu ise 2.433 kişi olup bu bakımdan 973 ilçe arasında sondan sekizincidir.







Anne babalar her zaman çocuklarının okulda ve toplumsal hayatta başarılı olmalarını isterler. Çünkü anne babalar üzerlerine düşen görevleri fazlasıyla yaptığını düşünürler. Onun için de; "Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim…" gibi sözleri hiç dillerinden düşürmezler. Çocukların sadece karınlarını doyurmak, üstlerini giydirmek ve okul ihtiyaçlarını karşılamakla görevinin bittiğini sanırlar. Oysa çocukların fiziksel ihtiyaçlarının yanında duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarının da olduğu aklına dahi getirmek istemezler.

 Çocukların okulda başarılı olmaları, aile tutumlarına bağlıdır. Çocukların okul başarılarını artırmak için aileye düşen görevlerin bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

1.      Çocuklar, sabah kahvaltısı yapmadan okula gönderilmemeli.

2.      Çocuklar, okula zamanında tertipli ve moralli gönderilmeli.

3.      Çocuklara evde mutlu ve huzurlu bir ortam sağlanılmalı.

4.      Çocuklara evde ders çalışacak uygun bir ortam sağlanılmalı.

5.      Çocukların okulla ilgili anlattıkları can kulağıyla dinlenilmeli

6.      Çocuklara sürekli ders çalış demek yerine, çocuğun planlı ders çalışması sağlanılmalı.

7.      Çocukların bilgisayar başında fazla kalması ve aşırı televizyon seyretmesi izin verilmemeli.

8.      Çocuklar, yemek yerken ve ders çalışırken kesinlikle televizyon kapalı tutulmalı.

9.      Çocukların başarısı uygun bir şekilde ödüllendirilmeli.

10.  Çocuklar düşük not aldıkları zaman aşırı tepki gösterilmemeli.

11.  Çocukların yaş ve seviyelerine uygun sorumluluklar verilmeli.

12.  Çocukların yetenekleri üstünde beklentiye girilmemeli.

13.  Çocukların olumsuz davranışlarından çok olumlu davranışları görülmeli.

14.  Çocukların benlik saygısını olumsuz etkileyecek eleştirilerden kaçınılmalı.

15.  Çocuklara yaşından küçükmüş gibi davranılmamalı.

16.  Çocuklar adına çocukların işleri yapılmamalı.

17.  Çocukları başka çocuklarla veya kardeşleriyle kıyaslanmamalı.

18.  Çocukların uygun olmayan arkadaşları çocukla konuşulmalı.

19.  Çocuklara güven ve destek konusunda her zaman yanında olduğu hissettirilmeli.

20.  Çocukların korkularını hafife alınmamalı ve çocukların korkularına saygı duyulmalı.

21.  Çocuklara karşı sevgi, sözle birlikte beden diliyle de gösterilmeli.

22.  Çocuklarla nitelikli zaman geçirmeli.

23.  Aileyi etkileyen olumsuzlukların çocukları da etkileyeceği unutulmamalı.

24.  "Benim zamanımda, ben senin yerinde olsaydım…" gibi uzun uzun nasihatlerden kaçınılmalı.

25.  Çocuklara karşı sabırlı ve anlayışlı olunmalı.

26.  Çocuklarla iletişim kurarken çocukların ruh halleri ve psikolojik durumları göz önünde bulundurulmalı.

27.  Çocuklara kesinlikle beddua etmemeli ve çocuklar için hayır dua edilmeli.

28.  Çocukların sadece okul başarısı değil, duygusal, karakter ve kişilik gelişimleriyle de ilgilenilmeli.

29.  Çocukların öğretmenleriyle iletişim kurularak öğretmenlerinin önerileri dikkate alınmalı.

30.  Çocukların sağlık sorunlarının yanında psikolojik sorunlarıyla da ilgilenilmeli. Bu konuda gerekirse uzmanından yardım alınmalı.

Sonuç olarak çocukların okul başarısını artırmak için yalnız annenin ya da babanın desteği yeterli olmadığı ve her ikisinin birlikte vermesi gerektiği unutulmamalıdır.

 

     

 

 

 

Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: "İnsanlar, imtihan edilmeden, sadece 'İman ettik' demekle kurtulacaklarını mı sanıyorlar?"

Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: "Nerede olursan ol, Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! Kötülüğün peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. İnsanlara da güzel ahlâka uygun biçimde davran."

Aziz Müminler!

Yüce dinimiz İslâm, iman, salih amel ve güzel ahlak ilkeleri ile bir bütündür. İslam; kökü iman, gövdesi salih ameller, meyvesi ise güzel ahlak olan bir ağaç gibidir.

İnsanı, Rabbine kulluk makamına yükseltecek olan yegâne cevher, imandır. İman, öncelikle Allah'ı hakkıyla tanımak, O'nun varlığını ve birliğini gönle nakşetmek, eşi, benzeri ve ortağı olmadığını kabul etmektir. Sonra da içten bir bağlılıkla meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, kader ve kazaya; hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna inanmaktır.

Kıymetli Müslümanlar!

İmanla şereflenen gönüller, ancak salih amellerin huzur veren iklimiyle buluştuğunda Allah katında yücelir ve O'nun rızasına nail olur. Salih amel, Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla yapılan her türlü güzel davranıştır. وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَأْتِيَكَ الْيَق۪ينُ "Ölüm sana gelinceye kadar Rabbine kulluk et." emrine sadakat gösterip, bir ömür kulluk bilinciyle yaşamaktır. Namaz, oruç, zekât ve hac gibi İslam'ın temeli olan ibadetleri vaktinde ve şartlarına uygun olarak eda etmektir. Helâl ve meşru olan işleri düzgün ve sağlam yapmaktır. İçki, kumar, zina, faiz ve israf gibi haramlardan uzak durmak, yalandan, gıybetten ve iftiradan sakınmaktır. Yetim malına el uzatmamak, rüşvete yeltenmemek, karaborsacılık yapmamaktır.

Değerli Müminler!

İmanımız, İslam ahlakını hayatımızın her alanına yansıtmakla kemale erer.  Nitekim Allah Resûlü (s.a.s) bir hadisinde صَالِحَ الْأَخْلَاقِ لِأُتَمِّمَ إِنَّمَا بُعِثْتُ "Ben, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." buyurmuştur. Rahmet Elçisi (s.a.s)'e ümmet olmakla şereflenen her mümin, onu örnek alarak ahlakını güzelleştirir. İyilik, ihsan, iffet, takva, tevazu ve doğruluk gibi erdemlerle bezenir. Ailesinde ve çevresinde şefkat ve merhameti hâkim kılmak için gayret gösterir. Her türlü şiddetten, zulümden, kibirden ve cimrilikten uzak durur. Kul hakkı yemeyi, kamu hakkını ihlal etmeyi büyük bir günah olarak görür.

Aziz Müslümanlar!

İmanımız, hayatımıza yön versin. Salih amellerimiz, bizleri Allah'a layıkıyla kul olmaya yöneltsin. Güzel ahlakımız, insanlara ve bütün mahlûkata karşı şefkat ve merhametle davranmaya sevk etsin.

Hutbemi Resûl-i Ekrem (s.a.s)'in şu niyazıyla bitiriyorum: "Allah'ım! Beni amellerin ve ahlakın en güzeline kavuştur. Bunların en güzeline ancak sen ulaştırırsın. Beni kötü işlerden ve kötü ahlaktan da muhafaza et. Onlardan ancak sen koruyabilirsin."


Açık Iş Sayısı: 9

Meslek Adı: Temizlik Personeli

Niteliği (Geçici/Daimi): GEÇ8CI

Başvuru Tarihleri: 11.08.2022-15.08.2022 

(Saat 12:00'a kadar)

Başvuru Adresi: BOZKIR SOSYAL YARDIMLASMA VE DAYANIŞMA VAKFI BAŞKANLIĞI 

irtibat Kişisi: Hasan ADIGÜZEL

Telefonu:0332 426 23 57

Unvanı: VAKIF MUDURU

E-posta: [email protected]

GÖRUSME/MÜLAKAT BÌLGILERI

Yer: BOZKIR SYDV TOPLANTI SALONU

Tarih:15.08.2022

Saat:14:00

ÇALIŞMA SARTLARI

Çalışma Adresi: BOZKIR SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA VAKFI BAŞȘKANLIGI

Çalışma Süresi:16.08.2022-31.12.2022

Calışma Saatleri:08.00-17.00

MURACAAT KOŞULLARI

1- Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olmak.

2- Kamu hakkından mahrum bulunmamak.

3-Başvuru tarihi itibari ile son 6 aydır Bozkır Ilçesinde ikamet ediyor olmak.

4-Görevini devamlı yapmasına engel vücut, akıl sağığı ile ilgili engeli bulunmamak.

5- En az ilkokul mezunu olmak, öncelikli "Hasta ve Yaşlı Bakım Sertifika 'sına" ve "Hijyen

Belgesi'ne sahip olanlar.

6-18 yaş üstü ve 55 yaşından gün almamış olmak.

7- Her tiürlü iklim ve yolculuk şartlarında seyahat etme engeli bulunmamak.

8-Erkek adaylar için askerliğini yapmış olmak veya proje süresi boyunca askerlik ile ilişkisi bulunmamak.

9-Tercihen 3294 sayılı Kanun kapsamında olan başvuru sahibinin eşinin çalışmiyor veya çalışamayacak durumda olması ya da geçici işlerde çalışıyor olmas.

10-Görevini devamlı yapmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı bulunmamak, temizlik malzemelerine karşı alerjeni bulunmamak.

11- Alinacak personeller ilçemiz tüm mahallelerinde ikamet eden yașlı, engelli ve dezavantajlı hanelerde; ev temizliği, kişisel bakım, ütü yapımı, bulașık yıkama, yemek yapımi ve genel anlamda ev düzenleme işleri ve buna benzer verilecek işleri yapmak.

12- Erkek adaylar için en az B sınıfi ehliyet sahibi olmak ve aktif olarak araç kullanabilmek.

13- Adli ve Idari soruşturma sonucunda engel bir durum bulunmamak.

14- Türk Ceza Kanunun 53.maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış. olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzeni ve bu düzenin işleyişine karşı şuçlar, zimmet, irtikap,rüşvet, hirsızlık, dolandıricılık, sahtecilik, ve güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edinim ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmamak.

BASVURU içÍN GEREKLÍ BELGELER

www.ww. ww

1/Sözlesmeli Personel Iş Talep Formu

2-Bitirdiği okul veya çıkış belgesinin aslı veya fotokopisi

3-(T.C.Kimlik numaralı) Nüfus Cüzdanının fotokopisi


Qua Granite’in taş görünümlü, mat yüzeyli çevre dostu Vitoria Anthracite ürünü ile bahçelerinizde fark yaratın.

Dış alanlara özel olarak üretilen Qua Granite’in Vitoria Anthracite ürünü, özel kalınlığı sayesinde uygulama esnasında kırılma ve çatlamalara karşı dayanıklılık gösteriyor. Dayanıklılığı sayesinde zaman içinde değişime uğramıyor. Don ve yüksek ısıya dayanımının yanı sıra tuz, küf, yosun ve böcek ilaçlarına karşı direnç gösteriyor. Yüzde 0,1’in altında su emme düzeyi, kolay temizlene bilirliği ve kayma önleyici özelliği ile dış mekanların vazgeçilmez ürünü oluyor.

45x90 ve 60x90 ebat seçenekleriyle teras, balkon, çatı güneşlenme alanları, veranda, sahil, plaj, yüzme havuzu, otomobil yolları, metro, havalimanı, istasyon, park, yeraltı geçidi ve villa bahçesi gibi yoğun trafiğe sahip olan alanlarda güvenle kullanılabiliyor.

Uzman döşeme ustası gerektirmeden pratik bir şekilde uygulaması yapılabilen Vitoria Anthracite ürünü, uygulandığı alandan kolaylıkla sökülebiliyor ve başka bir alana tekrar döşenebiliyor.

Qua Granite’in Vitoria Anthracite ürünü, yürüme yolları, çakıl ve kum alt katmanlar oluşturmak için çimen üzerine kuru döşeme şeklinde uygulanabilir. Kuru döşeme sistemi sayesinde ve geleneksel betonarme zemin hazırlanması gerekmediğinden, üzerlerinde yürünmeye ve kullanılmaya hemen başlanabilir.

Ekolojik olarak sürdürülebilir ve çevre dostu olan tüm QUA Granite ürünleri için qua.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Konya Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle Güneysınır'da kurak alanların değerlendirilmesi için susuz tarım yöntemiyle ekimi yapılan lavantaların hasadı yapıldı. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, bugüne kadar Güneysınır'da 1,2 milyon metrekare alanda 1,8 milyon adet lavanta fidesi desteğinde bulunduklarını, lavanta damıtma merkezini hizmete sunduklarını belirterek, lavanta üretiminin artması ve şehir genelinde tarımsal kalkınma için üreticilere her türlü desteği vermeye devam edeceklerini söyledi.

Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Güneysınır'da alternatif ürün olarak örnek ekimi yapılan lavantanın hasadı gerçekleştirildi.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, kırsalda yaşayan vatandaşların gelirini artırmak amacıyla tarımsal destekleri artırarak sürdürdüklerini belirterek, "Kırsal kesimdeki desteklemelerimizi planlarken birim alandan yüksek gelir getirmesi, bakımının kolay olması, işçilik giderlerinin azlığı, sulanamayan kurak arazilerin kullanılmasındaki başarısını göz önüne alarak planlama yapıyoruz. Bu kapsamda Güneysınır'da kurak alanlarda alternatif tarım ürünü olarak bugüne kadar çiftçilerimize 1,2 milyon metrekare alanda 1,8 milyon adet lavanta fidesini yüzde 85'e kadar hibe desteğiyle verdik. İlçe belediyemizle birlikte yürüttüğümüz projenin başından itibaren çiftçilerimize dikim, bakım ve hasat konularında teknik ekiplerimiz tarafından desteklerimiz devam etti." dedi.

Güneysınır'a KOP Bölge Kalkınma İdaresi desteğiyle lavanta damıtma tesisi inşa ettiklerini kaydeden Başkan Altay, lavantanın en önemli ekonomik değerini oluşturan lavanta yağının damıtma tesisinde çıkarıldığını ifade etti.

"İLÇEYE LAVANTA DİKİM VE HASAT MAKİNASI KAZANDIRDIK"

Çiftçilere lavanta fidesinin yanında fide dikim makinesi desteklemesi yaparak üretimin ve ekili alanların artmasını sağladıklarını kaydeden Başkan Altay, "Bunların yanında lavanta hasat makinasını da Güneysınır ilçemize kazandırarak çiftçilerimizin zamandan tasarruf ve işçilik maliyetlerindeki yükünü de azaltmış olduk." diye konuştu.

LAVANTA BALI DA MARKA OLACAK

Tüm dünyada çok kıymetli olan lavanta balının da markalaşması ve üreticilere ilave gelir getirmesi amacıyla Güneysınır'da lavanta fidesi verilen üreticilere 5'er adet arılı kovan desteğinde de bulunduklarını vurgulayan Başkan Altay, kurak alanlarda lavanta üretiminin artması ve şehir genelinde tarımsal kalkınma için üreticilere her türlü desteği vermeye devam edeceklerini söyledi.

Bozkırlı Milletvekilimiz Ziya Altunyaldız'ın girişimleri 2022 yatırım programına alınan yol projesinin 2022 yılının Sonbahar aylarında ihale edileceği öğrenildi. 

Vekilimiz Altunyaldız'ın Ülkemize - Konya merkezdeki Makro projelere ve çevre ilçelerin Doğalgaz ve diğer projelerine desteği ve ilçemizde ki özellikle 2 adet 4 yıllık Fakülteyi kazandırdığı Eğitim projelerinin yanı sıra, işsizlik sorununu gidermeye dönük Projelere destek vermesiyle ilçemizde ciddi kazanımlar sağlanmıştır. 

Başta ilçemiz olmak üzere bölgemize Eğitimde ve  Sağlıkta her alanda durmadan, yorulmadan hizmete devam yatırımlardan dolayı vekilimize  Sırıstat Haber Merkezi ailesi olarak teşekkür ederiz. 



1072'de Mâverâünnehir'de, Alparslan'a karşı isyan eden Melik Tekin'in, en yakın adamlarından ve bir kale komutanı olan Yusuf Harezmî yakalanarak huzura getirilmişti. Alparslan, serbest bırakılmasını istemiş; fakat aniden gelişen bazı beklenmedik talihsiz hâdiselerin etkisi sonucu Harezmî, Sultanın bir boşluğundan istifadeyle biranda saldırıp onu bıçaklamaya başlamıştı. Aldığı ağır yaranın etkisiyle bir müddet sonra vefat edecek olan Sultan Alparslan, bıçaklanmanın ardından etrafındaki adamlarına, ibret ve nasihat dolu şu son sözleri söylemişti:

"Her ne zaman düşman üzerine azmetsem Allah-u Teâlâ Hazretlerinden yardım isterdim. Dün bir tepe üzerine çıktığımda askerimin çokluğundan, ordumun ağırlığından bana, ayağımın altındaki dağ çalkalanıyor gibi geldi. Kuvvetimle mağrur oldum. Kendi kendime "Ben, dünyanın hükümdarıyım. Bana kim galip gelebilir!" diye bir düşünce kalbime geldi. İşte bunun neticesi olarak, Cenab-ı Hak, aciz bir kulu ile beni cezalandırdı. Kalbimden geçen bu düşünceden ve daha önce işlemiş olduğum hata ve kusurlarımdan dolayı Allah'u Teâlâ'dan af diliyor, tövbe ediyorum. La ilahe illallah Muhammedün resulullah!..." diyerek şehit oldu.

Toplumuzda herkes, işlerinin yoğun olduğundan ve zamanın kısıtlılığından şikâyet etmektedir. Yoğunluk işlerden mi, plansızlıktan mı, güvensizliklerden mi yoksa başka şeylerden mi pek bilinmez.

Bazı insanlar, kendisinin ve yaptığı işin o kadar önemli olduğunu düşünür ki yaptığı işi kendisinden başka hiç kimsenin yapacağına inanmazlar. Kimseye güvenemedikleri için de kolay kolay tatile çıkamazlar. Çıksalar dahi akılları işte olduğu için tatilden de ruhen yorgun dönerler.

Kendisinin yapacağına inandığı işlere o kadar zaman ayırır ki eşine ve çocuklarına karşı sorumluluklarını yerine getiremez.  Bunlar, eşine ve çocuklarına zaman ayırarak ailesini kurtarmak yerine şovanistliğe soyunup vatanı kurtarmaya çalışırlar.

Aslında hiçbir iş yapmadıkları halde çok çalıştıklarından ve insanların kendilerini takdir etmediklerinden şikâyet ederler. Halinden şikâyet ettikleri halde bulundukları konumu da bir türlü bırakamazlar.

Bunlar, Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in: "Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünyaya, yarın ölecekmiş gibi de ahirete çalışın." (Câmiu's-Sagîr) hadisinin baş tarafını dikkate aldıkları için işlerinin yoğunluğundan dolayı vakit namazını kılacak zamanları da yoktur bunların.

Bunlar ya sağlık sorunlarından, ya yaş haddinden ya da başka nedenlerden dolayı işlerini bırakmak zorunda kalırlar.        

Bu insanların psikodinamiğinde; işlerin yoğunluğunu ve güvensizliklerinden daha çok yaptığı işleri başkaları tarafından yapılmasından korkmaktadırlar. Bu da kendilerinin önemsiz bir kişi olacaklarına inandıkları için her şeyi kendileri yapmaya çalışırlar.

Bu dünyada kendisini kalıcı görüp bütün işleri kendisi yapmaya çalışan insanın durumunu bir hikâye ile anlatmak istiyorum.

Bir gün bir doktora "gerginlik ve tedirginlikten" şikâyetçi olan bir hasta gelmiş. Yapması gereken çok işinin bulunduğunu fakat kendisinin rahatsız olduğunu işlerin ise beklemeye tahammülü olmadığını söylemiş.

Doktor:

-"Bu işleri başka biri yapamaz mı ya da başkası size yardımcı olamaz mı? diye sormuş.

Adam:

 -"Onları yalnız ben yapabilirim; bütün işler bana bakıyor!" diye cevap vermiş.

Doktor:

-"Sana bir reçete vereceğim, bu reçeteyi aynen tatbik etmen gerekiyor!" diyerek reçeteyi eline vermiş.

   Adam reçeteyi eline alıp baktığında, hayretler içinde kalmış. Reçetede:

"Her gün en az iki saat işi bırakıp yürüyüş yapacaksın ve her haftanın yarım gününü bir mezarlıkta geçireceksin" yazıyormuş.

Hasta adam:

-"Yürüyüşü anladık ama neden mezarlık? diye sormuş.

Doktor:

-"Oraya gidip mezar taşlarına bakmanı istiyorum. Mezarlıklar, kendilerini vazgeçilmez sanan insanlarla doludur. Sen de onlar gibi mezarlığa gömülünce, kendinden başkasının yapmasına imkân olmadığını zannettiğin işlerin başkaları tarafından da yapılmaya devam edildiğini göreceksin" demiş

Yukarıdaki hikâyede de olduğu gibi bulundukları noktada kendilerini "Vazgeçilmez" gören hâlbuki orada problem çözmek yerine problemin bir parçası olduğunun farkına varamayan zavallı insanlar için de doktorun reçetesi geçerli değil mi? Aslında, kendini bu hasta adam gibi gördüğü sürece, herkes için geçerli bir reçete!..  

 

 

Muhterem Müslümanlar!

Muharrem ayıyla başlayan hicri takvimin, 1444. yılını idrak ediyoruz. Muharrem, Resûl-i Ekrem (s.a.s)'in "hürmete şayan"[1] olarak nitelediği, rahmet ve hikmet dolu bir aydır. Efendimiz (s.a.s), "Ramazan'dan sonra en faziletli oruç Allah'ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur"[2] buyurarak bu ayın manevi bereketine işaret etmiştir. Muharremin onuncu günü olan Âşûrâ gününde ise, bir gün öncesi veya bir gün sonrasıyla birlikte oruç tutmayı ümmetine tavsiye etmiştir.[3]

Aziz Müminler!

Muharrem, aynı zamanda Kerbelâ'nın hüzünlü hatırasıdır… Çöllerde bir yudum suyun özlemidir... Ehl-i beyt aşkıyla dolu gönüllerin, "Âh Hüseynim" diyerek sızladığı bir hasret mevsimidir... Seyyidü'ş-şühedâ Hz. Hüseyin Efendimiz ve beraberindekilerin acımasızca şehit edildiği vaktin gözyaşlarıdır.

O Hz. Hüseyin ki, Resûlüllah (s.a.s)'in sevgili torunu, ehl-i beytidir. Hz. Aliyyü'l-Murtaza'nın, Hz. Fatımatu'z-Zehra'nın ciğer paresidir. Rahmet Peygamberinin "Dünyadaki çiçeğim, reyhanım"[4] diyerek bağrına bastığı, cennet gençlerinin efendisi[5] olarak taltif ettiği yiğittir. O Hz. Hüseyin ki Allah yolunda yüce bir ahlakın ve çağları aşan onurlu bir duruşun mümtaz temsilcisidir.

Kıymetli Müslümanlar!

Kerbelâ, mezhebi, meşrebi ve düşüncesi ne olursa olsun bütün ümmetin ortak acısıdır. Allah'a ve Resûlüne iman eden, ehl-i beyte muhabbet besleyen her Müslümanın yürek sancısıdır. Neredeyse her evinde bir Hasan, bir Hüseyin, bir Ali, bir Fatıma bulunan ve gönlü evlâd-ı Resûl aşkıyla yanıp tutuşan aziz milletimizin ehl-i beyt muhabbeti asırlar geçtikçe daha da artmaktadır. Milletimiz bu sevgiyi yüreklerinin ta derinliklerinde hissetmeye devam etmektedir.

Değerli Müminler!

Bizler, Kerbelâ hadisesinin hüznünü yaşarken, aynı acıların bir daha yaşanmaması için Kerbelâ'yı ibret nazarıyla okumaya ve ondan dersler çıkarmaya mecburuz.  

Kerbelâ'dan çıkaracağımız ilk ders, onu ayrılık ve gayrılığa değil, tevhide ve kardeşliğe vesile kılmak, gönül birlikteliğine dönüştürmektir. Sevinç ve tasayı, muhabbet ve meşakkati paylaşmaktır. Yüce Rabbimizin "Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın..."[6] emrine kulak verip sımsıkı kenetlenmektir. Fitneye, fesada ve tefrikaya karşı vahdete sarılmak, kardeşliğimize kastedenlere fırsat vermemektir.

Aziz Müslümanlar!

Kerbelâ'dan çıkarmamız gereken bir diğer ders ise Hz. Hüseyin Efendimiz ve arkadaşlarının uğruna can verdikleri yolun Peygamberi Zîşan Efendimizin yolu olduğunu bilmektir. Hz. Ali'nin buyurduğu gibi Allah'ın farzlarına riayet etmek, özellikle namaz konusunda hassas olmak, namazla Allah'a yaklaşmaktır. Tıpkı Hz. Hüseyin gibi İslam'ın şartlarını, emir ve nehiylerini doğru anlayıp yaşamaktır. Hak, adalet, sevgi, şefkat ve merhameti yüceltmek, kötülüğü engelleyip iyiliği yaymaktır. Makâlât yazarı büyük velinin öğütlediği gibi insani ilişkilerde toprak gibi mütevazı olmak, herkese aynı gözle bakmak, kimseyi ayıplamamaktır.   Dünyanın aldatıcılığına kanmamak, daima Hakkın hoşnutluğunu aramaktır.  Haksızlık ve zulüm karşısında dimdik durmak, gerektiğinde Allah yolunda şehadete koşmaktır.

Bu vesileyle başta şehitler serdarı İmam Hüseyin Efendimiz ve ehl-i beyt-i Mustafa olmak üzere din, iman, vatan ve mukaddesat uğruna canını feda eden bütün şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.


________________________________

[1] Müslim, Sıyâm, 203.

[2] Müslim, Sıyâm, 202.

[3]  İbn Hanbel, I, 240.

[4] Tirmizi, Birr, 11.

[5] Tirmizi,  Menakıb, 30.

[6] Âl-i İmrân, 3/105.                        

         Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Dinimiz İslam'a göre içki, faiz, iftira, kumar gibi büyük günahlardan biri de zina olup zina, Allah(cc)'ın yasakladığı nikah dışı ilişkidir.

Ayrıca, helali olmayana bakmak, dokunmakta zinanın nevilerindendir. Her geçen gün ülkemizde büyük günahların işlenme oranı tahminimiz çok üzerinde artmaktadır.

Zina meşrulaşmış, zinanın türevleri alenileşmiştir.

Parklarda, sokaklarda hatta toplu taşıma araçlarında bile zinanın türevlerinin işlendiğine rastlamaktayız.

Maalesef, toplumu iyiye, doğruya yönlendirmesi gereken görsel ve yazılı medya her türlü ahlaksızlığın artmasına çanak tutmaktadır.

Üzülerek ifade etmeliyim ki, yüzde 99'nun kendisini Müslüman olarak tanımladığı ülkemin kanunlarına göre kendi rıza dahilinde yapıldığı takdirde zina suç değildir.

Mesela, bir otoparkta bir erkekle kadını zina yaparken gördünüz ve müdahale ettiniz. Zina eden kadın veya erkek  "sana ne lan sen namus bekçisi misin" tepki gösterse, aranızda tartışma çıksa tartışmaya mahal vermekten suçlu siz olursunuz.

Olaya polis müdahale eder de zina yapanların devlet memuru olduğu anlaşılırsa 657 Sayılı DMK'nun 125/B-d maddesine göre "Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak," fiilinin karşılığı olarak "KINAMA" cezası ile cezalandırılırlar.

Hepsi bu!

Zina, bireyi felakete sürüklediği gibi toplumun geleceği içinde telafisi mümkün olmayan felaketlere yol açmaktadır.

Bir toplumu yok etmek için atom bombasından daha etkili bir silahtır. Onun için emperyalist güçlerin ülkemizin maddi ve manevi hayatını bozmak için kullandıkları en önemli araç ZİNA'dır.

Özellikle gençlerimize yönelik her faaliyetin arkasında zinaya götüren ortamların oluşturulması vardır.

Zina en büyük tuzaktır!

İngiliz Casusu Hempher'in  "İngiliz Casusunun İtirafları" kitabında;

"Kız, erkek, bütün İslâm gençliğinin kafasını karıştırıp İslamiyet hakkında şüphe ve tereddüde düşmelerini temin etmeliyiz. Mektep, kitap, mecmua ve bu iş için yetiştirilmiş elemanlarımızın vasıtası ile onların ahlaklarını sıfıra indirmeliyiz. Yahudi, Hıristiyan ve bütün gayr-i Müslim gençleri, onları avlamak için birer tuzak olarak yetiştirmek için, gizli cemiyetler açmalıyız" açıklaması yalın gerçeği ortaya koymaktadır.

İki yüz yıl önceki bir planın bugün ne derece gerçekleşip gerçekleşmediğinin kararını siz veriniz.

Bugün çok daha güçlü araçları var. Bunun ağır sonuçlarını bugün daha fazla yaşamaktayız.

Söylemeye dilim varmıyor; ancak, acı gerçeği açık olarak ortaya koymak zorundayız!

Yaşadığımız sorunları görmezden gelmek bu topluma yapılabilecek en büyük ihanettir.

Bir genç kızın sevgilisi olmaması kusur gibi görülüyor. Kızların, erkek arkadaşlarının sayısıyla övündüğü bir zamanda yaşıyoruz. Ya, hangi birini anlatayım! Her şey herkesin gözü önünde oluyor!                    

Zina, dinimizde kesin olarak haram ve büyük günahtır. Zina, insanın imanına ve ahlâkına zarar verir. Efendimiz(sav); "Zina eden kimse, zina ettiği vakit mü'min olarak zina edemez" buyurmaktadır.

Bir toplumun temelinde sağlam bir aile yapısı yoksa o toplumun geleceği sıkıntılıdır.

Aile yapısı çökmüş toplumlar sanayi ve teknolojide ne kadar ileri giderse gitsin çökmeye, yok olmaya mahkumdur.

Bir toplum için aile ne kadar önemli ise ailenin korunması içinde zinadan uzak durmak o kadar önemlidir.

Çağdaş medeniyet olarak nitelendirdiğimiz yücelttiğimiz, özendiğimiz Batının en büyük sorunun ne olduğuna bir bakınız.

Aile yapısı çökmüş, aileyi kurtarmaya çalışıyorlar.

Zinanın büyük günah olmanın dışındaki zararları bile saymakla bitmez.

-Zinanın sebep olduğu hastalıkları, cinayetleri, boşanmaları, aile dramlarını görmüyor muyuz?

Akıl tutulması yaşıyoruz!

Adam evindeki karısını birisiyle zina ederken yakalasa öldürmeye kalkar; kendisi yüzlerce erkekle birlikte olmuş bir kadına para verip birlikte oluyor.

-Bunun izahını nasıl yapabiliriz?

Zina yapmak kimseye hak değil ve herkese büyük günah; ancak, zina yapan erkeğe düşünmesi için söylüyorum; eğer, kendine zina yapmayı hak görüyorsan aynı oranda karına da hak olduğunu hesaba katmalı ve ona göre davranmalısın!

Şunu herkes bilmeli ve ona göre hareket etmeli ki, zina diğer günahlara benzemez.

Çünkü, zinanın içgüdüsel bir tarafı olup ortamının oluşması durumunda zinadan kaçış zorlaşabiliyor.

Onun için Yüce Rabb'imiz zina yapmadan önce İsra Suresi 32. Ayette "Zinaya da yaklaşmayın; çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur."; Peygamber Efendimiz(sav) "Bir kadınla bir erkek bir yerde baş başa kaldıklarında üçüncüsü şeytandır." (İbn-i Hanbel, Müsned) buyurarak zina ortamlarının oluşmamasına dikkat çekmektedir.

Üzülerek ifade etmeliyim ki, yukarıdaki açıklamalardan sonra söylenecek tek söz; zinayı savunmak bu ülkeye yapılabilecek en büyük İHANETTİR!

Bozkır Kaymakamı Fatmagül Dalmış, Bozkır Kaymakamlığına atandığı tarihten bu yana ilçeye bağlı kırsalda bulunan dış mahallelerde yoğun ziyaret ve incelemelerini hiç bırakmıyor. Kaymakam Dalmış, gittiği mahallelerde halkla buluşurken, mahalleler hakkında da bilgi ve incelemelerine devam ediyor. Kırsalda bulunan mahallelere önem veren Kaymakam Dalmış, Üçpınar mahallesinde de kapsamlı bir ziyaret ve incelemelerde bulundu.

Bozkır Kaymakamı Fatmagül Dalmış, ilçeye bağlı dış mahallelerimizdeki ziyaretlerine aralıksız devam ettiği görülmektedir. Kırsal mahallelerdeki yaptığı incelemelerin ardından mahalle muhtarlarından da gerekli bilgileri aldığı belirtiliyor.
Kaymakam Dalmış geçtiğimiz hafta ilçemize bağlı Üçpınar Mahallesinde de bir dizi ziyaret ve incelemeler gerçekleştirirken, Mahalle halkıyla buluştuğu ve halkla bilgi alışverişinde bulunulduğu öğrenildi.
İlçemiz Kaymakamı Fatmagül Dalmış'ın beraberinde İlçe Tarım Müdürü Halil Durmuş bulunurken, Göksu Taşeli Havzası Kalkınma Projesi kapsamında, Üçpınar Mahallesi'nde kurulan Mobil Hayvan Barınağı'nı ziyaret ettiler. Müdür Durmuş, barınak hakkında Kaymakam'a detaylı açıklamalarda bulunurken, hayvan barınak sahibi Gülnihal Bülüç'ten de bilgiler alan Kaymakam Fatmagül Dalmış, hayvan barınağında yaptığı incelemelerden sonra Bülüç'e bereketli kazançlar diledi.
Üçpınar mahallesindeki hayvan barınağını inceleyen ve bilgiler alan Kaymakam Dalmış, bu ziyaretinin ardından yine beraberinde bulunan İlçe Jandarma komutanı Batuhan Duran, İlçe Tarım Müdürü Halil Durmuş ve Vakıf Müdürü Hasan Adıgüzel ile birlikte mahalle Muhtarından da mahalle hakkında gerekli bilgileri alan Kaymakam Dalmış, mahalle meydanında bulunan kahvehaneler ile çay bahçesinde bulunan vatandaşlarımızla bir araya geldi.

Vatandaşların istek ve taleplerini dinledikten sonra tarihi Kurşunlu Camii'ni ziyaret ederek, incelemelerde bulundu. Üçpınar Mahallesinde bulunan tarihi Kurşunlu Camisindeki ziyaretinde bulunan Kaymakam Dalmış, burada da Camii hakkında Camii imamı ile mahalle Muhtarı Hüseyin Özkaya'dan bilgiler aldı.
Daha sonra Kaymakam Fatmagül Dalmış, beraberinde İlçe Jandarma Komutanı Batuhan Duran ve kurum amirleri ile Üçpınar Jandarma Karakolu'nu ziyaret etti. Ziyaret kapsamında kurum ve personel hakkında bilgiler aldıktan sonra, karakol binasında incelemelerde bulunarak Üçpınar Mahallesinden ayrıldı.

(Haber: Yunus Yılmaz)

Kısa adı BİMDER olan Bozkır İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Gönüllüleri Derneği eğitim alanlarındaki faaliyetlerinde olsun, sosyal alanlardaki faaliyetlerinde olsun yoğun bir şekilde çalışmalarına aralıksız devam ettiği görülüyor. BİMDER Hz. Aişe Kur'an Kursunun hafızlık projesi kapsamında, kayıtlarını yaptıran kız öğrencilerimize morel motivasyonlarını yükseltmek için, Konya gezisi düzenledi.

Bozkır İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Gönüllüleri Derneği Bimder geçtiğimiz hafta Bozkır merkezde bulunan Hz. Aişe Kur'an Kursunun hafızlık projesi kapsamında, ilçemiz Bozkır'a yeni gelen 5. Sınıf öğrencilerine Konya gezisi düzenledi.
Bimder ilçemize kurulduğu tarihten bu yana Mehmet Görür'ün başkanlığında eğitim, bina yapımı ve sosyal faaliyetler gibi konularda saymakla bitmeyen hizmetlere imza attığı hem gazetemizin hem de ilçe halkının gözünden kaçmadığı gibi, yine Bimder'in ilçemize kazandırdığı hizmetler hakkında da ilçe halkının takdirini topluyor. Her yıl geçtikçe Bimder Bozkır'da çığ gibi büyüyor ve adından söz ettiriyor.
Bozkır İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Gönüllüleri Derneği Bimder geçtiğimiz haftada, Hz. Aişe Kur'an Kursunun hafızlık projesi kapsamında, kayıtlarını yaptıran kız öğrencilerimize morel motivasyonlarını yükseltmek için, Konya gezisi düzenledikleri ve Konya'daki ziyaret yerlerini gezdirdiler. Gezi ile ilgili program gazetemiz muhabirinin gözlerinden kaçmadığı gibi muhabirimizin fotoğraf makinasının deklanşörüne takıldı. 
Konu ile ilgili Bimder Başkanı Mehmet Görür'e soru yönelten muhabirimize Başkan Görür: Bildiğiniz gibi Bimder olarak Bozkır İlçe Müftülüğümüz ile birlikte Bozkır Merkezde bulunan Kuran Kurslarımızda her yıl artarak devam eden projelerimizin arasında hafızlık projemiz var. Allah'a şükürler olsun bu projemizde de dediğim gibi hafız öğrencilerimiz artarak devam ediyor. Bimder olarak ilçemize ilk kurulduğu tarihten bu yana özellikle eğitim alanında kendimizi adamıştık. Çok şükür bunda da başarılarımızı halkımız görüyor ve hayırseverlerimizin desteği de yıldan yıla artıyor. 
Kısacası Bimder Bozkır ilçemizde her alanda ve her yerde vardır. Var olmaya da devam edecektir. Biz Bozkır'ın ve bölgemizin çocuklarına önce ahlak ve maneviyatı verirsek gerisi kolay, o çocuklarımızın her alanda başarılı olamayacakları bir durum yoktur." şeklinde konuştu. 
Öte yandan Bozkır'dan Konya gezisine giden öğrencilerin sabah kahvaltısı sponsorunun Sarıoğlan'daki Karazoroğulları dinlenme tesisleri olurken, Konya'daki gezinin ve Öğle yemeğinin sponsorluğunu ise, TİNA İnşaat'ın sahibi Mustafa Çetiner olduğu öğrenildi. (Özgür Yılmaz)