Konya Büyükşehir Belediyesi, büyük bir özlemle beklenen kar yağışının günlük hayatı olumsuz etkilememesi için 31 ilçede 1.586 personel ve 296 araçla 24 saat görev yapıyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, "Rabbim bereketini artırsın inşallah. Bizler de tedbirimizi alarak kar yağışı ve buzlanmanın hayatı olumsuz etkilememesi için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz." dedi.

Konya Büyükşehir Belediyesi, kurak geçen mevsimin ardından Konya'nın ilçelerinde ve şehir merkezinde zaman zaman etkili olan kar yağışının günlük hayatı etkilememesi için nöbetçi ekipleriyle 24 saat çalışıyor.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, kurak geçen mevsimin ardından kar yağışını büyük sevinçle karşıladıklarını ve rahmet sebebiyle Allah'a şükrettiklerini söyledi. Konya'nın birçok ilçesinde yağan karın ara ara şehir merkezinde de etkili olduğunu kaydeden Başkan Altay, yağışın ve buzlanmanın günlük hayatı olumsuz etkilememesi için gereken tedbirlerin alındığını söyledi.

"MERKEZ İLÇE BELEDİYELERİMİZLE KOORDİNELİ ÇALIŞIYORUZ"

Konya şehir merkezi ve 28 ilçedeki sorumluluk alanlarında nöbetçi ekiplerin 24 saat esasıyla çalıştığını kaydeden Başkan Altay, şehir merkezinde 25 farklı noktada Acil Müdahale Ekipleri'nin buzlanmaya karşı görev yaptığını ifade etti. Başkan Altay, "Merkezde; Selçuklu, Karatay ve Meram Belediyelerimiz ile koordineli olarak çalışmalar yapıyoruz. Merkezin dışındaki 28 ilçemize hizmet veren 6 bölge şefliğimizde personelimiz ve ekipmanlarımız ile de yine vatandaşımızın hizmetindeyiz. 5 bin ton tuz, 750 ton buz çözücü ve önleyici solüsyonumuzu depolarımızda hazır bulunduruyoruz. Merkez ve ilçelerimizde 1. 586 personelimiz ve 296 aracımızla kış boyunca Konyalı hemşehrilerimizin hizmetinde olacağız." dedi.

Yoğun kar yağışı ve oluşacak buzlanmaya karşı vatandaşların herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmaları halinde Büyükşehir Belediyesi'nin Acil Çağrı Merkezi'ne 444 55 42 nolu numaradan ulaşmalarını isteyen Başkan Altay, "Kış şartlarının yaşandığı şu günlerde sürücülerimizin trafikte rahat ilerleyebilmeleri adına araçlarına mutlaka kar lastiği takmaları ve aynı zamanda araçlarında takoz, zincir ve çekme halatı bulundurmalarını rica ediyoruz. Rabbim bereketini artırsın inşallah. Bizler de tedbirimizi alarak hep birlikte üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

Konya'nın Bozkır ilçesinde, jandarma ekipleri, akarsuya düşen yaralı kızıl şahini kurtardı.

İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince icra edilen önleyici kolluk faaliyeti sırasında bir vatandaş, Çarşamba Çayı içerisinde kanadından yaralı bir kuş olduğu ihbarında bulundu. 

Ekipler, kızıl şahin olduğu belirlenen yaralı kuşu akarsuyun içerisinden çıkardı.Yaralı kızıl şahin, tedavisinin ardından Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliğine teslim edildi.


"Bu haftaki yazımızda ülkemizde vaazlarda ve dini sohbetlerde sıklıkla anlatılan Salebe Kıssasını incelemeye çalışacağız."     

Hikaye şudur ki Resulullah döneminde mescitten çıkmayan Salebe Resullullaha gelerek kendisi için dua etmesini ister. Duanın konusu kısaca şudur: Salabe'nin zengin olması ve zenginliği ile çok hayır yapmasının nasip olmasıdır. Allah Resulü bu duayı gönülsüzce de olsa yapar. Allah, Salebe'ye zenginlik nasip eder. Sürü sürü koyunlar, kuzular vb. Zekat farz kılınıp zekat memurları kapısına varınca Salebe zekat vermek istemez. Daha sonradan aklı başına gelen Salebe zekat vermeyi kabul etse de Resululah zekatı kabul etmez. Aynı uygulama Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer döneminde tekrarlanır. Fakat Hz. Osman zekatı kabul eder. Kıssa burada biter. Bu kıssa pek çok noktada uydurma veya kurgudur. Şöyle ki;     

1 – Hz. Peygamber zamanında 39 tane Salebe vardır. Bunlardan birisi kıssaya konu olan Salebe İbn-i Hatip'tir. Ama aynı dönemde bir de Salebe İbn-i Ebi Hatip vardır ki bunlar ayrı kişilerdir. Birinci yazdığımız mescit kuşu, Bedir ve Uhud ehlinden bir sahabedir. Diğeri ise Münafıkların Dırar mescidini yaptıran ve zekat memurlarına kovan kişidir. Sonraki dönemlerde kıssacılar bu iki kişinin hikayesini birleştirip ayrı bir kurgu oluşturmuşlardır.       
2 – İbni Sad, Taberi gibi İslam tarihçileri ise bu rivayetleri ya kitaplarına almamışlar ya da doğru olmadığını belirtmişlerdir. Daha garibi Resulullahın ve ilk iki halifenin zıddına hareket eden Hz. Osman imajı vardır. Bu imaj Hz. Osman'ın siyasi hayatındaki düşmanları tarafından üretilmiş olması muhtemeldir.                                                                                                                                                                                 3 – Peygamberlerin ve halifelerin tövbe eden bir kimsenin tövbesini kabul etmeme durumu söz konusu olamaz. Yani İslam'da tövbe alma, verme veya kabul etmeme işi şahıslara verilmemiştir. Bu alan Tevvab sıfatıyla Allah'ın sıfatlarından biridir. Velev ki kıssa doğru olsa bile bu durum Hz. Peygamberin, Allah'ın kudretinde olan bir sahada tasarrufta bulunması Allah Resulüne iftiradır. Tarihen sabittir ki Resulullah dinden dönen bir kişiyi bile affetmiştir.                         
Özetle: Hikayenin niteliği ne olursa olsun aç gözlülük, para hırsı ve kibir gibi duygular maalesef en sağlam Müslümanı daha zarar verebilmektedir. Tarihte Salebe kıssası yaşanmasa bile içimizde Salebelerin olduğu hiç kuşkusuzdur. Rabbim bizleri samimi bir şekilde hayır yapan kullarından eylesin.

Kaynak: Muhammed Emin Yıldırım Hoca'nın Siyer ile ilgili Youtube sayfasında Salebe Kıssası videosu izlenirse detaylı bilgi alınabilir.

Selam ve dua ile….

Mustafa AK
Bozkır AİHL Tarih Öğretmeni

Mademki her insan, kendi hayatının ana karakteri; insanın değer vermeye kendinden başlaması en mantıklı olanıdır. Çünkü kendine değer vermeyene, toplum da değer vermez; kendini unutanı, toplum da unutur. Kendisine değer vermeyen bir bireyi; toplum, bir kenara atmayı hak görür. 

Oysa insan, kıymeti bilinsin ister hep. İnsanın kıymeti ise, kendini nerede gördüğüyle başlar; toplumun onu nasıl gördüğüyle son şeklini alır.

Bu gerçek; insanın kendine devamlı olarak bir şeyler katması, öğrenmeyi düstur edinmesi, kendini aşması... Kısaca kendini işlemesi gerekliliğini doğurur.

Hayat, ölümle biten bir yarıştır; öğrenmeyen, kendini yenilemeyen geride kalır. Bu, lafların değil icraatların yarışıdır. Kendini nasıl anlattığından çok, yaptıklarına bakar insanlar. Tevazu sahipleri önden gider , gerideymiş edasıyla konuşur. Egoistler ise geridedirler ama en önde gibi hitap ederler insanlara.  Geride kalanın tevazusu olmaz; içi boş başakların başı da eğilir , eğer sapı sağlam değilse. İlerde olanın eğilmesi tevazudur, geride olanın eğilmesi ise haddini bilmek. Çünkü yerine göre değişir hareketlerin anlamı. Çoğu insanın gerideliği , hayatı ertelemesinden gelir: Yarın yaparım, yarın okurum, yarın öğrenirim... Hayatları imrenmekle geçen ama hiçbirine başlamayanların hayatıdır bu. İnsanların unuttuğu bir şey vardır ki hayat hep bugündür. İnsan hep bugünü yaşar. Doğduğunda da bugündü, ilkokula yazıldığı gün de bugündü; bak, şimdi bu yazıyı okurken de tarih bugün.

Yarının yarın olacağını sananları oyalar, hayat. Ertelenmiş hayatların büyük romanları olmaz, küçük hikayeleri olur. Bir "Bugün"de de sen öleceksin güzel  kardeşim. Zamanın varken hayat defterine yazabildiğin kadar bir şeyler yaz çünkü hayat kısa.

Çok kısa...

Konya'nın Bozkır ilçesinde izinsiz define avı yapan 3 kişi suçüstü yakalandı.

Jandarma ekipleri Hacılar Mahallesinde yol kenarında kazı yaptıkları tespit edilen B. T, İ. T ve M. Ö isimli 3 şüpheliyi yakaladı.

İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Hacılar Mahallesi mülki sınırları içerisinde saat 18.00 sularında düzenlenen önleyici kolluk faaliyeti esnasında, yol kenarında park halinde bulunan 42 FGD plakalı aracın yakın çevresinde 1 adet kazma bulunması üzerine harekete geçti.

Yapılan araştırmalar neticesinde B. T, İ. T ve M. Ö isimli şahısların ellerinde dedektör ve 1 adet kazma ile define aradıkları tespit edildiği bildirildi.

Define aramak maksadı ile kullanılan muhtelif malzemelere el konuldu.

Soruşturmanın devam ettiği bildirildi.

Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: "Anne babanın ve yakınların miras olarak bıraktıklarından erkeklere pay vardır; yine anne babanın ve akrabanın miras olarak bıraktıklarından kadınlara da pay vardır; azından çoğundan, belli pay."[1]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: "Her kim öldükten sonra geride mal bırakırsa, o mal mirasçılarınındır."[2]

Aziz Müminler!

İslam'ın titizlikle üzerinde durduğu haklardan biri de mirastır. Dinimiz, hayatın her alanında olduğu gibi, miras paylaşımında da adaleti öngören ayrıntılı hükümler getirmiştir. Mümin, ahiret yolculuğuna uğurlanırken geride bıraktığı maldan, önce cenaze masrafları karşılanır. Sonra, eğer varsa borçları ödenir. Ardından üçte biri aşmamak kaydıyla mirasçıların dışındakilere yönelik vasiyeti yerine getirilir. Bütün bunlardan sonra ise miras varislere intikal eder.

Kıymetli Müslümanlar!

Miras taksim edilirken her hak sahibine hakkının verilmesi, kadın-erkek, büyük-küçük hiç kimsenin mağdur edilmemesi esastır. Kadınlara miras verilmemesine yönelik örf ve âdetler, dinimize göre adaletsizliktir, zulümdür, asla meşru değildir. Allah'a ve O'nun indirdiği Kur'an'a iman eden her Müslüman, mirastan payına düşene rıza göstermeli ve kardeşlerinin hakkına el uzatmaktan sakınmalıdır. Nitekim Rabbimiz mirasla ilgili hükümleri beyan ettikten sonra bizleri şöyle uyarır: "İşte bu, Allah'ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. Kim de Allah'a ve Peygamberine isyan eder ve onun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır."[3]

Değerli Müminler!

Mirasın emanet olduğunu, miras ve kul hakkı arasında ince bir sınır bulunduğunu unutmayalım. Hırslarımıza yenilerek o sınırı asla çiğnemeyelim. Miras söz konusu olduğunda merhameti, insafı, adaleti ve hakkaniyeti elden bırakmayalım.


________________________________

[1] Nisâ, 4/7.

[2] Buhârî, Ferâiz, 25.

[3] Nisâ, 4/13-14.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

KONYA (AA) - Acil kullanım onayının verilmesinin ardından ilk koronavirüs (CoronaVac) aşısı, Konya'nın Bozkır ilçesinde sağlık personellerimize yapılmaya başlandı.

Bozkır Devlet Hastanesine Konya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından teslimi yapılan aşıların yapılması için yapılan bütün hazırlıklar tamamlandı. Bozkır Devlet hastanesinde aşı odaları oluşturularak gerekli düzenlemeler yapıldı.  

Bozkır Devlet Hastanesinde yapılan hazırlıkların tamamlanmasının ardından bugün itibari ile ilk olarak sağlık personellerine yapılmak üzere aşılama çalışmaları başlatıldı.

Konuyla ilgili Bozkır Devlet Hastanesinden yapılan açıklamada "Aşılama programının başlamasıyla, Covid-19 salgını ile mücadelede yeni bir dönem başlamış oldu. Sağlık çalışanlarımızın fedakarca uğraşları ile salgını durdurana kadar aşıyı uygulamakta, tedbir ve kısıtlamalara uymakta kararlıyız.  

Hepimizin sağlığı ve toplumumuzun huzuru için bugünün öneminin farkında olarak aşılama programına bütün toplumumuzu destek olmaya davet ediyoruz " denildi.  

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, iki senedir kurak bir yaz ve kış mevsimi geçiren Konya'da su kaynaklarının korunması ve su tasarrufu bilincini oluşturmak amacıyla KOSKİ Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Bu kapsamda Konya merkez ve 28 ilçe merkezinde kayıp kaçakları en aza indirerek 2020 yılında 13 milyon metreküp suyun boşa akmasını engellediklerini belirten Başkan Altay, Mor Şebeke Sistemi ile Atık Su Arıtma Tesisleri'nde 72 bin 772 metreküp arıtılmış su üreterek talepte bulunanlara ulaştırdıklarını söyledi. Başkan Altay, su tasarruf bilincinin arttırılması için çalışmaya devam ettiklerini vurgulayarak, "Hemşehrilerimizle birlikte Konyamızı su tasarrufunda da öncü şehir yapacağız." dedi.

Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, kurak bir dönem geçiren Konya'da suyun tasarruflu kullanılması amacıyla çalışmalar yürütüyor.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, vatandaşlarda su tasarruf bilincini artırmak için KOSKİ bünyesinde çalışma yürüttüklerini ve önemli sonuçlar aldıklarını söyledi. Başkan Altay, "2.3 milyon nüfusun yaşadığı 31 ilçemizde 36 milyon metre uzunluğundaki 6 farklı su şebekesini ve 3 binden fazla üst yapı tesisini sorunsuz bir şekilde kontrol ediyoruz. Yeni Büyükşehir Yasası'nı en başarılı biçimde uygulamaya çalışıyoruz. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak hemşehrilerimizin sağlıklı, temiz, ulaşılabilir ve uzun ömürlü su ihtiyacını karşılamak için yoğun bir mesai harcıyoruz." dedi.

"13 MİLYON METREKÜP SUYUN BOŞA AKMASINI ENGELLEDİK"

Su şebekelerindeki kayıp-kaçakları önlemek amacıyla son teknoloji ürünler kullandıklarını ifade eden Başkan Altay, "KOSKİ Genel Müdürlüğümüz yoğun emek sarf ederek; kuyulardan, barajlardan iletim hatları ile arıtma tesisine; depo-pompa sistemleriyle şebekeye verilen suyun kaynağından son kullanıcıya kadar güvenli bir şekilde ulaşmasını sağlıyor. Konya merkez ve 28 ilçe merkezinde kayıp kaçakları en aza indirerek 2020 yılında 13 milyon metreküp suyun boşa akmasını engelledik. Bu sayede su israfını önlemiş olduk. Emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. " diye konuştu.

"SUYUN İHTİYAÇTAN FAZLA KULLANILMASININ ÖNÜNE GEÇİYORUZ"

Başkan Altay; evsel, endüstriyel ve tarımsal amaçlı sarf edilen suları tekrar kullanıma kazandırdıklarını söyleyerek, "Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğümüz, Mor Şebeke Sistemi ile 2020 yılında 72 bin 772 metreküp arıtılmış su üreterek talepte bulunan hemşehrilerimize ulaştırdı. Öte yandan, abonelik işlemleri için KOSKİ Genel Müdürlüğü'ne gelen hemşehrilerimize tasarruflu su aparatı olarak da bilinen perlatörlerden dağıtarak, yaklaşık yüzde 90 oranında su kaybını önledik. Bu aparatları da olarak verdik. Kademeli tarife uygulamasına geçiş yaparak suyun ihtiyaçtan fazla kullanılmasının da önüne geçmiş olduk. " şeklinde konuştu.

KÜLTÜREL YAYINLARLA SU TASARRUFU ÇAĞRISI

Su tasarruf bilincinin arttırılması için sosyal, sanatsal ve kültürel çalışmalar da yaptıklarını vurgulayan Başkan Altay, "Başta çocuklar olmak üzere; tüm hemşehrilerimizi su tasarrufuna yönlendirerek Gökbayrak Projesi'yle suyun önemini aktardık. Üç ayda bir yayınlanan Çocuksu Dergisi, su tasarrufunu konu alan tiyatro oyunları, uzun ve kısa metrajlı filmler, kitaplar, çocuksu.org.tr sitesi, broşür, afiş, bilboard, radyo, televizyon spotları ve sosyal medya postları ile susuzluğun yalnız bugünün değil, geleceğimizin sorunu olduğu anlatıyoruz. Çocuklar tarafından beğeniyle takip edilen 'Emiray' çizgi dizinde de su tasarrufunun önemi dikkat çektik. İnşallah hemşehrilerimizle birlikte Konyamızı su tasarrufunda da öncü şehir yapacağız." dedi.

 

TV2 kanalının Fenomen yarışması "Kelime Oyunu" Ali İhsan Varol’un keyifli sunumuyla ekranlara geliyor. 

Bozkırlı Youtuber Hasan Ay'ın Youtube üzerindeki videolarını yakından takip eden "Kelime Oyunu" yarışmasının  sunucusu Ali İhsan Varol özel misafir yarışmacı olarak Ay'ı konuk aldı. 

"Kelime Oyunu" Ali İhsan Varol yarışmanın başlangıcından Hasan Ay'ın videolarından izlediği kadarıyla Karacahisar ve Bozkır Cuma Pazarımızı öve öve anlattı. 

"Kelime Oyunu" Ali İhsan Varol ile Hasan Ay'ın yarışmasında yarışmadan çok eğlence dolu anlar yaşandı. 

Sırıstat Haber Merkezi ailesi olarak Bozkır ilçemizin tanıtımına katkılarından dolayı Hasan Ay kardeşimize teşekkür ederiz. 

İbn-i Sina bir gün sokakta arkadaşlarıyla oyun oynarken, oyun oynamasının doğru olmadığını gidip ders çalışması gerektiğini söyleyen kişiye verdiği cevap, çocuklarda oyunun ne kadar gerekli olduğunu anlatmaktadır:

 "Her dönemin bir özelliği vardır. Çocukluk döneminin özelliği de oyundur. Her yaşında gereğini yapmak gerekir."

Çocuklar, yaratılışları gereği oyun oynamaya meyillidirler. Çocuklar, uyku ve beslenmenin dışındaki zamanlarının büyük çoğunluğunu da oyun oynayarak geçirirler.

Çocukluk döneminin en önemli özelliği oyun oynamaktır. Çocukların fiziksel gelişimleri için beslenme ne kadar önemli ise ruhsal gelişimleri için de oyun o kadar önemlidir.

İbni Sina ise çocuklardaki oyunun gerekliliğini şu cümlelerle ifade etmektedir: "İki-altı yaş döneminde çocuğun oyun ihtiyacı çoğalır. Bu dönemde çocukların istekleri dikkate alınmalı arzuları yerine getirilmelidir. Çocuk yaşlarda oyun zaruridir. Ancak on dört yaşından sonra azaltılması gerekir." der.

Çocuklar için vazgeçilmezler arasında olan oyun, her yaş çocuk için gereklidir. Çocuğun kendini tanımasından tutun da toplumun değerlerine kadar her şeyi oyunla öğrenirler.

Çocukların oyunlarını boşa geçirilmiş zaman olarak görmek yerine; çocukluklarını yaşayıp kendilerine güvenmelerine, paylaşmalarına, sorumluluk almalarına, çevresiyle iletişim kurmalarına, başkalarının haklarına saygı gösterip kendi haklarına razı olmalarına, kendi yeteneklerinin farkına varmalarına, ânı dolu dolu yaşamalarına fırsat verilmelidir.

Hayata erken atılıp zengin olan işadamları, maddi olarak her şeyleri olduğu halde çocukluğunu yaşayamamanın sıkıntılarını her zaman dile getirmişlerdir.

Oyuncakçı dükkânında çocuklarına oyuncak almaya çalışan bu tür anne babaların; çocuğundan daha çok içindeki çocuğu tatmin etmek için oyuncağa baktığını ve ona göre oyuncak seçtiğini bilmeyenimiz yoktur. Yine çocuklarıyla oyun oynayan bir babaya eşinin; "Bey, sen çocuklardan da çocukmuşsun!" sözü bunu en güzel şekilde ifade etmektedir.

Çocuklara sürekli; "Ödevlerini yaptın mı ya da derslerine çalıştın mı?" diye sorular sorarak, çocukluklarını yaşamalarını engellememek gerekir. Bunun yerine; "Çocuğum bugün doya doya oynadın mı?" diyerek, ileride oluşabilecek bir eksikliği gidermeleri gerekir.

Elli yaşında bir adamın üniversiteyi kazanabileceğini, okuma yazma öğrenebileceğini, sanat sahibi olabileceğini hatta ünlü bir işadamı ya da ünlü bir sanatçı olabileceğini düşünebiliriz. Ancak elli yaşındaki birinden ne çocukluğunu yaşamasını bekleriz ne de yaşayabileceğini tahmin ederiz.


Sami Çelik kimdir? Sami Çelik kaç yaşında, nereli? Sami Çelik hayatı ve biyografisi

Son günlerde gündeme gelen isimlerden Sami Çelik'in hayatı merak ediliyor. Peki, Sami Çelik kimdir? Sami Çelik kaç yaşında, nereli? Sami Çelik hayatı ve biyografisi

İşte Sami Çelik hakkında merak edilenler

SAMİ ÇELİK KİMDİR?

1967 doğumlu sanatçı Sami Çelik 4 çocuklu ailenin en küçük ferdi olarak Konya Bozkır Çağlayan Kasabası'nda dünyaya gelmiştir.

Memleketi'nde senelerce yorgan ustası olarak iş hayatını sürdürmüş aynı zamanda folklor ekiplerinde bağlama ve keman çalarak sanatını icra etmiştir. Ardından Seydişehir'de Grup Set Orkestrası'nda şarkı söylemeye başlamıştır. Bu dönemde Seydişehir Musiki Cemiyeti'nde Nazariyat dersleri almıştır.1992 yılında ise İstanbul'a giderek profesyonel müzik hayatına adım atmıştır. İstanbul'da çalgı aletleri ve şan eğitimi almıştır. 

İlk albümünü 2002 yılında Yalan ismi ile müzik piyasasına sürmüştür. Albümdeki 10 şarkının sekiz tanesi kendisine aittir. 2006 senesinde ise Unuttum Seni albümü'nde tüm eserler kendisine aittir. Son albümü ise Samimi Türküler'dir.Mavikaradeniz TV, Flash TV ve Medya TV'de Samimice adlı müzik-eğlence programlarını hazırlamış ve sunmuştur.2018 yılında vizyona giren Parayı Bulduk isimli sinema filminde rol almıştır.Sami Çelik evlidir ve bir evladı vardır.

2 metreyi aşkın kar vardı, evler bile kar altında kalmıştı. Geçen yıl tam da bu zamanlar yoğun kar yağışı ve fırtınanın etkili olduğu Taşkent, Hadim ve Bozkır ilçelerinde bin 200 civarında elektrik direği yıkılmıştı. 3 ilçede aynı sorunun yaşanmaması için hummalı bir çalışma yürütüldü.


2020 yılı Ocak ayı… Görüntüler Taşkent, Hadim ve Bozkır İlçelerinden…Üç ilçede etkili olan yoğun kar yağışı ve fırtına direkleri devirmiş, enerji nakil hatları büyük ölçüde hasar görmüştü.  

Yaklaşık bin 200 elektrik direğinin yıkıldığı Taşkent, Hadim ve Bozkır’a bağlı bazı mahallelere bir süre elektrik verilemedi…  

Konya Bozkır MEDAŞ İşletme Sorumlusu Ali İnce geçen 1 yılın ardından bütün zorluklara rağmen çalışmalarını tamamladıklarını söyledi. 

Kış mevsiminin çetin geçtiği ilçelerde yeni bir planlama yapıldı. Elektrik direkleri arasındaki mesafeler kısaltıldı. 


Kaynak: KonHaber


Konya, Karaman, Niğde ve Aksaray'da yarın kuvvetli rüzgar ve fırtına uyarısında bulunuldu.Konya'ya kuvvetli rüzgar ve fırtına uyarısıReklamMeteoroloji 8. Bölge Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Konya, Karaman, Niğde ve Aksaray'da rüzgârın 12 Ocak 2021 Salı günü güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli, zaman zaman fırtına (50-70 km/sa), Konya'nın batısı ile Karaman il genelinde yer yer tam fırtına (70-100 km/sa) şeklinde esmesi bekleniyor.

Bu nedenle, meydana gelebilecek ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması, baca gazı zehirlenmesi ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekiyor.

Uzaktan eğitime devam edilen şu günlerde, Konya'nın Ahırlı ilçesinde, Ahırlı Atatürk İlkokulu'nda projeler hız kesmeden devam ediyor.


Ahırlı Atatürk ilkokulu'nda Benim Masalım Benim Kahramanım adlı eTwinning projesi etkinlikleri devam ediyor. Farklı okul ve şehirlerden 10 öğretmenin bir araya gelerek yürüttüğü proje uzaktan eğitim döneminde de faaliyetlerine ara vermeksizin sürdürüyor. Ahırlı Atatürk ilkokulu'nda Esma ULUĞ ve Ömer ULUĞ'un yürüttüğü projede Anadolu Masalları gün yüzüne çıkarılarak, masalları çocukların da öğrenmesi sağlanıyor.

Proje kurucusu Ömer ULUĞ :"Unutulmaya yüz tutmuş, hatta çoğunu büyüklerin bile duymadığı masalları çocuklarımızla buluşturup, masallar üzerine etkinlikler yapıyoruz. Ayda iki kez masal gecesi düzenleyerek farklı şehir ve okullardan yüzlerce öğrenciyi çevrimiçi platformlarda bir araya getiriyoruz. Anadolu Masallarını gelecek nesillere aktarmada bir köprüde biz kurmak istiyoruz. Süreç içinde masalları anlamaya yönelik bir çok etkinlik yaptık.Çocuklar kendi masallarını yazdılar ve resimleyerek sanal kitap haline getirdiler. Hatta kendi sesli masal kitabımızı oluşturduk.  Nisan Mayıs aylarında da Anadolu Masalları resim sergisini açmak istiyoruz." diyerek sözlerini tamamladı.

Benim Masalım Benim Kahramanım projesinin çalışmalarına web sitesinden ulaşabilirsiniz.

https://benimmasalimbenimkahramanim.weebly.com/

Milli Eğitim Bakanlığının ülke genelinde yapmış olduğu duyurusu sonrasında 81 il ile beraber Konya'nın Bozkır ilçesinde de tüm okulların katılımı ile bayrak töreni gerçekleştirildi ve Bayrak Töreni sonrasın da İstiklal Marşı okundu.  

Bozkır İlçe Milli Eğitim Müdürü ve Bozkır İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü de Bozkır Vali Kemal Katıtaş İlkokulunda törene katıldı.


Malumunuz 30 yıllık iktidarı -daha doğru bir ifade ile Ateşten Gömleği giydiği-döneminde pek çok muhalifi olan Sultan II. Abdülhamid'e muhalefet eden İslamcı düşünürleri özellikle Mehmet Akif'i bu yazımızda ele alacağız.    

Derdimiz iki tarafı da yargılamak değil ama fikirlerini analiz etmektir. Mehmet Akif İslam'a bütünüyle bağlı, İstiklal Marşını yazacak kadar vatansever bir Osmanlı şairi ve mütefekkiridir. Düşüncelerini özgürce ifade etmeyi önemser ve İslam dininin halk iradesini benimsediğini belirtir. Sultan II. Abdülhamit ise kendinden önce bir amcasına yapılan darbeyi görmüş aynı zamanda biraderinin darbecilerin elinde düştüğü halleri gözlemlemiştir. Meşrutiyet meclisinde her milletten unsurun çeyrek Türkçe ile devlet yıkılsın nidalarını duymuştur. Bu sebeple ülkeyi emin eller yönetinceye kadar Meşruti- meclis ve padişah bir arada- yönetimin ertelenmesini savunmaktaydı. Dindarlık ve milli duygular konusunda Mehmet Akif'ten kalır yanı yoktu…. Peki bu ortaklıklara rağmen neden muhalif olmuşlardı.                                 
En önemli neden Abdülhamid'in devlet adamı olarak sorumlulukları vardı. Yapacağı bir hata devleti yıkabilecek bir süreci getirebilirdi. Mehmet Akif ise edebiyatçı kimliği ile gerektiğinde devlete hizmet ediyor ama bir padişah sorumluluğu taşımıyordu. Abdülhamid'i anlamaya çalışmak gibi bir derdi söz konusu değildi. Çünkü "ideal" olanı istiyordu. Ama idealler ile gerçek hayat çatışıyordu. Abdülhamid gerçeği hep ensesinde hissetti. Sarayının dibinde Rus gemilerini de gördü. Camiden çıkarken kendini öldürmek isteyeni de. Mehmet Akif bunların hiçbirini yaşamadı ve yaşaması mümkün değildi. Adına istibdat dedikleri yönetim ülkeyi 30 yıl ayakta tutmuştu. Bu 30 yıllık sürecin mimarını getirdikleri özgürlük(!) döneminde ödüllendirip(!) ev hapsine tıkmışlardı. Sonraki özgürlük dönemi takriben 10 yıl sürmüş -1918 sonrasını saymıyorum. Çünkü devletin beyin ölümü gerçekleşmişti- netice itibariyle devlet batmıştı. Mehmet Akif bu süreçte devleti için elinden geleni yapmıştır. 

1921'de İstiklal Marşını yazmış ve Türk milletinin en güçlü sesi olmuştur. Fakat daha sonra Milli Mücadeleyi kazandıran ruhun yüzüne bakılmayınca Mehmet Akif gönüllü bir sürgün misali Mısır'ın yolunu tutmuştur. 1936 yılında ülkeye geri dönmüştür. İstiklal Marşının maddi ödülünü kendi istememiş manevi ödülünün yerine Akif'e ıstırap olma yöntemi tercih edilmiştir. Tıpkı muhalefet ettiği Sultan II. Abdülhamid gibi gerici gibi sıfatlarla yaftalanarak ebedi aleme göçüp gitmiştir. İki büyüğümüzün de kaderi aynı olmuştur. Bu arada İstiklal Marşındaki "Hak" kavramından dolayı değiştirilmesi teklifinin gelmesi ayrı bir yazıda incelenecektir.

Güne Dair: Bu yazı yazıldığı günlerde Sözcü gazetesinin Ayasofya'nın camiye dönüşünü "Felaket" olarak değerlendirmesinin Laiklik ilkesine aykırı olduğunu belirtmek isterim. İlkeler meselesi ayrıca işlenecektir.        

Selam ve dua ile…

Mustafa AK
Bozkır Anadolu İmam Hatip Lisesi Tarih Öğretmeni
[email protected]

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, gecesini gündüzüne katarak koşturan, devletinin ve milletinin yanında saf tutan, hak ve hakikatten ayrılmayan tüm medya mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutladı.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay'ın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle yayımladığı mesajı şöyle:

"10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü sadece Türkiye'ye özgü olmasından dolayı farklı ve özel bir öneme sahiptir.

Objektif, çok sesli, etkin, seviyeli bir medyanın kamuoyunu doğru bilgilendirme amacıyla ifa ettiği görev göz ardı edilemez. Dünyadaki gelişmeleri iyi okuyan, halkı doğru ve eksiksiz bilgilendiren, sağlıklı bir kamuoyunun oluşmasına katkı sağlayan medya, demokratik toplumun olmazsa olmazıdır.

Gazetecilik; mesai kavramı olmayan, kamu menfaatlerinin daima önde tutulduğu, fedakârlık ve özveri isteyen bir meslektir. Özel yetenek, meslek aşkı ve üstün kabiliyet gerektiren bir iş kolu olarak değişen dünya koşullarına hızlı uyum sağlamayı gerektirmektedir.

Konya'mız ülkemizin medyası en güçlü şehirlerinden biridir. 1,5 asırlık bir gazetecilik geçmişine sahip olan şehrimiz, son yıllarda artan çeşitlilikle Türkiye'de adından söz ettirmektedir. Pandeminin zor koşullarında, durup dinlenmeden, vazifesini aksatmadan çalışan şehrimiz medya çalışanlarını yaptıkları başarılı hizmetlerinden dolayı tebrik ediyorum.

Gecesini gündüzüne katarak koşturan, devletinin ve milletinin yanında saf tutan, hak ve hakikatten ayrılmayan tüm medya mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutluyor; sağlık, afiyet ve mutluluk diliyorum."