Hükümet Konağı önünde düzenlenen tören ile 19 Eylül Gaziler Günü kutlandı.

Bozkır Kaymakam Vekili Tanju Çanakcıoğlu,Bozkır Belediye Başkanımız Sadettin Saygı,Gazilerimiz,STK Temsilcileri ve ilçe protokolün katılımıyla saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan tören İlçe Jandarma Komutanlığının günün anlam ve önemini anlatan konuşmasının akabinde çocuklarımızın şiirlerini okuması ile son buldu.


Konya'da leğenler üzüm pekmezi için kaynıyor. Kış aylarının vazgeçilmezi pekmez birçok mahallede kaynamaya başladı

Sofralarda yerini alana kadar birçok aşamadan geçen hepsi de oldukça zahmetli olan pekmezin yapımına Konya'da birçok mahallede başlanıldı. Pekmez Üreticisi Havva Yavuz 20 kasa üzümle 5 günde 5 kişi olarak pekmezi kaynattıklarını belirterek, " Üzümler olduktan sonra pekmez yapacağın zaman üzümleri kesersin. İçindeki kuruları, kuş yeniğini çürüklerini ayıklarsın. Sonra ayıkladığın iyi üzümleri kasalara koyarsın. Ondan sonra suyla güzelce yıkarsın. Toprağını çuvallara döküp çiğnersin. Çırası çıkar, çırayı kovadan harana dökersin kaynar iyice, kaynatırken eğer taşacak gibi olursa taşmasını engellemek amacıyla üstüne çok az miktar su serpiştirirsin, kaynadıktan sonra dinlenir bu sırada çamuru tabanına çöker. Yüzünün şerbeti büyük leğene boşaltılır. Buna tavada diyenler olur biz leğen diyoruz. Büyük leğende kaynatırsın pekmez olduktan sonra da harana alırsın soğuduktan sonra da kaplarına dökersin. 1 sene 2 sene yersin bozulmaz ama tam kıvamını bulacak" dedi.

'HER ÇEŞİT ÜZÜMDEN PEKMEZ OLUR'

Pekmez yapım aşamalarında olan Havva Yavuz'un oğlu İsa Yavuz pekmezin her tür üzümden yapılabileceğini ifade ederek, "Pekmez için en uygun üzümler; Siyah pekmez üzümü, dökülgen, su üzümü bunlar ince kabuklu olduğu için daha elverişlidir içinin şerbeti de bol olur en ideal pekmez bu üç tür üzümden olur. Köle doyuran cinsi üzümler yemek için daha iyi olur ama pekmezde yapılır, kabukları sert olduğu için çiğnemesi diğerlerine göre zordur. Köle doyuran ve akbaş cinsi üzümler daha geç erer. Çekirdeklisinden de çekirdeksizinden de her çeşit üzümden pekmez olur" diye konuştu.

'TOPRAĞIMIZI BOZKIR'DAN GETİRİYORUZ'

Havva Yavuz üzümün pekmez ve topraktan yapıldığını, su kullanılmadığını yapılan kapların dahi kuru olması gerektiğini, her yörenin herkesin pekmez için kendisine göre kullandığı bir toprak olduğunu dile getirip, "Bizim kullandığımız toprak Bozkır'ın Akyokuş' undan geliyor. Oradan kazıp getiriyoruz. Biraz zahmetli de olsa bildiğimiz yerden almak iyi oluyor. Toprağın birçok kısmı oluyor. Biz pekmezde kullanmak için beyaz kısmını alıyoruz " şeklinde konuştu.

'PEKMEZİMİZ YÜZDE YÜZ DOĞAL'

Pekmezin kaç gün süreceğini pekmezin miktarının belirleyeceğini söyleyen İsa Yavuz, "Yapılacak pekmeze göre günü değişiyor. Üzümün çok olursa uzun sürer, az olursa ona göre sürer. Pekmez yapmak üzümün miktarına göre 1 gün bile sürebilir. Pekmez işi yorucu bir iş ama en sonunda tabağındaki pekmeze ekmekle banarken bütün yorgunluğun gidiyor. Pekmezimizi öncelikle kendimiz yemek için yapıyoruz ama satıyoruz da. Doğal pekmezin değerinin, vermiş olduğumuz bu emeğe karşılık 50 TL'den aşağı olmaması lazım. Piyasa da içerisinde şeker bulunan 15 TL'ye de pekmez var. Bizim pekmezimiz yüzde yüz doğal. Pekmezimizin değeri 40 TL" diyerek sözlerine son verdi. (PUSULA)

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, "Şehitlerimiz ve gazilerimiz istiklâlimizin temelidir. Ezanlarımız gök kubbemizi şereflendiriyorsa, bayrağımız vatanımızda özgürce dalgalanıyorsa şehitlerimiz ve gazilerimiz sayesindedir." dedi.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Başkan Altay'ın mesajı şöyle:

"Bugün bu topraklar üzerinde yaşadığımız her güzel duyguda, aldığımız her nefeste, attığımız her adımda kahraman şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakârlıkları vardır.

'Ölürsem şehit kalırsam gazi' anlayışıyla girdikleri her mücadelede zaferden zafere koşan ecdadımız, şehitlik ve gazilik ateşiyle harmanlanan nice yüreklere ilham olmuştur.

Geçmişte olduğu gibi yakın tarihimizde de Kore'de, Kıbrıs'ta, 15 Temmuz'da, sınırlarımızın korunmasında ve terörle mücadelede vatanı için mücadele eden tüm kahramanlarımızdan ve ailelerinden Allah razı olsun.

Şehitlerimiz ve gazilerimiz istiklâlimizin temelidir. Bugün ezanlarımız gök kubbemizi şereflendiriyorsa, bayrağımız vatanımızda özgürce dalgalanıyorsa ve bizler bu güzel ülkede huzur içinde yaşıyorsak şehitlerimiz ve gazilerimiz sayesindedir.

Bu sebeple tüm şehit ve gazilerimizin aziz hatıralarını yaşatmak, bizlere düşen en önemli görevlerdendir.

Bütün gazilerimizin 19 Eylül Gaziler Günü'nü kutluyorum. Şehitlerimize ve vefat eden gazilerimize Allah'tan rahmet diliyor, yaşayan gazilerimize sağlıklı bir ömür diliyorum."

Muhterem Müslümanlar!

Allah Resûlü (s.a.s)'in âdetiydi. Medine pazarına gider, oradaki insanlarla hasbihal eder ve pazarın durumunu kontrol ederdi. Yine böyle bir gün pazar yerinde dolaşırken bir buğday satıcısına rastladı. Buğday yığınını eliyle yokladı. Üstü kuru olan buğdayın altı ıslaktı. Sebebi sorulduğunda satıcı, buğdayların yağmurdan ıslandığını söyledi. Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) satıcıyı şöyle uyardı: "Öyleyse insanların görmeleri için ıslak olan kısmı üste koyman gerekmez miydi? Bizi aldatan, bizden değildir!"[1]


Aziz Müminler!

Yüce dinimiz İslam, helal ve meşru yollarla kazanç temin etmemizi emreder. Allah rızasının, kul hakkının, helal-haram hassasiyetinin gözetilmediği her türlü alışverişi ise yasaklar. Nitekim hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır: "Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksız yollarla değil, karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle yiyin, haram ile kendinizi mahvetmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir."[2]

Kıymetli Müslümanlar!

İslam'a göre ticaret ahlâkının en önemli ilkesi doğruluk ve dürüstlüktür. Mümin, elinden ve dilinden diğer insanların emin olduğu kimsedir. Mümin işinde, gücünde, ticaretinde daima güven verendir. O, alırken de satarken de doğru ve dürüst olduğu ölçüde Allah'ın rızasını kazanacağını bilir. Yalan ve hileye asla tevessül etmez. Zira yalan ve hile ile elde edilen malda hiçbir hayır yoktur.  

Değerli Müminler!

Allah'a ve ahiret gününe inanan bir mümin, işinde ve ticaretinde harama ve gayr-ı meşru kazanç yollarına başvurmaz. Ölçü ve tartıda adaletsizlik yapmaz. Malını satmak için yemin etmez. Karaborsacılık yapmaz, fırsatçı davranmaz. Fâhiş fiyatlarla insanları mağdur etmez. Alışverişte fiyatları kızıştırmaz, başkasının pazarlığını bozmaz. Hâsılı, dünya hırsına kapılıp da harama bulaşmaz.

Aziz Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: "Dürüst ve güvenilir tüccar, peygamberler, sıddîklar ve şehitlerle beraberdir."[3] O halde geliniz, fani olan bu âlemde dünyalığımızı kazanırken ahiretimizi unutmayalım. Boğazımızdan bir lokma dahi haram geçirmeyelim. Hanelerimiz ve sofralarımız helalle bereketlensin. Ahlakımız iktisat ve itidal, şükür ve kanaat olsun.

Hutbemi özünü İslam'ın evrensel ilkelerinden alan Ahilik Müessesesi'nin şu öğütleriyle bitiriyorum: "Eline, diline, beline sahip ol! Kapını, kalbini, alnını açık tut! Eşine, işine, aşına özen göster. Harama bakma, haram yeme, haram içme! Yanlış ölçme, eksik tartma! Dünya malına tamah etme! Kuvvetli iken affetmesini, hiddetli iken yumuşamasını bil!"


________________________________

[1] Müslim, İman, 164.

[2] Nisa, 4/29.

[3] Tirmizî, Büyû', 4.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Büyüme ve gelişme döneminde kuraklığa çok dayanıklı bir bitki olan adaçayı Ahırlı ve Bozkır'da yetiştirilecek.

Deneme ekimi olarak başlatılacak olan üretim 200 dekar alanda gerçekleştirilecek. Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: "Göksu Taşeli Havzası Kalkınma Projesi (GTHKP) kapsamında, sözleşmeli üretim modeliyle adaçayı üretimine başlanıyor. Proje Ahırlı ve Bozkır ilçelerinde demonstrasyon olarak başlatılacak ve her iki ilçeden toplam 19 çiftçiye sözleşmeli üretim modeli ile DİTAP üzerinden yapılacak olan sözleşmelerle yaklaşık 200 dekar alanda ekim yaptırılacak. Demonstrasyon sözleşmelerini imzalayan çiftçilere fideler proje kapsamında tamamen ücretsiz olarak ve alım garantili temin edilecek.  Programın ilk eğitimi Bozkır'ın Hamzalar Mahallesi'nde verildi. Fide dağıtımı ve dikimler Ekim ayı başında yapılacak. 

Üretim GTHKP ilçe Çiftçi Destek Ekiplerince sürekli kontrol edilecek ve üreticiler, sözleşme boyunca eğitimlerle desteklenecek" denildi.  AB Haber Merkezi

Çekimleri Bozkır ve Hadim ilçelerimizde gerçekleştirilen y
önetmen Ali Özel'in Filmi "Bozkır" 16 Eylül Perşembe bugün akşam 22.00'de TRT 2 ekranlarında olacak. Bölgemizden bir başka güzel film için Bozkırlıları ekran başına bekleriz.

Köyde yaşayan Ahmet'in, evi ve karısının bahçedeki mezarı ile sarılmış bir hayatı vardır. Ahmet'in yaşadığı köyde gerçekleştirilen baraj çalışması, köyün tahliye edilmesini gerektirir. Ahmet'in yeğenleri, köyden ayrılmaya yanaşmayan adamı ikna etmeye çalışsalar da başarılı olamazlar. Her türlü yolu deneyen Ahmet'in yeğenleri, son olarak Ahmet'in yıllardır görüşmediği oğlu Harun'u köye çağırır. Yıllardır babası ile görüşmeyen Harun, annesinin ölümünden babasını sorumlu tutmaktadır. Bu yüzden Ahmet ile Harun'un yıllar sonra bir arada bulunması pek de sorunsuz olmaz. Annesinin mezarının sular altında kalmasını istemeyen Harun, mezarın taşınması ister. Ahmet ise bu fikre pek sıcak bakmamaktadır. Karar vermek için az bir zamanı kalan Ahmet ve Harun, bu süreçte kendileriyle ve geçmişle hesaplaşacaktır.

Yönetmen: Ali Özel

Oyuncular: Ahmet Özel, Hakan Emre Ünal, Mücahit Koçak

Yapım Yılı, Ülke: 2019, Türkiye



 Rabbimiz "Yaratan Rabbini adıyla oku!", Peygamber Efendimiz (s.a.v)'de   "İlim Çin'de olsa gidip alınız!" buyurunca atalarımız da okudular. Okumakla kalmayıp yazdılar.

İbni Rüşd kitap okumadan geçen sadece iki gecesi vardır; biri evlendiği, diğeri de babasının vefat ettiği gece? İbni Rüşd de sadece okumakla kalmayıp kitaplar da yazdı.

Mevlana Celaleddin-i Rumi; bilgi dağarcığına yeni bilgiler katıp Mesnevi'yi yazabilmek için gece gündüz okumuş.

 "Bir mümin üç gün art arda ilim öğrenmeyi, kitap okumayı keserse - fark etmese de- manevi halleri alt üst olur".  diyen İmamı Gazali'nin hayatı kitap okumak ve yazmakla geçmiştir.

 Kaleme aldığı 1000 kitaptan sadece 400'ü günümüze kadar ulaşmış. Günümüze kadar gelen 400 kitabın sayfasını da İmamı Gazali'nin ömrüne bölündüğünde bir güne 18 sayfa düşmektedir. Günümüzdeki teknolojinin  "t" sinin ve "Delete" tuşunun olmadığı bir çağda kâğıda, silgisiz ve divitle günde 18 sayfa yazmıştır.

Fahreddin Razi; o kadar çok kitap okurmuş ki çoğu zaman yemeğini kitap okuyarak yermiş. Okumakla kalmamış gelecek nesillerin okuması için de geriye iki yüz eser bırakmıştır. Günde ortalama 15-20 sayfa yazan Fahreddin Razi'nin yazdığı kitapları yığsak, boyumuzu aşar. Sadece tefsire dair yazdığı eser (Tefsir-i Kebir) 20.000 sayfadır.

Yaklaşık 300 eser bırakan Şeyhülislam İbn-i Kemal de günde ortalama 20 sayfa yazarken; teknolojinin tüm imkânlarını kullandığımız çağda acaba bizler günde 20 sayfa kitap okuyabiliyor muyuz?

 Yüzyıllar boyunca, hem Avrupa, hem Anadolu ve hem de İslam coğrafyasındaki tıp okullarında temel kitap olarak okutulan "el-Kânûn fi't-Tıbb"ın yazarı İbn-i Sina 270 eseri yazabilmek için geceleri sürekli kitap okumak ve yazmakla meşgul olurmuş. Uykusu gelince de kalkıp bir bardak su içer yeniden çalışmaya koyulurmuş.

Kâtip Çelebi "Mumlar tükenir, güneş doğar, ben hala okurdum. Gözüme uyku girmezdi" dermiş.

İsmail Hakkı Bursevi mum ışığında 161 eser yazmıştır. Avrupalıların beş ömre sığmaz, üç yılda yazılmaz dedikleri bu kitapları yazmak için Bursevi hazretleri kaç kitap okuduğunu ise Allah bilir.  

Ahmet Mithat Efendi 226 kitap yazmış ve okumaya düşkünlüğünden dolayı da "Ayaklı Kütüphane" denmiş.

340 dan fazla eser bırakan İbnü'l Cezvi; "Okuduğu kitap sayısının 25 bini geçtiği" ifade etmiş.

"Ben bu ilme ancak saygı ile ulaştım. Abdestsiz bir kâğıdı bile elime almadım" demiş İmam Hulvani.

İbn-i Teymiye kitap okurken ve yazarken uyumamak için saçlarını uzatır bir çiviye bağlarmış. Uykusu gelip başı düşünce saçlarının çekmesi ile canı yanarmış. Böylece kitap okumak için uykusunu kaçırmaya çalışırmış.

Ömer Nasuhi Bilmen: "Küçük yaşlardan itibaren elime geçen tüm kitapları bir gecede okuyup bitirirdim. Kitap okumaktan gözlerim kan çanağına dönerdi. Gecenin geç saatlerinde gelen annem lambanın camlarını siler, 'artık yeter, kalk yat!' diye lambanın ışığını söndürürdü." demiştir.

 

Tarih evet tarihçilere bırakılamayacak kadar kutsal bir siyaset aracı. Aslında yazdığım cümlenin Türkiye şartlarında kimsenin işine gelmediğini de biliyorum. Ülkede hiçbir alanın asıl sahibine bırakılamayacak kadar önemli olduğunu biliyorum. Daha doğrusu her şey siyaset için bir araç. 

Dün Ermeni meselesi tartışması oldu. Tartışan kim? İngilizler 1918-22 arası İstanbul'da at oynattı. Bizim katliam yaptığımıza dair belge bulamadılar. Bulsalardı ne yaparlardı siz daha iyi biliyorsunuz. Sadece bizim katliam yapanları cezalandırma emirlerimizi ve uygulamalarımızı buldular. Ama biz olduk soykırımcı. Özetle tarih siyasetin alanı olmuştu.

Sosyal paylaşım ağlarında Edremit'in kurtuluşu ile ilgili bir video dönüyor. Orada çarşaflı bir kadın zincire vurulmuş bir halde. Daha sonra efeler onları kurtarıyor. Bir partinin belediye meclis üyesi olana bitene tepki gösteriyor. Olaya sosyal ağlarda tepkiler geliyor. Meselenin ideolojik boyutuna girmeyeceğim. Çünkü bizim ülkede her siyasi görüşün buna benzer güzide(!) uygulamaları var. Bugün onlara ise yarın size. O yüzden kimse masum değildir. Bu uyarılar hepimize. 

Gelelim işin ilmi boyutuna tarih öğretiminde kullanılan drama diye bir teknik var. Olayın canlandırılması anlamına geliyor. Öğrenci aktif olarak katılım sağladığı için öğrenmenin kalıcı olduğu bir tekniktir. İmkânlar dâhilinde kullanımı tavsiye edilir. Balıkesir Edremit'te yapılmaya çalışılan faaliyet kısaca bu. Ama olayda kadın unsurunun kullanım şekli ve daha doğrusu verilmeye çalışılan mesaj amacının dışında. Art niyet var mı sorusunun cevabını sizlere bırakıyorum. Edremit vb. yerlerin kurtuluşu ile ilgili sade, basit ve anlaşılır bir senaryo üretmek için Yeşil Deniz dizisindeki bir sahneyi şiddetle tavsiye ederim. Hayali kasaba Yeşilova yani İzmir Birgi'nin kurtuluşunu canlandırdıkları sahneler gayet güzel örnekler. Olay sonrası verilen tepkilerin haklı olduğunu kadın ve çarşaf unsurunun orada tarih şuuruna hizmet etmediğini düşünüyorum. Yapanların da tarihi çok ta düşünmediklerini biliyorum. Çünkü tarih, tarihçilere bırakılamayacak kadar kutsal bir silahtır. O yüzden tarihi en iyi siyasetçiler bilir. 

Selam ve dua ile…

 


KONYA (AA) - Konya'nın Bozkır ilçesinde Mustafa Öztunç İlkokulunda 2021-2022 Yılı İlköğretim Haftası düzenlenen etkinliklerle kutlandı.  

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan tören, Okul Müdürü Yüksel Uyar'ın günün anlam ve önemini içeren konuşması ve öğrencilerin şiir okumasıyla devam etti.

Okul Müdürü Yüksel Uyar konuşmasında; "Geleceğimizin teminatı öğrencilerimize ilk can suyu olarak eğitim vermeye başlayacağımız ilköğretim haftasına erişmenin mutluluğunu ve heyecanını içerisindeyiz.  

Ulu Önder Atatürk'ün dediği gibi ilköğretim meselesi demek, vatan, millet, bayrak meselesi demektir. İlköğretim meselesi bir millet için bağımsız ve var olma meselesidir. Bu anlamlı sözlerin idraki içinde bulunduğumuz sorunların ancak eğitimle çözüleceğine ve ülkemizin aydınlık, mutlu yarınlara ancak eğitimle şahlanacağına inancımız tamdır.

Bu vesile ile tüm öğretmen ve öğrencilerimizin ilköğretim haftasını kutlarım" dedi.  

2021-2022 Eğitim-Öğretim yılı İlköğretim Haftası dolayısı ile Derviş Mustafa Öztunç İlkokulu bahçesinde düzenlenen açılış törenine öğrenciler, veliler ve öğretmenler katıldı.

Bozkır Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Niyazi Yavuzer Ahilik Haftası nedeniyle kutlama mesajı yayımladı. 

Başkan Yavuzer mesajında "Ticarette güzel ahlakı ve düzeni anlatan Ahilik kültürümüz yüzyıllarca var olmaya devam edecektir.

Değişen ve gelişen dünya düzenine karşı iyi ve ahlaklı ticareti ayakta tutmak ne kadar zorlaşsada Esnaf ve Sanatkarımızı haksız rekabete karşı korumalıyız.

34'üncü Ahilik haftası kutlamaları Öncelikle Ahi Teşkilatının kurucusu Ahi Evran'ı saygıyla anıyor, yüzyıllardır süregelen bu kültürde emek ve alın teri ile güzel ahlaklı ticareti sürdüren tüm esnaf ve sanatlarımızın Ahilik Haftasını kutluyorum.

AHİLİK TEŞKİLATININ TEMSİLCİSİ OLMAKTAN GURUR DUYUYORUZ" dedi. 

Konya'da Ahilik Haftası etkinlikleri kapsamında Ahilik Yürüyüşü ve Şed Kuşanma Töreni gerçekleştirildi. Törenlere katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta," Bu, sadece bir etkinlik değil, bizim manevi değerlerimizi pekiştirmemiz için, kardeşliğimizi pekiştirmemiz için büyük bir fırsat." dedi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, "Ahi Evran'ın bıraktığı kültür sokaklarımızda hala yaşamaya devam ediyor. Biz de bu şehri inşa ve ihya etmek için yoğun şekilde çaba sarf ediyoruz. Pandemi döneminde Konyalı esnafın zor zamanında destek olmak için önemli çalışmalar yürüttük. Esnafımızın ne zaman bir desteğe ihtiyacı olursa biz buradayız. Konyalıların bize verdiği güçle sizin yanınızdayız." diye konuştu.

Konya Valiliği, Konya Büyükşehir Belediyesi ile Konya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (KONESOB) tarafından düzenlenen "Ahilik Haftası ve Esnaf Bayramı" başladı.

Etkinlikler kapsamında ilk olarak Alaeddin Tepesi'nden Kapu Camii'ye kadar Ahilik yürüyüşü yapıldı. Yürüyüşün ardından düzenlenen töreninde konuşan KONESOB Başkanı Muharrem Karabacak, "Ahilik kültürü ticari ve toplumsal ilişkilerde dürüstlük ve güveni, saygılı olmayı, hak ve hukuka riayet etmeyi esas alır. Zengin ile fakir, üretici ile tüketici, emek ile sermaye, devlet ile millet arasındaki dayanışmanın kurulmasında, güçlenmesinde Ahilerin büyük katkısı olmuştur. Esnaf ve sanatkarlarımız yüzyıllar boyunca bu kültürü yaşatmışlar ve günümüze kadar taşımışlardır. Bizler de bu kültürü gelecek nesillere aktarmak üzere odalarımızla birlikte var gücümüzle çalışıyoruz. Desteklerinden dolayı Büyükşehir Belediye Başkanımıza özellikle teşekkür ediyorum." dedi.

AHİLİK GELENEĞİNİN YAŞATILMASI GEREKİYOR

AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, "Ahilik geleneğini Konya'mızda yaşatmak için Esnaf Odaları Birliği Başkanımız tüm oda başkanları ile beraber elinden gelen gayreti gösteriyor. Sayın birlik başkanımızın şahsında tüm oda başkanlarını ve yönetimlerini tebrik ediyorum. Bu geleneğin yaşatılması gerekiyor. Değerleri olan bir milletiz ve dünyaya söyleyecek daha çok sözümüz var. Haftamızın tüm esnaf ve sanatkarlar başta olmak üzere tüm şehrimize hayırlar getirmesini diliyorum." diye konuştu.

AHİ EVRAN KÜLTÜRÜ BİZİM SOKAKLARIMIZDA HALA YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, "Burası kadim bir şehir. Selçuklu'nun başkenti. Sokaklarda gezerken o ruhu hissediyorsunuz. Ahi Evran'ın bıraktığı kültür bizim sokaklarımızda hala yaşamaya devam ediyor. Biz de bu şehri inşa ve ihya etmek için yoğun şekilde çaba sarf ediyoruz. Bunu da Konyalıların desteğiyle yürütüyoruz. Esnaf odalarımızla da birçok projeyi birlikte yürütüyoruz inşallah bundan sonra da projelerimiz devam edecek." diye konuştu.

NE ZAMAN BİR DESTEĞE İHTİYACINIZ OLURSA BİZ BURADAYIZ

Pandemi döneminde Konyalı esnafın zor zamanında destek olmak adına ilçe belediyeleriyle birlikte esnaf odalarının koordinasyonunda çok önemli çalışmalar yürüttüklerini anlatan Başkan Altay, "Sadece Büyükşehir Belediyemizin pandemi döneminde sosyal destek için harcadığı rakam yaklaşık 280 milyon TL. Bu hakikaten bir dönem boyunca yapacağımız en önemli projenin bedelinden daha yüksek bir rakam ama esnafımızın ayakta kalması bizim için her şeyden çok daha önemli. Feda olsun. İnşallah olmasın ama ne zaman bir desteğe ihtiyacınız olursa biz buradayız. Konyalıların bize verdiği güçle sizin yanınızdayız. Bu birlikte, beraberlikle Konya'nın yarınlarının çok daha güzel olacağını, Konya'nın sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en güzel şehirlerinden biri olacağına inancım tamdır." ifadelerini kullandı.

AŞI KONUSUNDA FARKINDALIK OLUŞTURMALIYIZ

Pandemi nedeniyle son iki yıldır zor bir dönemden geçildiğini dile getiren Başkan Altay, şunları kaydetti: "Pandemi esnafımızı ciddi manada zorladı. Bazı esnaf gruplarımız iş yerlerini mecburen kapatmak zorunda kaldı. Bazı esnafımız açsa bile yeterince gelir elde edemedi. Ama elhamdülillah Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dünyada aşılama konusunda çok önemli bir farkındalık oluşturarak, şu anda dünyada yedinci sırada, aşılama faaliyetlerini yürütüyor. Pandemi yasaklarının birçoğu ortadan kalktı. Bunun böyle devam etmesi için hepimizin aşı konusunda farkındalık oluşturması gerekiyor. Esnafımızın her konuda sorumluluk aldığı gibi bu konuda da sorumluluk alarak etrafındakilere, müşterilerine mutlaka bu konuyu hatırlatması lazım. Çünkü yeni bir kapanmaya hem mali olarak hem psikolojik olarak artık sabrımız kalmadı. Tüm Konyalı hemşehrilerimizden de bu konuda anlayış bekliyoruz."

BU ANLAYIŞI YAŞATMALIYIZ

AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem, "Başkanımızın başlattığı bu gelenek yıldan yıla büyüyerek devam ediyor. Kendisine teşekkür ediyoruz. Ahi Evran esnafımıza İslami yaşantıyı, İslam ahlakı ile esnaflığı öğretti. Hz. Mevlana gönül iklimlerine yeni tohumlar ekti. Anadolu'nun her yerinde Anadolu'nun büyükleri yeniden İslami bir yaşama ve tüccarlığa yönlendirdiler. Bugün varoluşumuzun, birliğimizin, beraberliğimizin sebebi onlar. Bu anlayışı yaşatmak, çıraklarımıza, yeni nesil esnaflarımıza bu ahlakı anımsatmak adına bu etkinlikleri önemsiyorum." açıklamalarını yaptı.

BİZİM MEDENİYETİMİZ VERME MEDENİYETİ

AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Sorgun, "Bizim medeniyetimiz verme medeniyeti. Bugünkü, emperyal medeniyet, çağdaş dünya düzeni, almak üzerine kurulmuştur ama bizim medeniyetimiz vermek üzerinedir. Veren el alan elden üstündür. Onun için esnafımız müşterisine daha çok hizmet edecek. Bir baba, evlatlarına daha çok sevgisini verecek. Bir anne daha çok sevgisini verecek. Evlatlar, anne-babasına daha çok saygısını verecek. İşçiler, çıraklar, kalfalar ustalarına daha çok hizmet verecekler. Onlar onlara çok ücret verecekler, esnaflığı, sanatkarlığını verecek. Yani işin özü bizim medeniyetimiz vermek üzerine kurulmuştur." dedi.

AHİLİK DEMEK KARDEŞLİK DEMEK

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta ise, ahiliğin sadece bir teşkilat olmadığını, bir yaşam tarzı olduğunu vurgulayarak, "Ahilik demek kardeşlik demek. Kazancının helal olmasına dikkat etmek demek, kanaatkar olmak demek. Selçuklu'dan bugüne gelen ahiliği tekrar canlandıran, bize hatırlatan bütün teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyoruz. Bu, sadece bir etkinlik değil, bizim manevi değerlerimizi pekiştirmemiz için, kardeşliğimizi pekiştirmemiz için büyük bir fırsat. Bu etkinliğe destek veren Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkür ediyoruz. Her daim esnafımızın yanında olan, olmak için çabalayan, helal kazanç ile kazancını daha da artırmaya çalışan bütün esnaflarımıza, bütün kardeşlerimize teşekkür ediyoruz." diye konuştu.

Konya Valisi Vahdettin Özkan ise şunları söyledi: "Bizim maneviyatımızın, kültürümüzün gelecek nesillere aktarılması yönünde esnafımız bu işin lokomotifi ve temel iskelesi olmuştur. Aynı zamanda toplumumuzun temel arzıdır esnafımız. Topluma ruh veren toplumsal değerlerimizi, kültürel değerlerimizi, inanç değerlerimizi, helal çalışma gayesindeki gelenekleri bugünümüze getiren, dünyaya örneklik teşkil eden ve gelecek kuşaklara dağıttıran bu ahilik kurumu bütün insanlık için esasen örnek alınması gereken kurumdur. Konya'mız da Anadolu'nun kalbi hükmünde. Bu kültürün daha belirgin yaşaması bizim açımızdan bir zenginlik noktası. Bu vesile ile bu ahilik kültürünün gelecek nesillere aktarılmasını temenni ediyorum."

YILIN AHİ ÇIRAKLARI ÖDÜLLERİNİ ALDI

Konuşmaların ardından Şed Kuşanma töreni gerçekleştirilerek, Türkiye'de Yılın Ahi Çırağı seçilen Özgür Demirci ile Yılın Ahilerine ödülleri verildi.

Konya Büyükşehir Belediyesi'nin gerçekleştirdiği Ustalardan Miras Fotoğraf Yarışması'nda dereceye giren eserlerden oluşan serginin açılışının da yapıldığı etkinlikler kapsamında; şehir merkezinde ahiliğin ve ahilik kültürünün anlatıldığı 16 sayfalık nostaljik Devran-ı Ahi Gazetesi dağıtımı da yapıldı.

Ahiliğin başkenti Kırşehir'de, 34. Ahilik Haftası kutlamaları kapsamında açılan çarşıda Anadolu'nun yöresel lezzetleri sergileniyor. Konya'nın yöresel ürünlerini getirdiklerini söyleyen Mehmet Çoban,  "Yöresel ürünlerimiz olan Bozkır tahini, pekmezi, bal köpük helva, lokumu tanıtıyoruz" ifadelerini kullandı
Konya'nın yöresel lezzetleri Ahiler Çarşısı'nda tanıtılıyor

Cacabey Meydanı'nda Selçuklu ve Osmanlı dönemindekilere benzer kubbeli çadırlarda açılan ve hafta sonuna kadar açık kalacak Ahiler Çarşısı'nda Türkiye'nin farklı illerinden çok sayıda esnaf stant açtı.

Stantlarda Denizli Serinhisar leblebisi, Adıyaman çiğ köftesi, Kocaeli pişmaniyesi, Konya tahin, pekmez ve lokumu, Bursa helvası, Zonguldak kestane balı gibi Anadolu'nun yöresel lezzeti yer alıyor. Kırşehirli esnaf da köftür tatlısından çığırtma böreğine yöresel ürünlerini il dışından gelen ziyaretçilere tanıtıyor. Çarşıda gıdanın yanı sıra farklı illerin takı, tasarım, hediyelik eşya ve ev gereçleri de sergileniyor. Kocaeli'den gelerek pişmaniye standı açan Murat Çatanalp, doğal ürettikleri ürünleri tanıtmak için Kırşehir'e geldiklerini söyledi.

Ahilik Haftası dolayısıyla Kırşehir'den ve il dışından ziyaretçileri beklediklerini ifade eden Çatanalp, "Bir hafta burada kalacağız, ikramlarımız da olacak. 2 bin öğrenciye ücretsiz pişmaniye dağıtmayı düşünüyoruz" dedi. Adıyaman'dan Sait Usta da yöresel çiğ köfte tanıtımı ve satışı yaptıklarını vurgulayarak, "Adıyaman'dan geldik, cuma gününe kadar buradayız. Sayın Cumhurbaşkanımızın geleceği perşembe günü güzel bir sergi açacağız, ürünlerimizi tanıtacağız" diye konuştu. Ahiler Çarşısı'nda Konya'nın yöresel ürünlerini getirdiklerini anlatan Mehmet Çoban da "Yöresel ürünlerimiz olan Bozkır tahini, pekmezi, bal köpük helva, lokumu tanıtıyoruz.

Herkesi standımıza bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Zonguldak'tan gelen Aynur Çakar da yöresel organik ürünleri tanıttığını aktararak, " Yöremize ait kestane balımız, Çaycuma manda yoğurdu, peyniri ve sucuğumuz var. Tamamen doğal ürünlerle tanıtımımızı yapıyoruz"  dedi. Bursa'dan gelerek stant açan Erencan Dönmez de kente özgü helvaların tanıtımını ve satışını yaptıklarını belirterek, "Çok farklı helva üretiyoruz. Özellikle Ahilik Haftası nedeniyle Kırşehir'e geldik.

Böyle bir lezzeti herkesin tatmasını istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Çorum ürünlerini tanıtan Eda Satıoğlu ise Merzifon'dan geldiğini ifade ederek, "Haşhaş ve kızılcık marmelatlarımız, pekmezimiz ve sirkemiz meşhurdur. Hem tanıtımı hem de satışı için Ahilik Haftası etkinliklerine katıldık"  diye konuştu.

Kaynak : Anadoluda Bugün

Konya'nın Bozkır ilçesinde İlköğretim haftası sebebi ile Kaymakamlık binası önünde İlçe Milli Eğitim Müdür Vekili Selim Dursun'un ve ilçedeki okul müdürlerinin katılımıyla Bozkır'da İlköğretim Haftası etkinliği gerçekleştirildi.

Bozkır Hükümet Konağı bahçesinde gerçekleştirilen etkinlik saygı duruşu ve İstiklal Marşı sonrasında çelenk sunma töreni gerçekleştirilmiştir.


TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Altunyaldız, "Güçlü büyüme performansımız sürdürülebilir ve kapsayıcı. Önümüze gelen fırsatları değerlendirmek için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz." dedi.

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız, AA muhabirine, 2021 yılı ikinci çeyreğindeki yüzde 21,7 büyüme oranını ve dış ticaret performansını değerlendirdi.

Türkiye'nin ikinci çeyrekte OECD ülkeleri arasında İngiltere'den sonra en yüksek büyüme oranına sahip olduğunu belirten Altunyaldız, büyüme performansının iç ve dış taleple birlikte yatırımları da içine alan, kapsayıcı ve sürdürülebilir parametrelerle gerçekleşmesinin mutluluk verici olduğunu ifade etti.

Altunyaldız, makine ve teçhizat yatırımlarının ilk çeyrekte yüzde 30,6 oranında, ikinci çeyrekte yüzde 35,2 oranında arttığını anlatarak, "Aralıksız 7 çeyrektir artışına devam eden makine ve teçhizat yatırımları büyüme oranımıza 1,5 puanlık katkıda bulundu. Yatırımların ve özellikle makine ve teçhizat yatırımlarının önümüzdeki dönemde de artışının devam etmesi, sürdürülebilir bir büyüme patikası açısından son derece önemli." diye konuştu.

Yatırımların yanında üretimin de büyümeyi yukarı taşıdığına, yüzde 21,7 oranında büyümenin 7,5 puanını oluşturan sanayi sektörünün payının da son 23 yılın en yükseğine çıktığına işaret eden Altunyaldız, yüksek büyüme oranının gün geçtikçe daha büyük bir hızla dönen çarkların olumlu etkisinden ve üreticilerin yüksek üretim tutkusundan kaynaklandığını dile getirdi.

İhracatla beraber büyümeye devam eden Türkiye'nin, ilerleyen dönemde uluslararası pazarlarda çok daha rekabetçi bir konuma ulaşacağını belirten Altunyaldız, "Bayrağımızı uluslararası pazarlarda dalgalandıran ihracatçılarımızın arzusu ve çabalarıyla birlikte salgının dış ticaretimizdeki etkilerini kısa sürede bertaraf ettik. Ağustos ayındaki 19 milyar dolarlık ihracatımız şimdiye kadar ulaştığımız en yüksek ikinci aylık ihracat olurken aynı zamanda da şimdiye kadar ağustos ayları itibarıyla gerçekleştirdiğimiz en yüksek ihracat." dedi.

"Büyüme artık sağlıklı, sürdürülebilir ve kapsayıcı"

İkinci çeyrekteki büyümenin 6,9 puanlık kısmının net ihracat kaleminden geldiğini aktaran Altunyaldız, "Veriler bize gösteriyor ki artık güçlü ve yüksek oranlı büyüme oranımızı ekonominin bütün dinamiklerini kapsayan bir yapıda gerçekleştiriyoruz. Bir yandan iç talebin gücü, bir yandan yatırımların katkısı, bir yandan da ihracatımızın ortaya çıkardığı değer ile büyüme oranımız artık sağlıklı, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir yapıya büründü." değerlendirmesini yaptı.

Kovid-19'un, küresel ticarette de ezberleri bozduğunu dile getiren Altunyaldız, şöyle konuştu:

"Küresel tedarik zincirlerinin etkinliğinin sorgulandığı, küresel ticareti oluşturan etmenlerin yapısında köklü değişiklikler gerektiğinin ortaya konduğu bu dönemde biz de dış ticaretimizin yeni bir yapıya bürünmesini önceliklendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde hem yeşil dönüşümün hem de giderek daha büyük bir hızda gerçekleşen dijitalleşmenin etkisiyle küresel ticaretten daha fazla pay alabilmek, ülkemizin küresel pazarlardaki rekabetçi gücünü daha da artırmak ve ihracatımızın daha yüksek katma değer ile ülkemize daha büyük katkılarda bulunmasını sağlamak amacıyla Komisyonumuz olarak başta bakanlıklarımız olmak üzere tüm paydaşlarla beraber kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz.

Şans hazır olan zihinlere güler. Biz de yeşil dönüşüm ve dijital dünya ile birlikte ülkemizin önüne gelen fırsatları avantaja dönüştürebilmek için hazırlıklarımızı ivedilikle tamamlayacağız. Pandemi sonrası oyun düzeninin yeniden kurgulandığı güçlü Türkiye hedeflerimize, ekonominin tüm unsurlarını etkin ve verimli bir şekilde kullanarak yürümeye devam edeceğiz. Salgın döneminin olumsuz etkilerini en hızlı atlatan ülkelerden biri olduk. Güçlü büyüme performansımız sürdürülebilir ve kapsayıcı. Önümüze gelen fırsatları değerlendirmek için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz."

"Yapısal değişimlerle birlikte üreterek büyümeyi hedefliyoruz"

Altunyaldız, Türkiye ekonomisinin yol haritası niteliğindeki Orta Vadeli Program hakkında, gelecek dönemde de güçlü ve sürdürülebilir büyüme patikası için etkili adımların hayata geçirilmeye devam edeceğini ifade etti.

Orta Vadeli Program'da Cumhuriyetin 100. kuruluş yıl dönümünü de içine alan dönemde Türkiye'nin, dünyanın en gelişmiş ekonomileri arasında yer almasını hedeflediklerini belirten Altunyaldız, şunları kaydetti:

"Salgına rağmen Çin ile birlikte büyümeyi başaran ülkemizin 2021 yılında da yüzde 9 gibi yüksek bir oranda büyüyeceğini öngörüyoruz. Önümüzdeki yıllarda da güçlü bir büyüme oranında, istikrarlı bir patikada yol almayı hedefliyoruz. 2022'de yüzde 5 oranında, 2023 ve 2024 yıllarında ise yüzde 5,5 oranında büyümeyi yakalamayı hedefliyoruz. İhracatımız büyümemizin önemli bir dinamiği olmayı ilerleyen dönemde de sürdürecek. Salgının olumsuz etkilerinden hızla toparlanan ihracatımızın 2021'de 211 milyar dolar ile tarihinin en yüksek yıllık ihracat değerine yükselmesini bekliyoruz. 2024 yılı sonunda ise 250 milyar dolar eşiğini de aşarak ihracatımızı 255 milyar dolara taşımayı hedefliyoruz. Güçlü büyümeyi sağlarken aynı zamanda sürdürülebilir ve sağlıklı büyümeyi de tesis etmeyi istiyoruz. Bunun için yapısal değişimlerle birlikte üreterek, katma değer sağlayarak ve nitelikli ürün ihraç ederek büyüyen bir ülke konumuna erişmeyi hedefliyoruz."

Konya Bozkır Devlet Hastanesi kantini (kafeterya ve çay ocağı) ihaleyle kiraya verilecek.

Konya Bozkır Devlet Hastanesi tarafından yapılan açıklamada; "Konya Bozkır Devlet Hastanesi Kantin, Kafeterya ve Çay Ocağı Kiralama İşi 2886 sayılı Devlet İhale Kanunun 45. maddesi açık teklif usulü ile yapılacak ihale ile kiraya verilecektir. İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:" denildi.

Basın İlan Kurumu'na ait www.ilan.gov.tr internet portalı üzerinde yer alan ILN01447099 numaralı ilana göre ihale 23.09.2021 tarihinde yapılacak. İhale ilgili detaylı bilgi için tıklayınız...!!!

Şiire Tutunmak (Klaros Yayınları), 33 yıl sınıf öğretmenliği yaptıktan sonra 2004'te emekli olan, şiirleri ulusal ve yerel dergiler ile gazete ve seçki kitaplarında yayımlanan eğitimci ve şair Ahmet Üresin'in on birinci şiir kitabı. Bir Şiir Gibi, Selam Olsun, Beyaz Kuş, Gül Kurusu Akşamlar, Güneşe Tutunmak, Aya Tutunmak, Gökyüzünün Öteki Yüzü, Bozkır'da Bir Dere Var, Bozkır Dereli Şair ve Yazarlar, Aşk 29 Harftir isimli dokuz şiir kitabı ve bir şiir seçkisi bulunan Ahmet Üresin ile yeni kitabı Şiire Tutunmak ve şiir-yaşam bağını konuştuk.

"ŞİİRİMİN ADI BARIŞ"

- Şiire Tutunmak kitabınız Klaros Yayınları tarafından yayınlandı, Şiirleri incelediğimizde ilk olarak "Şiirimin Adı Barış" diyorsunuz. Neden barış? Şiirlerin içeriği nedir?

Savaşlar öldürür, barış yaşatır. Canlılar için barış önemlidir. İnsanlar arasında, canlılar arasında barış varsa, yaşamda mutluluk olur, birliktelik olur, başarı olur. İlk şiirim barış konulu " Şiirimin Adı Barış" adlı bir şiirdir. " Bir çocuğum oldu küçücük/ Özgürce yaşasın diye/ Adını koydum Barış." (S.7) Barış içinde yaşamak ne güzel.

Bu kitaptaki şiirlerin içeriğinin tamamı şiir konuludur. Kitabın adından da anlaşılacağı üzerine şiire tutundum, şiir yazdım. Bu 11. kitabım oluyor. Okuyucularımın beğenisine sundum.

- Şiirleriniz, özellikle serbest olanlarda kendine özgü bir özellik var. Süslemelere fazla yer vermiyorsunuz. Yalın bir dil kullanıyorsunuz. Neyi amaçlamaktasınız?

Şiir yazarken arı, duru bir dil olmasına özen gösteriyorum. Halkın dili olan Türkçeyi, Türkçe sözcükleri kullanmayı yeğliyorum. Okunan şiirin okuyucu belleğinde yer edinmesini çok önemlidir. Bir akarsuyun akarken çıkardığı şırıl şırıl ses gibi hem akıcı, hem de dinlendirici (bir ezgi gibi) olması hoşuma gider. Okurken o şiirden zevk alınırsa, okuyucuya bir şeyler aktarıyorsa o şiir benim için önemlidir. "Şiirlerim bir ırmak olmalı/ Akmalı şırıl şırıl…/ Su sesi, kuş sesine karışmalı. (s.24)

Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Nazım Hikmet, Aşık Veysel, Orhan Veli, Fazıl Hüsnü Dağlarca ve adını sayamadığım bir çok usta şairlerimizin şiirleri günümüze dek geldiyse bu halkın kullandığı Türkçe ile yazıldığı için olmuştur.

"ŞİİRE TUTUNDUM, TUTUNUYORUM!"

- "Şiire Tutunmak" ismi ile neyi kanıtlamak istemektesiniz. Önemli ve iddialı bir isim. Kendinizi bu denli iddialı görebiliyor musunuz?

Yaşamımı üç bölüme ayırırsam; (öğrencilik, öğretmenlik ve emeklilik) Şiir yazmaya öğretmen okulu sıralarında başladım. Öğretmenlerimizin yönlendirmesi, sınıf arkadaşlarımla yazdıklarımızı paylaşmamız ilk başlangıcımız oldu. Öğretmenlik yıllarımda yazdıklarım defterlerimde kaldı. Emeklilik yıllarımda ise kendimi tamamen şiire verdim. Halen yazmayı sürdürmekteyim.

Şiir yazmak yaşamakla iç içedir. Şiir sevgim beni şiire tutundurdu. İnsan ve dostluk ilişkilerinde, yeni dostlar edinmede çok etken oldu. "Şiire tutundum insana karşı/ Çokça dost edindim, gün gün eğlendim/ Kimi eleştirir, kimi " beğendim"/ Doğruda buluştum hep mutlu oldum."

(s. 22) diyerek şiire ve dostlara tutundum.


"ŞİİR İŞÇİSİYİM"

Şiir konusunda kendimi daha "şiir işçisi" olarak görüyorum. Yazdıklarımla mutluluk duyuyorum. "Bir şiir işçisiyim/ Gönlümde esin/ Bir bir ÜRESİN/ Şiir yazarım." (s.16)

Büyük ustalara sonsuz saygım var. Onlar önderlerimizdir. Ne zaman bir şair görsem/ Saygıdan eğilirim./ Döner bir daha eğilir/ Eğilir, eğilir, eğilir…/ Ellerinden öperim. / Elleri öpülesi şairler ÜRESİN." (s.19)

- Yazın yapıtlarına bazı zamanlarda yönetimler tarafından sansür uygulanmaktadır. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?


Ülkeyi yönetenler nedense eleştiriyi kabullenemiyor. Sanatçı, yazar, şair, çizerler kendilerine göre eleştirilecek durum varsa eleştirmelidirler. Eleştiri olmadan doğru bulunmaz. Hoşgörülü ve anlayışlı olmak gerekir. Kısıtlamalara karşıyım. Düşünce özgürlüğüne saygı göstermek gerekir. En büyük sansür ise okuyucunun sansürüdür. "Bir kitap yayınlandı/ Raflarda durdu, durdu/ Satılmadı.

En büyük sansür uygulandı. "(s. 43)

"ESİN KAYNAKLARIM ÖNCE DOĞA VE SEVGİ!"

- Şiirlerinizi yazarken belirli bir zaman mı ayırırsınız, yoksa içinizden geldiği gibi mi yazarsınız? Esin kaynağınız nelerdir?

Şiir yazmak kolay değildir. Öncelikle çok çok okumalı. Büyük ustaların şiirleri yol gösterici olur. Esin aldığım zaman hemen not alırım. Daha sonra pişirmeye çalışırım. Bir başka deyişle mayalanmaya bırakırım. Maya tutarsa şiir olmuştur. Yazılanı öncelikle kendim beğenmeliyim. "Sözcük topladım ırmaktan/ Topladım, topladım, topladım…/ Şiire mayaladım, döktüm denize/ Tutarsa / Okurlarımdan öğrenirim." (s.13)

Esin kaynaklarım öncelikle doğadır. Doğa gibi güzellik bulunmaz. Eğer doğada bir bozukluk varsa bunun kaynağı insandır. İnsanlar kendi çıkarları için doğanın görünümü bozmaktadır. Doğanın bir parçası olan insan sevginin temelidir. Sevgi olan her yerde, her şeyde güzellik vardır. Güzellikler birer esindir.

- Yazın dünyasında amacınız nedir? Başka çalışmalarınız var mı?

Yazdığım her şiirden mutluluk duyarım. Bu şiirler kitaplara girerse, dergilerde, gazetelerde, yayınlanırsa, şarkılarda söz olursa ve dilden dile okunursa çok çok mutlu olurum.

Şu bir gerçek ki her şair, her yazar kendini kabul ettirmek ister. Ben de ağırlıklı olarak şiirle kendini tanıtmak isterim. Tanınan bir şair olmaktan kim mutlu olmaz ki?

Şiir kaynaklarım yani kitaplara girmemiş daha çok şiirim var. Zaman bulabilirsem onları da kitaplaştırmayı düşünüyorum. Şu bir gerçek ki şiirleri kitaplaştırma konusunda geç kalmışım. Bu geç kalmayı gidermeye çalışıyorum. Dilerim kapatırım.

Sizin gibi tanınan bir kişi ile şiir konusunda söyleşide bulunmak beni mutlu etti. Çok teşekkür ederim. Size ve tüm okuyucularıma sonsuz saygı ve sevgilerimi iletirim.

Cumhuriyet - Zeki Oğuz

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Konya Milletvekili Esin Kara, MHP Konya İl Başkanı Remzi Karaarslan ve yönetim kurulu üyeleri, Bozkır'ı ziyaret etti.

Ziyarete ilişkin İl Başkanı Karaarslan, şunları söyledi: "Milletvekilimiz Esin Kara hanımefendi ile birlikte Bozkır İlçe Teşkilatımızda yöneticilerimiz ve ülküdaşlarımızla bir araya gelerek istişarelerde bulunduk. Bozkır Belediye Başkanı Sadettin Saygı'yı makamında ziyaret ettik. Bozkırlı esnaflarımızın talep ve önerilerini dinledik. Tam kapanma döneminden sonra sosyal ve ticari hayatın yeniden canlanmaya başladığı Bozkır'ımızı, hep birlikte daha güzel yerlere taşıyacağız

Kaynak: Merhaba