Recent Comments

BOZKIRIN TAPUSU

 “Gitmediğin yer senin değildir”

“Vali” filmini hatırlayanlar filmin ana temasının “ gidemediğin yer senin değildir” olduğunu da hatırlayacaklardır. Ben bu sözü “ gitmediğin” şeklinde uyarladım. “Gitmediğin yer senin değildir” dahada değiştirip olmadığın yer senin değildir diyorum. Olmadığın yer ile neyi anlatmak istiyorum açayım. Olmadığın yer; ata toprağında babayın ağacının yanında senin ağacın, senin ağacının yanında evladıyın ağacının olmamasıdır.

İşim gereği neredeyse her hafta Bozkırımıza geçmişte olduğu gibi bu günde can veren köylerinden birine yahut bir kaçına giderim. Özellikle Işıklar, Yelbeği, Kuşca, HacıYuunuslar köylerinin bende çok farklı anlamları vardır. Geçtiğimiz gafta Yelbeği köyüne gittim. Yolumun üzerinde ilk önce Yazdamı köyü karşılıyor beni, köyün hemen aşağısında sulak olan araziler; bahçe olarak yarı kurak araziler meyvelik olarak kurak araziler ise bağ olarak işlenmekte. Yol boyu çalışan, üreten insanları görmek beni şaşırtıyor. Bozkırda üretimin devam ettiğini görüyor ve inanın mutlu oluyorum.


Yazdamı-Büyük Hisarlık arası az bir ormanlık alanın haricinde tamamen tarım arazisi. Ve bu arazilerde üretim devam etmekte, elma, kiraz, erik,sebze, üzüm. Boş buldukları santimetreye dahi yetiştirmek için bir ürün dikilmiş. Hisarlık arazilerinin büyük bölümü özellikle pekmezlik üzüm yetiştirilmek üzere dikilmiş asmalarla kaplı. Hisarlığı geçip bizi 11 km sonra Yelbeğine ulaştıracak olan yolun sağı solu asırlık ardıç ağaçları ile kaplı.Ardıçların bittiği yerde bodur meşelerle iç içe girmiş dağ erikleri, kızılcıklar, cırtlık.. Sonbaharda renk cümbüşü. Sonra taşın kayanın içerisine dikilmiş asırlık asma kütükleri ve yeni kurulan modern tarım yapılan bağlar karşılıyor.O taşları bir bir ayıklayıp toprak yapan eller öpülmez mi? Rabbim bizlere o insanları görmeyi nasip eylediği için şükrediyorum.Benim çocuğum onu görmeden büyüyecek maalesef. Bir and aklıma özellikle yeni nesilin beğenmediği burun kıvırdığı pekmez geliyor. Pekmez sadece üzüm demek değil demek ki diyorum. Pekmez topağı taştan arındırmak, toprağa can vermekmiş. Pekmez biterse, pekmezcilik biterse bu topraklarda kim neden yaşasın ki?

Bozkırın en ücra köylerindendir Yelbeği. Belki Yelbeğili hemşerilerim bana kızacaklar amma, geçmişte o dağın başına neden köy kurulmuş ve neden asırlardır bu köy canlılığını kaybetmeden yaşar halen çözemedim. İnsanlık yerleşim birimlerini oluştururken suya yakın olma en önemli etken iken, bu köyde içecek su zor bulunur iken neden insanlar buraya yerleşmişler. Neden bırakıp gitmiyorlar bu toprakları? İnanın bu sorumun cevabını halen bulamadım. Tarım arazisi deseniz yok denecek kadar az. İnsanlar taşların arasına bağ, bahçe yapmışlar. Bu köyde nüfusa göre çoğunluk hayvancılık yapmakta. Büyükbaş süt ve et ürünlerinden geçim sağlayan insanlar var. Ama günümüz koşullarında bu işi yapmak ve gelir elde etmek için gerekli koşulların hiç birisi yok. Yem parayla, saman parayla, su deseniz kıt kanaat yetiyor. Bu çark nasıl dönüyor halen çözemedim.

Ardıçların arasında boş buldukları yerlere asma dikmişler dedim. Dikilien asmalar toprağı sımsıkı sarıyor, benim bu toprak diyor.Yağmura sele teslim etmiyor. Peki pekmez kaç para? Bozkırda 10 tl ile 15 tl arası alıcı bulan pekmez benim gözümde bırakın yapma emeğini, maliyetini dahi kurtarmayacak kadar az değerde satılırken insanlarımız ona bile pahalı deyip almıyorlar. Yanılmıyorsam 10 kg üzümden 1 ile 1,5 kg arasında bir pekmez çıkar.Üzümün kg fiyatı bu gün 1,5 tl den başlar. 10 KG üzüm 15 tl yapar. Bu üzümler ezilecek, suyu çıkarılacak bu su süzülecek, kazanlara aktarılacak, içerisine özel killi toprak karıştırılarak belki bir gün ocağın üstünde kaynayacak. Yani bin bir emek. Birde bunun maliyetini ekleyin.. Elinizi vicdanınıza koyun ve ederini siz söyleyin. 10 tl ne kadar vicdani bir değer?

Değerli hemşerilerim, pekmezcilik, Bozkır gibi kendi yağında kavrulan bir ilçe için önemli bir geçim kaynağı. Ve maalesef her geçen yıl, pekmez üreten insanların sayısı azalmakta buna bağlı olarak da tarım arazileri boşalmakta. Bağlar dağa dönüşmekte. Bu gün oturduk muydu mangalda kül bırakmayız hiç birimiz, 250.000 Bozkırlı var deriz. Bu rakamın onda biri yani 25.000 i Bozkır ile bağını kesmemiş ata toprağını bayramda ziyaret eden insanlardır. Kaçımızın evinde pekmez var, kaçımızın cebinde Çat bıçağı… Millliyetçiliyiz diyoruz ya ne kadar milliyetçiyiz görün. 25.000 insan, kişi başına 1 kg pekmez tüketse bir yılda 25 ton pekmez yapar. Buna Bozkır nufusunu da dahil edelim 35 ton pekmez eder. 35 ton pekmez kaç aileye geçim kaynağı olur bir düşünün.

İşin birde görünmeyen boyutu var. Bozkır pekmezi halistir, saftır. İçinde kimyasal yoktur. Bu gün pazardan alacağınız pekmez marketlerden satılan pekmezlerden kesinlikle daha kaliteli ve sağlıklıdır. Bal deseniz aynı.

İşin en vahim ve korkutan yanı ise, eğer bağlar dağ olursa ve bu dağlardan bizim insanlarımız elini ayağını çekerse bu dağlara çakallar yerleşir. O gün geldiğinde ise maalesef iş işten geçmiş olur.
Bayram vesilesi ile bir çok hemşerim Bozkıra gelecek, bayram tatili içerisinde Cuma pazarına gidecek hemşerilerim için söylüyorum. Gelin Bozkırın topraklarına sahip çıkan bu insanlara sahip çıkın.

Hüseyin DUMRU 07-10-2013
Google News Takip Et
Gelişmelerden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz? ’te Bozkır Haber'e abone olun.
Google News Takip Et
Son dakika gelişmelerden anında haberdar olmak için WhatsApp haber kanalımıza katılın.

Yorum Gönder

0 Yorumlar
* yapılan yorumlar denetlendikten sonra yayınlanmaktadır.