Recent Comments

BOZKIR’DAN DÜNYAYA AÇILANLAR

Her zaman söylerim, Bozkır’da gençlerin ve çocuklarımızın okumaktan başka kurtuluşları yok. Ne sanayimiz ne ticaretimiz gelecek vaad ediyor, öyleyse tek yol okumak ve kendini kurtarmaktır. Kendini kurtarmak derken, bu tek başına bir kurtuluş olmuyor, aile ve çevresindeki insanlara da faydası oluyor. Okullarımız birçok sorunla mücadele ederek hizmet etmeye devam etse de daha iyiye, daha kaliteli eğitime nasıl ulaşabiliriz araştırılıp hizmete sunulmalıdır. Yeni nesil, okul konusunda daha şanslı diye düşünüyorum. Bizim okuduğumuz dönemlerle kıyaslandığında fark görülüyor ama bizden önceki nesillerin yaşadığı zorlukları hayal bile edemiyoruz. Bunun için zaman zaman büyüklerin anlattıklarından faydalanıyoruz. Eski hikayeleri, geçmiş zamanlarda yaşananları dinlemek bana zevk verse de maalesef geçmişimize ait net belge ya da kitaplar çok az. Bu tür kitap ya da belgeleri bulunca altın bulmuş gibi sevinenlerdenim. Keşke geçmişe dair yaşanmışlıklarla ilgili daha çok kitap ve belgemiz olsaydı. 

Geçtiğimiz günlerde gelen bir kitabı iki gün içinde heyecanla okuyup bitirdim. Kitap elime geçtiğinde sıradan bir anı kitabı sanmıştım ancak okudukça içine aldı beni ve adeta ilk bölümlerin bitmemesi için dua ettim. Kitap Bozkır’dan dünyaya açılan bir avukatın hayatını anlatıyordu. Sıradan bir biyografi sanmıştım ama değilmiş. Okudukça duygulandım, merakım arttı. Dere’den çıkıp dünyaya açılma başarısını gösteren bir insanın köyünde yaşadıkları, çocukluk anıları, önecek maceraları, küçük yaşta babasız kalan bir ailenin yükünü omuzlaması ve o dönemde insanların yaşantısını, duygularını, günlük hayatını anlatan, adeta tarihte yolculuk yaptıran bir kitap olması onu bu sayfaya taşıdı. Kendi köyüm olan Dere’nin o zamana ait yaşamını anlatan kitap, içten ve samimi duygularla yazılınca, bir de isimler lakaplar tanıdık gelince bir hayli heyecanlandırdı beni. Ve keşke ilk bölümler daha çok olsaydı diye hayıflandırdı. Çünkü daha önce de yazdığım gibi geçmişimize ait yaşanmışlıklarla ilgili kulaktan dolma bilgi ve hikayelerden başka bir şeyimiz yok. Bu anlamda da bizleri geçmişe götürdüğü için Av. Mehmet Gün’e çok teşekkür etmek istedim.

Yokluk, zorluk ve hasret sarmalı içinde geçen bir ömrün sonunda özünü unutmayan, geldiği yeri bilen ve o günleri açık yüreklilikle yazan hemşerimiz nereden nereye geldiğimizi de hatırlatıyor bize. Anadolu insanının saf tertemiz yüreğini, yokluk ve perişanlık içinde yaşarken bile sabredip asla isyan etmediğini, dürüstlüğünü elden bırakmadığını, hakkı olanı bile istemekten nasıl çekindiğini,aç susuzken bile kimseye el açamadığını ne güzel anlatmış. Yetim kalmanın maddi manevi zorluklarını, bu zorlukları tek başına aşmaya çalışan bir Anadolu kadınını ve o kadına yani anasına duyduğu saygıyı okuyunca, işte Anadolu insanı bu dedirtiyor.
Ve tüm zorluklar aşılarak dünyaya açılmak, bünyende onlarca belki yüzlerce kişi çalıştırmak ve tüm bunlar olurken çizginden sapmamak, kendini bilmek,geldiğin yeri unutmamak her insana has bir durum değil biliyoruz. Ancak Mehmet Gün gibi hayatı mücadelelerle geçmiş ve şimdi mevki makam servet sahibi olmuş çok hemşerimiz var. Birçoğunu tanımıyoruz bile ama ben kendi adıma söyleyeyim hepsiyle gurur duyuyorum. İçlerinde Kayhan Selek, Ramazan Aydın, Mustafa Öz gibi isimler var ve bu kitapla birini daha gurur tablomuza ekledik. Hepsine sağlıklı uzun ömürler diliyor, başarılarının devamını bir Bozkırlı olarak gönülden diliyorum.
Başlarken demiştim ya, okuyanlar sadece kendini kurtarmıyor ,çevresine de faydası oluyor diye… Bunu destekleyen bir not düşelim hemen; Av. Mehmet Gün çıkardığı kitabın tüm gelirini, köyümüzde okumak isteyen, ekonomik durumu yetersiz başarılı öğrencilere bağışlamış… Başka söze gerek var mı?
Google News Takip Et
Gelişmelerden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz? ’te Bozkır Haber'e abone olun.
Google News Takip Et
Son dakika gelişmelerden anında haberdar olmak için WhatsApp haber kanalımıza katılın.

Yorum Gönder

0 Yorumlar
* yapılan yorumlar denetlendikten sonra yayınlanmaktadır.