İslam tarihinde İmam-ı Azam Ebu Hanife(ks), İmam Buhari(ks), İmam Gazeli(ks) Hazretleri gibi zirve isimler her zaman Müslümanlara ışık olmuşlardır. Bunlardan bir tanesi de İmam-ı Rabbani(ks) Hazretleridir.

İslam düşmanları, Müslümanların gönlünde derin bir saygı ve sevgiye sahip o büyük zatları itibarsızlaştırmak için her devirde uğraşmışlar, ağır iftiralara tabi tutmuşlardır. Bugün de bazı kesimler aynı şekilde çirkin faaliyetlerine devam etmektedirler.

Bu şer odaklarının amacı; Allah(cc)'ın veli kulları ile Müslümanların bağını kopararak İslam'ın temel prensiplerinden uzaklaştırmak bir nevi dinsizleştirmektir.

İmam-ı Rabbani(ks) Hazretleri Nakşi Tarikatı "Silsile-i Aliyyenin" yirmi üçüncüsüdür.  Büyük bir Mürşit-i Kamil olmanın yanında büyük bir mücadele adamıdır.      O'nun en büyük mücadelesi İslam dinini bozmak ve yerine yeni sapık bir din oluşturmak isteyenlerle olmuştur. Bu sapık adamların etkisinde kalıp yeni bir din oluşturmaya kalkan zamanın Sultanı Selim Cihangir Han tarafından zindana attırılmış üç yıl zindanda kalmıştır.

İmam-ı Rabbani(ks) Hazretleri zindanda bile mücadeleden bir an geri durmamış Müslümanların zayıf düştüğü, küfrün, sapıklığın, zulmetin, felsefecilerin ve sapık kimselerin her tarafı kapladığı bir zamanda Müslümanların iman ve itikadını korumasına vesile olduğu gibi binlerce kâfir bu büyük zatın tesiriyle Müslüman olmuştur.

Ehli Sünnet itikadının yaşamasında büyük payı vardır. İslam'ın iman esaslarına din düşmanları tarafından sokulmak istenen her türlü sapık düşünceye karşı yazdığı mektuplar ve kitaplarda ikna edici açıklamalar yapmıştır. Günümüzde de mektuplarının toplandığı "Mektubat-ı Şerif" adlı kitap Müslümanlara yol gösterici olmaktadır. Ömrünün son anına kadar ilim öğretmiş, talebe yetiştirmiştir.

O devirde İmam-ı Rabbani Hazretlerinin İslam Dinine yaptığı büyük hizmetlerini; sağlam ikna edici delillerle sapık fikirlerinin bertaraf edildiğini; Ehli Sünnet itikadının yayıldığını gören bazı sapıklar nasıl aşağılık iftiralara kalkıştılarsa onların artığı günümüz Ehli Sünnet ve tasavvuf düşmanları da saldırılarına devam etmektedirler.

Şunu unutmayın! Bir kişi İmam Buhari(ks) Hazretlerini kötülüyorsa Hadis ve Sünnet düşmanıdır; İmam-ı Azam Ebu Hanife(ks) Hazretlerini kötülüyorsa mezhepsizdir; İmam-ı Rabbani(ks) Hazretlerini kötülüyorsa tasavvuf ve tarikat düşmanıdır.

İmam- Rabbani(ks) Mektubat 1/ m.234'te; "Kıymetli oğlum! Bu zaman öyle bir zaman ki, geçmiş ümmetlerde böyle zulmetlerle dolu olan bir zamanda, dinin ihyası ve tecdidi için ülü'l-azm bir peygamber gönderildi. Peygamberi son peygamber olan ve ümmetlerin en hayırlısı bulunan bu ümmetin âlimlerine İsrail oğullarının peygamberlerinin rütbesi verilmiştir. Peygamberlerin varlığı yerine âlimlerin varlığı ile iktifâ edilmiştir. Bu sebepledir ki her yüz senenin başında dinin ihyası için ümmetin âlimlerinden bir müceddid gelmesi kesinleşmiştir. Hususiyle de bin sene geçtikten sonra…Zira geçmiş ümmetlerde, bin seneden sonra her hangi bir peygamberle iktifâ edilmeyip ülü'l-azm peygamberlerden bir peygamber gönderilmiştir. Bu vakitte, geçmiş ümmetlerdeki ülü'l-azm peygamberlerden bir peygamberin yerine kâim olacak, âlim, ârif ve mârifeti tam müceddidin olması lâzımdır" buyurarak iyi anlaşılması gereken önemli bir husus üzerinde durmuştur.

Şunu da hususiyetle belirtmek istiyorum. "Ümmetimin âlimleri İsrailoğullarının peygamberleri gibidir" Hadis-i Şerifinde, Peygamber Efendimiz(sav)'den sonra başka peygamber gelmeyeceği için, bu vazifeyi yerine getirecek her asırda büyük âlimler geleceği buyurulduğu İslam âlimleri tarafından açıklanmıştır.

Makamı ne kadar yüksek olursa olsun hiçbir evliya makam olarak peygamberlere yetişemeyeceği gibi ehli sünnete göre Eshab-ı Kiram efendilerimize de yetişemez.

16 Eylül 1959 yılında ahirete irtihal eden Nakşi Tarikatı Silsile-i Aliyyenin otuz üçüncü Mürşit-i Kamili Süleyman Hilmi Tunahan(ks) Hazretleri de İmam-ı Rabbani(ks) Hazretleri gibi büyük bir mücadele adamı olup ömrünün son anına kadar zorluklar içinde mücadele etmiş ve talebe yetiştirmiştir. Bugünde O'nun mücadelesi evlatları tarafından sürdürülmektedir.

Mürşit-i Kamillerin en dikkat çekici özelliklerinden biri de ömürlerini mücadele içerisinde ilim öğreterek geçirmeleridir. Ayrıca, bu büyük insanların mücadelesinde "Ehli Sünnet Vel Cemaat" itikadının yaşatılmasının önceliği ve önemini görmekteyiz. Çünkü, her dönemde "Ehli Sünnet Vel Cemaat" itikadını bozmaya dönük faaliyetler eksik olmamıştır.

Bu şer faaliyetlere karşı bugün de mücadele verilmekte olup kıyamete kadar devam edeceğinden kimsenin şüphesi olmasın; esas olan, bu mücadelenin karşısında değil, yanında olabilmektir. En azından yanında olamıyorsak bile karşısında olmayalım!

Benim samimi tavsiyem; mürşidim, şeyhim diye ortaya çıkan ne olduğu belirsiz emperyalist projelerin ortaya sürdüğü şarlatanlara bakıp bu büyük zatlar hakkında ileri geri konuşmaktan kendimizi sakındıralım!

-Bir gün gerçeklerle yüz yüze kaldığımızda pişmanlığın faydasının olmayacağını şimdiden düşünelim!

Tüm Mürşit-i Kamil Efendilerimizi rahmet ve hürmetle yad ediyor; Allah(cc)'tan öbür dünyada arkadaşlıklarını niyaz ediyorum.



Haberi Yorumlayın:

0 yorum yapıldı.