Recent Comments

​HALKIN DERDİ NEDİR?


Zaman zaman çeşitli kanallarında halk ile yapılan röportajları izlerim.

Bu röportajların bir kısmı gerçeği yansıtmasa da toplumun içinde bulunduğu genel durumu ortaya koyduğunu da yok sayamayız.

Ayrıca, değerlendirme yaparken sadece medyanın verilerini değil, kendi gözlemlerimi ve anket şirketlerinin verilerini de dikkate alıyorum.

Bu yazımı dile getirmemin nedeni de halkın içinde bulunduğu dünyevi sıkıntıları ortaya koymak değil; dünya sıkıntılarının insanımıza ahiret sıkıntılarını unutturduğuna dikkat çekmek içindir.

Elbette ki, istesek de istemese de dünyada yaşanan bir takım sıkıntılar her insanı etkiler ve bu etki insanın maneviyatına da zarar verebilir.

Bu zarar dünyevi zararlara benzemez ve sonuçları itibariyle telafisi mümkün olmayan zararlara kesinlikle yol açar.

Şöyle birkaç dakika tefekküre dalıp neyi dert ettiğimizi veya neleri es geçtiğimizi bir bir ortaya koyalım.

Yanlış anlaşılmasın, 2022 yılında yaşanan ekonomik sıkıntıları yok saymak ve bu sıkıntılara mazeret üretmek gibi bir niyetim olmadığı gibi böyle bir dert içinde de değilim.

Derdim büyük ve bu derdimi dile getirmek için aynı minval üzerine Allah(cc) rızası için karınca kararınca bir şeyler yazmaya çalışıyorum.

Bunun içinde halkın derdinin ne olduğu ile ilgili yapılan anket çalışmalarına, bazı kanallarda halk ile yapılan röportajlara bakıyorum.

Şimdi soruyorum:

-Halkın derdi nedir?

Bu sorunun cevabı hepimizin bildiği gibi geçim derdi, hayat pahalılığı, işsizlik, adalet vs.

Anket sonuçlarında da ağırlıklı olarak bu sıralama ağırlıklı olarak görülmektedir.

Yani, ağırlıklı olarak derdimiz dünya!

Dert dünya olunca dertler biteceği yerde kat kat artıyor ve yeni dertler yakamızı bırakmıyor.    

Yunus Emre Hazretleri, "Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olurmuş" diyor.

Gerçekten öyle, dünyanın derdi bitmiyor; hele hele dünyanın geçici heveslerini,  makamı, mülkü dert edinenlerin derdi hiç bitmiyor ve insan kısa ömrünü sıkıntı ve pişmanlıklar içerisinde tamamlayıp gidiyor.

 Yine Yunus Emre Hazretleri ne güzelde anlatıyor "Bu dünyaya inanma, vefasın bulam sanma/ Ömrün veren ziyana, çoğu pişman içinde."

 Bir derdim var mı, diye kendinize sorunuz

Eğer derdiniz; çoluk çocuk, karı koca, mal, mülk, makam, şan şöhret ise inanın hayatta huzur yüzü göremezsiniz.

Çünkü, nefis ve şeytan yakanızı bırakmayacak daha fazlasını istetecek ve siz o hırs hastalığı içinde sıkıntı çekecek, bir çok insanı kıracak hakkına gireceksiniz.

İnsan geriye dönüp baktığı zaman yaptıklarının yanlışlığını fark edecek, pişmanlıklar yaşayacak; ancak, pişmanlıkları, kırdığı kalpleri düzeltmek için zaman ve fırsatta bulamayacak, hesapları hesap gününe bırakmak zorunda kalacaktır.

Onun için üç günlük dünya sıkıntılarını dert etmek yerine ebedi dünyanın dertlerini dert edinelim.

 Hepimizin derdi; dinimizin öğrenilmesi, öğretilmesi, yayılması ve yaşatılması; ülkemizin her alanda güçlenmesi, tüm insanlığın umudu olması, olmalıdır.

Böyle bir dert dertlerin dermanıdır. Bu dertler insanın bu dünyada huzur bulmasına öbür dünyada da kurtuluşuna vesile olur.  

 "Derman aradım derdime, derdim bana derman imiş" sözüyle Yunus Emre Hazretleri derdin dermanını deruni bir ifadeyle açıklamaktadır.

Aslında sözün ötesinde insan olmanın özünü anlatan bir sözdür. Kutsi bir derdi olmayan insan gerçek anlamda insan değildir.

 Bir mazlumun inlemesi, her gün çevremizde akan kanlar, ölen insanlar sizin içinizi acıtmıyor, üzmüyor, ilgilendirmiyor; dizilerden, pespaye yarışmalardan kendinizi alamıyorsanız, inanın sizin bir derdiniz yok, demektir.

 İman akla söz geçiremiyor vicdan ayaklar altındaysa, her türlü adaletsizliğe haklılık kılıfı bulunuyor, ahlaksızlar ahlaklı gibi görülüyorsa ve bunları görmüyor, göremiyor ve gaflet uykusundan uyanamıyorsanız, biliniz ki bir derdiniz yok, demektir.

 Gıybet etmenin büyük günah olduğunu emreden bir dinin mensupları olarak kolayca iftira atabiliyor, birçok insanın zarar görmesine sebep oluyor ve insanların acı çekmesi karşısında vicdanımız sızlamıyorsa bir derdimiz yok demektir.

 Bilmem ki neyi anlatsam

Her şey öyle karmaşık ki,

Anlatamıyorum

Bazen duygular bazen kelimeler

Kifayetsiz kalıyor her ne varsa

Dün olan bugünler ne olacağı belirsiz yarınlar

Sorgusuz sualsiz geçiveren yıllar

Bilmem ki, hangi birini anlatayım

Anlatamıyorum

 

 

 

Yorum Gönder

1 Yorumlar
* yapılan yorumlar denetlendikten sonra yayınlanmaktadır.
  1. Eleştirel düşünmek dinsizlik değildir. Siyasiler ilah değildir, dünya da kimse kalıcı değildir!
    O zaman nedendir bu korku?
    Konuşurken şöyle necip bir milletin evlatlarıyız şeklinde içi kofti cümleler kuran, şimdilerde okuduğunu dahi anlamakta zorlanan bir millet!
    Biliyorum okumayan bir millet olacak, lakin okuyanların hakkına girmiş olurum.

    Yazmışsınız Allah razı olsun!
    "Onun için üç günlük dünya sıkıntılarını dert etmek yerine ebedi dünyanın dertlerini dert edinelim."

    " Hepimizin derdi; dinimizin öğrenilmesi, öğretilmesi, yayılması ve yaşatılması; ülkemizin her alanda güçlenmesi, tüm insanlığın umudu olması, olmalıdır. "

    Bu iki yorumun ilki bana diyanet işleri başkanini hatırlattı. Hani hutbeden sonra Mercedese binip giden, hani ikamet için yalı seçmekte zorlanan. Her ay gelen elektrik ve doğalgaz faturalari veya gitmiş oldugunuz markette değişen etiket fiyatları sizi endiselendirmiyor mu?
    Nedir bu rahatlık!

    Asgari ücret çalışan bir baba sadece 1 çocuğunu İstanbul'u geçtim herhangi bir Anadolu şehrinde okutmasi ne derece mümkün? Birileri çocuklarımı Amerikan kolejleri de de okutacak, yurt dışında eğitim aldıracak, hocalar da çıkacak dünya yalan ahiret gerçek diyecek öyle mi?

    2. si ise doğru bir tespit ama eksik peki nasıl ve kimden öğrenecek bu insanlar dinini?
    Daha kendi kişisel gelişimini tamamlayamamış, menfaat için isleyemeyecegi hiçbir cürüm olmayan din gorevlilerinden mi? Okumaktan kendini geliştirmekten ve yenilemekten aciz lakin siyasi tercihlerini her ne pahasına olursa olsun savunan kimselerden mi?

    İslam dinini en güzel şekilde dünyanın dört bir yanından anlatacak veya yaşayacak, nesiller arıyoruz değil mi? Aramayın kardeşim, siz o şansı adalete tecavüz edilirken kaybettiniz! Izlediniz, iftiralara bulundunuz, gıybet ettiniz, devlet dediniz, adalet mülkün temelidir suçu yoksa birşey olmaz dediniz, bizim düzenimiz yerinde aman boşver gitsin, dediniz!
    Çocuklarınızı i sahibi yapmak için insanlığınizdan ahlakinizdan ve bütün doğrularınizdan feragat ettiniz!

    Şimdi ne oldu her savcının bir çetesi ve çete üyesi polisleri var!
    Yargı adaleti para miktarına göre dagitmakta!
    Okullar da durum daha vahim lakin konuşan yok! Çok değil 6 yılda toplum ve nesil ne hale geldi.
    Ama buna da şükür Almanya Fransa Belçika bizim gibi mi? Orda adalet hak getire elin gavuru ne bilsin hakkı hukuku insan haklarından bile bihaber. Ekonomileri desen yerlerde millet aç aç. Tek dertleri dünya o yüzden Dünya kadar dertleri var değil mi? Nasıl iseniz öyle yönetilirsiniz! Bu günler kötü günler gelecek günlerden iyi günler...

    YanıtlaSil

...

Ad

E-posta *

Mesaj *

buttons=(Accept !) days=(20)

Bozkır Android Uygulamasını Telefonunuza indirin!!!
Accept !