Articles by "Baybağan"
Baybağan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

"Bugünkü yazımız Bozkırın pek tanınmayan tarihi şahsiyetlerinden biri olan Aşık Baybağanlı Kul Mustafa ve gündeme dair değerlendirmeler yapacağız.                

Baybağanlı Kul Mustafa ilçemize 12 km olan baybağan köyünde 1787 yılında doğan bir halk şairimizdir. Kul Mustafa'nın divanı günümüze ulaşamadığı için ancak şiirlerinin bir bölümünü biliyoruz. Şiirler tasavvufi bir tarzda yazılmıştır. Aşık Kul Mustafa ömrünün sonlarına doğru Nakşi tarikatına bağlanmasına rağmen, yanlış gördüğü uygulamaları taşlamaktan geri durmamıştır. Yine hayatının son zamanlarına doğru görme yetisini kaybettiğini de anlamaktayız. Tahminen 1858 yılında 90 yaşlarında köyünde vefat etmiştir. Kabri belirsiz haldedir. Bereketli ömründe pek çok memleket gezmiştir. Şiirlerinden birinin bir dörtlüğünü aşağıdadır                     

Hasretteyim ben sılaya varaman  / El uzadup gonca gülü diremen /Celalinden dost bahçasına giremen/Hidmetin ittiğim el bana düşman                                           

Kaynak: Ali IŞIK, Aşık Baybağanlı Kul Mustafa ve Ahmet Hadimi Efendi'nin Şehadeti Üzerine Ona Yaktığı Ağıt, Uluslararası Geçmişten Günümüze Bozkır Sempozyumu, Bir önemli hususta günümüzdeki şairlerinde aşağı yukarı aynı akıbette olması dikkat çekicidir. Ancak Bozkır için sevindirici gelişme Şair Durmuş Karakuş abimizin faaliyetlerinde desteklendiğini düşünüyorum. Kitapları toplumun her kesimine ulaşmaktadır. Sayesinde tabi belediye, kaymakamlık, STK' lar ve destekleyici desteğiyle Bozkırda ilk defa âşıklar ile ilgili bir program düzenlenmiştir. Bu desteklerin alınması sürecinde Karakuş'un on yıla varan tanıtım mücadelesi takdire şayan bir durumdur. Kul Mustafa kayboldu gitti ama en azından Durmuş Karakuş'un farkında insanlar. Bu tanınırlıkta aile, çevre, köy ve Bozkırlılık gibi duyguların da yardım ettiğini düşünmekteyim. Olayı sadece buna bağlamak emeğe ve sanata saygısızlık olur. Ama şu notu da düşelim: "Bozkırlı olmayan fikir ve sanat erbabını da gereken destek verilsin". Bu şekilde bu kişilerinde ilçeye hizmet şevki artacaktır.                                                                                                       
Gündeme dair: Bu haftaki gündeme dair Prof. Dr. Mustafa Öztürk meselesine dair yazmaya çalışacağım. Öztürk'ün sözlerine katılmak mümkün değil. Burada yazmak uzun olacağı için gerekli sözleri internetten dinleyebilirsiniz. Bu meselede iki sıkıntı var. Birincisi kaydın bir gizli yapılması ve bir bölümünün servis edilmesi Öztürk'ün etrafına dikkat etmesi gerektiğini gösterir. İkinci bir husus ise kaydın yapıldığını biliyorsa ve servisinden haberdar ise akla şu geliyor. Bakın ey taraftarlarım beni görüşümden dolayı eziyorlar bana sahip çıkın. Erol Mütercimlerin İHL camiasına hakareti de bu kapsamdadır. Yani "karşı mahalle" bu insanların düşüncesine biliyor "boş ver" deyip geçerlerdi zaten. Kendimde İHL'de çalışan bir insan olarak aman bu ilahiyatlarda ne hocalar var çocuğumuzu buralara göndermem diyen vatandaşlarımıza çağrımdır. Her ortamda "farklı" ve birilerine göre yanlış düşünen insanlar olacağını bilerek bunlardan korkmamak en azından bunlarla yaşamayı öğrenme mecburiyetini bilmek zorundayız. Âcizane tavsiyem ilahiyatları, İHL camiasını ve diğer tüm grupları toptanlaştırmak yerine öğrencilerimize araştırıp doğruyu bulmalarını öğütlemek lazım. İlahiyata göndermemek çözüm değildir. Öğrenci istiyorsa ve puanı yetiyorsa ilahiyatı okusun ve ülkesine hizmet etsin. Şahsım adına ileride yetişecek hayırlı insanlara katkım varsa ne mutlu bana…. 

Selam ve dua ile                                                                                                                                                            

Mustafa AK
Bozkır AİHL Tarih öğretmeni
[email protected]                                                                                                                                                              


Konya'nın Bozkır ilçesine bağlı Baybağan Mahallesindeki patates hasadı Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yerinde incelenerek görüntülendi. 

Baybağan Mahallesindeki patates patates hasadı incelenirken üreticilerede Konya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Daire Başkanlığı ekipleri tarafından bilgilendirmelerde de bulunuldu. 

Konya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Daire Başkanlığı ekipleri "Patates yetiştiriciliğinde hasat zamanı belirlenirken bitkinin genel durumuna bakılmaktadır. 
Yaprak ve saplar sararıp kurumaya başlar. 
Patatesin kabukları sertleşir ve yumrular bitkiden kolayca ayrılır. 
Kabuk tırnakla kolay soyulmaz ve yumrunun kesiti ıslak değil koyu görünümdedir.
Patates hasadı sırasında dikkat edilmesi gerekenler;
Elle hasat ediliyorsa yumruların kesilip zedelenmemesine özen gösterilmeli,
Toprakta yumru bırakılmamalı,
Toprak yaş olmamalı tavında söküm yapılmalıdır.

Patates Depolama Yöntemleri;
Mahzen veya Kilerler
Toprak Silolar
Volkanik Kaya Depolar
Modern Depolar
Patateslerin depolanması için hangi tip yapı kullanılırsa kullanılsın, emniyetli, verimli ve ekonomik patates deposu için, aşağıda belirtilen bazı özellikler yerine getirilmelidir.
Yapısal olarak sağlam olmalı,
Yeterli izolasyonu olmalı,
Dışarıdan su geçirmemeli,
İç kısımdan buhar geçirmemeli,
Uygun havalandırma yapılmalıdır" denildi. 
Konya İl Jandarma Komutanlığı ekipleri Bozkır ilçesinde çok sayıda hint keneviri ve kubar ele geçirdi.
Edinilen bilgiye göre, Bozkır ilçesi Baybağan Mahallesi Söğütcük Mevkisinde devriye gezen jandarma ekipleri F.U., M.K.G., ve M.C.'yi kenevir ekili tarlayı kontrol ettikleri sırada suçüstü yakaladı. Tarlada bin 126 kök kenevir bitkisi ele geçirildi.

Gözaltına alınan şüphelilerin sorgulamalarının ardından adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

​Konya'nın Bozkır ilçesine bağlı Baybağan mahallesinde gece saatlerinde çıkan yangın büyük korku yarattı.

Haberin Tüm Fotoğrafları!
Bozkır Baybağan mahallesinde Türkan Yiğit'e ait evde Elektrik Kontağından çıktığından tahmin edilen yangında büyük maddi zarar var. Olay sonrası Yiğit'e ait ev tamamen kullanılamaz hale geldi.

Edilen bilgilere göre Ev sahibi Yiğit'in İstanbul'da yakınlarında olmasından dolayı, olayda can kaybı yaşanmamıştır. 23.11.2016 Saat 04:00 civarında çıkan ve komşu evlere de sirayet eden yangın, Konya Büyükşehir Belediyesi Bozkır İtfaiye amirliği ekipleri tarafından sabah saat 10:00 gibi tamamen söndürüldü.  

​Eski alışkanlığının esiri olan Konya insanının kışlık hazırlığı için harıl harıl hesaplı gübresiz patates ve kışa dayanıklı soğan aradığını görünce akılma geliverdi. Maşallah bu yıl da bunların bolluğu var.
Bundan sanırım 50-55 sene kadar önce idi. O yıllarda Konya ve civarında en verimli en lezzetli Anadolu köylüsüne en uygun bir ekecek ve kış yiyeceği idi, "Baybağan patatesi"… Bu isimle ün yapmış tohum ve kışlık patates.

Ben 1950'li yıllarda köyümüzde ilk defa patates ile adını duyduğum Baybağan'ın ya bir şehir ya da yabancı bir ülkenin şehri olduğunu filan zannediyordum. Oysa bu Baybağan güzel Bozkır ilçemizin bir köyü imiş. Acaba diyorum bu köylerin gurbetçi çalışkan insanları bu verimli patates tohumlarını çalışmak için gittikleri Ege yöresinden filan mı getirmişlerdi diye merak ediyorum.
Bu patatesi ekip yetiştirip Konya'da satışa sunduk mu alıcı sorardı "patates nerenin?" Gilisıra'nın Botsa'nın veya bir başka kırsal dağ köyünün ismi söylenirdi. "Ya anası yani tohumun ırkı nedir?" diye üstelenirse, "Gardaşım ırkını mırkını bilmem halis muhlis Baybağan petetisi bu (böyle derdi köylüler bazıları da gumpir derdi) alırsan al, almazsan başımı ağrıtma."

Yani satıcı malından emin satılamayacak korkusu yok. Adı dillere destan bu güzel Bozkırımızın Baybağan köyü patatesi ile ünlü. Yıllar ne çabuk geçti bilmem bu ün ve nam birden kayboldu buna başkaları sahip çıktı ve yok Ödemiş, yok İnlice, yok Bolu patatesleri derken bu Baybağan patatesi namını yitirdi. Sonraları bir süre Konya'da Bolu patatesi bir süre Nevşehir patatesi hüküm sürdü. Son yıllarda ülkemiz idarecileri tarıma üst düzey değer vererek barajlar göletler yaptı çok yerde. Bilhassa kırsal suyu kıt yerlerde damlama sulamaya geçildi. Ancak bu durum eğitimi olmayan köylülerin suyu patates ve soğan gibi sebzelere bol verince bir de hiç sebze ekilmeyen tarlalara ekilince toprağın buna hevesli oluşu ürünlerin devasa büyümesine bu durumun hem kışa dayanıklılığını hem de içlerinin boş oluşunu dolayısı ile lezzetini de kaçırdı.
Şimdi ise yok organik patates, yok Botsa patatesi, yok Hatunsaray, yok Eksila, yok İnlice derken her tarafın metaı ünleniverdi. Hadi şu İnlice'yi biliyoruz. Yıllardır Konya'da ayrı bir yer edinmiş güzel bir yetiştirici diğerlerinden 50-100 Krş daha fazlaya satılıyor. Yemesi pişmesi lezzeti güzel ama bunu istismar edenler de yok değil. Gidip bir başka yerden halden veya başka bir üreticiden alıp gelip pazarlarda çarşılarda hatta her köşede İnlice patatesi diye satışa sunuyor.
Geçenlerde bir kardeşimiz geldi yanıma büyük pazarlardan birinde. Şöyle gülüştürüyordu bu GDO'yu konu etmişken. Burak kardaşlık evden patates ısmarladılar iki çuval al diye şöyle birkaç arkadaşa sordum "gardaşım patatesiniz de fenni gübre var mı" birçoğu "yok abi asla bütün hayvan gübresi, organik gübre atarız" dedi. "Yahu organik ne?" dedim. "Bilmem öyle deyyorlar" diyordu. Onu bile bilmiyor adam ama aklın sıra adam kandırmayı iyi biliyor.
Bir başkasına yanaştım önünde 10-12- çuval patates var ona sordum usulca "gardaşım fenni var mı bu senin patateslerde?" "Olmaz mı ağabeyciğim olmaz mı yok diyenler hep yalan söyler vallana. Sağa bir şey deyimi?" "Deeee gardaşım, vallahi ağabey şimdi bizler bu gübreyi bir insan köküne atmayyoruz. Onun da zaten kökeninde var olmuş bizim atmamıza gerek yok, diğer her şeyimiz bütün ürünlerimiz gübreli gerisini sen bilin ister al istersen alma ağam" dedi.
Ben de "hay ağzını seveyim gardaşım hahh şöyle mert ol, yahu bu mübareği nasıl olsa alacağız sen ver bana üç çuval patates" dedim. Evden iki çuval ısmarlamışlardı hani gardaşlık. Ossun len Ismayıl adam doğru söyledi ya ona mükâfat olsun deyi bir çuval fazladan aldım anasını satayım deyiverdi.
Çok hoşuma gitti sohbet. Derken çaylar üst üste geldi ocaktan. O anda benim de aklıma 55 sene önceki köyde anamın ektiği patates geldi. Tarlalar güzden sürülüp hazırlanmış kışın açık hava oldukça hayvanların gübresi doldurulmuş tarlaya baharda bir daha bir daha sürülmüş tarla köpürüyor tohum at alacağını bol bol iste der gibi sahibine. Anacığım birkaç çeşit sebze ekti soğan karaca derken patates de ekecek amma tohum yok, yakınımızda bostan ekmekte olan bir komşu kadın anacığıma seslendi "Meryem oğlanı gönder de birkaç patates arttı onları vereyim de boş yeriniz varsa ekiver" dedi. Anam sevinçle beni gönderdi o elini öptüğüm rahmetli komşu yengenin yanına. Nasıl göndermesin belki de ekemiyecek tohum da yok, parada yok almaya. Baybağan'a patates tohumu almak için gidenler oldu köyden, ama biz ısmarlayamadık babam rahmetli İstanbul'da hastanede yatıyor. Komşumuzun verdiği patatesleri getirdim bir kabın içerisinde tam 15 tek patates. Anam merhum'e çok akıllı bilge işini bilen çalışkan bir Osmanlı kadını, hemen benim getirdiğim o patatesleri köklerini ayırarak her patatesi üçe beşe parçalayıp 40-50 kök tohum yaptı ve tarlanın bir başından bir başına iki sıra normal birer ara ile çukur açtı. Besmele çekerek her çukura birer parça patates koyup üzerlerini toprakla örttü. Bakımını nasıl yaptı pek hatırlamıyorum ama bostan bozum zamanında her açtığımız çukurdan yarım çuval patates oluyordu. Nasıl diyeyim patatesi eve merkeplerle çekmekten usandık yıldık. Bize o büyük boylu diye fazladan patatesleri veren yengenin kocaman tarlasından bizim patatesin üçte biri ürün kalkmadı desem doğrudur. O yenge geldi patatesleri sökerken anacığıma şunu dedi: Aferin gız Meyrem, Allah daha çok versin guzum Allah çocuklarının kısmetini bol verdi tabi senin de bilginin emeğinin payı çok bunda. Çünkü "emekte biter yemek" diye anacığımı taltif ediyordu. Bu yılda bol maşallah patates.
Allah hepsine gani gani rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar işte bir pazar çay ocağında dostlarla sohbet buydu. Sağlıcakla kalın hani o Baybağan patatesleri hani o lezzet diyelim.

Nerede O Baybağan Patatesi? - İsmail Detseli

Yıllar önce gittiği Almanya'da vefat eden gurbetçi Ahmet Yiğit'in Türkiye'deki kardeşine ulaşan Alman yetkililer, morgda bekletilen cenazenin 2 bin 500 avroluk masraf ödenerek teslim alınmasını istedi.

Yıllar önce gittiği Almanya'da vefat eden gurbetçinin cenazesi, Konya Valiliğinin girişimi ile Türkiye'ye getirildi.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Konya'nın Bozkır ilçesinden 41 yıl önce Almanya'ya giden Ahmet Yiğit (73), 10 gün önce vefat etti. Yiğit'in Almanya'da herhangi bir yakını bulunmadığı için Türkiye'deki ağabeyi Mehmet Yiğit'e (75) ulaşan Alman yetkililer, morgda bekletilen cenazenin 2 bin 500 avroluk masraf ödenerek teslim alınmasını istedi.

Ekonomik durumu iyi olmayan, taş ocağından işçi emeklisi Mehmet Yiğit, istenen parayı temin edemeyince Konya Valiliğine başvurarak yardım istedi. Bunun üzerine harekete geçen Valilik yetkilileri, girişimler sonrası, morgda bekletilen Yiğit'in cenazesinin Türkiye'ye getirilmesini sağladı.

Gurbetçi Ahmet Yiğit'in cenazesi, memleketi Bozkır ilçesinin Baybağan Mahallesi'nde toprağa verildi.

Ağabey Mehmet Yiğit, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kardeşinin 41 yıl önce köyden ayrılarak Almanya'ya gittiğini söyledi.

O günden sonra kardeşinin memleketine bir kez geldiğini ifade eden Yiğit, şunları kaydetti:

"Kendisinden uzun süre haber alamadık. Bildiğimiz kadarıyla orada evlendi ama sonrasında ayrıldı. Vefat edince orada ailesi olmadığı için Almanya'dan bizimle irtibata geçtiler. Kardeşimin cenazesinin Türkiye'ye gelmesini biz de istedik ama talep edilen parayı ödeme gücümüz olmadığı için Konya Valiliğine başvurduk. Valimizden, Başbakanımızdan, Cumhurbaşkanımızdan ve devletimizden Allah razı olsun. Onlar olmasaydı kardeşimizin cenazesi ortada kalacaktı."

Sırıstat Haber Merkezi: Yakup Çetin

Haberin Tüm Fotoğrafları; 


Baybağan'lı Gurbetçinin cenazesine valilik sahip çıktı Haber Çekimlerihttp://url.yakupcetin.com/bozkir#yakupcetincom #Bozkır #Baybağan #Sögütçük #Konya
Posted by Yakup Çetin on 6 Haziran 2015 Cumartesi
Haberin Videosu;