Ali Dutal
         Korkunç darbe girişiminin arkasındaki gerçekleri göz ardı eden bazı kesimler; bir kısmı bilinçli bir kısmı bilinçsizce "İslami Cemaat" anlayışını FETÖ ile ilişkilendirerek toplumun "Ehli Sünnet İslami Cemaat"lere olan bakışını olumsuz yönde etkileme çabası içerisindedirler. Bu kesimler kimler:
         1-İslam'a uzak, İslami olan her şeye karşı olanlar,
         2-İslam'a uzak değil; ancak, araştırmayan, incelemeyen birilerinin söylemlerinden etkilenen kesimler; yani tuzağı göremeyenler.
         3-Tasavvufa, tarikata düşman; tasavvuf ve tarikat üzerinden ehli sünnet inancını bozmaya çalışan kesimler,
         Bu grupların içinde en tehlikelileri üçüncü grupta olanlar. Bunlar faaliyetlerini sistematik şekilde yürütmekte olup ikinci gruptakileri de etkilemektedirler. Maalesef, Müslüman kardeşlerim bilgi eksikliğinden kaynaklı üçüncü gruptaki şer odaklarının akla uygun gibi görünen şeytani tuzaklarını görememektedirler. Mesajımı iletmek istediğim kesim daha çok bu kardeşlerimdir. Aslında çok ayrıntılı bir konu olmakla birlikte burada iki husus üzerinde duracağım.
         1-Ehli Sünnet İslami Cemaatlerin F. Gülen'e Olan Bakışları:
         Türkiye'de faaliyetini sürdüren Ehli Sünnet İslami Cemaatlerin istisnasız tamamı F. Gülen'e  karşı her zaman mesafeli durmuşlar; iman ve itikadı noktada, özellikle "Dinler Arası Diyalog, Ilımlı İslam, Türkçe Olimpiyatlarında kız çocuklarına şarkı türkü söylettirilmesi…v.s" gibi görüş ve faaliyetlerinden kaygı duymuşlar, kabul etmemişler; mensuplarını bu tür İslam dışı anlayış ve faaliyetlerden uzak tutmaya çalışmışlardır.
         Ülkemizin kalburüstü iş adamları, siyasetçileri sanatçıları, sporcuları bu adamın gücünden faydalanmak için el öpme sırasına girerlerken Ehli Sünnet Cemaat ve Ehli Sünnet Hocalar bunların iman ve itikada zararlarına ilişkin ikazlarını hep yapmışlardır. Haklarını zayi etmeyelim; Nur Cemaati içerinde yer alan farklı gruplar da F. Gülen'e karşı tepkilerini ortaya koymuşlardır. Hepimizin bildiği gibi Cübbeli Ahmet Hoca, göstermiş olduğu tepkiden dolayı aşağılık iftiralara maruz kalarak bir yıl hapiste yatmıştır.
         Bazı kesimlerin malum çete üzerinden İslami Cemaatlere ilişkin olumsuz değerlendirmelerine rağmen devletimizi yöneten üst irade ayırt edici bir dil kullanmakta, İslami Cemaatlere yönelik incitici söz ve davranışlardan kaçınmaktadırlar. Malum çeteye "Cemaat" ifadesini bile kullanmaktan imtina etmekteler; doğrusu, hakkaniyete uyan da budur.   
         FETÖ yapılanmasına karşı en tutarlı, ilkesel duruşu ortaya koyan Ehli Sünnet Cemaatler ve Ehli Sünnet duyarlılığı olan Müslümanlardır. Hakkını teslim edelim bir de Devlet BAHÇELİ'dir.  
         Bu yapıya ilişkin suçlular aranıyorsa en suçlu kim bilmem; ancak, en suçsuz olanlar "Ehli Sünnet İslami Cemaat"lerdir.
         2-Ülkemizdeki Ehli Sünnet Cemaatler: 
    Toplumun büyük çoğunluğunun, ülkemizdeki cemaatler hakkında sağlıklı bir bilgiye sahip olmadıklarını düşünüyorum. Bu konu çok ayrıntılı ele alınması gereken bir konu olmakla birlikte yazımın okunabilirliği açısından kısaca üç başlık altında değerlendirme yapacağım:
    1-Nakşi ve Kadri tarikat temelli Ehli Sünnet Cemaatler,
    2-Şii ve Vahhabi öğretilerini rehber edinen yapılar,
    3-Derin güçlerin kurdurdukları kısa ve uzun vadeli kullandıkları yapılar,
Bunlardan kısaca bahsedelim:
    1-Nakşi Ve Kadri Tarikat Temelli Ehli Sünnet Cemaatler:
    Ülkemizde faaliyetini sürdüren cemaatlerin, faaliyet metotları farklılık gösterse de kahir ekseriyeti "Nakşi Tarikat Temelli Cemaatler" olup bunların kimler olduğu ve genel özellikleri şöyledir.
    Bu cemaatleri isimsel tanımlamaya tabi tutmadan son yüz yılda irşat vazifesini yerine getirmiş zatların isimlerini sayınca konu daha iyi anlaşılacaktır. Bu zatlar; Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri, Mahmut Ustaosmanoğlu Hazretleri, Muhammed Raşit Erol Hazretleri, Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri, Mehmet Zahid Kotku Hazretleri, Abdulhakim Arvasi Hazretleri ve bunların dışında Nakşi ve Kadri temelli hizmet veren adını sayamadığım daha bir çok Yahyalı Cemaati gibi cemaat ve Hoca Efendiler. Hz. Allah (cc) hepsinden razı olsun.
    Ülkemiz Müslümanları ve faaliyetini sürdüren İslami Cemaatlerin rejimi değiştirme gibi bir hedeflerinin olmadığı, devletimizin kurumları tarafından da bilinen bir gerçektir. Bunların tek derdi; İslam'ın öğrenilmesi, öğretilmesi ve yaşatılmasıdır. Bundan gayrısı, dünyanın malı, mülkü, makamı, şanı şöhreti hep angarya…
    Belli dönemlerde, kendilerine karşı yapılan baskı ve yıldırmalar karşısında dahi devletine hep saygıyla bakmışlar; kırılmalarına rağmen, kırıcı hal ve hareket içinde olmamışlar, dualarında; "devletin daim olmasına" her zaman yer vermişlerdir.
    Ülkemizde faaliyetini sürdüren Ehli Sünnet akidesine bağlı İslami Cemaatler, ülkemiz geleceğinin sigortalarıdır. Adının önüne İslami isimleri koyan örgütlerin, ülkemizde taban bulamamasının önündeki en önemli engel, bu İslami Cemaatlerdir. Ülkemiz insanı, bazı olumsuz algılardan kurtulup bu cemaatleri tanımaya çalışmalı ve inanıyorum ki tanıdıkça bakış açıları olumlu yönde değişecektir.
    Devletin, bazı kurumları ile bazı halk kesimlerinin endişelerini yersiz buluyorum. Müslümanların bu olgun ve kapsayıcı yapısı, ülkemizin huzuru ve geleceği için büyük şanstır. Buna, yürekten inanıyorum.
    Yüzde yüz değil; yüzde bir milyon garanti veriyorum; Ehli Sünnet bir cemaate mensup kişi asla ve asla devletine ve milletine karşı ihanet etmez, edemez. Böyle bir ihanet eşyanın tabiatına aykırıdır. Nasıl bal küpünden zehir sızmazsa, Ehli Sünnet Cemaat mensubu bir kişiden de devletine, milletine ihanet sızmaz. Eğer, böyle bir sızma olursa o kişi Ehli Sünnet dairesinden çıkmıştır, yani mürted olmuştur.
    Bundan kaynaklı ülkemiz üzerinde hesabı olan tüm düşmanların hedefinde Ehli Sünneti bozma planları vardır. Bunlar tasavvuf ve tarikatları kötü göstermeye çalışırlar.
    Ehli Sünnet inancın ülkemizde hayat bulmasında Ehli Sünnet Cemaatlerin çok büyük bir rolü vardır. Bu rolden kaynaklı asılsız mesnetsiz ve aşağılık iftiralara tabi tutulmaktadırlar. Hepimiz bu şer odaklarının aldatıcı söylemlerine karşı uyanık olmalıyız. 
    Tasavvuf ehli insanlara "Şeyhlerini peygamberden önde tutarlar; şeyhine dokununca cennete gireceklerini söylerler; şeyhlerini aracı olarak kullanarak şirke girerler…" diyerek, en aşağılık şekilde iftira ederler. Bunların tamamı külliyen yalan ve saçmadır.
    -Gayeleri Allah'ın şeraitini insanlara öğretme ve yaşatma olan tarikatlar; şeraitin aksi bir tutum ve davranışlarda bulunabilir mi?
    Asla ve asla şeraitin aksine bir tutum ve davranışlarda bulunamazlar, bulunan varsa; bunların kesinlikle tasavvuf ve tarikatla alakası yoktur. Bunlar istismarcı olup bunlardan da çok var ve bunlara karşı dikkatli olunmalıdır. Şunu her zaman aklınızda bulundurunuz:
    Tasavvuf ve tarikat istismarı içerisinde olan sözde cemaatlerin İslam'a uygun olmayan söz ve davranışları; sizi Ehli Sünnet Cemaatlere olan aşağılayıcı, incitici söz ve davranışlara yöneltmesin. Bu durum "GAYRETULLAH"a dokunabilir; "GAYRETULLAH"a dokunan söz ve halin sahibinin sonu kötü olur.
    2-Şii Ve Vahhabi Öğretilerini Rehber Edinen Yapılar;
    Bunların kim ve kimler olduğunu televizyonlarda sık sık görmekteyiz. Milletimiz bunların neye hizmet ettiklerini öğrenmeye başladılar. Bunların zararlı fikirlerine karşı başta devletimiz olmak üzere tüm Ehli Sünnet duyarlılığı olan kesimler gerekenleri yapmalıdırlar.
    İslam düşmanları, Müslümanları İslam'dan uzaklaştırmak için her türlü araç ile çaba harcarken; bu şer odakları da saptırmak için her türlü yola başvurmaktadırlar. Bunlardan kendimizi ve çocuklarımızı korumalıyız.
    3-Derin Güçlerin Kurdurdukları Kısa Ve Uzun Vadeli Kullandıkları Yapılar;
    Kısa vadelilerini 28 Şubat darbesinden önce gördük. O dönem bunları kullandılar ve sonra da işleri bitince attılar. Bunların düzmece olduğunu bu millet sonradan öğrendi; öğrendi ama, yine zararını Müslümanlar çekti. Uzun vadeli olanını da bu son darbede gördük. Bundan sonra da kullandıkları olacaktır. Ancak, asla ve asla Ehli Sünnet Cemaatleri hiçbir şekilde kullanamazlar.   Millet ve devlet olarak yapmamız gereken şey; Ehli Sünnete sahip çıkmak, bu temiz inancın bozulmaması için gerekenleri yapmak. Allah (cc) korusun, Ehli Sünnet inancı bozulursa bu ülkenin huzuru da düzeni de bozulur.
    Şu hususu da belirtmeden geçmeyeceğim.  Malum yapıya samimi İslami duygularla mensup olmuş Müslüman kardeşlerimi her zaman üst yapıdan ayrı tuttum. 2014 yılında yazdığım "Felaketin Eşiğinde Umudu Düşledim" adlı kitabımda Müslüman hassasiyetiyle, yapıyla olan ilişkilerine ilişkin samimi duygu ve düşüncelerimi ayrıntılı paylaştım; gerekli ikazlarımı yaptım. Bugün gelinen durum içimi acıtsa da bir Müslüman olarak üzerime düşeni yaptığımı düşünüyorum. Hz. Allah (cc) hepimizi kendisinin rızasına uygun olana yöneltsin, yardımını üzerimizden eksik etmesin.
Ali Dutal




     
    

Haberi Yorumlayın:

0 yorum yapıldı.