Geçtiğimiz sene yılın ahisi seçilen Ahi Osman KalayUstanın fotoğraflarından oluşan "Bozkır'ın Tahincisi, Türkiye'nin Ahisi" adlı fotoğraf sergisi Selçuklu Kongre Merkezi'nde sergileniyor. Fotoğrafçılar Hakan Bahçeci, Muzaffer Temel, Kerim Arı, Cengiz Teksoy'un çektiği fotoğraflardan oluşan sergi yoğun ilgi görüyor.

Aynı zamanda gazetemiz Yeni Haber'in köşe yazarlığını da yapan Hakan Bahçeci, "Bozkır'ın Tahincisi, Türkiye'nin Ahisi" ve 'Emeğin Öyküsü Bıçakçı Abdullah Usta' adlı foto-röportaj çalışması hakkında bilgi verdi.

Güzel fotoğraflara imza atan dörtlü, aynı zamanda Bıçakçı Ahi Abdullah Ustanın fotoğraflarından oluşan 'Emeğin Öyküsü Bıçakçı Abdullah Usta' adlı foto- röportaj çalışması da gerçekleştirdiler. Herkesi kendini ifade etme biçiminin farklı olduğunu söyleyen Fotoğrafçı Hakan Bahçeci, fotoğrafçılığı, makineyle öykü yazmak olarak tanımladı. Fotoğrafın görsel bir hikaye olduğunu ifade eden Bahçeci, "Şair şiir dizeleriyle, romancı anlattığı bir romanla, yönetmen çektiği bir sinema filmiyle, fotoğrafçı da kullandığı fotoğraf makinesiyle kendi öyküsünü, kendi anlatacağı hikayeyi ifade ediyor. Fotoğraf bu şekilde bir güce sahiptir" dedi.
'SUSAMIN TAHİN OLUNCAYA KADAR Kİ SERÜVENİNİ ANLATTIK'

Açtıkları sergide susamın tahin oluncaya kadarki serüvenini anlattıklarının bilgisini veren Bahçeci, "Ahi Evran'dan gelen bir gelenek olarak her yıl Türkiye'de yılın ahisi seçiliyor. Geçen yıl 2018 yılında ilk defa 31 yıl sonra Konya'dan bir ahi seçildi. O da Bozkırlı Osman Usta'dır. Bu insanlar el emeğiyle bir iş ortaya koyuyorlar. Bizim de amacımız fotoğrafın diliyle yılın ahisi seçilen kişi, "nasıl yılın ahisi oldu, ne iş yapıyor ve nasıl bu hale geldi" sorularının cevaplarını fotoğrafın diliyle anlatmak istedik. Bu şekilde hazırlanmış oldu. Tahinin ana maddesi susamdır. Başka bir şey katılmıyor. Eskiden su değirmenleriyle yapılan işlem günümüzde elektrikli değirmende yapılıyor ve fırında kavrulan susam daha sonra değirmene aktarılıyor. Değirmende öğütülerek tahin haline geliyor. Fırınlarda is yapmadığı için ardıç ağacı kullanılıyor. Ve onun kokusu tahine siniyor. Sonra tahin paketlenip ilgili yerlere ulaştırılıyor. Bu sergide de bu anlatılıyor. Osman amcanın ahi olmasındaki en önemli sebebi dükka- nına gelen müşterisine herhangi bir şey almasa bile mutlaka sıcak tahin ve çay ikram etmesidir" şeklinde konuştu.
'ONLARIN BİZE MİRASI KALSIN İSTEDİK'

Emeğin Öyküsü Bıçakçı Abdullah Usta çalışmasından bahseden Bahçeci, "Bu emeğin öyküsü bıçakçı Abdullah Usta foto röportajı bizim zihnimizde 3-4 yıl önce oluştu. Amacı da şuydu: El işiyle yapılan işler, bu emekler bir müddet sonra artık kalmayacak. Çünkü bu el emeğiyle çalışan eski sanatkarların çırağı artık yok. Bunlar gittikten sonra bu işler bir daha olmayacak. Hal böyle olunca, onların bize mirası kalsın istedik. Zaten fotoğraf çekiyorum hiç olmazsa onların fotoğrafları kalsın bir belge olsun diye düşündük. Bu şekilde yola çıkılmış oldu. Bu kitap yaklaşık 2 yılda hazırlandı. Çünkü foto röportaj bir nevi fotoğraf makinesiyle belgesel çekmek gibidir. Biz Abdullah Ustanın yanına defalarca gittik. İki yıl içerisinde her hafta gittiğimiz zamanlar oldu. Sonucunda oluşan fotoğraflar belli bir hikayeyi dizildi. Bizde bu şekilde acizane hikayesini yazmış olduk" ifadelerini kullandı.
'HER FOTOĞRAF SANATSAL BİR BOYUT ORTAYA ÇIKARMIYOR'

Her fotoğrafın sanatsal bir boyut ortaya çıkarmadığını vurgulayan Bahçeci, "Fotoğrafın iki kısmı var. Birincisi fotoğrafı sanatsal anlamda kullananlar, diğeri profesyonel anlamda kullananlar.

Günümüzde teknoloji ve cep telefonlarının çoğalmasıyla her anı fotoğraflamaya çalışan bir topluluk haline geldik. Her kalemi olan iyi yazı yazamaz. Her daktilosu olan iyi bir şair olamaz. Mutlaka bunun bir sanatsal yönü var. Makine sadece kayıt eden bir aygıttır. Asıl mesele o makineyi nasıl kullandığımızdır. Nereye çevirdiğimizdir. Anlatacağımız şeye makineyi nasıl çevireceğimizdir. Bugün neredeyse herkesin cebinde bir cep telefonu var ve her cep telefonu fotoğraf çekiyor. Ama her fotoğraf sanatsal bir sonuç ortaya çıkarmıyor.

Ben aynı zamanda KOMEK'te fotoğraf hocalığı da yapıyorum. Öğrencilerimiz de var. Onlara ısrarla söyledi ğimiz şey şu: Bir genç, bir birey, bir fert mutlaka sanatsal bir uğraşla meşgul olmalıdır. Çünkü sanat kişinin ruhi yönünü, manevi yönünü besleyen bir olgudur. Eğer görsel bir hafızanız görsel bir zekanız varsa resim, foto ğraf ya da bizim kadim kültürümüzde olan ebru gibi hat gibi sanatlara mutlaka yönelin diyorum" diye konuştu.

Fotoğrafçılığa merakı olan gençlere tavsiyelerde bulunan Bahçeci," Fotoğrafa gelince elbette ki kişiye bağlı olarak herkes fotoğraf çekebilir, sanatsal bir sonuca ulaşabilir ama bizim tavsiyemiz mutlaka bir temel eğitim alınmasıdır.

Nitekim fotoğraf makinesi, menüsü olan, çeşitli fonksiyonları olan bir aygıttır. En azından bunu kullanacak kadar bir temel eğitim alınmasında fayda var. Bu da tek başına yeterli değildir. Biz usta foto ğrafçılara bakt ığımız zaman atölyelere gittiklerini, bir dernekte bir gazetede bir sanatsal oluşumlarını görüyoruz. O yüzden mutlaka temel eğitimden sonra fotoğrafla ilgili derneklere, gruplara katılmalarını tavsiye ediyoruz" diyerek sözlerini noktaladı.

• SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ

Haberi Yorumlayın:

0 yorum yapıldı.