Bağımlı kişiliğe sahip çocukları okul başlamadan ayrılığa, bağımsızlığa yavaş yavaş alıştırmak gerekir. Hiç ayrılığa alışmamış çocuğa okul açılınca haydi tek başına okula demek çocukta büyük sıkıntılara neden olabilir. Onun için çocuğu ayrılığa alıştırılırken güvence verilmesi ve güveninde yerine getirilmesi gerekir.

Okul açılmadan önceki hafta seminer döneminde çocukla birlikte okul gezilebilir. Gezi sırasında öğretmeniyle tanışma, okuyacağı sınıfı görmenin yanı sıra çocuğa okul kuraları, sınıf kuralları, arkadaşlık ilişkileri hakkında bilgiler verilmelidir.

Okulla ilgili güzel şeyler anlatılmalıdır. Bu nasihat türünde olmamalıdır. Başka bir ifadeyle okula neden gitmesi gerektiği emredici ve ricacı bir dille değil de yumuşak bir dille anlatılmalıdır.

Çocuğa okul ve öğretmen hakkında doğru olmayan olumsuz şeyler anlatılmamalıdır. Başka bir ifadeyle çocuğun olumsuz davranışlarında okul ve öğretmen caydırıcı bir unsur olarak kullanılmamalıdır. "Yaramazlık yapan çocukları okula almıyorlar, yaramazlık yaparsan öğretmen seni sevmez…" gibi cümlelerden kaçınmak gerekir. Bu tür ifadeler çocuğun okul korkusuna neden olabilmektedir.

Okula hazırlık sürecinde çantanın ve beslenmenin hazırlanması eğlenceli bir şekilde ve çocuğa sorumluluk verilerek yapılmalıdır.

Okula sabah kahvaltısı yapılarak gidilmelidir. Sabah kahvaltısı aceleye getirilmeden hoş bir sohbet ortamında ailecek yapılmalıdır.

Bunların yanında;
Çocukların okul korkusuna saygı duyularak anlamaya çalışılmalıdır. Saygı duyulan ve anlaşıldığını hisseden çocuk iletişime daha açık olacaktır. Saygı duyulmayan ve anlaşılmayan çocukların şikâyetleri de savunması da artacaktır.
Çocuğun okul korkusuna, ayıplanmadan, eleştirilmeden ve başka çocuklarla kıyaslanmadan yaklaşılmalıdır.
Çocukların okul korkusuna dayalı olan şikâyetleriyle (karın ağrısı, mide bulantısı…) alay edilmeyeceği gibi bilgiçlikte taslanılmamalıdır. "Sen bütün bunlarını okula gitmemek için yapıyorsun!" biliyorum denmemelidir.
Çocuğun şikâyetleri ne kadar çok olursa olsun onu okula götürmek çözümün yarısıdır. Çocuğa okula gidersen asla "sana şunu alacağım, bunu alacağım…" denmemelidir. Sadece istenilen davranışları yaptıktan sonra küçük ödüller verilebilir.
Çocuğun evde kalış süresi uzadıkça okula dönüşü de o oranda güçleşeceği için çocuğa, okula gitmeme konusunda ödün verilmemelidir. Başka bir ifadeyle kararlı olunmalıdır. Çocuğun olur olmaz bahanelerle evde kalmasına izin verilmemelidir. Çünkü evde kalış süresi uzadıkça okula dönüş de bir o kadar güçleşecektir.
Dişi ağrıyan kişinin dişçiye gitmekten başka çaresi olmadığı gibi çocuğun da okula gitmekten başka çaresinin olmadığı yumuşak bir dille anlatılmalıdır. Nasıl dişi ağrıyan kimseye "gitmek istemiyor üstüne gitmeyelim, yatsın, dinlensin" denilmiyorsa okul korkusu şikâyetleri olan çocuğa da "gitmek istemiyor üstüne gitmeyelim, yatsın, dinlensin…" denilmemelidir. Çünkü çocuğu evde tutmak şikâyetleri azaltmayacağı gibi zaman daha da artıracaktır.
Çocuğun ilk günlerdeki şikâyetleri anne babasının okula gitme konusundaki kararlı ve tutarlı tutumu karşısında zamanla azalacaktır. Çocuğa asla, "Eğer okula gidersen sana şunu alacağım, bunu alacağım…" gibi rüşvetler teklif edilmemelidir. Sadece istenilen olumlu davranışları yaptıktan sonra uygun pekiştireçler verilebilir.
Çocuğun okul korkusunun temelinde ailevi bir sebep varsa çocukla olumlu iletişim kurularak sebepler birlikte değerlendirilmelidir.
Çocuğun okul korkusunun temelinde okulla ilgili bir problemi varsa öğretmeni ve okul idaresi ile işbirliği içinde olunmalıdır.
Bütün bunlara rağmen hala çocuğun okul korkusu devam ediyorsa okul rehber öğretmeninde yardım alınmalıdır.

Sonuç olarak okul korkusu olan çocuğa bağırıp çağırmadan, yalvarıp yakarmadan, okula gitmekten başka çaresi olmadığını anlatmanız ve bunu da davranışlarınızla, kararlı ve tutarlı bir şekilde göstermeniz yeterli olacaktır.






Haberi Yorumlayın:

0 yorum yapıldı.